ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
550 sonuç · toplam 1014 · “Eren” · 6/23
01Nüsk
Züht. Gİ O) x. Üçüncü şahıs zamiri (hüve, hü). 2. tas. Allah. Ahd-i sâbık denilmeden henüz “Elest” buyulmadan ee ee Ol beni dam ben ol idi bes bu nicesi kesile = 0 Oğlan وغلا ن) ( Tüysüz, emred, mahbup. e Onbeşler ونبثلر) ( Ricdl-i henân de…
Rehber
Yol gösteren, kılavuz. tas. Şeyh, mürşit. Tarikate girmek isteyen adayı bu işe hazırlayan derviş. Mevlânâ dergâhında tarikatçı. Bektaşilerde tarikate girmek isteyen talibe yol gösteren ve onu babaya götüren dervişe rehber denir. Mizâna vur…
Renk
(رنك) >. Boya. 2. tas, Beşeri bağlar, ilişkiler ve âdetler (kuyut, taallukat, rüsum). Tasavvufta renk ve renksizlik deyimleri çok kullanılır. Hatem Asam ölümün türlerini renklerle ifade etmişti (sr 93). Halvetilerde nefsin emmare, levvame,…
Riayet
(& (رعا Gözetme, koruma, gütme. tas. a Amelleri, halleri ve vakitleri önemle korumak. Sâlik hem amele, hale ve vakte sahip olur, hem de bunlara değil, bunları verene bakar. b İlahi himaye. “Kişi, Rabb'ine varana kadar, ilâhî gözetim altında…
Ruhsat
Kolaylık, belli mazeretler sebebiyle bazı dini hükümlerin hafifletilmiş olarak uygulanması. tas. Dini hükümlerin hafif ve cevaz esası dahilinde uygulanması. Süfiler dini hükümleri ruhsat ve cevaz dairesinde değil, azimet ve kemal dairesinde…
Rücû‘
Geri dönmek. Tasavvuf dilinde sâlikin ulaştığı hâl veya makamdan geriye dönmesi; kimi metinlerde vuslattan sonra halka hizmet için yeniden yönelmesi anlamlarında kullanılır. “Eren dönmez; dönen ermemiştir” sözü, istikrarsız biçimde yoldan v…
Sahâb
ب) be) 7, Bulut, ebr. 2. tas. Feyz-i mukaddes, ilâhî feyz; sahâb-ı kerem, kerem bulutu (sr), Sahib-i ayet Keramet sahibi, Sahib-i hal ehl-i hal. Sahib-i işaret Sözü nükteler, marifetler ve işaretler içeren sâlik. Sahib-i kalp Rabb-i hal, eh…
Sail
Dileyen, isteyen; dilenci, gedâ. 2. tas. Hak'tan hidayet isteyen, her şeyi Allah'tan isteyen ve dileyen. Sair/Seyyar Hak yolda yürüyenler. Onlarınki çetin ve güç bir yolculuktur; fakat marifet derecesine ulaşanlar uçarak yolculuk yaparlar.…
Sayd
x, Avlama, av, 2, tas. a Cezbe. b Hicran makamı (sr). Saye >. Gölge, zil. 2. tas. Öze göre kabuk mesabesinde olan hakikatin gölgesi . Sâye-i pir, sdye-i erenler deyiminde, saye-i himmet ve inayet anlamında kullanıhr. Seâdü'l-vecheyn fi'd-dâ…
Sekinet
1, Vakar, ağırbaşlılık, sükünet. 2. tas, Gaybın (ve maneyi feyzin) gelişi esnasında kalbin bulduğu itmi'nan ve huzur hali. Sekinet nebi ve velilerin kalplerine iner, Nur, kuvvet ve ruhtan oluşur, korkan kişi o sayede sükün, mahzun teseli bu…
Selamet
>) Emniyet makamı, “Oraya emniyetli olarak selam (selamet) ile giriniz,” mealindeki ayetle buna işaret edilmiştir. 2. Dünyevi huzur ve refah, selamet, terk-i selamettir. Nefsin selameti ona muhalefet etmektir, felaketi ona uymaktır. “Selame…
Sırr-ı tecelliyat
سرتجليا ت) +. Tecellilerin sırrı, 2. tas. Her şeyin her şeyde temaşa edilmesi, Bu da ilk tecellinin kalbe görünmesi, böylece bütün isimler arasında müşterek olan ahadiyetin seyr edilmesiyle olur. İsim öbür isimlerin hepsinin özelliklerini t…
Sohbet
Söyleşi, hasbihal, arkadaşlık, yoldaş olma. tas. İlk süfiler sohbete büyük önem verir, tasavvufi bilgileri ehil ve hevesli gördükleri muhiblerine özel sohbetlerde aktarır, eğitim ve öğretimde sohbeti esas alırlardı. Sohbette istifade edilen…
Safi
T. Saf ve aba giyen. 2. tas. a Eren, ermiş. Gönlü saf (saf derün) ki- Şİ. b Mâlik ve memlük olmayan ¢ Nefsinden fani, Hak ile baki. d Zahirde halk ile bâtında Hak ile olan. e Sukat ettiği halde muhatabın sırrını okuyan. Nefsinde ölen, Hak i…
Seb
Gece. tas. a Gayb âlemi, cebergt âlemi, yokluk karanlığından ibaret olmaşı sebebiyle alyan-1 sabite. b Nurlar, ç Beseriyet (kesret-i taayyünata rz, gündüz de denir). Sebangeh ji Sars. Geceleyin; hallere hâkim olma (115). Şeb-i ards / Seb-j…
Secere
Ağaç. 2. tas. a Tarikat silsilelerini gösteren şema. b Külli cisim kitlesini yöneten kâmil insan (İFM, ct; İbn Arabi Şeceretü”1-kevn). Şecere-i marifet Marifet ağacı; marifetullah ( SF). Şecere bir ağaçtır ki, Hz. Musa o ağacın olduğu taraf…
Segaf
+. Kalbin üzerini kaplayan ince zar, 2, tas, Aşk, sevda, Beş derecesi vardır: sevgilinin arzusunu Yerine getirme; içinde ondan başkasına yer vermeme; düşmanına düşman olma; dostuna dost olma; âşıkla maşuk arasındaki halleri giz- li tutma. B…
Şükür
) <3) veya Şükr Teşekkür; nimeti dile getirme. tas. a Yapılan iyiligin makbule geçtiğini dile getirme, iyiliği yapanı övme (cr). Kul, Allah'ın lütuf ve nimetlerini dile getirir ve onu överse şükretmiş olur. b Nankör olmamak di Şürb m << (o…
Taayyün
Belirme, belirlenme, belli olma, ortaya çıkma. 2. tas. Müşahhas hale gelme, birbirinden seçilme, ayırt edilme, ayn olarak ortaya çıkma. Ilk taayyün, vahdet mertebesi; ikinci taayyün ise vahidiyet mertebesidir. Süfilere göre Hakk'ın zatında…
Terceman
1. Çevirmen.2. tas. a Dil kalbin tercemanıdır. Hak, kalbine sığdığı için de insan Allah'ın tercemanıdır. b Hak'tan kalbine gelen manaları ve işaretleri halkın anlayabileceği kalıplara dökebilen veli. ء Hakk'ın hitabını hal- ka tebliğ eden e…
Tevâli
(a! (طوا Pırıltılar, ışıltılar, doğuşlar. tas. Ariflerin kalplerine dogan, huzur veren tevhit nurları olup, bu nurun şaşaasından kalpteki öbür nurlar etkisini kaybeder; tıpkı güneş doğduğu zaman yıldızların ışıklarının kaybolması gibi. Tevâ…
Tevhit
Birlik. tas. a Allah'ın zatını, aklen tasavvur edilen ve zihnen tahayyül edilen her şeyden tecrit etmek (cr). “Allah'ı zihninizde dilediğiniz gibi tasavvur edin, ama bilin ki bu tasavvur Allah değildir.” b Tevhit üç türlüdür: Hakk'ın Hak iç…
Türrehât
1, Patika, çıkmaz yol, bâtıl ve boş laf, herze, saçma 562. 2. tas. Bazı mutasavvıfların ipe sapa gelmeyen anlamsız sözleri, Ruveym öğüt isteyen birine, “Bu yolda katlanılacak en aşağı fedakârlık, can feda etmek, bu yola baş koymaktır. Bu şa…
Uzûbet
(عزوبة) Bekarhk. tas. İlk zahit ve süfilerin bazılarında görülen evlenmeme âdeti. “Bu ümmetin rahibi” unvanıyla tanınan Âmir b. Abdullah, Bişr Hafi gibi zahit ve süfiler bekâr yaşamayı tercih etmişlerdi. Ibrahim Edhem, Davud Tai ve Râbiatu'…