Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: terms-1032- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- 367
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>) <3) veya Şükr</p><ol><li>Teşekkür; nimeti dile getirme.</li><li>tas. a Yapılan iyiligin makbule geçtiğini dile getirme, iyiliği yapanı övme (cr). Kul, Allah'ın lütuf ve nimetlerini dile getirir ve onu överse şükretmiş olur. b Nankör olmamak</li></ol><p>di</p><p>Şürb m << (o (küfrân-ı nimet); nimetin kıymetini bilmek. Şükürde üç esas vardır: İlim, hal, amel. Nimeti bilme, nail olunan nimetten ötürü sevinme, nimete karşılık olarak yapılması gerekeni dil, beden ve kalple yerine getirme. Allah'ın nimetini dile getirme, bu nimeti ibadette ve sevap kazandıran işlerde kullanma, iyiliğe ve hayra niyetlenme gibi. Bir organın şükrü onunla günah değil, sevap işlemektir. Şükür, nimetten evvel onu vereni (mun'imi) görmektir, nimet içinde, nimeti vereni düşünmektir. Şükür sızlanmamaktır. Şükür sevap, şekvâ (yakınmak) günahtır. Şükredene şâkir, şükürden âciz olduğunu idrak edene şekür denir. Şükür, nimetin artmasına vesile olur (Gi 1v:78; KR 313). Şürb — Sirb i. ar. (شرب)</p><ol><li>İçmek.</li><li>tas. Keşf halinin neticesi, tecellinin meyvesi olan ruhi haz. Sırayla önce zevk, sonra şürb, sonra da reyy (kanma) bahis konusu olur. Zevk sahibi yarı sarhoş (mütesâkir), şürb sahibi sarhoş (sekrân), reyy sahibi ayık (sâhi) halde olur. Sürekli ve çok içildiğinde bağışıklık kazanılır, artık içildiği halde sarhoş olunmaz. Bu durumda sâlik, Hak ile sahv halinde olup hazzından fanidir. Bunların gıdası şaraptır. Mahabbet kadehinden bir yudum içip kananlar var, bu kadehle yedi deryayı içip susuzluğunu gideremeyenler var. Gayb âleminden yalnızca azat edilmiş sırlara ve hür ruhlara dostluk kadehleri sunulur (KR 38). Süfiler tâatten hasıl olan hazza, kerametin verdiği lezzete, üns halinin | sağladığı rahata şürb derler. |</li></ol><blockquote>بن<br>ee ee ae</blockquote><blockquote>eg a ES ER TAE LİRA a ER ا<br>ie ave Gua Tâat i. ar, (طاعة) 1. İtaat, boyun eğme, emredileni yapma. 2. tas.<br>; = 0 Allah'ın iradesine uyma, Allah'ın rızasına uygun düşen her<br>ee fey SÖZ hal ve hareket. Tâatin saiki ya cehennem korkusu, ya da<br>ie cennet ümidi ve Hakk'ın rızası olur. İtaat<br>edene muti ve ehl-i tâat denir. “İtaat ibadettir.”<br>iğ ales 0 Talihte devlet olmasa hidmet ne fâide<br>lk NA Hak'tan inayet olmasa tâat ne fâide<br>Nişâni</blockquote>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-6797- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- 367
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>) <3) veya Şükr</p><ol><li>Teşekkür; nimeti dile getirme.</li><li>tas. a Yapılan iyiligin makbule geçtiğini dile getirme, iyiliği yapanı övme (cr). Kul, Allah'ın lütuf ve nimetlerini dile getirir ve onu överse şükretmiş olur. b Nankör olmamak</li></ol><p>di</p><p>Şürb m << (o (küfrân-ı nimet); nimetin kıymetini bilmek. Şükürde üç esas vardır: İlim, hal, amel. Nimeti bilme, nail olunan nimetten ötürü sevinme, nimete karşılık olarak yapılması gerekeni dil, beden ve kalple yerine getirme. Allah'ın nimetini dile getirme, bu nimeti ibadette ve sevap kazandıran işlerde kullanma, iyiliğe ve hayra niyetlenme gibi. Bir organın şükrü onunla günah değil, sevap işlemektir. Şükür, nimetten evvel onu vereni (mun'imi) görmektir, nimet içinde, nimeti vereni düşünmektir. Şükür sızlanmamaktır. Şükür sevap, şekvâ (yakınmak) günahtır. Şükredene şâkir, şükürden âciz olduğunu idrak edene şekür denir. Şükür, nimetin artmasına vesile olur (Gi 1v:78; KR 313). Şürb — Sirb i. ar. (شرب)</p><ol><li>İçmek.</li><li>tas. Keşf halinin neticesi, tecellinin meyvesi olan ruhi haz. Sırayla önce zevk, sonra şürb, sonra da reyy (kanma) bahis konusu olur. Zevk sahibi yarı sarhoş (mütesâkir), şürb sahibi sarhoş (sekrân), reyy sahibi ayık (sâhi) halde olur. Sürekli ve çok içildiğinde bağışıklık kazanılır, artık içildiği halde sarhoş olunmaz. Bu durumda sâlik, Hak ile sahv halinde olup hazzından fanidir. Bunların gıdası şaraptır. Mahabbet kadehinden bir yudum içip kananlar var, bu kadehle yedi deryayı içip susuzluğunu gideremeyenler var. Gayb âleminden yalnızca azat edilmiş sırlara ve hür ruhlara dostluk kadehleri sunulur (KR 38). Süfiler tâatten hasıl olan hazza, kerametin verdiği lezzete, üns halinin | sağladığı rahata şürb derler. |</li></ol><blockquote>بن<br>ee ee ae</blockquote><blockquote>eg a ES ER TAE LİRA a ER ا<br>ie ave Gua Tâat i. ar, (طاعة) 1. İtaat, boyun eğme, emredileni yapma. 2. tas.<br>; = 0 Allah'ın iradesine uyma, Allah'ın rızasına uygun düşen her<br>ee fey SÖZ hal ve hareket. Tâatin saiki ya cehennem korkusu, ya da<br>ie cennet ümidi ve Hakk'ın rızası olur. İtaat<br>edene muti ve ehl-i tâat denir. “İtaat ibadettir.”<br>iğ ales 0 Talihte devlet olmasa hidmet ne fâide<br>lk NA Hak'tan inayet olmasa tâat ne fâide<br>Nişâni</blockquote>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-3092- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları
- Kaynak sayfası
- 98
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>) <3) veya Şükr</p><ol><li>Teşekkür; nimeti dile getirme.</li><li>tas. a Yapılan iyiligin makbule geçtiğini dile getirme, iyiliği yapanı övme (cr). Kul, Allah'ın lütuf ve nimetlerini dile getirir ve onu överse şükretmiş olur. b Nankör olmamak</li></ol><p>di</p><p>Şürb m << (o (küfrân-ı nimet); nimetin kıymetini bilmek. Şükürde üç esas vardır: İlim, hal, amel. Nimeti bilme, nail olunan nimetten ötürü sevinme, nimete karşılık olarak yapılması gerekeni dil, beden ve kalple yerine getirme. Allah'ın nimetini dile getirme, bu nimeti ibadette ve sevap kazandıran işlerde kullanma, iyiliğe ve hayra niyetlenme gibi. Bir organın şükrü onunla günah değil, sevap işlemektir. Şükür, nimetten evvel onu vereni (mun'imi) görmektir, nimet içinde, nimeti vereni düşünmektir. Şükür sızlanmamaktır. Şükür sevap, şekvâ (yakınmak) günahtır. Şükredene şâkir, şükürden âciz olduğunu idrak edene şekür denir. Şükür, nimetin artmasına vesile olur (Gi 1v:78; KR 313). Şürb — Sirb i. ar. (شرب)</p><ol><li>İçmek.</li><li>tas. Keşf halinin neticesi, tecellinin meyvesi olan ruhi haz. Sırayla önce zevk, sonra şürb, sonra da reyy (kanma) bahis konusu olur. Zevk sahibi yarı sarhoş (mütesâkir), şürb sahibi sarhoş (sekrân), reyy sahibi ayık (sâhi) halde olur. Sürekli ve çok içildiğinde bağışıklık kazanılır, artık içildiği halde sarhoş olunmaz. Bu durumda sâlik, Hak ile sahv halinde olup hazzından fanidir. Bunların gıdası şaraptır. Mahabbet kadehinden bir yudum içip kananlar var, bu kadehle yedi deryayı içip susuzluğunu gideremeyenler var. Gayb âleminden yalnızca azat edilmiş sırlara ve hür ruhlara dostluk kadehleri sunulur (KR 38). Süfiler tâatten hasıl olan hazza, kerametin verdiği lezzete, üns halinin | sağladığı rahata şürb derler. |</li></ol><blockquote>بن<br>ee ee ae</blockquote><blockquote>eg a ES ER TAE LİRA a ER ا<br>ie ave Gua Tâat i. ar, (طاعة) 1. İtaat, boyun eğme, emredileni yapma. 2. tas.<br>; = 0 Allah'ın iradesine uyma, Allah'ın rızasına uygun düşen her<br>ee fey SÖZ hal ve hareket. Tâatin saiki ya cehennem korkusu, ya da<br>ie cennet ümidi ve Hakk'ın rızası olur. İtaat<br>edene muti ve ehl-i tâat denir. “İtaat ibadettir.”<br>iğ ales 0 Talihte devlet olmasa hidmet ne fâide<br>lk NA Hak'tan inayet olmasa tâat ne fâide<br>Nişâni</blockquote>
Köken ve kullanım
i. ar.
شرب
Kaynaklardaki ortak açıklama
) <3) veya Şükr
- Teşekkür; nimeti dile getirme.
- tas. a Yapılan iyiligin makbule geçtiğini dile getirme, iyiliği yapanı övme (cr). Kul, Allah'ın lütuf ve nimetlerini dile getirir ve onu överse şükretmiş olur. b Nankör olmamak
di
Şürb m << (o (küfrân-ı nimet); nimetin kıymetini bilmek. Şükürde üç esas vardır: İlim, hal, amel. Nimeti bilme, nail olunan nimetten ötürü sevinme, nimete karşılık olarak yapılması gerekeni dil, beden ve kalple yerine getirme. Allah'ın nimetini dile getirme, bu nimeti ibadette ve sevap kazandıran işlerde kullanma, iyiliğe ve hayra niyetlenme gibi. Bir organın şükrü onunla günah değil, sevap işlemektir. Şükür, nimetten evvel onu vereni (mun'imi) görmektir, nimet içinde, nimeti vereni düşünmektir. Şükür sızlanmamaktır. Şükür sevap, şekvâ (yakınmak) günahtır. Şükredene şâkir, şükürden âciz olduğunu idrak edene şekür denir. Şükür, nimetin artmasına vesile olur (Gi 1v:78; KR 313). Şürb — Sirb i. ar. (شرب)
- İçmek.
- tas. Keşf halinin neticesi, tecellinin meyvesi olan ruhi haz. Sırayla önce zevk, sonra şürb, sonra da reyy (kanma) bahis konusu olur. Zevk sahibi yarı sarhoş (mütesâkir), şürb sahibi sarhoş (sekrân), reyy sahibi ayık (sâhi) halde olur. Sürekli ve çok içildiğinde bağışıklık kazanılır, artık içildiği halde sarhoş olunmaz. Bu durumda sâlik, Hak ile sahv halinde olup hazzından fanidir. Bunların gıdası şaraptır. Mahabbet kadehinden bir yudum içip kananlar var, bu kadehle yedi deryayı içip susuzluğunu gideremeyenler var. Gayb âleminden yalnızca azat edilmiş sırlara ve hür ruhlara dostluk kadehleri sunulur (KR 38). Süfiler tâatten hasıl olan hazza, kerametin verdiği lezzete, üns halinin | sağladığı rahata şürb derler. |
بن
ee ee ae
eg a ES ER TAE LİRA a ER ا
ie ave Gua Tâat i. ar, (طاعة) 1. İtaat, boyun eğme, emredileni yapma. 2. tas.
; = 0 Allah'ın iradesine uyma, Allah'ın rızasına uygun düşen her
ee fey SÖZ hal ve hareket. Tâatin saiki ya cehennem korkusu, ya da
ie cennet ümidi ve Hakk'ın rızası olur. İtaat
edene muti ve ehl-i tâat denir. “İtaat ibadettir.”
iğ ales 0 Talihte devlet olmasa hidmet ne fâide
lk NA Hak'tan inayet olmasa tâat ne fâide
Nişâni