Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

60 sonuç · “Caz

01
Kol

Sokoto Kādirî İcazet Ağı

Osman b. Fûdî ve Muhammed Bello çevresinde Kādirî icazet, eğitim ve ıslah etkisinin Sokoto coğrafyasındaki ağı.

02
İlişkili yol

Bedeviyye (Ahmediyye)

Ahmed el-Bedevî’nin Tantâ’daki irşad halkasından doğan, Abdül‘âl b. Fakih tarafından kurumsallaştırılan; Mısır’dan Suriye, Hicaz ve Osmanlı şehirlerine yayılan ana tasavvuf yolu.

03
İlişkili kol

Bekriyye

Mustafa Kemâleddin el-Bekrî'nin eser ve halifeleriyle Suriye, Mısır, Hicaz ve Kuzey Afrika'da büyüyen Şâbânî-Karabaşî hattı.

04
İlişkili kol

Beyyûmiyye

Ali el-Beyyûmî'nin çoklu icazetleri Bedevî usulü çevresinde birleştiren kolu.

05
İlişkili kol

Ervâdî–Gümüşhânevî Hattı

Hâlid el-Bağdâdî’den Ahmed el-Ervâdî’ye, ondan Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî’ye uzanan; hadis tedrisi, ilmî icâzet ve irşad hilâfetini birlikte taşıyan Nakşibendî-Hâlidî aktarım hattı.

06
İlişkili kol

Ma‘sûmiyye

İmâm-ı Rabbânî'nin oğlu Muhammed Ma‘sûm'a nispet edilen; Sirhind'den Afganistan, Orta Asya, Hicaz, Şam ve İstanbul'a geniş halife ağıyla yayılan Müceddidî kol.

07
İlişkili kol

Sayyâdiyye

Ahmed İzzeddin es-Sayyâdî'ye nispet edilen; Hicaz, Suriye, Mısır ve daha sonra İstanbul bağlantıları bulunan Rifâî kolu.

08
İlişkili kol

Semmâniyye

Halvetiyye-Bekriyye ana silsilesine bağlı; Kādirî, Şâzelî ve Nakşibendî icazetlerini de birleştiren çoklu nispetli yol.

09
İlişkili yol

Senûsiyye

Muhammed b. Ali es-Senûsî'nin çoklu tasavvuf icazetlerini sünnete bağlılık, eğitim, üretim ve Sahra zâviye ağı içinde birleştirdiği Kuzey Afrika irşad ve toplumsal dayanışma hareketi.

10
İlişkili kol

Şuaybiyye

XVII. yüzyılda Şemseddin Muhammed eş-Şuaybî el-Hicâzî'ye nispet edilen kol.

11
İlişkili kol

Yâfiiyye

Abdullah el-Yâfiî'nin Mekke merkezli, çoklu tasavvuf icazetli ve Kādirî menâkıb literatürüyle belirginleşen nispeti.

12
Şahsiyet

Abdülcelîl-i Bitlisî

Abdülcelîl-i Bitlisî (ö. 1160/1747), Bitlis’ten İstanbul’a gelen; Müştâkiyye silsilesinde Hacı Hasan-ı Şirvânî’nin, Zenbûriyye’nin Kādirî icazet hattında ise Şems-i Bitlisî’nin önünde yer alan Kādirî şeyhidir.

13
Şahsiyet

Abdüllatîf el-Câmî

Abdüllatîf el-Câmî (ö. 1555-56), Semerkant ve Buhara’dan İstanbul, Halep ve Hicaz’a uzanan seyahatleri; Kanûnî’ye Kübrevî zikir telkini ve Hazînî’ye verdiği nispetle XVI. yüzyılın hareketli irşad ağını temsil eder.

14
Şahsiyet

Abdürrahîm el-Mahbûb

Abdürrahîm el-Mahbûb, Muhammed b. Ali es-Senûsî’nin yakın çevresinde yetişen; Bingazi Zâviyesi’ni yöneten, Osmanlı merkeziyle temas kuran, Muhammed el-Mehdî’yi Hicaz’dan Câğbûb’a götüren ve eğitimine katılan Senûsî şeyhidir.

15
Şahsiyet

Abdürrahim Künhî Dede

Abdürrahim Künhî Dede (1183/1769–1247/1831), Yenikapı Mevlevîhânesi’nde yetişen; Hicaz Mevlevî âyini ve Anberefşan makamıyla klasik mûsikiye katkıda bulunan, kudümzenbaşılıktan dergâh meşihatına yükselen Mevlevî şeyhi ve şairdir.

16
Şahsiyet

Abdüssamed el-Câvî el-Pelimbânî

Abdüssamed el-Câvî el-Pelimbânî, Palembang ile Hicaz arasında kurduğu ilim ve irşad bağı; Gazzâlî'nin eserlerini Malayca yeniden işleyen Hidâyetü's-sâlikîn ve Seyrü's-sâlikîn'i; Semmânî evrâdı ve Nasîhatü'l-müslimîn'iyle XVIII. yüzyıl Güneydoğu Asya tasavvufunun başlıca müelliflerindendir.

17
Şahsiyet

Ahmed Avni Konuk

Ahmed Avni Konuk (1868–1938), Selânikli Mehmed Esad Dede’den Mesnevî icazeti alan; Mesnevî ve Fusûsu’l-hikem üzerine büyük Türkçe şerhler kaleme getiren, Hânende’yi hazırlayan, Mevlevî âyinleri besteleyen hukukçu ve müelliftir.

18
Şahsiyet

Ahmed b. Ukbe el-Hadramî

Ahmed b. Ukbe el-Hadramî (ö. 1489), Yemen’den Kahire’ye yerleşen, Şâzelî ve Kādirî icâzetlerini taşıyan ve Ahmed Zerrûk’un seyrüsülûkünde derin tesir bırakan şeyhtir.

19
Şahsiyet

Ahmed el-Ervâdî

Ervâd, Trablusşam, Dımaşk, Kahire ve İstanbul arasında tahsil ve irşad faaliyetinde bulunan Ahmed el-Ervâdî, Hâlid el-Bağdâdî’nin halifesi ve Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî’nin mürşididir. Hadis isnadı, ilmî icâzet ve tarikat hilâfetini aynı şahsiyette birleştirmiştir.

20
Şahsiyet

Ahmed Yekdest-i Cüryânî

Ahmed Yekdest-i Cüryânî (ö. 1707), Serhend’de Muhammed Ma‘sûm Sirhindî’den hilâfet alıp Mekke’de uzun yıllar irşad eden; Mehmed Emin Tokadî ve Abdürrahîm-i Buhârî üzerinden Müceddidiyye’nin Hicaz ve İstanbul bağlantısını kuran Nakşibendî şeyhidir.

21
Şahsiyet

Akşehirli Abdî Halife

Abdullah b. Hacı Mahmud, meşhur adıyla Abdî Halife (ö. 972/1564-65), Bahâeddinzâde’den icazet alarak Akşehir’de Bayramiyye’yi yayan, zâviye kuran ve risaleler kaleme alan şeyhtir.

22
Şahsiyet

Alâeddin Ali el-Kefevî

Alâeddin Ali el-Kefevî (ö. 970/1562-63), Sünbül Sinan’dan icazet alan; İstanbul’daki Alâeddin Dergâhı ile Kefe Kasımpaşa Zâviyesi’ni birbirine bağlayan Sünbülî-Halvetî şeyhidir.

23
Şahsiyet

Ali b. Ammâr el-Menzelî eş-Şuaybî

Ali b. Ammâr el-Menzelî eş-Şuaybî, XVIII. yüzyılda adına nispet edilen Menzeliyye koluyla tanınan Kādirî şeyhidir. Menzeliyye Cezayir ve Tunus’ta yayılmış, nispeti sonraki icazet hatlarıyla Batı Afrika’ya kadar taşınmıştır.

24
Sözlük

Zât postu

Bir silsilede mürşidin irşad emanetini temsil eden ana makam. Kaynak, çok sayıda icazetli halife bulunabilse de ana aktarım postunun tek olduğu görüşünü savunur.

25
Sözlük

Silsile

Tasavvuf terbiyesi, zikir telkini veya icazet bağını şeyhten şeyhe Hz. Peygamber'e ulaştıran mânevî aktarım zinciridir. Silsile yalnız kronolojik bir isim listesi değildir. Sohbet, sülûk, hilâfet, hırka, teberrük ve rivayet gibi farklı bağ türleri bulunabilir. Aynı şahsiyet birden çok zincirde yer alabildiği için her bağın türü ve dayandığı kaynak ayrıca gösterilmelidir.

26
Sözlük

Hırka-i İrâdet

Bir müridin şeyhe intisabını ve tarikat terbiyesine kabulünü gösteren, belirli bir merasimle giydirilen hırkadır. Hırka-i teberrükten farklı olarak yalnız sevgi ve bereket bağını değil, sülûk ve teslimiyet ilişkisini ifade eder. Hırka kaydı tek başına bağımsız irşad yetkisi anlamına gelmez. İcazet ve hilâfet ayrıca belgelenmelidir.

27
Sözlük

Âb

Su. Tasavvuf şiirinde marifet, ilâhî feyiz, hayat ve varlık için kullanılan bir mecazdır.

28
Sözlük

Âb-ı hayvân

Hayat suyu, ölümsüzlük suyu. Tasavvuf şiirinde mârifet, ilâhî aşk ve hakikat bilgisi için kullanılan bir mecazdır. Hızır ile İlyas’ın karanlıklar ülkesinde bu suyu bulduğu anlatısı çevresinde, gönlü dirilten irfanı ve mânevî hayatı temsil eder.

29
Sözlük

Âb-ı revân

Akan su; akarsu. Farsça tamlama, sözlükte hem gerçek hem mecazî anlamlarıyla kullanılır. Tasavvufî kullanımı Gönle peş peşe gelen ferahlık ve iç huzuru; insanın ezelî bağ ve irtibatından haberdar olması anlamında kullanılan bir tabirdir. Tasavvuf şiirinde akan su, süreklilik ve arınma çağrışımı taşır. Revân kelimesinin “ruh” anlamı sebebiyle tamlama, bağlama göre ruh ve hayat çağrışımı da kazanabilir.

30
Sözlük

Âb-ı rûy

Yüz suyu, onur ve itibar. Tasavvufî kullanımda sâlikin gönlüne gayb âleminden gelen ilham için de kullanılan bir mecazdır.

31
Sözlük

Âfitâb

Güneş. Tasavvuf şiirinde ilâhî nur, hakikat, sevgilinin yüzü ve varlığı aydınlatan tecelli için kullanılan mecaz.

32
Sözlük

Ahz-ı feyz

Feyiz almak. Bir mürid veya muhibbin velî ve mürşidin sohbetinden yararlanması; terbiye, edep, irfan ve mârifet kazanması anlamında kullanılır. Ayırım Ahz-ı feyz mânevî yararlanmayı, ahz-ı icâzet ise şeyhten hilâfet ve irşad izni almayı ifade eder.

33
Sözlük

Akıl

Mutasavvıflar ilâhî, ezeli ve ebedi gerçeklerin akıl yoluyla kavranamayacağını belirtir, nazari aklı reddeder ve Yeni Platonculugun etkisiyle keşf ve marifet anlayışlarıyla uyuşan farklı bir akıl anlayışı ileri sürerler. Tasavvuf dilinde insan aklına akl-ı cüzi ve akl-ı mecaz denir. Cüz'i akıl, söz ve işlerimizde bize delil olur Ama, Allah bahsinde değeri sıfır olur Mevlânâ Ikâl-ı akl-i cüz'iden halâs ol Efendi bâde-nüş-i bezm-i hâs ol Hudai 2. Hak ile bâtılı birbirinden ayırt etmeye yarayan nur. Rabbani latife, kalp (Gi 1:88, 95, 11:4; ct). Allah’a ibadete ve cennete girmeye vasıta olan düşünce, kulluk yapmaya alet olan fikir, ibadetin yolunu gösteren ışık. Aklın ulaştığı son nokta hayret, hayretin sonucu sekrdir, yani sâlik rububiyeti temaşa edince aklını kaybeder (SF, 336). Ben isterim akıldan hidâyet Akıl bana gösterir dalâlet Fuzüli Akılla yol alınmaz Akıl, erenlerin ayak bağıdır 0 eee Kalbe bak akla itibar etme Çünki aklın şiârıdır inkâr Ferid Kam Hak ile bâtılı birbirinden ayırt etmeye yarayan nur. Rabbani latife, kalp (Gi 1:88, 95, 11:4; ct). Allah’a ibadete ve cennete girmeye vasıta olan düşünce, kulluk yapmaya alet olan fikir, ibadetin yolunu gösteren ışık. Aklın ulaştığı son nokta hayret, hayretin sonucu sekrdir, yani sâlik rububiyeti temaşa edince aklını kaybeder (SF, 336). Ben isterim akıldan hidâyet Akıl bana gösterir dalâlet Fuzüli Akılla yol alınmaz Akıl, erenlerin ayak bağıdır 0 eee Kalbe bak akla itibar etme Çünki aklın şiârıdır inkâr Ferid Kam

34
Sözlük

Âmme

Halk, umum, ahali. tas. Yalnızca şeriatı bilen ve bunun dışın- EEE MMZ—ğ—ğ——...<,me><,. F2şŞ—jX)yjYXY)v2 ا An-1 daim Sih Te yu MEAN da başka bir şey bilmeyen, ulema-i rusum, yalnızca şekle ve dış görünüşe ilişkin özellikleri bilen süfiler. Tasavvuf yoluna ilişkin bilgi ve zevk sahibi olmayan şeriat âlimlerini bu konuda halktan farklı görmezler. Tasavvuf ehline ise hassa derler. Bkz. Havas, Avam. ar, (9 İç Anat. Zamanın en küçük Parçası. tas, a Hak ile zuhur hali (115). b Aşk. Ne mâziyim ne müstakbel, her ânın ânesiyim ben Yetürdüm benliği benlik bana Hak benliğindendir Niyazi Mısri سق fars. Cazibe, anlatılması imkânsız haz. Aşk. Sevgilinin boyu elif, kaşlan nan harfine benzetilir. İkisi bir araya gelince ân olur, Farsçada ân ‘o’ demektir; Arapçası hü'dur. Böylece âşık ve maşuk ortaya çıkar. Baktıkça hüsn ü ânına hayran olur âşıkların Geldikçe hicrin yâdına nâlân olur âşıkların Amma ne ân ki bâis-i cevr ola her zaman | Makbul olur gerçi güzellerde hüsn ü ân Şâhi Ana-bacı Şeyhin hanımı. Genellikle müritler şeyhlerine peder, ata, baba; şeyhin kansina da anne, valide hanım olarak bakar ve ondan ana, valide, ana-bacı diye söz ederler. Bu deyim daha çok Bektaşilikte kullanılır. Anâsır-ı çehargâne («8 صر جها ر Le) Dört unsur. Madde âleminin temel unsurları olan ateş, hava, toprak, su. tas. Süfiler nefsin dört mertebesini dört unsura benzetirler. Nefs-i emmâre ateşe, nefs-i levvâme havaya, nefs-i mülhime suya, nefs-i mutmainne toprağa benzetilir. Bunlardan her biri için on özellik belirlenmiştir ve böylece kırk sayısına ulaşılır. Tasavvuf ehlinin yaptığı birçok açıklama ve yorum dört unsur nazariyesine dayanır (sr). Nar u bad u âbu hâkin gel haber ver aslını Kim bunların her birini emre ferman eyleyen Niyazi Mısri

35
Sözlük

Aşk

Sevginin insanın bütün varlığını kuşatan en ileri derecesi. Tasavvuf dilinde aşk, sâliki benlik iddiasından çıkarıp sevgilinin iradesine yönelten güçlü muhabbeti; varlığın yaratılışındaki sevgi sırrını ve Hakk’a kavuşma arzusunu anlatır. Sevginin dereceleri Klasik kaynaklar sevginin hâllerini tek bir değişmez sıraya bağlamaz. Bununla birlikte şu kavramlar sıkça birlikte anılır: Meveddet Sevgi sebebiyle kalbin özlem ve bağlılık içinde bulunması. Hevâ Gönlün sevgiliye yönelmesi; denetlenmediğinde nefsânî arzu anlamı da taşır. Hillet Sevginin kalbin bütün katlarına işlemesi ve dostluk. Muhabbet Kötü huylardan arınıp sevgiliye lâyık olma çabası. Şağaf Kalbin zarına kadar ulaşan yakıcı sevgi. Garâm Ayrılmayan, sürekli ve bağlayıcı sevgi. Heyâm Âşığı kendinden geçiren sevgi taşkınlığı. Valeh Sevgilinin güzelliği karşısında hayret ve vecd. Hakikî ve mecazî aşk Hakikî aşk Hakk’a yönelen sevgidir. Mecazî aşk yaratılmış güzelliğe duyulan sevgiyi ifade eder. Sûfîler mecazî sevginin insanı hakikate taşıyabileceğini söylemekle birlikte, kişiyi bağımlılık, zulüm veya sorumsuzluğa götüren her tutkuyu mânevî aşk saymaz. Aşkın ateş, şarap, deniz ve delilik mecazlarıyla anlatılması onun dönüştürücü kuvvetini ifade eder. Ateş benliği yakar; şarap sıradan idrakin sınırlarını aşan vecdi; deniz ise sevginin kuşatıcılığını temsil eder. Bu ifadeler çoğunlukla şiirsel ve semboliktir. Aşk ve kulluk Tasavvufta aşk şeriatın ve ahlâkın yerine geçen sınırsız bir taşkınlık değildir. Sevginin doğruluğu sadakat, merhamet, hizmet, edep ve kul hakkına riayetle ölçülür. Âşık sevdiğini iddia etmekten çok, sevgisinin gerektirdiği güzel huyları taşımaya çalışır. Şeriat tarikat yoldur varana Hakikat mârifet andan içeru Mevlevî kullanım “Aşk olsun” Mevlevî çevrelerinde selâm, dua ve mânevî gayret temennisidir. Muhatap “Aşkın cemâl olsun”, ardından “Cemâlin nûr olsun” ve “Nûrun alâ nûr olsun” gibi karşılıklar verebilir. Buradaki aşk, kişisel romantik duygudan ziyade Hakk’a yöneliş ve hizmet neşesidir. Okuma notu Sevgi mertebelerinin adları ve sırası kaynaklara göre değişir. Madde bu farklı tasnifleri tek ve zorunlu bir psikoloji şeması gibi sunmaz.

36
Mekân

Belh

Belh · Afganistan · 546'da (1151) doğduğu şehir; sûfîmeşrep bir bilginler ailesine mensuptu. Moğol saldırısından çekinerek 616 (1219) sonlarına doğru buradan ayrıldı. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Veled : Bahâeddin Veled (1151-1231), Belh’in ilim ve vaaz geleneğini Horasan, Irak, Hicaz ve Anadolu güzergâhından Konya’ya taşıyan; Maârif’i, Burhâneddin Tirmizî’ye tesiri ve Mevlânâ’nın ilk hocası oluşuyla Mevlevî hafızanın kurucu halkalarından biri olan âlim ve mutasavvıftır.

37
Mekân

Bâkī-Billâh Hazîresi

Delhi · Hindistan · Delhi'de vefat edince, İmâm-ı Rabbânî'nin mürşidi Bâkī-Billâh'ın yanına defnedilmiştir. İlişkili kişi dosyası Ya‘kub Han : Ya‘kub Han, Kaşgar Emîri Ya‘kub Han’ın yeğeni; Buhara’dan İstanbul ve Delhi’ye uzanan hayatında Nakşibendî icazetini Şâbânî sohbetiyle birleştiren, eser ve mektupları bulunan XIX. yüzyıl şeyhidir.

38
Mekân

Merkez Efendi Mezarlığı

İstanbul · Türkiye · 6 Mart 1938'de vefatının ardından defnedildiği kabristan. Sâdık Vicdânî de aynı kabristandadır. İlişkili kişi dosyası Ahmed Avni Konuk : Ahmed Avni Konuk (1868–1938), Selânikli Mehmed Esad Dede’den Mesnevî icazeti alan; Mesnevî ve Fusûsu’l-hikem üzerine büyük Türkçe şerhler kaleme getiren, Hânende’yi hazırlayan, Mevlevî âyinleri besteleyen hukukçu ve müelliftir.

39
Mekân

Medine

Medine · Suudi Arabistan · Kariyerinin son görevi. 1141 Muharreminin yirmi sekizinci günü, ertesi yılın Muharremi başlangıç sayılmak üzere Hocazâde Seyyid Ömer Efendi'nin yerine Medine kadılığı verildi; 1142 Rebîülâhirinde bu görevdeyken vefat etti.

40
Mekân

Medine-i Münevvere

Medine · Suudi Arabistan · Sefîne'ye göre hac yolculuğunda iki ay halvete girdiği yer. İlişkili kişi dosyası Neccâr-zâde Mustafa Rıza Efendi : Neccâr-zâde Mustafa Rıza Efendi (1679-1746), Celvetiyye'de Mustafa Fenâyî'nin; Nakşibendiyye-Müceddidiyye'de Arap-zâde Muhammed İlmî'nin terbiyesinden geçti. Beşiktaş Mevlevîhânesi şeyhi Mehmed Memiş Efendi'den Mesnevî icazeti aldı; tekkesinde hafî Hatm-i Hâcegân ile Celvetî cehrî zikrini ve Mesnevî derslerini birlikte sürdürdü.

41
Mekân

Hasîrîzâde Dergâhı

İstanbul · Türkiye · İstanbul’daki en meşhur Sa‘dî dergâhlarından biri olan bu tekkenin son şeyhidir. 1880’den 1925’e kadar burada şeyhlik yapmış, Mesnevî, şemail, hadis ve dinî ilimleri okutmuş; II. Abdülhamid’in iradesiyle 1887’de yeniden inşa edilen binaların mimarlığını da kendisi üstlenmiştir.

42
Mekân

Derne Zâviyesi

Derne · Libya · Babası 1846'da hac için Hicaz'a giderken iki oğluyla birlikte ailesini buraya yerleştirmiştir; ilk çocukluk yılları Derne'nin dindar aileleri ve bedevî Araplar arasında geçmiştir. İlişkili kişi dosyası Muhammed Şerîf es-Senûsî : Muhammed Şerîf es-Senûsî (1845/46–1896), tarikatın kurucusu Muhammed b. Ali es-Senûsî'nin oğlu; ikinci postnişin Muhammed el-Mehdî'nin kardeşi ve üçüncü postnişin Ahmed Şerîf'in babasıdır.

43
Mekân

Kövenk (Köğenk)

Selefi Hacı Ömer Hüdâyî Baba’nın nisbesini aldığı ve kendisinin postta bulunduğu yer. Halifesi Hacı Mustafa Hayri Baba, icazetini aldığı karşılaşmayı anlatırken "Kövenk’e geldiğimizde, o vakitte Hacı Muhammed Baba vardı" der. Kaynakta yerin idarî bağlılığı belirtilmediği için şehir alanı boş bırakılmıştır.

44
Mekân

Abdullah ed-Dihlevî'nin zâviyesi

Delhi · Hindistan · Müridlerini yetiştirdiği ve günün belli saatlerinde hadis, fıkıh, tefsir ve tasavvuf dersleri okuttuğu zâviye. Anadolu, Suriye, Irak, Hicaz, Horasan ve Mâverâünnehir'den gelen ziyaretçilerin uğrağıydı; Kasım 1824'te burada vefat etmiştir.

45
Mekân

Emîr Sultan Türbesi ve Külliyesi

Bursa · Türkiye · Vefatında defnedildiği yer; rivayete göre kafileye rehberlik eden nurun söndüğü noktadır. Padişahların Bursa'ya geldiklerinde mutlaka ziyaret ettikleri türbe. İlişkili kişi dosyası Emîr Sultan : Emîr Sultan (ö. 833/1429 [?]), Buhara’dan Hicaz ve Irak üzerinden Anadolu’ya gelen, Bursa’ya yerleşen, Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun’la evlenen; Kübrevî irşad hattı, külliyesi ve menâkıbnâme mirasıyla erken Osmanlı dinî-toplumsal hayatında kalıcı iz bırakan sûfîdir.

46
Mekân

Lofça

Lovech · Bulgaristan · Tekke açtığı ve 1095/1683'te vefat ettiği şehir; nisbesi buradandır. Balkan dağlarının kuzey eteğinde, Filibe, Troyan ve Teteven'e komşudur. İlişkili kişi dosyası Ali Fâzıl Lofçavî : Ali Fâzıl Lofçavî (ö. 1095/1683-84), Debbâğ Ali er-Rûmî’den aldığı Ramazânî terbiyeyi Lofça’da temsil eden ve Ali Alâeddin Köstendilli’ye irşad icâzeti veren Rumeli şeyhidir.

47
Mekân

Belh

Belh · Afganistan · Horasan'daki doğum şehri; bütün servetini burada bırakıp yola çıktı. Riyâzetini bu şehirdeki Budizm'e bağlayan görüşün tutarsızlığı ortaya konmuştur. İlişkili kişi dosyası İbrâhim b. Edhem : İbrâhim b. Edhem (ö. 161/778 [?]), Belh’ten ayrılarak Şam ve Hicaz çevresinde zühd, helâl kazanç ve halka hizmet esaslı bir hayat süren ilk dönem sûfîlerindendir.

48
Makale

Seyyid Muhammed Nûru'l-Arabî'nin Hayat Haritası

1813 Mahalletü'l-Kübrâ'dan 1887 Ustrumca'ya uzanan eğitim ve irşad yolculuğu üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.

49
Makale

Bursalı Mehmed Tâhir'in Melâmî Tanıklığı

Yakın çevre bilgisi, bibliyografya ve menâkıbnâme dilini birlikte okumak üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.

50
Makale

Melâmîlikte Nokta Sembolü

Birlik, çokluk, yazı ve insan hakikati arasında kurulan yoğun mecaz üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.

51
Makale

Halvetiyye'den Şâbâniyye'ye Silsile

Şirvan, Erzincan, İstanbul, Bolu ve Kastamonu arasında ilerleyen eğitim zinciri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

52
Makale

Kastamonu'dan Üç Kıtaya Şâbâniyye

Anadolu, Balkanlar, Hicaz ve Afrika'ya uzanan halife ağları üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

53
Makale

Şâbâniyye'nin Edebiyat ve Musiki Hafızası

Nutuklar, divanlar, ilâhiler, bestekârlar ve hat eserleri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

54
Makale

Sühreverdiyye’nin teşekkülü: ribattan kurumsal irşad ağına

Ebü’n-Necîb’in mürid âdâbı ile Şihâbeddin Ömer’in Bağdat merkezli kurumsallaştırmasının birbirini nasıl tamamladığı.

55
Makale

Sühreverdiyye’nin Bağdat’tan Multan ve Şiraz’a yayılması

Bahâeddin Zekeriyyâ Multânî, Necîbüddin Buzguş ve bölgesel kollar üzerinden yolun coğrafi genişlemesi.

56
Makale

Şihâbeddin Ömer es-Sühreverdî’nin hayatı, eserleri ve kamu görevi

Sühreverdî’yi yalnız tekke şeyhi değil, âlim, vaiz, müellif ve diplomatik görevler üstlenen tarihî bir şahsiyet olarak ele alan dosya.

57
Makale

Tâc, Sikke ve Şemle: Tarikatlar Arası Farklar

Mevlevî, Rifâî, Nakşibendî, Celvetî ve Halvetî adlandırmaları. Derleme ve ana başvuru kaynakları ihtiyatla karşılaştırılarak hazırlanmıştır.

58
Makale

Nehrî Tekkesi: Medrese, Tekke ve Bölge

Mânevî eğitim ile sosyal ve siyasî tarihin kesişimi. Mehmet Saki Çakır'ın doktora tezinden hazırlanmış özgün editoryal dosya.

59
Makale

Hâlisiyye: Kerkük'ten Yukarı Fırat'a

Kadiriyye'nin bölgesel aktarım haritası. Tezin ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

60
Eser

SEBEPLERE SARILMADA SÛFİLERİN TUTUMLARI

Avârifü’l-Maârif · 19. bölüm · Sebeplere sarılma ve onları terketme hususunda sûfilerin halleri birbirinden farklıdır. İlâhî fetih ve keşfe mazhâr olanlar, belirli bir rızık kapısına bağlanmaz, sebeplere sarılma