Envârü’l-Kulûb I · kaynak sayfaları 122–129
zün görür ve ayakların yürürken, ellerin tutar, bilegin her işe yatarken, aklın başında, fâni ömrün kırk yaşında, ihtiyarlığın belirtileri olan ak tüyler sakalında saçında iken artık derlen toplan! Anan, baban, ahbap ve yâranın birer birer göçüp gidiyorlar. Hâlâ, aklını başına devşirmeyecek, hâlâ tövbe ve nedamet etmeyecek misin? Dünya için, bunca yıl çalıştın, çabaladın, yoruldun, yıprandın. Âhiret için hiçbir hazırlığın olmayacak mı? Yarın, kabir denilen o karanlık çukura seni kapattıkları zaman, halinin neye varacağını aklına getiremiyor musun? Seninle kadeh tokuşturan, şerefine ve sıhhatine kadeh kaldıran ahbapların, orada senin ne sıhhatini ne de şerefini düşünemeyecek, başka arkadaşlarla kadeh tokuşturmağa koşacaklardır. Hoş düşünseler de ellerinden ne gelir? Kumar masası etrafinda ömür tükettiğin yoldaşların, borç alıp kumar oynadıgını bilen sırdaşların, kabrine kadar gelirler mi bilinmez ama, gelseler dahi hemen geri dönüp kupanın kozunu, maçanın kızını bulmak ümidiyle kâğıt çekerken, senin o ânda kabrinde ne halde olduğunu akıllarına bile getirmeyecekler.
Hoş, getirseler de na fayda! Sefahat yollarında, para ile yüzüne gülen âlüftelerin kollarında sözüm ona sefa sürerken, beri yanda defterinin dürüldüğünü neden fark edemiyorsun? Neyi bekliyorsun? Hakka dön, hak ve hakikat yoluna gir! Gittiğin yol yol degildir, nedamettir, nedamet... Gel Vakit geçirmeden tövbe et... Biraz gayret, biraz himmet, hakka eyle ibadet...
Sen bu dünyaya, kadeh tokuşturmağa, iskambil kâğıtları arasına hiyle sokuşturmağa, ne idügü belirsiz alüftelerle fıkırdaşmağa gelmedin! Ahmaklığı bırak, sözümü dinle, hakka dön, hakka gel... Ne kadar çabuk dönersen, o kadar kârlı çıkarsın. Hem bu kâr, dünya kârı, kumar kârı gibi elden çıkıcı da değildir. Bu kâr, seni ebediyyen bırakmaz, kıyamete kadar senin olur. Kumarda, bir zar atıp bütün dünyayı kazansan, ecel yakana yapışınca hepsini bırakıp o karanlık çukura gideceksin. Benim teklif ettigim kâr, ilelebed sana ait olacak.
senden başkası onu kullanamayacak, sonuna kadar senin olarak kalacaktır. Olenlerden ibret al, ölümünü, bir gün senin de o ölenler gibi ölecegini düşün de derin derin düşüncelere dal!..
Kur'an-1 azim rehberin, âlemlere rahmet olan Resül-ü zişânın sünnet-i seniyyeleri, önderin, sâlihler ve âşıklar hemdemin olsun. Kalbine nurlar dolsun!
Nefse tâbi olup gezme hevâ'i, Tevekkül bâbında gözle rizayı, Evvel kendin bil, sonra Hûda'yı;
Cehdedip tarik-i sübhane yürü!..
Gel özün düşürme belâyı nefse, Çalış düşmeyesin sefayı nefse, Bunca demdir uydun hevâyı nefse, Biraz da tarik-i Yezdan'a yürü!..
Kulluk için yaratıldık, hakka kulluk edelim. Nefsimizin oyunlarını bırakıp hak yoluna gidelim. Hakkın emirlerini başımıza tâc, sünnet-i seniyye-i Ahmediyye'yi yolumuza sirâc, ibadet ve tâ'ati kendimize minhâc edinelim. İşlediğimiz, bunca kötülüklere ve günahlara nedamet edip, aglayıp sızlayalım, tövbe ve istigfarda bulunalım. Kendimizi herkesten aşağı tutalım, baktığımızdan ibret alalım. Birisine bakıp şükredelim, bir diğerine bakıp fikredelim. Hemen yarın ölecekmişiz gibi ahirete hazırlanalım. Kıldığımız her namazdan sonra, bunun Hakka son ibadetimiz ve kıldığımız son namaz oldugunu düşünelim. Hak söyleyelim, hakkı ve sabrı tavsiye edelim. Hakka hakkıyle kul, halka elden geldiği ve güç yettiği kadar yardımeı olalım.
Ey âşık-ı sadık!
Tövbe eden ve tövbeleri kabul buyurulan kişilerde, şu sıfatların bulunması şarttır:
1. İlm-i ilâhiyyi talim etmek ve hak ilmiyle hallenmek 2. Tovbeden sonra, hem o tovbeyi gerektiren günaha, hem de diger bütün kötü ve çirkin hallere dönmemek, hergün biraz daha gayret ve himmet göstererek ibadet ve tâ'atini ve muhabbetini artırmak 3. Kimin haksız olarak malını almışsa geri vermek, kime vurmuşsa rizasını alıp, gönlünü hoşnut etmek, hasımları âhirete intikal etmişse, onların mirasçılarını bulup helâllık almak, mirasçıları bulmak ve onlarla helallaşmak mümkün olamıyorsa, hasımlarının ruhları için Kur'an-ı kerim okumak ve onların ruhlarını şâd edecek hayır ve hasenatta bulunmak 4. Giydiği elbiseyi Hak için giymek, taktığı ziyneti hak için takmak (Zira, tövbe etmeyenler elbiseyi şehvetleri için giyerler ve her türlü ziyneti de hevâları için takarlar. Tövbe eden ise, elbiseyi avret yerini örtmek ve ayıbını kapamak ve
taktığı ziyneti de Allahu tâlâ'nın kendisine bahş ve ihsan buyurduğu ni'meti izhar için takarlar.)
5. Tövbe edenler, o tövbelerine sebebolan günahları işiedikleri yerlere gitmemeli ve o günahı işlediği arkadaşlarıyla da ilgi ve ilişkisini behemehal kesmelidir. Tövbe ettiği halde evvelce günah işlediği yerlere giden ve o günahı hâlâ işlemeğe devam edenlerle görüşüp konuşanın, tövbesini bozmasından korkulur. Bu ise, sözünden dönmek ve Allahu teâlâ'ya âsi olmak demektir. Tövbe, Allahu azim-üş-şâna karşı yaptığı kötülügü bir daha yapmamak üzere söz vermektir. Sözünden dönenler ise münafık sınıfına girerler. Bilindiği gibi, münafığın üç alâmeti vardır: I) Münafık, konuşursa yalan söyler. II) Münafık, söz verirse sözünden döner. III) Münafık, emanet edilirse ona ihanet eder.
Eğer, bu sıfatlar bir kimsede varsa, hemen tövbe ve istigfarda bulunmalı ve bu kötü davranışları derhal bırakmalıdır. Insan ve özellikle müslüman sözünün eri olur, verdiği söze sadık kalır. Ne yalan söyler, ne de emanete ihanet eyler.
Hele yalanla iyman aslâ ve kat'â bir araya gelmez. Biri gelince, öteki çıkar gider.
6. Kötü huylarını, ahlâk-ı Kur'aniyye ve ahlâk-ı Muhammediyye'ye tebdil eylemek, yani Kur'an-ı azim-ül-bürhan ve Resûl-ü zişânın ahlâklarıyla ahlâklanmaktır.
7. Seher vakti uyanarak istiğfar eylemektir. (Çok uyku uyumamalıdır. Yatağa girince, bir gün kendisinin böyle kabre yatırılacağını, gece karanlığını görünce de kabrin ve mahşerin karanlığını düşünmelidir.)
8. Tövbe eden, cömert olmalıdır. Aglayanların gözyaşlarını dındırmell, takırlerı, yoksulları, yetım ve dulları sevındirmelidir. Elinde yoksa, dilinde olmalıdır. Güler yüzlü ve tatlı sözlü olmak da, bir mü'min kardeşinin yüzüne tevessümle bakmak da cömertlik ve hakka sadakat nişânesidir. Allahu teâla'ya hüsnü zan eylemeli, Allah'ı sevmeli, Resülüne güvenmell, rahata ve sataya ermelidir. Allah Teâlâ'dan razı ol ki, o da senden razı olsun, cennet ve rizasını, ridvanını, mülk-ü kebirini sana bahş ve ihsan buyursun:
Sâs hot Ve isâ reeyle semme reeyte narymen ie mülken kebiyrâ...
El-Insan: 20
Meal-i münifi: Ve ne.tarafa baksan, tarif ve tavsif edilmez bir ni'met, büyük ve geniş bir mülk ve saltanat görürsün..
Ey Hak ve hakikat tâlibi!
Ağız tadlarını bozan ölüm gelmeden, âhirette azap ve ikap görmeden, nâr-1 cehennemi görmeden, dünya hayatında iken nâr-1 aşk-ı ilâhî ile cismini yak, nefsinin her istediğini verme, netsinle mücadele ve mücahede et, ibadet ve tâ'atte daim oi, belâ ve musibetlere razı ol ve rizayı ilâhiyye eriş vesselâm...
Ilâhî! Bizleri, Habib-i edibin hürmetine nail-i meram eyle, ayıplarımızı ört, suçlarımızı bağışla, lûtfunla kereminle yarlıga, tövbesinde sabit, gece - gündüz âbit, dergâh-ı bârigâh-1 ülûhiyyetine sâcit kullarından eyle... Iyman ile yaşat, iyman ile öldür, cemalinle güldür, sefana erdir... Günahlarını hasenâta tebdil ve tahvil buyurduğun tövbekâr kulların zümresine bizleri de ilhak eyle, Habibinden ayırma, dinden, iymandan ve hayâdan sıyırma, gözlerimizi toprak ile doyurma, hak ile bâtılı bilelim, daima hakka yönelelim, bâtıldan yüz çevirelim.. Küfür ikabından, kabir azabından azad eyle... Ölmüşlerimize rahmet, olmuşlara derecât-ı âliyye ile rif'at, vatan ve milletimize refah ve saadet, din ve devlet, vatan ve millet uğrunda çalışanlara gayret ve basiret, ordularımıza nusret ve muzafferiyyet ihsan ve inayet eyle... Celâlinden cemâline sığındık ilâhî! Zât-ı ülûhiyyetine güvendik Allahım! Rahmetine dayandık, iyman ile uyandık ey yüce Mevlâ! Bizi kapından kovma, huzurundan mahrum koyma! Okuyup işittiklerimizle âmil, sıdk ve ihlâs ile kâmil olanlardan eyle... Bu risalemizi okuyan, okutan ve dinleyenleri nurunla pür-nur, gönüllerini aşkınla mâ'mur, lütûf ve kereminle mesrur eyle... Hayırlı ve helâl kazançlar nasip buyurarak hayra sarfetmeği müyesser eyle... Âsi ümmet-i Muhammed'i islâh ve bizlerin bütün müşkillerimizi kolaylığa tebdil eyle... Ummet-i Muhammed'e rahmeyle, Hafiz ism-i şerifinle hıfzeyle, din ve devlet düşmanlarını kahreyle... Bi-hürmeti seyyid-il mürseliyn ve âlihim ve evlâdihim ve etbâ'ihim ve ashabihim ve ensarihim ecma'ıyn...
Sübhane Rabbike Rabbil-izzeti ammâ yasifûn ve selâmün alelmürseliyn vel-hamdü lillahi Rabbil-âlemiyn EL-FATİHA...
ENVÂR- ÜL-KULÜB (Kalblerin Nurları)
DERS: 3 MÜNDERECAT:
Hamd-ü senâ ve münâcat - Ibrahim sûre-i celilesinin 7.
âyet-i kerimesinin tefsiri - Ni'metlere şükretmek ne demektir - Ni'metler neden artar veya eksilir - Insan olarak yaratılmak ni'metinin şükrü nedir - Diğer ni'metlerin şükürleri nelerdir - Adem aleyhisselâma gösterilen ruhlar arasındaki farklar nedendi - Harun-er-Reşid ve Behlûl Dâna kıssası - Dünya ni'metlerinden hesap sorulacaktır - Kulaklar, gözler ve deriler sahibi aleyhinde nasıl şahitlik edeceklerdir - Zengin ile fakirin farkları - Zinnûn-u Mısrî ve bir cüzzamlı kıssası - Ni'metlere şükretmek, artmasına, şükretmemek eksilmesine sebebolur Hasan - ül - Basri hazretlerinin bir irşâdı - Zenginlik isteyen bir kimsenin kıssası - Bayezid-i Bestamî hazretlerini irşâd eden ârif-i billâh neler söylemişti - Hased, tamalı ve hırsın zararları - Iyiler ve iyilikler, kötüler ve kötülükler - Farkında olup olmadığımız ni'metler - Dünya ve âhiret ni'metlerinin mukayesesi - Dünya bakımından kendinden aşağı ve âhiret bakımından yukarı ve üstün olanlara bakmanın fayda ve yararları - Medeniyet namına işlenen vahşetler - Insanlığın içine düştüğü yürekler acısı haller - Insanlar üç kısımdır - Ruh nedir ve kaç nevidir - Ruh-u hayvani, ruh-u insanî, ruh-u sultanî ve ruh-u sir nelerdir - Rul ile rü'ya arasındaki ilgi ve ilişkiler - Seyh Nigâri ve Ismail Gelenbevi hocanın âlem-i cemale intikallerinden sonraki halleri - Şükür nedir, nasıl şükredilir - Musa aleyhisselâmdan zenginlik isteyen iki kişinin başlarına gelenler - Kula düşen görev şükretmektir.
Sallû alâ seyyidinâ Muhammed Sallû alâ mürşidinâ Muhammed Sallû alâ envâr- kulûbinâ Muhammed El-evvelü Allah.. El-âhirü Allah.. Ez-zâhirü Allah.. Elbâtınü Allah.. Hayrihi ve şerrihi min'Allah.. Men kâne fi kalbihi Allah.. Fe-mu'inuhu ve nâsıruhu fid-dâreyni Allah.. Rabbişrahli sadri ve yessir li emri vahlül ukdeten min lisani yefkahu kavli ve ufevvidu emri ilallah vallahu basiyrün bil-ibâd..
Sübhaneke lâ ilme lenâ illâ mâ allemtenâ inneke ent-el alim-ül hakim..
Sübhaneke lâ fehme lenâ illâ mâ fehhemtenâ inneke ent-el cevvad-ül-kerim..
Bizleri yoktan var eden, ruhlarımıza libas-ı insanı giydirerek bızi insan şekline koyan Kadir-i Kayyüm; dışımızı insan kıldıgı gibi içimizi de insan eyleye.. Gönüllerimizden dünya muhabbetini ve sevmediği sıfatları (HÂDİ) ism-i celili ile teb'id ve tathir buyurarak, kalplerimizi mir'at-1 mücellâ ve gönüllerimizi nazar-ı tecelliyat-1 Rahman ile muallâ eyleye..
Kalplerimizi aşkı ile istilâ, şevki ile istiva, tevfik ve hidayet nurlarıyla pür-nur, aşk ve muhabbet-i Resül ile mesrur eyleye.. Zâhirlerimizi, şeriat-i Ahmediyyesi ile tezyin ve bâtınlarımızı aşkullah, muhabbetullah ve muhabbet-i Resûlüllah ile tenvir eyleyerek, gönüllerimize ilm-i ledünnü ile ilham ve bizleri ârifler zümresine idhal eyleye.. Esrarına vakıf ve zât-ı sıfatına ârif olan âşıklar zümresine ilhak eyleye.. Hak ve hakiltati görmeğe lâyık ve müste'id bir gönül gözü, hitab-ı izzetini duymaya müsait bir kulak, zât-ı ahadiyyetine âşık bir gönü!, ihsan etmeğe kadir bir el, ism-i celilini zikretmeğe lâyık bir ağiz, tevhid ile kımıldanacak bir dil, rizayı ilâhisine vürüyecek ve iletecek bir ayak, emanetullah'ı yüklenecek bir beden ihsan ve inayet eyleye.. Günde beş vakit huzur-u izzetine lütfen ve keremen kabul buyurduğu mutlu kullarından eyleye.. Malı ve canı ile dine, devlete, millete ve bütün mü'minlere hizmeti seref sayan sadık mücahitlerden eyleye.. Sözünde duran, ahdine vefakar olan, geceler kaim, ibadet ve tâ atte daim bulunan, mü min olarak dogdugu gibi, mü'mın olarak yaşayan ve iymanını son nefesine kadar taşıyan salih kulların- Envar-Ul-Kulob, Cilt 1 - F: 9