Envârü’l-Kulûb II · kaynak sayfaları 406–413 — Bana rakip olan komşumun dükkânı da yandı da, onun için seviniyorum, demez mi? Rabbim, cümlemizi bu çeşit hasetçilerin şerlerinden hıfz-u emin eylesin. (Amin). HİKÂYE Hak velilerinden bir zatı şerifin dükkânının da bulunduğu çarşı tamamiyle yanmıştı. Kendisine: — Çarşı tamamen yandı ama, senin dükkânına hiçbir şey olmadı ve kurtuldu, dediklerinde gayr-ı ihtiyari: - El-hamdü lillâh, diyiverdi. Fakat, derhal hatasını anladı. Öyle ya, herkesin dükkânı yanmış, bütün komşuları zarar görmüş iken kendi dükkânının kurtulmasına sevinip hamdettiğinden dolayı tam kırk yıl, evet tam kırk yıl Cenab-ı Haktan af ve mağfiretini diledi. Erbab-ı fazl-ü hüner olmazdı mû'teber, Herkes cihanda olsa eğer sahib-i hüner... Işte, hasedçi ile ihlâs sahibi bir mü'min arasındaki fark budur. Hasedçi, başkalarının elindeki ni'metin yok olmasını ve hattâ onlara sahip bulunanların da mahvolmalarını ister. Bu hırs ve arzusu öylesine şiddetlidir ki, sonucun kendi aleyhinde olması dahi onu bundan caydıramaz. Onlar için, herşeyin yalnız kendilerine…
ÜYE KÜTÜPHANESİ
Okumaya kaldığınız yerden devam edin.
Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.