Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

25 sonuç · “sebil

01
Şahsiyet

Reîsületıbbâ Ömer b. Osman Efendi

Reîsületıbbâ Ömer b. Osman Efendi (1069/1659-1136/1724), medrese ve kadılık yoluyla saray hekimliğine, hekimbaşılığa ve Rumeli kazaskerliğine yükselen; medrese, mektep ve sebil yaptıran Osmanlı tabip ve âlimidir.

02
Sözlük

sebil

“fi sebîlillah” (Allah yolunda, Allah rızası için) sözünden gelen bu terim, büyük şehirlerin işlek yol kavşaklarıns da ve genellikle de camilerin çevresinde bedava içme suyu dağıtmak amacıyla inşa edilen mimarî yapılar için kullanılmıştır.

03
Sözlük

selsebîl

İslâmî aninanca göre, cennetin içinde bubulunan pmarlardan birinin adı ve ek, sıfatı. inî ve sem' a. (^^ [Ar.] “Allah’ın işitilmerek ye konusunu içeren her şeyi tam İs ve kusursuz işitmesi.” anlamında ayı Allah’a nispet edilen subutî sıfatlarmdan biri. Bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de pek çok ayette geçme mektedir (bk. M. F. Abdülbâkî, elatı- Mu'cem, “sm'” maddesi). mi. riş semâ' a. GL^) [Ar.] Kur’ân-ı n-ı Kerîm’de gökyüzü için kullanısi” lan terim. tir.

04
Sözlük

fî sebîlullah

fî sebîlullah a. [ Ar.] “Allah yolunda” anlammdaki bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de mealen “Allah rızası için, Allah’ın buyruklarına uygun olarak.” ibaresiyle yer almaktadır.

05
Sözlük

hâdî-i sebîl

Muhammed için kullanılan bir terim

06
Sözlük

sebîlü’r-reşâd

“Doğru yol.” anlamında olan s bu terim, Kur’ân-ı Kerîm’in iki ayetinde geçmektedir (“Mü'min suresi”. s

07
Sözlük

ibnüssebîl

İslâm’ın beş şartında biri olan “zekât” {bk. bu madd m verildiği yerlerden biri olara Kur’ân-ı Kerîm’in “Tevbe sur si, 9 / 60”nde ifade edilen v yolculuk sırasında muhtaç d ruma düşenleri anlatan bir t rim. Pek çok fakih, bu durum düşenleri, memleketinde malı v parası olmakla birlikte seyaha te bulunduğu sırada çeşitli s beplerden dolayı parasmı ka betmiş, geçim sıkıntısma dü müş, yerine yurduna dönece parası bulunmayan kimsel olarak tanımlamışlardır. Bunl ra zekâttan ve ganimetten hiss verilmesi uygun bulu muştur. ibrâ o. [Ar. ] ftk. Bir kişinin b başka kimseden alacağı için b tün haklarmdan vazgeçmesi. İbrahim suresi a. (^jeP Ar. “Sûretü İbrahim” ] Kur’ân-ı Kerîm’in on dö düncü, iniş sırasma göre yetm ikinci suresi olup “Nûh sures nden sonra ve “Enbiyâ su 343 i'câm. resi” nden önce Mekke döneminde nazil olmuştur ve elli in iki âyetten meydana gelmektedir. Kur’ân’da “elif-lâm-ra” n + harfleriyle başlayan beş surenin er beşincisidir. Adını ise 35. ayette en geçen ve Mekke’nin güvenliği, esi orada yaşayanlann iyiliği için dua eden Hz. İbrahim’den almıştır. Konusu, AUah’m varlığı ve n + birliği, vahiy, peygamberler, ölan dükten sonra dirüme ve sorguya de) çeküme gibi temel inançlardan ak oluşmaktadır. re

08
Sözlük

Fîsebîlillâh

Allah yolunda. Bir işin karşılıksız, sâdece Allahü teâlânın rızâsı için yapıldığını ifâde eden bir tâbir.

09
Mekân

Galata Mevlevîhânesi

İstanbul · Türkiye · İstanbul’un ilk Mevlevî âsitânesi Galata Mevlevîhânesi, İskender Paşa tarafından 897/1491’de kuruldu. Kulekapı Mevlevîhânesi adıyla da bilinen merkez, İstanbul’daki en eski Mevlevî âsitânesi olarak semâ, Mesnevî dersi, musiki, şiir ve şehirler arası derviş dolaşımının ana duraklarından biri oldu. Kesintiler ve yeniden kuruluşlar XVI. yüzyılda bir süre Halvetî zâviyesi ve medrese olarak kullanılan yapı, Şeyh Sırrı Abdi Dede’nin 1608’deki onarımıyla yeniden Mevlevî kimliği kazandı. 1765 Tophane yangınından sonra III. Mustafa devrinde yeniden inşa edildi; Şeyh Galib’in arzı üzerine III. Selim 1791-92’de yapıları yenileyerek semâhâneye hünkâr mahfili ekletti. Geç Osmanlı külliyesi Hâlet Efendi’nin 1819’daki cümle kapısı, sebil, çeşme, muvakkithâne, kütüphane-mektep ve türbe ilâveleri ile Abdülmecid döneminin semâhâne düzenlemeleri, bugünkü topluluğun mimarî karakterini belirledi. Semâhâne-türbe, dedegân hücreleri, hazîre ve kütüphane birlikte bir tarikat külliyesi meydana getirir. Hafıza ve temsil Şeyh Galib başta olmak üzere postnişinler, şairler ve musikişinaslar aracılığıyla Galata, Mevlevî kültürünün İstanbul’daki güçlü temsil merkezlerinden biri haline geldi. Yapı bugün müze işleviyle bu çok katmanlı hafızayı taşır.

10
Mekân

Yenikapı Mevlevîhânesi

İstanbul · Türkiye · Bâb-ı Cedîd’de kuruluş Yenikapı Mevlevîhânesi, yeniçeri kâtibi Malkoç Mehmed Efendi tarafından 1006/1597’de Mevlânâkapı dışındaki bahçesinde kuruldu. İlk yapı semâhâne, mescid ve on sekiz dedegân hücresinden oluşan mütevazı bir zâviye iken kısa sürede meydân-ı şerif, matbah, şeyh köşkü ve yeni hücrelerle genişledi. Vakıf ve saray desteği XVII-XIX. yüzyıllarda padişahlar, hânedan mensupları ve devlet ricâli yapıları yeniledi, vakıfları büyüttü. Hekimoğlu Ali Paşa semâhâneyi, Abdullah Nâilî Paşa hücreleri, Mekkî Efendi şadırvanı ele aldı; II. Mahmud semâhâne-türbe binasını 1817 ve 1837’de yeniden yaptırdı. Abdurrahman Nâfiz Paşa türbe, kütüphane, sebil ve muvakkithâne ekledi. Kültür ve irşad merkezi Yenikapı, matbah terbiyesi, semâ meşki, Mesnevî dersi, musiki ve şiir çevresiyle İstanbul Mevlevîliğinin başlıca üretim merkezlerinden biriydi. Hazîresinde postnişinler, muhibler ve şehir kültürünün farklı simaları bir arada bulunur. Yangın ve ihya 1925 sonrasında terk edilen külliye 1961 yangınında ağır hasar gördü. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün restorasyonu 2010’da tamamlandı ve kaybolan yapıların önemli bölümü ihya edildi. Yerleşke günümüzde eğitim ve kültür işlevi taşır.

11
Mekân

Hekimoğlu Ali Paşa Câmii

İstanbul · Türkiye · XVIII. yüzyıl külliyesinin merkezi Hekimoğlu Ali Paşa Külliyesi, I. Mahmud’un sadrazamlarından Hekimoğlu Ali Paşa tarafından 1147/1734-35’te yaptırıldı. Cami, tekke, kütüphane, türbe, sebil ve dört çeşmeden oluşan yerleşke Davutpaşa’da geniş bir bahçe içinde kuruldu. Tekke işlevi caminin içinde Külliyeden önce aynı yerde bulunan Abdal Yâkub Tekkesi inşaat sırasında ihya edildi; cami aynı zamanda tekkenin tevhidhânesi oldu. Harim duvarlarına yerleştirilen üç küçük halvethâne, ibadet ile tarikat terbiyesinin aynı mimari düzen içinde birleştiğini gösterir. Mimari ve süsleme Altı pâye üzerinde yükselen ana kubbe ve yarım kubbeler, yapıya genişleyen bir merkezî mekân kazandırır. Mihraptaki Kādirî-Eşrefî tacı ve gülü, Tekfur Sarayı ve Kütahya çinileriyle birlikte tarikat aidiyetini mimaride görünür kılar. Korunan ve kaybolan parçalar Cami, türbe, kütüphane ve sebil günümüze ulaşmıştır. Ahşap hünkâr kasrı, Kocamustafapaşa Caddesi’ndeki çeşme, güney kapısı ve dış avlu duvarlarının önemli bölümü ortadan kalkmıştır.

12
Mekân

Hekimoğlu Ali Paşa Türbesi

İstanbul · Türkiye · Külliye içindeki türbe Hekimoğlu Ali Paşa Türbesi, 1147/1734-35 tarihli külliyenin kuzey kenarında sebil, çeşme ve kütüphaneyle aynı avlu düzeni içinde yer alır. Türbe tek başına kurulmuş bağımsız bir ziyaret yapısı değil, cami ve tekke işlevlerinin birleştiği külliyenin parçasıdır. Hazîreyle ilişkisi Türbe ile kütüphane arasında ve batı avlu duvarı boyunca zamanla bir hazîre oluşmuştur. Böylece kurucu mezarı çevresinde külliye görevlileri ve ilişkili kişilerin mezar hafızası gelişmiştir. Aynı yerleşkedeki tarikat izi Külliyenin camisi, daha önceki Abdal Yâkub Tekkesi’nin ihyasıyla tevhidhâne olarak da kullanıldı. Caminin mihrabındaki Kādirî-Eşrefî işaretleri, türbe ve tekke çevresinin aynı kurumsal tarih içinde okunmasını sağlar. Bugünkü bütünlük Türbe, cami, kütüphane ve sebille birlikte günümüze ulaşmıştır. Buna karşılık hünkâr kasrı, bazı çeşme ve kapılarla dış avlu duvarlarının önemli bölümü kaybolmuştur.

13
Mekân

Bayram Paşa Dergâhı

İstanbul · Türkiye · Külliye içindeki tekke Vezîriâzam Bayram Paşa’nın 1044/1634-35’te Haseki’de yaptırdığı külliye medrese, sıbyan mektebi, tekke, türbe, sebil, çeşme ve dükkânlardan oluşur. Cami içermeyen küçük ölçekli XVII. yüzyıl külliyelerinin seçkin örneklerindendir. Kadem-i Şerif adı Tekke, Hz. Peygamber’e nispet edilen ayak izinin burada muhafaza edilmesi sebebiyle Kadem-i Şerif Tekkesi olarak da anıldı. Kuruluşta Kādiriyye’ye bağlıyken XVIII. yüzyıl başlarında Bayramiyye-Himmetiyye’ye, yüzyıl sonunda Halvetiyye-Sünbüliyye’ye, XIX. yüzyıl ortalarında yeniden Kādiriyye’ye geçti. Yapı düzeni On derviş hücresi, revak, meydan ve şeyh odalarıyla sekizgen tevhidhâne ayrı bir tarikat bölümü meydana getirir. Türbe ve sebil Haseki Caddesi ile Haseki Kadın Sokağı’nın kavşağında külliyenin kamusal cephesini oluşturur. Korunan bütün Yapılar XVIII. yüzyıldan itibaren çeşitli onarımlar geçirdi. Sıbyan mektebi ortadan kalkmış olsa da medrese, tekke, türbe, sebil ve çeşme esas biçimlerini büyük ölçüde koruyarak günümüze ulaşmıştır.

14
Eser

Sayfalar 29–36

Muzaffer Ozak Külliyatı · haremeyn, ceddüs-sıbteyn, imam-ül-Enbiyâ, imam-ül-etkiyâ, tâcül-asfiyâ, sahib-üs-seyf, sahib-ül-kitab, münzel-ül-Kur'an, sahibül-mi'râc, şefi-ul-müznibiyn, Resûlüllah, Habibullah,

15
Eser

Sayfalar 23–28

Muzaffer Ozak Külliyatı · bağlayıp, bıçağı onun körpe gerdanına nasıl vuracaksın? Bu güle, oynaya giden yavrunun sence hiçbir değeri yok mu?» dediğinde hak nebi, Allahın Halili, Iblise hitaben şöyle söyledi

16
Eser

Sayfalar 29–34

Muzaffer Ozak Külliyatı · Dikkat edilirse; evlât, ana ve babasına itaât edecek, hem de Hz. Ismail gibi boynunu verircesine, canını ortaya koyarak, itaât edecek. Fakat şart; Allah yolunda, Allah'ın emirlerin

17
Eser

Sayfalar 44–50

Muzaffer Ozak Külliyatı · O salih ve ârif zat-1 şerifin ruhu kabzolununca, beşyüz rahmet meleği cesedinin yanında kalırlar, yakınları kendisini gasletmeden melekler o velinin cesedini yıkarlar, cennetten ge

18
Eser

Sayfalar 81–87

Muzaffer Ozak Külliyatı · o ll Sebilss Ve min-en-nâsi men yeşriy netseh-ubtiga e merdatillahi vallahu râ 'utun bil-ibâd... El-Bakara: 201 (Insanların öylesi vardır ki, Allahu tâlâ'nın rizası uğruna öz nefsi

19
Eser

Sayfalar 84–89

Muzaffer Ozak Külliyatı · meti Muhammede bahş olunacaktır. İbrahim Halil biz ümmeti Muhammede yapılacak iltifatı ilâhiyyeyi rabbinden işitince: «Yarabbi, beni mademki ümmeti Muhammedden kılmadın, hiç olmazs

20
Eser

Sayfalar 94–100

Muzaffer Ozak Külliyatı · cak mahkûma veya kesilecek kurbana ikrâm çoğalır, ama ansızın bıçak boğazına, ip de boynuna geçiverir. Bunların durumları bu misale benzer. Dikkatle oku tekrar tekrar oku. Allah si

21
Eser

Sayfalar 135–140

Muzaffer Ozak Külliyatı · Allah celle, bir nûr-u Muhammediyyeyi (aleyhisselâm) dört kısma taksim edip, birinci kısmından Levhi ve Kalemi hâlk etti; kalem, emr olunanı yazdı. Nûrun ikinci kısmından Arş ve Kü

22
Eser

Sayfalar 166–172

Muzaffer Ozak Külliyatı · Innallâh'ester& min-el-mü miniyne enfüsehüm ve emv&lehum bi-enne le hüm-ül-cenneh yukatilûne fi sebilillahi fe-yaktülüne ve yuktelûne vâ'den aleyhi hakkan fit-Tevrati vel-inciyli v

23
Eser

Sayfalar 173–180

Muzaffer Ozak Külliyatı · Infiri nıfafen ve sıkalen ve câhidû bi-emvaliküm ve enfüsiküm fi sebilillâh zâliküm hayrün leküm in küntüm ta'lemün. Et-Tövbe: 41 (Sizler, gerek hafif ve gerek ağırlıklı olarak kuv

24
Eser

Sayfalar 182–188

Muzaffer Ozak Külliyatı · hem hazretlerinin kim olduğu haber verilince de adamda şafak attı. Zira, bilindiği gibi Ibrahim Edhem hazretleri saltanatı ve tâc-ü tahtı terketmişti ama, ülkenin padişahı oğlu idi

25
Eser

Sayfalar 211–217

Muzaffer Ozak Külliyatı · mağa çalışalım. Anladıklarımızı da değerlendirıneğe alışalım. Birbirimizi aldatmayalım ve itirat edelim ki, düşmanlarımız bize nazaran çok ama pek çok çalışıyorlar. Bu çalışmaların