ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
1805 sonuç · toplam 4980 · “hal'” · 22/76
01Resm
¢. Rüsum r, Iz, eser. 2. tas. a Halk ve sıfatları, p Allah'ın fiillerinden hasıl olan eserler olarak mâsivâ. Resm, ezelde nasıl cereyan etmişse ebedde de öyle cereyan eden bir niteliktir. Zira Yaratıklar ve sıfatları tümüyle Allah'ın kaderi…
Reyy
(s (ر: Kanmak, kana kana içmek. tas. Tecellinin tadılan meyvalarının ve keşfin yaşanan neticelerinin son haddi. Sâlik önce tadar (zevk), sonra içer (sirb), sonra da kanar (reyy). Ilk hal tatmak, orta hal içmek, en yüksek hal ise kanmakur. T…
Riza
Sızlanmama, yakınmama; hoşnut ve memnun olma hali. tas. Cüneyd'e göre, iradeyi ortadan kaldırmak; el-Kannâd'a göre, kaderin acı tecellileri karşısında kalbin huzur ve sükun halinde olması; Ibn Atâ'ya göre, Hakk'ın ezeli tercihini gören sâli…
Riayet
(& (رعا Gözetme, koruma, gütme. tas. a Amelleri, halleri ve vakitleri önemle korumak. Sâlik hem amele, hale ve vakte sahip olur, hem de bunlara değil, bunları verene bakar. b İlahi himaye. “Kişi, Rabb'ine varana kadar, ilâhî gözetim altında…
Rind
Halkın yargısına bağlanmadan yaşayan; gönlü irfanla dolu olduğu hâlde bunu dış görünüş ve iddiayla sergilemeyen bilge kişi. Tasavvuf ve divan şiirinde rind, dinin yalnız biçiminde kalan zâhid tipinin karşısında; tevekkül, hoşgörü ve gönül g…
Ruh
Can, nefs, Cebrail. tas. a Mücerret insan latifesi (Kn). b Insandaki bilen ve idrak eden latife olup emr âleminden inmiş, (insandaki) hayvani ruha (cana) binmiştir, künhünü idrak mümkün değildir. c Insandaki hayvani ruh. Bu, latif bir madde…
Ruhsat
Kolaylık, belli mazeretler sebebiyle bazı dini hükümlerin hafifletilmiş olarak uygulanması. tas. Dini hükümlerin hafif ve cevaz esası dahilinde uygulanması. Süfiler dini hükümleri ruhsat ve cevaz dairesinde değil, azimet ve kemal dairesinde…
Rücû‘
Geri dönmek. Tasavvuf dilinde sâlikin ulaştığı hâl veya makamdan geriye dönmesi; kimi metinlerde vuslattan sonra halka hizmet için yeniden yönelmesi anlamlarında kullanılır. “Eren dönmez; dönen ermemiştir” sözü, istikrarsız biçimde yoldan v…
Rüya
ع Düş, uyku halinde zihinde beliren düşünceler ve olaylar. 2. Rüya üç çeşittir. Allah'tan olan rüya, melekten olan rüya, Şeytan'dan olan rüya. Birincisi açık olduğundan yoruma ihtiyaç göstermez, ikincisi rüya-yı sadıka olup yoruma muhtaçtır…
Rüyet
$5) Görmek, görülmek, vizyon, didar. tas. a Ahirette-cennette Allah'ı görmek. b Rüyetullah, Allah'ın görülmesi (cr). İlahi tecellileri bu dünyada temaşa etmek. c İlâhî tecellileri ruh âleminde kalp gözüyle temaşa etmek. Zat-ı Bâri'nin dünya…
Saba
r. Seher yeli, gül ve çiçeklerin açmasını sağlayan ferahlatıcı rüzgâr, tas. Ruhani âlemin doğusundan esen ve hayra vesile olan nefhalar, manevi esintiler (Kı; TK 1:868, 953). Sabak / Sebek iar. (Sm) Vird, ders, Sâbıka (a5, Usarı, Geçmişteki…
Sabühi
Sabah içkisi, sabahları içilen şarap. tas. Sohbet, hasbıhal.
Sadaka
(«8 (صد Sevap kazanmak ve karşılığını Allah'tan beklemek maksadıyla yapılan bağış, yardım (cr). Sadâkat (5 4-2) i. ar. Cefa ve safada, lütuf ve kâhirde kalbin aynı durumda bulunmasi. Her halükârda Hakk'a aynı derecede bağlı kalma; Hakk'a ve…
Sadr
Göğüs, sine. tas. Ruh (sr). Kalbin mertebelerinden biri. Safa—Safvet i. ar. صفوة) — lie) 1. Temizlik, duruluk, anhk, zevk, keyf. 2. tas. Hiçbir şey süfiyi kederlendirmez (bulandırmaz); her şey onunla safa bulur, durulur (KR 127, SL 296). Sa…
Sahâb
ب) be) 7, Bulut, ebr. 2. tas. Feyz-i mukaddes, ilâhî feyz; sahâb-ı kerem, kerem bulutu (sr), Sahib-i ayet Keramet sahibi, Sahib-i hal ehl-i hal. Sahib-i işaret Sözü nükteler, marifetler ve işaretler içeren sâlik. Sahib-i kalp Rabb-i hal, eh…
Sahv
Ayıklık, kendinde olma hali, huşyâri, kendine gelme. 2. tas. Hislerini yitiren ve kendinden geçen arifin hissine dönmesi, kendine gelmesi (cr). Sekr, sarhoş olma ve kendinden geçme; sahv, ayılma ve kendine gelme halidir. Sekri Hak'la olanın…
Sâlik
Lr, Yolcu. 2. tas. a Ehl-i sülûk, Allah’a giden yolu tutana seyr halinde bulunduğu sürece müritle müntehi arasındaki mutavassite sâlik denir. Imi ve tasavvuruyla değil, haliyle makamlarda seyreden sâlik bu haldeyken ayne'l-yakin türünden bi…
Samt
+. Killet-ı kelâm, Süküt, susmak, hamüş olmak. 2. tas. Tasavvufta süküt etmek ve bir mecburiyet olmadıkça konuşmamak, konuşunca da gerektiği kadar konuşmak esastir. Samt iki türlüdür: zahiri sükat, lisanın konuşmamasıdır; batini süküt, zihn…
Savâik
Yıldırımlar. 2. tas. Âdem ve âleme zahir olan bütün tecelli nurları ve ilâhî tecelli parıltıları (sr). Savl — Savlet (صوك — صولة) 1. Hamle, hücum, uzatma. 2. tas, a Mürit ve orta hallilerin, hemcinslerine dil uzatmaları. Sâlik, Allahın kend…
Savm
Oruç. Savmaa — Savâmi (a+! صو — dae yo) Mabet, ibadethane, rahiplerin ve keşişlerin ibadet ettikleri zaviyeler. tas. a Mescit. b Süfilerin ibadet için çekildikleri köşe, zaviye, ibadet için özel olarak ayrılan küçük yer. c Kalbin mâsivâdan…
Seb'at-ı ebhur
سبعة | بحر) Yedi deniz. tas. Ariflerin ve sülûk ehlinin tuttuğu yedi yol, yedi meşrep: Sekr, vecd, berk, hayret, şuhüd, nur-i kurb, velayet-i vücut (sr). Sebep ¢. Esbab Vasita, araç, Hak ile halk arasindaki vasitalar (sı. 435; BS 613). Süfi…
Secde-i kalp
سجده قلب) Hakk'ı temaşa halinde bulunan sâlikin ondan başka hiçbir şeyle meşgul olmayacak, kendinden habersiz kalacak ve organlarını kullanamayacak biçimde Hak'ta fani olması (x1). Kalp secdesinden ilk önce Sehl Tusteri bahsetmiştir (KR 15;…
Sefer
Yolculuk, mesafe katetme, yolda yürüme. tas. Hakk’a yönelmeye başlayan kalbin zikirle seyretmesi ve manevi yolculuk yapması. Dört çeşit sefer vardır: Seyr ile'llâh, yani Allah’a doğru yolculuk. Nefs menzillerinden başlar, ufuk-i mübine kada…
Sekinet
1, Vakar, ağırbaşlılık, sükünet. 2. tas, Gaybın (ve maneyi feyzin) gelişi esnasında kalbin bulduğu itmi'nan ve huzur hali. Sekinet nebi ve velilerin kalplerine iner, Nur, kuvvet ve ruhtan oluşur, korkan kişi o sayede sükün, mahzun teseli bu…