ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
60 sonuç · “Âlî”
01Bû Aliyye
Tunus, Cezayir ve Mısır'da yayılan Bekkâiyye alt hattı.
Cemâliyye
Cemâliyye, Halvetiyye'nin dört ana gövdesinden biridir; nispet, silsile ve tarihî merkez bilgileri karşılaştırmalı kaynaklarla gösterilir.
Cemâliyye-i Uşşâkıyye
Uşşâkıyye içinde Cemâlî nispetiyle anılan şube.
Fergaliyye
Fergaliyye, Mısır Bedeviyye çevresinin tarihî kol listelerinde yer alır; günümüzdeki kurumsal devamı yerel ve güncel kayıtla ayrıca doğrulanmalıdır.
Hâlidiyye
Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’ye nispet edilen ve XIX. yüzyılda Osmanlı coğrafyasına yayılan kol.
Halîliyye
Geredeli Hacı Halil Efendi üzerinden Orta ve Batı Anadolu'da devam eden; mensuplarının kendilerini çoğunlukla doğrudan Halvetî-Şâbânî diye tanımladığı aktarım hattı.
Hâlisiyye
Hâlisiyye, Kadiriyye içinde tarihî silsile ve kurucu nispetiyle belirginleşen koldur.
Hilâliyye
Halep çevresinde gelişen Muhammed Hilâl nispetli Kādirî kol.
Kemâliyye
Kemâleddin el-Kisâlî'ye nispet edilen Hindistan kolu.
Kemâliyye-i Bekriyye
Kemâliyye-i Bekriyye, Halvetiyye'nin alt şubelerinden biridir; nispet, silsile ve tarihî merkez bilgileri karşılaştırmalı kaynaklarla gösterilir.
Keyyâliyye
İsmâil el-Meczûb el-Keyyâl'in Irak'tan Halep'e taşıdığı Rifâî hattı.
Âşûriyye
Sâlih Âşûr el-Mağribî'ye nispet edilen Desûkî kolu.
Ali Alâeddin Köstendilli
Ali Alâeddin Köstendilli (1053/1643–1143/1730), Ali Fâzıl Lofçavî’den hilâfet alan; Köstendil, Hacı Evhad ve Selâmî Ali tekkelerinde irşad eden; Nûreddin Cerrâhî ile Ahmed Raûfî’yi yetiştiren Halvetî-Ramazânî şeyhidir.
Ali b. Ammâr el-Menzelî eş-Şuaybî
Ali b. Ammâr el-Menzelî eş-Şuaybî, XVIII. yüzyılda adına nispet edilen Menzeliyye koluyla tanınan Kādirî şeyhidir. Menzeliyye Cezayir ve Tunus’ta yayılmış, nispeti sonraki icazet hatlarıyla Batı Afrika’ya kadar taşınmıştır.
Ali b. Hüseyin Zeynelâbidîn
Ali b. Hüseyin Zeynelâbidîn (38/659–94/712), Hz. Hüseyin’in oğlu; Kerbelâ’dan sağ çıkan, Medine’de hadis, fıkıh, ibadet ve gizli hizmet hayatıyla tanınan büyük tâbiî ve Ehl-i beyt büyüğüdür.
Ali b. Meymûn el-Mağribî
Ali b. Meymûn el-Mağribî (1450–1511), Mağrib’den Hicaz, Suriye, Lübnan ve Bursa’ya uzanan irşad ağıyla Şâzeliyye’nin Anadolu’daki ilk güçlü temaslarından birini kuran; zühd, sünnete bağlılık ve doğrudan terbiye anlayışıyla tanınan sûfî ve âlimdir.
Ali Behçet Efendi
Ali Behçet Efendi (1727–1822), Konya ve Afyonkarahisar’daki ilmî-Mevlevî terbiyesini Bursa’da aldığı Nakşibendî, Kâdirî, Kübrevî, Çiştî ve Şüttârî icâzetleriyle birleştiren; Üsküdar Selimiye Dergâhı’nda Nakşibendî-Müceddidî irşadı, Mesnevî ve Mektûbât dersleriyle tanınan şeyhtir.
Ali Dede Buhârî
Ali Dede Buhârî, XV. yüzyıl başlarında Emîr Sultan’ın yol arkadaşlarıyla Buhara’dan Hicaz üzerinden Bursa’ya gelen; İncirli Hamamı yakınında tekke kurup burada yaşayan ve Eşrefzâde Tekkesi çevresine defnedilen sûfîdir.
Ali el-Aclûnî
Ali el-Aclûnî (ö. 972 veya 973/1564-66), Aclûn’dan Osmanlı ülkesine gelerek Bursa’ya yerleşen; 1546’dan itibaren Ulu Cami imamlığı yapan, on kıraat bilgisi, uzlet hayatı ve Ebüssuûd Efendi’yle ilmî yazışmalarıyla tanınan Hanefî ve Kâdirî meşrep âlim-sûfîdir.
Ali el-Arabî Efendi
Ali el-Arabî Efendi (ö. 1008/1599-1600), Antakya’dan İstanbul’a gelerek Bostan Efendi’den mülâzemet alan; Saraybosna ve Hezargrad’da müftülük, İstanbul’da fetva mukabelesi ve Babadağ’da müderrislik yapan Hanefî fakih ve Osmanlı âlimidir.
Ali el-Havvâs el-Burullusî
Ali el-Havvâs el-Burullusî (ö. 939/1532), İbrâhim el-Metbûlî'nin irşad hattını Kahire'de sürdüren; şeriat–hakikat bütünlüğü, Muhammedî terbiye ve ümmî irfan anlayışı Şa‘rânî'nin eserleriyle günümüze ulaşan Mısırlı sûfîdir.
Ali er-Rızâ
Ali er-Rızâ (yak. 153/770 – 203/818), Medine'de ilim meclisi kurup yirmi yaşında fetva vermeye başlayan Ehl-i beyt âlimi; Halife Me'mûn tarafından istemeye istemeye veliaht ilân edilmiş, iki yıl sonra Tûs'ta âniden ölmüş ve gömüldüğü yer Meşhed adını almıştır.
Ali es-Sebtî
Ali es-Sebtî (ö. 1871), Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’nin halifesi olarak Palu’da medrese ve tekke düzenini birleştiren; Harput, Bingöl ve Doğu Anadolu’ya yayılan Hâlidî ağın başlıca kurucu şahsiyetidir.
Ali Fâzıl Lofçavî
Ali Fâzıl Lofçavî (ö. 1095/1683-84), Debbâğ Ali er-Rûmî’den aldığı Ramazânî terbiyeyi Lofça’da temsil eden ve Ali Alâeddin Köstendilli’ye irşad icâzeti veren Rumeli şeyhidir.
Me‘âlî
Hadis rivayetinde isnadı atalardan ve dedelerden başlayarak nakletme biçimi. Terim, aile içinden kuşaklar boyunca aktarılan rivayet zincirlerini ifade eder. Okuma notu Bu madde Meâric sûresiyle ilgili değildir; önceki OCR aktarımında sonraki sütunun başlığı açıklamaya eklenmişti.
âlî yıl
âlî yıl a. Yılm zaman dilimlerini (yıl, ay, gün v.b.) güneşin hareketine göre belirleyen ve yıhn ilk gününü mart başı olarak tespit eden takvim yılı.
avâlî
yijc) [Ar.] Hadis bilimin de, hadislerin benzerlerine göre daha kısa bir senedle rivayet edilmesi.
icmâlî iman
icmâlî iman a. İslâmî inanca göre, “kelime-i şehâdet” (bk. bu madde) ile “tevhit” (bk. bu madde) sözlerini dili ile söyleyip kalbi ile tasdik etme işi veya durumu.
Âlî
Yüce, yüksek ve şerefli. Allah’a nispet edildiğinde mutlak yüceliği bildiren sıfatlardan biri olarak kullanılır. Tasavvuf dilinde mânevî mertebe, himmet ve ahlâk yüceliğini anlatan tamlamalarda da yer alır.
Zenbilli Ali Efendi Mescidi, Mektebi ve Hazîresi
İstanbul · Türkiye · Zeyrek'te kendi yaptırdığı mescid ve mektebin hazîresinde medfundur. Tek kubbeli, kare planlı Ali Cemâlî Efendi Mektebi Zeyrek Yokuşu'nda 1523-1525 yılları arasında inşa edilmiştir. Oğlu Muhyiddin Mehmed Şah (Molla Çelebi) da mektebin bitişiğinde babasının kabri yanına defnedilmiştir.
Tûs
Meşhed · İran · Ebü'l-Kāsım el-Cürcânî'ye intisap için gittiği ve 477/1084'te vefat ettiği şehir; Sem'ânî kabrini defalarca ziyaret ettiğini kaydeder. Gazzâlî de buralıdır. İlişkili kişi dosyası Ebû Ali el-Fârmedî : Ebû Ali Fazl b. Muhammed el-Fârmedî (1010/11–1084), Kuşeyrî’nin öğrencisi, Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr ve Ebü’l-Kāsım el-Cürcânî çevrelerinden faydalanan; Yûsuf el-Hemedânî’nin mürşidi Horasanlı sûfîdir.
Malatya
Malatya · Türkiye · Hasan Visâlî Efendi'nin memleketi; Şeyh Feyzullah Efendi'ye burada intisap etmiş, sonraki yıllarda irşad için yine buraya gönderilmiştir. İlişkili kişi dosyası Şeyh Hasan-ı Visâli Efendi : Hasan Visâlî Efendi (1815–1902), Malatya’da Hacı Feyzullah Efendi’ye intisap eden; malını kaybettiği imtihan sonrasında hilâfetle Malatya, Trabzon, İstanbul ve Arnavutluk’a gönderilen Hâlidî şeyhidir.
Cerrahpaşa Camii
İstanbul · Türkiye · Sefîne, Kırımlı İbrâhim Efendi'nin bu camide vâizlik yaptığını kaydeder. Nüshada cami adının ilk hecesi silinmiş, “rahpaşa Camii vâizi idi” biçiminde kalmıştır. İlişkili kişi dosyası Kırımlı İbrâhim Efendi : Kırımlı İbrâhim Efendi (ö. 1632), Kutub İbrâhim adıyla tanınan; Nûreddinzâde Muslihuddin’in halifesi, Cerrahpaşa Camii vaizi ve Halvetî-Cemâlî silsilesinin etkili halkalarındandır.
Siroz
Serez · Yunanistan · Kaynak onu "Sirozlu Mustafa" diye tanıtır; Mısır'daki himaye çevresinden ayrıldıktan sonra da Siroz'a dönmüş ve orada vefat etmiştir. İlişkili kişi dosyası Lâihî Mustafa Çelebi : Sirozlu Lâihî Mustafa Çelebi (ö. 973/1565-66), Kahire'de Ahmed Hayâlî'nin yanında Gülşenî terbiyesini tamamlayan; üç dilde şiir yazan ve geniş bir mecmua derleyen sûfî müelliftir.
Tûbâ
Touba · Senegal · 1886'da Baol'da kurduğu ve 19 Temmuz 1927'de vefat edip defnedildiği yer. 1924'te burayı resmen tarikatın mânevî merkezi yapmak ve bir cami inşa ettirmek istemiş, ancak gerçekleştiremeden ölmüştür. İlişkili kişi dosyası Ahmedü Bamba : Ahmedü Bamba (1850–19 Temmuz 1927), Kādirî terbiyesi üzerinde Senegal Mürîdiyyesini kuran; ilim, zikir, hizmet ve üretimi dara sistemi içinde birleştiren Tûbâ merkezli irşadın pîridir.
Gölbaşı köyü
Gölbaşı (Toyran) · Türkiye · Kaynağın “Toyran kazâsına tâbi Gölbaşı adlı karye” diye kaydettiği doğum yeri. Tahsilini tamamladıktan sonra memleketine dönmüştür. İlişkili kişi dosyası Toyranlı Mehmed Efendi : Toyranlı Mehmed Efendi (ö. 1010/1601-02), Gölbaşı köyünden yetişip Sofyalı Bâlî Efendi’nin hizmetinde tarikat terbiyesini tamamlamış; İbrahim Paşa’nın yaptırdığı cami ve hânkāhta irşad yürütmüş Halvetî şeyhidir.
Delhi
Delhi · Hindistan · Esir alındıktan sonra getirilip mülhidlikle suçlanarak idam edildiği başşehir (10 Eylül 1659). İlişkili kişi dosyası Dârâ Şükûh : Dârâ Şükûh, Miyân Mîr ve Molla Şah çevresindeki Kādirî ilgisi, sûfî tabakat eserleri ve dinî gelenekleri karşılaştıran çalışmalarıyla XVII. yüzyıl Hindistan düşüncesinde dikkat çeker.
Kutluhan
Ankara · Türkiye · Sefîne-i Evliyâ'nın Hüsâmeddin-i Ankaravî'nin doğum yeri olarak kaydettiği, Ankara'ya yakın mahal. Metinde başka bir tarif verilmediği için konumu kesinleştirilememiştir. İlişkili kişi dosyası Hüsâmeddin-i Ankaravî : Hüsâmeddin-i Ankaravî, Ankara yakınındaki Kutluhan’da doğan; zâhirî ilimlerden sonra Ahmed-i Sârbân’ın terbiyesinde yetişen, Hamza Bâlî ve Hasan Kabâdûz’u yetiştiren Bayramî-Melâmî şeyhidir.
Abdal Mûsâ Tekkesi ve Türbesi, Tekkeköy
Antalya (Elmalı) · Türkiye · Evliya Çelebi'nin XVII. yüzyıl ortasında üç yüzden fazla mücerred dervişle gördüğü tekke; XVIII. yüzyıl sonlarından itibaren Girit Bektaşî şeyhleri burada yetişti. 1826'dan sonra Nakşîlere geçtiği tahmin edilir, 1911'de harabe hâlindeydi.
Cedîd Ali Paşa Mahallesi
Eyüp, İstanbul · Türkiye · Zekâi Dede 1240'ta (1824-25) İstanbul Eyüp'te Cedîd Ali Paşa mahallesinde doğdu. Babası mahalle camiinin imamı hâfız Süleyman Hikmetî Efendi, annesi Zînetî Hanım'dır. İlk eğitimini Lâlîzâde Seyyid Abdülbâki Efendi İbtidâî Mektebi'nde aldı, hıfzını amcası hâfız İbrahim Zühdî Efendi'nin yanında tamamladı ve hat icâzetini babasından aldı. Koordinat semt düzeyindedir; mahallenin sınırları kaynakta tarif edilmemiştir.
Geylân köyü (Şeyhü'l-Gazzâlî Türbesi)
Kahire · Mısır · Hac dönüşü Mısır'a giden kafileyle yolda hastalanıp 8 Safer 1097'de (4 Ocak 1686) vefat ettiği köy; Şeyhü'l-Gazzâlî denilen bir zatın türbesine defnedilmiştir. Konum Kahire merkezine göre yaklaşıktır.
Tasavvuf Tarihinin Üç Dönemi
Tasavvuf tarihini zühd, tasavvuf ve tarikat dönemleri üzerinden okuyan; dönemlerin birbirinden kesin duvarlarla ayrılmadığını hatırlatan giriş metni.
Hacı Ömer Hüdâyî Baba'nın Halife Ağı
Doğrudan halifeler ile ikinci kuşak bağlıları ayırmak. Tezin ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Rifâiyye'nin İstanbul ve Balkan Yolculuğu
Üsküdar'dan Unkapanı, Yakova ve Prizren'e. Risâleden hazırlanmış özgün ve ihtiyatlı editoryal inceleme.
Şâzeliyye silsile varyantları nasıl okunmalı?
Sefîne’deki dört farklı diziyi tarihî öğretmen ilişkisi, Ehl-i beyt nispeti ve gelenek hafızası bakımından ayıran okuma notu.
Mevlevî Silsileleri ve Kübrevî Temaslar
Tek zincir yerine silsile varyantları, irşad çevresi ve post devamı. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Kübreviyye Silsile Varyantları
Ammâr-ı Yâsir, İsmâil el-Kasrî ve Ehl-i beyt hatlarını birbirine karıştırmadan okumak. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.
İstanbul'dan Balkanlar'a Rifâî-İzzeddînî Silsilesi
İstanbul Rifâî âsitânelerini, postnişin zincirlerini, zâkirbaşı-musiki çevresini ve Balkan dergâhlarını kişi–mekân ilişkileriyle izleyen ayrıntılı ağ dosyası.
Nevşâhiyye: Pencap'tan Keşmir, Kâbil ve Kandehar'a
Sahenpâl merkezi, aile postu ve bölgesel halifeler üzerine kişi, eser, mekân ve silsile bağlantılarını birleştiren ayrıntılı dosya.
Ebû Medyen'in Öğretisi: Tevhid, Tevekkül ve Şöhretten Sakınma
Metinlerle kurulan tasavvuf Ebû Medyen Kuşeyrî'nin Risâle 'sini yanında taşır, Gazzâlî'nin İhyâ 'sını üstün tutar ve Muhâsibî'nin Riâye 'sini okurdu. Öğretisi fıkıh, ahlâk ve tasavvufu ayırmaz. Tevhid ve tevekkül Tevekkül sebepleri bırakmak değil, kalbin sebeplere bağımlılığını çözmektir. Helâl kazanç ve yoksula hizmet
Çiştiyye'de Semâ ve Kavvâlî
Semâ meclisi Şiir, ses ve ritim kalbi zikre yöneltmek için kullanıldı. Katılımcının niyeti, sözlerin anlamı, meclisin edebi ve şeyhin gözetimi semâın meşruiyet şartları arasında görüldü. Emîr Hüsrev Emîr Hüsrev'in Farsça-Hindevî şiiri repertuvarı derinden etkiledi. Kavvâlî, tarana ve bütün ilgili makamları tek başına o
Câbî Tarihi'nde İstanbul Tekkeleri ve Saray
Kroniği doğru terimlerle okumak Câbî Ömer Efendi'nin gün gün tuttuğu kayıtlarında “Dergâh-ı Âlî” devlet kapısını, “mevleviyet” ise çoğu yerde yüksek kadılık mansıbını anlatır. Bunlar tekke ve Mevleviyye kaydı sayılmaz. Gerçek tarikat verileri; Mevlevîhâne, tekye, zâviye, âyin-i tarîk ve adı verilen meşâyih ifadelerinde
Nefeszâde Abdurrahman Vâlî: İlim, Nesep Kurumu ve Şiir
Nefeszâde Abdurrahman Vâlî'nin tefsir imtihanını, medrese basamaklarını, nakîbüleşraflığını ve iki dilli şiir mirasını birlikte ele alır.
MUTASAVVIFLAR VE ONLARA BENZEYENLER
Avârifü’l-Maârif · 7. bölüm · Şeyhimiz, Şeyhu’l-İslam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî’nin, Enes b. Mâlik (ra)’den rivayet ettiğine göre; Hz. Peygamber (sav)’e göre bir adam geldi ve: “Kıyâmet ne zaman kopacak?” diye
MÜRŞİDLİK RÜTBESİ VE MÜRŞİDLERİN HİZMETİ
Avârifü’l-Maârif · 10. bölüm · Rasûlullah (sav) Efendimiz bir hadislerinde buyurmuştur ki: “Muhammed’in nefsini elinde bulunduran Allah’a yemin olsun; eğer isterseniz bu hususta yemin de edebilirim. Hiç şüphesiz
SEFERİN (YOLCULUĞUN) FARZLARI VE FAZİLETLERİ
Avârifü’l-Maârif · 17. bölüm · Önce şunu belirtelim ki; seferin fıkhî durumu ve hükümleri fıkıh kitaplarında genişçe açıklanmıştır ve kitabımız aslen bu konular için yazılmamıştır. Fakat biz, teberrüken bu konud
HALVETTE ZUHÛR EDEN MA’NEVÎ FETİHLER
Avârifü’l-Maârif · 27. bölüm · Bir grup insan, halvet ve çilehâneye girmenin usulünde hatâ ettiler. Kelime ve mânaları değiştirip bozdular; içlerine şeytan girdi ve kendilerine gurur kapısı açıldı. Çünkü onlar,
YEMENİN FAYDA VE ZARARLARI
Avârifü’l-Maârif · 42. bölüm · Sûfinin niyetinin güzelliği, maksadının sağlamlığı, ilminin derinliği ve amellerdeki edebe tam riâyeti sâyesinde, âdet gibi görülen işleri ibâdet olur. Sûfi, bütün vaktini ve hayat
MÜRİDİN MÜRŞİDİNE KARŞI EDEPLERİ
Avârifü’l-Maârif · 51. bölüm · Müridlerin mürşidlerine karşı koruyacakları edeb, sûfilere göre edeblerin en önemlilerindendir. Onlar, bu konuda Hz. Rasûlullah’a (s.a.v) ve ashâbına uymaktadırlar. Bu konuda Cenâb
RÛH, KALB, AKIL VE NEFSİN MÂHİYETİ
Avârifü’l-Maârif · 56. bölüm · Şeyhimiz Ebu’n-Necib es-Sühreverdî’nin, Abdullah İbn Mesud (r.a)’dan naklederek bildirdiğine göre; es-sâdık ve’l-masdûk olan Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Muhakkak ki, siz