ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
28 sonuç · “sâs”
01Amûdiyye
Ebû Îsâ Saîd el-Amûdî'ye nispet edilen Medyenî çevre.
Babagân / Mücerred Babalar
Balım Sultan sonrası mücerred babalar ve pîr evindeki dedebaba otoritesini esas alan teşkilat hattı.
Abdülkerîmzâde Abdullah Efendi
Abdülkerîmzâde Abdullah Efendi (ö. 1595), Ebüssuûd Efendi’den mülâzemet alan; Rüstem Paşa, Sahn, Şehzade ve Atik Valide medreselerinde ders verdikten sonra Galata kadılığı yapan Osmanlı âlimidir.
Abdülmün‘im b. Abdünnebî Ali el-Kādirî
Abdülmün‘im b. Abdünnebî Ali el-Kādirî el-Mâlikî (ö. 1986), Muhammed Habîbullah eş-Şinkītî’den aldığı Kādirî irşadını Mısır’da Şer‘iyye adıyla düzenleyen; evrâd ve zikir meclisi esaslarını eserlerinde kayda geçiren sûfîdir.
Ahmed er-Rifâî
Ahmed er-Rifâî (512/1118 – 578/1182), Batâih bataklıklarındaki Ümmüabîde'de irşad eden Rifâiyye'nin pîri; “ebü'l-alemeyn” unvanıyla anılan âlim-sûfî, kerameti değil edeb i esas alan ve tekkesinde her gün binlerce kişiyi doyuran mürşid.
Allâme-i Şâşî Mehmed Çelebi
Allâme-i Şâşî Mehmed Çelebi (ö. 1577), Ahî Çelebi ailesinden gelen; Zeynelâbid, Ahîzâde, Kazızâde ve Ma‘lûl Emîr Efendi çevresinde yetişerek Bursa ile Beşiktaş medreselerinde ders veren Osmanlı müderrisidir.
Atpazârî Seyyid Osman Fazlı Efendi
Atpazârî Osman Fazlı Efendi (1632–1691), Şumnu’da doğup Zâkirzâde Abdullah Efendi’nin terbiyesinde yetişen; Aydos, Filibe ve İstanbul’da irşad faaliyetleri yürüten, Ekberî-Konevî çizgide eserler veren ve Mağusa sürgününde vefat eden Celvetî şeyhidir.
Avnî Ahmed Efendi
Avnî Ahmed Efendi (yaklaşık 1667/68–1726), Demirkapı’nın Dâye Hatun Mahallesi’nde doğan; Ahmed Yorganî, İbrahim Paşa Sarayı, Mahmud Efendi, Şeyhülharem ve Hacı Hasanzâde medreselerinde görev yapan Osmanlı müderrisidir.
Bahâeddin Nakşibend
Bahâeddin Nakşibend (718/1318 – 791/1389), Buhara yakınlarındaki Kasrıârifân'da doğup ölen ve “tarîk-i hâcegân”ın adının kendisiyle Nakşibendiyye 'ye dönüştüğü şeyh; semâ, halvet ve tekkeye itibar etmemiş, hafî zikri esas almıştır.
Dâvudzâde Ahmed Efendi
Dâvudzâde Ahmed Efendi (ö. 18 Zilhicce 1135/1723), ulemâ ailesinden gelerek İstanbul ve İznik medreselerinde yükselen, Trablusşam kadılığına tayin edildikten kısa süre sonra orada vefat eden Osmanlı âlimidir.
Ebû Îsâ Saîd b. Îsâ el-Amûdî
Ebû Îsâ Saîd b. Îsâ el-Amûdî, XIII. yüzyılda Hadramut’ta yaşayan; Abdullah es-Sâlih üzerinden Ebû Medyen’in irşad mirasına bağlanan ve Amûdiyye’nin kendisine nispet edildiği sûfîdir.
Fâzıl-ı Taşkendî Hâce Hâfız
Mehmed b. Kemâleddin eş-Şâşî el-Ferkendî, Hâce Hâfız et-Taşkendî adıyla tanınan; 980/1572-73 haccından sonra İstanbul’da II. Selim ve Sokullu çevresinde eser sunan Orta Asyalı âlimdir.
Ferhad Paşa Şeyhi Mehmed Dede
Mehmed Dede (ö. 975/1567-68), erken dönem Halvetî şeyhi Ramazan Efendi’nin yanında yetişen; Ferhad Paşa’nın Yedikule yakınında yaptırdığı zâviyede irşad eden şeyhtir.
Germiyanlı Ya‘kub Efendi
Germiyanlı Ya‘kub Efendi (ö. 979/1571-72), Sünbül Sinan ve Merkez Efendi’nin terbiyesinde yetişen; Yanya’da Sünbüliyye’yi temsil ettikten sonra İstanbul Kocamustafapaşa merkezinde irşadı sürdüren Halvetî-Sünbülî şeyhidir.
Yesevî asâsı
Yesevî geleneğinde hırkayla birlikte hilâfet alan müride verilen, irşad sorumluluğu ve yol hizmetini simgeleyen işaret.
İktisâs
Bir izi takip etme veya anlatılan bir olayı adım adım izleme. Kök anlamı “iz sürmek”tir; kıssa ve takip kavramlarıyla ilişkilidir.
kassâs
LpM [Ar.] Dinî toplantılarda veya camilerde hediye toplamak ya da ün kazanmak amacıyla hikâyeler anlatarak vaalar veren kimseler.
kussâs
kussâs ç. a. [ < Ar. kâss’ın ’a ç. b.] Halk hikâyecisi ve vaiz ana lamında olan bu terim, bir olayı e nakleden, hikâye yazan, destan anlatan, dinî öğütler veren, [< Kur’ân-ı Kerîm’de yer alan kıss^ saları nakledip açıklayan vaizler l- için kullanılmıştır. mi
sâs
Şeriat hukukuna göre, kasten adam öldürme veya işlenen müessir fiil suçlarmda, suçlunun ya da eylemi gerçekleştiren kişinin işlediği eyleme veya davranışa denk b ceza ile cezalandırılma Kur’ân-ı Kerîm’de “kısâs” iç önce “Bakara suresi” nde mealen şu ifadeler: “ iman edenler! Size, öldürülen için kısâs farz kılındı. Hür ola karşı hür, köleye karşı köle, k dına karşı kadın kısâs...” son da “Mâ'ide suresi” n şu bilgi ve açıklamalar yer maktadır: “ (Tevrat’ta) onla cana can, göze göz, buruna b run, kulağa kulak, dişe diş ve y ralara karşı kısâsyazdık.” kısas a. [Ar. kıssa’nın ç. “Hikâyeler, sergüzetler, kıssala anlammdaki bu söz, başka ke me ve kelime gruplarıyla ye terimler oluşturur.
TASAVVUFUN MÂHİYETİ
Avârifü’l-Maârif · 5. bölüm · Abdullah İbnu Ömer (r.a), Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Her şeyin bir anahtarı vardır; Cennetin anahtarı da miskinleri ve fakirleri sevmektir. Çünkü sa
SÛFÎ KELİMESİNİN KÖKÜ
Avârifü’l-Maârif · 6. bölüm · Hz. Enes b. Mâlik (r.a) demiştir ki: “Rasûlullah (s.a.v), bir kölenin bile dâvetine gider, merkebe biner ve yün elbise giyerdi.” 31 Sûfîler, bu hadis-i şerife uyarak hem daha yumuş
MAKAMLARIN İZAHI
Avârifü’l-Maârif · 59. bölüm · l-TEVBE MAKAMI Şeyhimiz Ebu’n-Necib es-Sühreverdî, bize, Enes b. Mâlik in (r.a) şunları anlattığını haber verdi: Rasûlullah (s.a.v)’a bir adam gelerek: 435- Ebû Nuaym, Hilye, VIII,
HALLERİN AÇIKLANMASI
Avârifü’l-Maârif · 61. bölüm · 1- MUHABBET Allah için muhabbet konusunda Rasûlullah (s.a.v) buyurmuştur ki: “Üç şey var ki, onlar kimde bulunursa o kimse imanın tadını bulur: Allah ve Rasûlünün kendilerinin dışı
Sayfalar 64–70
Muzaffer Ozak Külliyatı · ni ateşle doldururlar. Allah bizi ondan dünyada ve âhirette ayırmasın. Onu sev, unun sünnetine riayet et. Zira, seven meyus mükedder ve mahzun olmaz. Severim diyen ona çok salâvat
Sayfalar 122–129
Muzaffer Ozak Külliyatı · zün görür ve ayakların yürürken, ellerin tutar, bilegin her işe yatarken, aklın başında, fâni ömrün kırk yaşında, ihtiyarlığın belirtileri olan ak tüyler sakalında saçında iken art
Sayfalar 392–398
Muzaffer Ozak Külliyatı · lar, sahralar, yazlar, kışlar ve baharlar, arşlar, kürsiler, cennet ve cehennem, huri ve gılman, kevser ve vildan, çarh-ı felek ve her canlı melek onun için, onun emrine müsahhar k
Sayfalar 406–413
Muzaffer Ozak Külliyatı · — Bana rakip olan komşumun dükkânı da yandı da, onun için seviniyorum, demez mi? Rabbim, cümlemizi bu çeşit hasetçilerin şerlerinden hıfz-u emin eylesin. (Amin). HİKÂYE Hak veliler
Sayfalar 424–429
Muzaffer Ozak Külliyatı · ra vâris olan kâfirleri vâîdi ile helâk ettiği gibi yarın yevmi kıyamette vâîdi olan cehennemin ateşine atacaktır. Innallahe lâ yuhlif-ül-mi'ad.. Âl-i Imran sûresi: 9 «Allah, va'd