Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

26 sonuç · “Şehade

01
Şahsiyet

Merhüm Muallim Hâfız Sırri Efendi

Sırri Efendi, iki defa siyasi cürm isnadıyla Yunaniler tarafından Milos'a teb'id edildi. Orada elim facialar, işkenceler te'siriyle, /1 97/ laranj it veremi ,, ... J J . ... ,J. oldu. Avdetinde tedavisine gayret edildiyse de, kar-ger-i tesir olamadı. (wl.) ._rA.; JS' .::.:,Jı )1 43 sırrı zuhura geldi. Nail-i rütbe-i şehadet oldu. Bu tarihde onsekiz yaşında…

02
Sözlük

Âlem

Kâinat; Allah dışında yaratılmış bütün varlıklar. Kelime ayrıca ortak bir niteliğe sahip varlıkların meydana getirdiği topluluk için kullanılır: insanlar âlemi, ruhlar âlemi ve hayvanlar âlemi gibi. Âlem, yaratıcısına işaret eden bir eser ve alâmet olarak açıklanır. Sanatın sanatkâra delâlet etmesi gibi, yaratılmışlar da onları var eden Hakk’ın kudretine delil sayılır. Tasavvufî çerçeve Tasavvuf metinlerinde âlem tek bir sınıflandırmayla ele alınmaz. Dünya ve âhiret; mülk ve melekût; şehâdet ve gayb; cismânî ve rûhânî; ulvî ve süflî gibi karşılıklı kavram çiftleri, varlığın farklı mertebelerini anlatır. Başlıca âlem tasnifleri Âlem-i ceberût İlâhî isim ve sıfatların, kudret ve mâna mertebesinin anlatıldığı âlem. Âlem-i melekût Şehâdet âlemi ile ceberût arasında düşünülen; ruhlar ve gayb ile ilişkilendirilen mertebe. Âlem-i mülk veya şehâdet Madde, zaman ve duyularla kavranan cisimler âlemi. Âlem-i hayal veya misal Maddî sûretlerle sırf mânevî hakikatler arasında bağ kuran ara mertebe. Âlem-i kebîr ve âlem-i sağîr Kâinat büyük âlem, insan küçük âlem kabul edilir. İnsan, maddî bedeni ve mânevî ruhuyla farklı varlık mertebelerini kendinde topladığı için iki âlem arasında bir berzah olarak görülür. Okuma notu Basılı kaynaklarda geçen âlem tasnifleri, bütün sûfîlerde değişmeyen tek bir kozmoloji değildir. Terimlerin kapsamı müellife ve tasavvuf ekolüne göre farklılaşabilir.

03
Sözlük

Avâik

şe) Gaileler, engeller, mânialar, amaca ulaşılmasını aksatan ve geciktiren şeyler. tas. Kalbin Allah’a yükselmesini ve ruhun O'na açılmasını enmm mm İş Şİ, ei İş tea Pr, Oe) 2 EŞ GA Avâlimü'-lübs

04
Sözlük

Avâlim-i seba

عو! لم سبعه) Yedi âlem. tas. Halvetilikteki yedi âlem: âlem-i şehadet, âlem-i misal, âlem-i ervah, âlem-i ceberüt, âlem-i lâhüt, âlem-i nâsüt, âlem-i hakikat. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için SME 35 kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir.

05
Sözlük

Berzah

Farklı iki ortam arasında yer alan ve bu iki ortama tamamen benzemediği gibi tam olarak onlardan farklı da olmayan ara ortam; iki şeyi birbirinden ayıran üçüncü şey, ara bölge. 2. Ölümle başlayıp kıyamete kadar süren zaman, bu zaman içinde ruhların bulunduğu mekân ve âlem, dünya ile ahiret arasındaki âlem (Mü'min Süresi, 100; Rahman Suresi, 20). Ölümle dünyadan ayrılan ruhlar berzah âlemine gittikleri gibi, uyku halinde bedenden ayrılan ruhlar da bu âleme giderler. 3. İki hal, iki sıfat, iki mertebe ve iki âlem arasında bulunan ara hale, sıfata, mertebeye ve âleme de berzah denir; örn. hayal, varlıkla yokluk ara- Bevn sında yer alan bir berzahtr, ne vardır ne de yok, ne malumdur ne de meçhul, ne | müsbettir ne de menfi veya hem vardır hem yoktur. 4. İnsanın hakikati ve mahiyeti de bir berzahtır. Hak ile halk arasında bulunur. Bir yönüyle Hakk’a, diğer yönüyle halka dönüktür veya insan bir yönden ruhlar âlemine, diğer yönden be- | den ve madde âlemine bağlıdır. Mülk ile meleküt, şehadet ile gayb âlemleri ara- | sında bulunur. Hem o, hem bu âlemin bazı özelliklerine sahip olduğu halde mutlak olarak ne o, ne de bu âlemdendir. Bütün berzahların aslı olan ilk taayyüne ve hazret-i vahidiyete berzah-ı câmi, berzah-ı evvel, berzah-ı azam gibi isimler verilir, Vahidiyet mutlak birlikle çokluk arasında bir berzahtır (KT). Ölümle başlayıp kıyamete kadar süren zaman, bu zaman içinde ruhların bulunduğu mekân ve âlem, dünya ile ahiret arasındaki âlem (Mü'min Süresi, 100; Rahman Suresi, 20). Ölümle dünyadan ayrılan ruhlar berzah âlemine gittikleri gibi, uyku halinde bedenden ayrılan ruhlar da bu âleme giderler. 3. İki hal, iki sıfat, iki mertebe ve iki âlem arasında bulunan ara hale, sıfata, mertebeye ve âleme de berzah denir; örn. hayal, varlıkla yokluk ara- Bevn sında yer alan bir berzahtr, ne vardır ne de yok, ne malumdur ne de meçhul, ne | müsbettir ne de menfi veya hem vardır hem yoktur. 4. İnsanın hakikati ve mahiyeti de bir berzahtır. Hak ile halk arasında bulunur. Bir yönüyle Hakk’a, diğer yönüyle halka dönüktür veya insan bir yönden ruhlar âlemine, diğer yönden be- | den ve madde âlemine bağlıdır. Mülk ile meleküt, şehadet ile gayb âlemleri ara- | sında bulunur. Hem o, hem bu âlemin bazı özelliklerine sahip olduğu halde mutlak olarak ne o, ne de bu âlemdendir. Bütün berzahların aslı olan ilk taayyüne ve hazret-i vahidiyete berzah-ı câmi, berzah-ı evvel, berzah-ı azam gibi isimler verilir, Vahidiyet mutlak birlikle çokluk arasında bir berzahtır (KT). İki hal, iki sıfat, iki mertebe ve iki âlem arasında bulunan ara hale, sıfata, mertebeye ve âleme de berzah denir; örn. hayal, varlıkla yokluk ara- Bevn sında yer alan bir berzahtr, ne vardır ne de yok, ne malumdur ne de meçhul, ne | müsbettir ne de menfi veya hem vardır hem yoktur. 4. İnsanın hakikati ve mahiyeti de bir berzahtır. Hak ile halk arasında bulunur. Bir yönüyle Hakk’a, diğer yönüyle halka dönüktür veya insan bir yönden ruhlar âlemine, diğer yönden be- | den ve madde âlemine bağlıdır. Mülk ile meleküt, şehadet ile gayb âlemleri ara- | sında bulunur. Hem o, hem bu âlemin bazı özelliklerine sahip olduğu halde mutlak olarak ne o, ne de bu âlemdendir. Bütün berzahların aslı olan ilk taayyüne ve hazret-i vahidiyete berzah-ı câmi, berzah-ı evvel, berzah-ı azam gibi isimler verilir, Vahidiyet mutlak birlikle çokluk arasında bir berzahtır (KT). İnsanın hakikati ve mahiyeti de bir berzahtır. Hak ile halk arasında bulunur. Bir yönüyle Hakk’a, diğer yönüyle halka dönüktür veya insan bir yönden ruhlar âlemine, diğer yönden be- | den ve madde âlemine bağlıdır. Mülk ile meleküt, şehadet ile gayb âlemleri ara- | sında bulunur. Hem o, hem bu âlemin bazı özelliklerine sahip olduğu halde mutlak olarak ne o, ne de bu âlemdendir. Bütün berzahların aslı olan ilk taayyüne ve hazret-i vahidiyete berzah-ı câmi, berzah-ı evvel, berzah-ı azam gibi isimler verilir, Vahidiyet mutlak birlikle çokluk arasında bir berzahtır (KT).

06
Sözlük

Ceberüt

(جبروت) Mülk ve melekat, diğer bir deyimle şehadet ve gayb, yani maddi ve manevi âlemlerin arasında bulunan orta âlem. Ceberüt âlemi, hem cismani âlemin hem de ruhani âlemin de bazı özelliklerine sahiptir. Bu bir berzah ve misal âlemidir (cr; TK 1:221).

07
Sözlük

Gayb erenler

غيب!> « نلر) Göze görünmeyen veliler, Ricalw’l-gayb, malü'-gayb. Üçler, yediler, kırklar, abdallar gibi bazı veliler vardır ki, gâibtirler; göze görünmezler, kısa zamanda uzun mesafeler katettiklerine inanılır. Bkz. Tayy-i mekân, Tayy-i zaman. Gayb— Şehadet (5 (غيب — شها د Allah'ın insan vasıtasıyla baktığı her âlem şehadet âlemidir. Vasıtasız baktığı âlem ise gayb âlemidir. Ahadiyet mertebesine de gayb âlemi denir. Şehadet âlemine şehadet-i vücudiye, gayb âlemine gayb-ı ademiye adı verilir. İnsan bu âlemden o âleme göçünce bu sefer ona göre o âlem şehâdet, bu âlem gayb âlemi haline gelir. Dünyevi âlemin fani olması ve büyük kıyamet işte bu haldir. “Allah gaybı ve şehadeti bilir”.

08
Sözlük

Haliye

ليه) +) Mutasavvıflardan bir zümre. Bunlar semâı, musikiyi ve raksı helal sayar. Bu gibi hususlar birtakım halleri celbetmek için aracı olarak kullanıhr; bu haller içinde coşar, kendilerinden geçerler (TK 1:400; im 430). Halk i ar. (55) x, Yaratmak; yaratılmak. 2. a Zaman ve mekân içinde yaratılmış olan maddi âlem, âlem-i halk, âlem-i mülk, âlem-i şehadet (rx 1:428). b Mahluk, yaratılan; insanlar, ahali, toplum.

09
Sözlük

Hayret

Şaşmak, şaşırmak. 2. tas. Kalbe gelen bir tecelli (vârit) sebebiyle sâlikin düşünemez ve muhakeme edemez hale gelmesi. Hayret ya delilde olur veya medlulde. Allah'ın varlığını ispatlayan delilde hayrete düşmek zindikhk ve mülhitliktir. Medlulü, yani delille varılan Hakk'ın tecellilerini temaşada hayrete düşmek sıddıklıktır (si 421). Hayzu'r-rical (4 1 (حايز 1, Erkeklerin hayzı. 2. tas. Sâlikin cezbeye kapılarak ve j Hazret-i ilmiye-i amaiye vecde gelerek kendinden geçmesi, bu yüzden hayız gören kadınlar gibi Allah'ın huzuruna çıkamaması, namaz kılamaması hali. Bazı mutasavvıflar kerametleri ve harikulade halleri de bir eksiklik olarak değerlendirir ve bu hallere de erlerin hayzı derler. Henüz irşat ehliyetini kazanamadığı için kendisine uyulmayan ve örnek alınmayan sâlikler de hayız halinde sayılır. İrşat ehliyetini kazandıkları zaman artık er olurlar.: Hazarât-ı hams (> (حضر ات 1. Beş mertebe, beş âlem. 2. tas. Varlığın beş genel ve tümel kategorisi: Mutlak gayb hazreti, a'yân-ı sâbite âlemi; mutlak şehadet hazreti, mülk âlemi; izafi gayb hazreti (bu da iki kısımdır: mutlak gaybe yakın olan kısım, yani ruhlar âlemi, mücerret nefsler ve akıllar âlemi; mutlak şehadet âlemine yakın olan kısım, yani misal âlemi, meleküt âlemi); dört âlemi içeren hazret, insan âlemi. Mülk âlemi, meleküt âleminin mazharı ve tecelligâhı, meleküt âlemi ceberüt âleminin mazharı ve tecelligâhı, ceberüt a'yân-ı sâbite âleminin mazharı ve tecelligâhı, o da ilâhî isimlerin ve vahdaniyet hazretinin tecelligâhı, bu da ahadiyet ve ahadiyet hazretlerinin tecelligâhıdır; böylece hazret ve âlem sayisi yedi olur (kı; cr). Beş hazrete tenezzulat-1 hams denir. Beş mertebe, beş âlem. 2. tas. Varlığın beş genel ve tümel kategorisi: Mutlak gayb hazreti, a'yân-ı sâbite âlemi; mutlak şehadet hazreti, mülk âlemi; izafi gayb hazreti (bu da iki kısımdır: mutlak gaybe yakın olan kısım, yani ruhlar âlemi, mücerret nefsler ve akıllar âlemi; mutlak şehadet âlemine yakın olan kısım, yani misal âlemi, meleküt âlemi); dört âlemi içeren hazret, insan âlemi. Mülk âlemi, meleküt âleminin mazharı ve tecelligâhı, meleküt âlemi ceberüt âleminin mazharı ve tecelligâhı, ceberüt a'yân-ı sâbite âleminin mazharı ve tecelligâhı, o da ilâhî isimlerin ve vahdaniyet hazretinin tecelligâhı, bu da ahadiyet ve ahadiyet hazretlerinin tecelligâhıdır; böylece hazret ve âlem sayisi yedi olur (kı; cr). Beş hazrete tenezzulat-1 hams denir.

10
Sözlük

Hikmet

a Felsefe. b Düşünme melekesinin itidal halinde olması. c Uygulamayla birlikte olan bilgi, tecrübeyle kazanılan doğru bilgi. 4 Hakka uygun düşen söz. e Söz ve davranıştaki isabet. Her şeyin en mükemmeli. g Olanı olduğu gibi bilmek. Hikmet Allah'ın bir ordusudur. O bununla evliyanın kalplerini güçlendirir. Tasavvufi şiirlere de hikmet denir. Ahmed Yesevi'nin Divân-ı hikmet'i Turfa dükkân-ı hikemdir bu kohen Tâk-ı Felek Ne ararsan bulunur derde devâdan gayri Ragıb Paşa Alem ki tamam-ı nüsha-i hikmettir Meânisini fehmeyleyene cennettir Nabi Hikmet-i camia Hakk'ı bilme ve ona uygun davranma; bâtılı bilme ve ondan sakinma; hikmet-i hassa da denir. Hikmet-i halide Ebedi hikmet, perennial philosophy. Bazı süfilerin savundukları ezeli-ebedi hikmet görüşü. Hikmet-i mantuka biha Söylenen hikmet, şer'i hükümler; şeriat ve tarikat hakkındaki bilgiler. Hikmet-i meçhule Gizli ve örtülü hakikatler. İnsanın kavrayamadığı hususlar. Hikmet-i meskute anha Söylenmeyen hikmet. Hakikatin sırları. Hikmet-i müteal Aşkın hikmet. Hilafetname Şeyhin halife tayin ettiği müridine verdiği belge; ehliyetname, şehadetname.

11
Sözlük

Mülk

Şehadet âlemi, maddi ve cismani âlem. Şeriatta seninki senin, benimki benim Tarikatte seninki senin, benimki de senin Hakikatte ne seninki senin, ne de benimki benim, hepsi Hakk'ın Mülk âlemi-Meleküt âlemi Zahir âlem mülk âlemi, bâtın âlem meleküt âlemidir,. Mülk-i yegânegi Birlik mülkü, ilâhî âlem. Mümidd-i himem (pot tee) Himmetleriyle imdada koşan. tas. Hz. Peygamber.

12
Sözlük

Segaf

+. Kalbin üzerini kaplayan ince zar, 2, tas, Aşk, sevda, Beş derecesi vardır: sevgilinin arzusunu Yerine getirme; içinde ondan başkasına yer vermeme; düşmanına düşman olma; dostuna dost olma; âşıkla maşuk arasındaki halleri giz- li tutma. Bkz. Aşk. Şehadet âlemi Bkz, Gayb~Sehadet. Şehit 5, ar. (شهيد) 1, Hak yolda Hak için Hak sevgisiyle can veren âşık, sevgilisinin tecelli ışığıyla hayata gözlerini yuman. “Bir kimse âşık olur da, iffet ve namusunu gizli tutup ölürse şehit olur”, Bunlara şehid-i Hak, şehid-i aşk denir; Râbia Adeviye ve Hallâc gibi, 2, Müşahede ehi ve suhud sahibi, Bunlar nerede olursa olsun ve hangi Surette tecelli ederse etsin her yerde ve her şekilde Hakk'ı müşahede ederler. Sehid-i ask olup feyz.i beka kesh eylemek hoştur Ne hâsıl bi-vefa dehrin hayat-ı mustedrindan Fuzali Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için İFH 149 kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir. 4 Şerbet ———————— ii Şerbe lin Şehka i. ar. (4445) Zeka, nara atmak. ir, ğ Şehr-Şâr i. fars. (شهر - شار) 1. Kent. 2. tas. Mutlak varlık, 5 Çalab'ın bir şâr yaratmış iki cihân arasında Bakıcak didâr görünür ol şârın kenâresinde : H. Bayram Iş bu vücut şehrine, her dem giresim gelir İçindeki sultanın yüzün göresim gelir Yünus Şehr-i tevhit Tevhit makamı.

13
Sözlük

Ezan

Farz namaz vaktinin girdiğini bildiren ve cemaati namaza çağıran belirli sözler. Müezzin tarafından okunur. Ezan tekbir, şehadet, namaza ve kurtuluşa çağrı cümlelerinden oluşur. Sabah ezanında “Namaz uykudan hayırlıdır” anlamındaki ifade eklenir. Tasavvufî yorumda ezan dış çağrının yanında kalbin gafletten uyanışına davet olarak da okunur.

14
Makale

Abdülkerîm el-Cîlî’de İnsan-ı Kâmil

Ayna, tecelli, Hakîkat-i Muhammediyye ve varlık mertebelerini hulûl diline düşmeden okumak

15
Eser

Sayfalar 4–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1

16
Eser

Sayfalar 10–15

Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel

17
Eser

Sayfalar 19–24

Muzaffer Ozak Külliyatı · çimleri dar, vakitleri dar, ömürleri acı bir zarar içinde geçer. Onlar, daha burada hamiym suyundan içer. Her ne ka dar zâhiren, yani dış görünüşleri itibariyle rahat ve huzur için

18
Eser

Sayfalar 21–28

Muzaffer Ozak Külliyatı · Evet, Hz. Musa aleyhisselâm sadrının şerholunmasını, işlerinin kolaylaştırılmasını, lisanındaki tutukluğun giderilmesini, sözünün daha iyi anlaşılmasını, ehlinden ve akrabasından b

19
Eser

Sayfalar 17–24

Muzaffer Ozak Külliyatı · Inned-diyne indallâh-il-islâm Al-i-Imran: 19 Allah katında makbul olan din, Islâmdır. Yüz suhuf, dört kitap, Hazret-i Adem'den beri gelen bütün Enbiyânın talimini ve neş'esini, kul

20
Eser

Sayfalar 25–30

Muzaffer Ozak Külliyatı · ner, bunlara sahip bulunanların mevki ve makamlarını, mal ve mülklerini yerinde, hak rizasına uygun ve kelimenin tam mânasıyla iyi kullanabilmeleridir. Bu bakımdan, gururluya karşı

21
Eser

Sayfalar 29–34

Muzaffer Ozak Külliyatı · Dikkat edilirse; evlât, ana ve babasına itaât edecek, hem de Hz. Ismail gibi boynunu verircesine, canını ortaya koyarak, itaât edecek. Fakat şart; Allah yolunda, Allah'ın emirlerin

22
Eser

Sayfalar 31–36

Muzaffer Ozak Külliyatı · «Liginanü Bidun ie selune şübelen je ejdalühu kavli lâ ilâhe illallah re ednahû imalati! con anit tariks rel hayau şübetün minel iyman. Lyman, yetmiş küsur şubedir. Bunun en efdali

23
Eser

Sayfalar 40–47

Muzaffer Ozak Külliyatı · mur etmiştir. Hâlet-i-ihtizardaki mü'mine, sağ tarafında cennetteki makamına nazar ettirir. Cennetteki makamını ve ona verilecek hurileri, sarayları, derecatı, hizmet ehli olan cen

24
Eser

Sayfalar 37–42

Muzaffer Ozak Külliyatı · birligine şehadet ederler, hakkı tesbih, tekbir ve tahmid eylerler. Sen de, hakkı birle! Hakkın varlıgına ve birligine şehadet et! Bu şehadetin aslâ boşa gitmez, hak da senin şehad

25
Eser

Sayfalar 41–48

Muzaffer Ozak Külliyatı · ETVAR-I-SEB'ADA OLAN ESMÂ-I-İLÂHİYYENİN RENKLERI Tevhidin nuru hava'i mavi Ism-i-celâlin nuru kırmızı İsm-i-Hû'nun nuru yeşil İsm-i-Hak'kın nuru beyaz Ism-i-Hay'yın nuru sarı İsm-i

26
Eser

Sayfalar 43–49

Muzaffer Ozak Külliyatı · larım için bina ettirdigim beytime nasıl girebiliyorsun?) O ânda, Hak celle ve alâ hazretleri kalbime rahmet nazarı ile nazar buyurarak, Arafat'ta zat-ı hakka ârif olduğum gibi Saf