صيد
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
x, Avlama, av, 2, tas. a Cezbe. b Hicran makamı (sr).
Saye >. Gölge, zil. 2. tas. Öze göre kabuk mesabesinde olan hakikatin gölgesi
. Sâye-i pir, sdye-i erenler deyiminde, saye-i himmet ve inayet anlamında kullanıhr.
Seâdü'l-vecheyn fi'd-dâreyn (on جهين فى ا لدار Pol) <. iki cihanda yüzkara-
2. tas. Mutlak fena, hakiki fakr. Ne zahirde ne bâtında, ne dünyada, ne ahirette
varlığından iz kalmayacak şekilde salikin tamamıyla Allah'ta fani olması. Buna
hakiki fakr, sevad-1 azam Veya esas yokluğa (asli adem) dönüş adı da verilir,
“Fakr tam olunca, o Allah'tır” TK 1:647; CT; AK 11:87),
Dinî Terimler Sözlüğü
Av hayvanı yâni eti yenen hayvanların etleri için, eti yenmeyenlerin ise (domuz hâriç) deri ve diş gibi yerlerinden faydalanmak veya zararlarından emin olmak için avlanan hayvan.
Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki:
Deniz saydı yapmak ve onu yemek size helâl kılındı ki hem size, hem de yolcu olanlarınıza faydalı olsun. Kara saydı ise ihramda bulunduğunuz müddet içerisinde size haram edildi. (Mâide sûresi: 96)
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça, av demektir. Tasavvufta, kulu, Allah’a çeken cezbe ve hicran makamı olarak tanımlanır.