سفر
Kaynaklardaki ortak açıklama
- Yolculuk, mesafe katetme, yolda yürüme.
- tas. Hakk’a yönelmeye başlayan kalbin zikirle seyretmesi ve manevi yolculuk yapması. Dört çeşit sefer vardır: Seyr ile'llâh, yani Allah’a doğru yolculuk. Nefs menzillerinden başlar, ufuk-i mübine kadar devam eder. Kalp makamının son, isim tecellileri makamının başlangıç noktasıdır. Seyr fi'llâh, yani Allah'ta seyr; bu da Hakk'ın sıfatlarıyla sıfatlanma ve isimleriyle hakikatlenmekle olur, ufuk-i alâya kadar devam eder. Bu da vahidiyet hazretinin son noktasıdır. Seyr billâh, Allah'la seyretmek, ayn-i cem ve ahadiyet hazretine yükselmedir. İkilik mevcut olduğu sürece burası ka'be kevseyn makamıdır. İkilik kalkınca ev-ednâ makamı olur; velayetin son noktası burasıdır. İrşat (tekmil) için Allah'tan Allah'la sefer. Buna fenadan sonraki beka makamı denir. Cemden sonraki fark da budur (kn). Başka
ii Mşşşe———>—-e
Sekr
bir sekil de şöyledir: Seyr ila'llah, birlikten çokluk perdesini kaldırmak. Seyr Jillâh, çokluktan birlik perdesini kaldırmak; Hakk'ta Hak'la seyr. Ayn-ı cemdeki ahadiyete ulaşarak zahir-bâtın gibi zıt kayıtlardan sıyrılma. Son olarak da seyr billhah, yani Hak'tan halka dönmek; buradan birlik çokluk, çokluk birlik şeklinde görülür. Süfiler ve dervişler çile çekmek, şeyhlerle görüşmek, Allah'ın arz üzerindeki eserlerini seyretmek için de bedenen sefer yaparlar ( sı. 231 250); buna zahir sefer denir. Bkz, Nevm.
Sefer der vatan Halktan Hakk’a doğru gitme. Manevi sefer. Mülk âleminden
meleküt âlemine, ilme'l-yakin mertebesinden ayne'l-yakin mertebesine doğru
ruhen yükselme, kötü huyları bırakıp iyi huylar edinme yolunda ilerleme. Zahiri
sefere önem vermeyen Nakşiler bu sefere önem verirler.
Dinî Terimler Sözlüğü
1. Senenin kısa günlerinde, insan veya deve yürüşü ile üç günde gidilecek yere gitmeyi niyet ederek, bulunduğu yerin kenar evlerinden dışarı çıkmak.
Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki:
... Sizden biriniz hasta yâhut seferde olursa, bu hâldeki oruçlarını sonra tutsun. (Bekara sûresi: 185)
Sizden birisi sefere çıktığında kardeşlerine vedâ etsin. Zîrâ Allahü teâlâ onların duâları sebebiyle o kimse için bereket ihsân eder. (Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs)
Seferde kavmin seyyidi (efendisi) onlara hizmet edendir. Hizmette önde olanın fazîletini, şehîdlik müstesnâ, kimse hiçbir şeyde bulamaz. (Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs)
2. Harbe gitme, savaş.
Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki:
Eğer ( dâvet olundukları şey ) yakın ( ve dünyevî ) bir menfaat, orta bir sefer olsaydı elbette senin arkana düşerlerdi. Lâkin o meşakkatli mesâfe ( Tebük seferi ) onlara uzak geldi. Bununla berâber "Eğer gücümüz yetseydi sizinle berâber sefere çıkardık" diye Allah'a yemin edeceklerdir. Bunlar ( bu sûretle ) kendilerini helâke sürüklerler. Allah biliyor ki, onlar hiç şüphesiz ve muhakkak yalancıdırlar. (Tevbe sûresi: 42)
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça, yolculuk demektir. Cürcanî ve Kaşanî, zikir vasıtasıyla sufînin Allah’a doğru yolculuk yapmasına, sefer derler. Dört türlü sefer vardır: 1) Seyr ilallah (Allah’a doğru yolculuk), 2) Seyr fillâh (Allah’ta seyr), 3) Seyr Billâh (Allah ile seyretmek) 4) Seyr anillah (Allah’tan seyr). Sufîler, Allah’ın yeryüzündeki âyetlerine nazar için, ayrıca, çile çekmek ve diğer şeyhlerle görüşmek maksadıyla uzun yolculuklara çıkarlardı. Zamanla sefer, içte yapılmak üzere yorumlanmıştır. Kişinin, kendi iç dünyasında yaptığı bu sefere, sefer-der-vatan demişlerdir. Bu şekilde sefer: manâ âlemine gidiş, kötü huylardan iyi huylara hicret etme gibi anlamları içerir.SEFER–DER–