ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
15 sonuç · “Şükür”
01Şükür
) <3) veya Şükr Teşekkür; nimeti dile getirme. tas. a Yapılan iyiligin makbule geçtiğini dile getirme, iyiliği yapanı övme (cr). Kul, Allah'ın lütuf ve nimetlerini dile getirir ve onu överse şükretmiş olur. b Nankör olmamak di Şürb m << (o (küfrân-ı nimet); nimetin kıymetini bilmek. Şükürde üç esas vardır: İlim, hal, amel. Nimeti bilme, nail olunan nimetten ötürü sevinme, nimete karşılık olarak yapılması gerekeni dil, beden ve kalple yerine getirme. Allah'ın nimetini dile getirme, bu nimeti ibadette ve sevap kazandıran işlerde kullanma, iyiliğe ve hayra niyetlenme gibi. Bir organın şükrü onunla günah değil, sevap işlemektir. Şükür, nimetten evvel onu vereni (mun'imi) görmektir, nimet içinde, nimeti vereni düşünmektir. Şükür sızlanmamaktır. Şükür sevap, şekvâ (yakınmak) günahtır. Şükredene şâkir, şükürden âciz olduğunu idrak edene şekür denir. Şükür, nimetin artmasına vesile olur (Gi 1v:78; KR 313). Şürb — Sirb i. ar. (شرب) İçmek. tas. Keşf halinin neticesi, tecellinin meyvesi olan ruhi haz. Sırayla önce zevk, sonra şürb, sonra da reyy (kanma) bahis konusu olur. Zevk sahibi yarı sarhoş (mütesâkir), şürb sahibi sarhoş (sekrân), reyy sahibi ayık (sâhi) halde olur. Sürekli ve çok içildiğinde bağışıklık kazanılır, artık içildiği halde sarhoş olunmaz. Bu durumda sâlik, Hak ile sahv halinde olup hazzından fanidir. Bunların gıdası şaraptır. Mahabbet kadehinden bir yudum içip kananlar var, bu kadehle yedi deryayı içip susuzluğunu gideremeyenler var. Gayb âleminden yalnızca azat edilmiş sırlara ve hür ruhlara dostluk kadehleri sunulur (KR 38). Süfiler tâatten hasıl olan hazza, kerametin verdiği lezzete, üns halinin | sağladığı rahata şürb derler. | بن ee ee ae eg a ES ER TAE LİRA a ER ا ie ave Gua Tâat i. ar, (طاعة) 1. İtaat, boyun eğme, emredileni yapma. 2. tas. ; = 0 Allah'ın iradesine uyma, Allah'ın rızasına uygun düşen her ee fey SÖZ hal ve hareket. Tâatin saiki ya cehennem korkusu, ya da ie cennet ümidi ve Hakk'ın rızası olur. İtaat edene muti ve ehl-i tâat denir. “İtaat ibadettir.” iğ ales 0 Talihte devlet olmasa hidmet ne fâide lk NA Hak'tan inayet olmasa tâat ne fâide Nişâni
şükür secdesi
şükür secdesi a. İslâm inancma zel göre, beklenmedik bir nimete şüzûz 628 kavuşma veya bir kazayı defetme, atlatma neticesinde yapılan “secde” (bk. bu madde). Bu secdeyi yamak için önce abdest alınır, namaz kılınır gibi kıbleye şü dönülerek tekbir almır ve doğrudan secdeye varılır, orada üç defa “sübhane Rabbiye’l-a’lâ” duası okunur ve “allahu ekber” denilerek ayağa kalkılır.
Medyenî Âdâbı ve Halvet Virdi
Cehrî zikir Medyeniyye'de cehrî zikir esas kabul edilir. Sesin yükselmesi tek başına amaç değil, topluluğun dikkatini tevhid cümlesinde birleştiren disiplindir. Yemek sonrası namaz Yemekten sonra iki rek‘at nâfile namaz kılmak, nimeti ibadet ve şükürle tamamlayan özel âdâb arasında kaydedilir. Halvet virdi Halvette “Lâ
SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI
Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims
Sayfalar 10–15
Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel
Sayfalar 29–35
Muzaffer Ozak Külliyatı · rulan cennet ve cemale ererler ve bu yüce mükâfata bir ân önce kavuşabilmek için de tabutlarının içinde cemaatlerine (KADDIMUNI... KADDIMÜNI...) diye seslenirler. Kâfirler, münafık
Sayfalar 34–41
Muzaffer Ozak Külliyatı · Birincisi; gökyüzüdür. Güneşi, ayı, yıldızları ve daha güremediğimiz, bilemediğimiz diğer varlıkları ile enginleşen o muhteşem gökyüzünü bir düşününüz. Düşününüz ki, insanoğlu, en
Sayfalar 33–40
Muzaffer Ozak Külliyatı · Cenabı erham-er-râhimiyn, cümlemize tevfikini ihsan buyursun, âf ve magfiretiyle sâd eylesin ve bizleri necata erdirsin. Kötü ve çirkin huylarımızı Kur'an ahlâkına ve ahlâk-ı Ahmed
Sayfalar 57–62
Muzaffer Ozak Külliyatı · yemeğe başlar, âşıkan da mürşidi takip ederler. Yemek esnasında, pilâva kadar konuşulmaz. Bazı tekkelerde, yemekten sonra su dahi içmezler. Yemekten sonra, şeyh evvelâ ellerini yık
Sayfalar 50–55
Muzaffer Ozak Külliyatı · şarı atılabilir ve şehadet kapısı yüzüne kapanabilir. Iş, kitaba taallük etmiştir. Hadis-i şerifi, dikkat ve ibretinize sunarIm: inne ahadeküm yücmeu halkuhü ti batni ümmihi erbaiy
Sayfalar 48–55
Muzaffer Ozak Külliyatı · Hz. Omer, çocuğa cevaben cinayeti işlediğini söyledin. Sana islâm şeriatında kısas lâzım geldi buyurdular. Delikanlı hükmü şer'iye göre öldürülecegini bildigi halde evvelki sükûnet
Sayfalar 63–68
Muzaffer Ozak Külliyatı · bından, celâlinden korkmadan, O'nu hakkıyle tanımadan Zât-1 ülühiyyetinden şefkat ve merhamet umarsın? O'nu hakkıyle tanı ki, şefkat ve merhamet olunasın. Allahu teâlâ da, kullar d
Sayfalar 73–80
Muzaffer Ozak Külliyatı · ENVÂR-ÜL-KULÛB (Kalblerin Nurları) DERS: 21 MUNDERECAT! El-Bakara sûre-i celilesinin 186. âyet-i kerimesinin tefsiri- Kur'an-ı aziyı, Levh-i mahfuzda olduğu gibi tertip ve tanzim e
Sayfalar 78–84
Muzaffer Ozak Külliyatı · Bir nigehe talibem, baksa biraz yüzüme Ayağının tozunu çeksem sürme gozüme Mübarek kademini bassa bir kez yüzüme Türabım kapısında billâhi Muhammedin Nûr-u çeşmim Ahmedin. Aşki lay
Sayfalar 110–115
Muzaffer Ozak Külliyatı · dir. Dünya zorluğu mukabilinde, dünya ve âhiret kolaylığını ihsan buyurur. Hastalık karşılığı sıhhat ve âfiyyet veya günaha kefaret yahut derecâta nailiyyet kolaylığı verilir. Küfü