Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

25 sonuç · “musibet

01
Şahsiyet

Ferîdüddin Attâr

Ferîdüddin Attâr (ö. 618/1221), Nîşâbur’da eczacılık ile telifi birlikte yürüten; aşk, hayret ve fenâ yolculuğunu Mantıku’t-tayr, Musîbetnâme ve Tezkiretü’l-evliyâ gibi eserlerle klasik tasavvuf edebiyatının merkezine yerleştiren sûfî şairdir.

02
Sözlük

Ada

اعداء) t Adü veya Adüvv Düşmanlar. tas. Allah'ın dostlarına evliya veya evliyaullah dendiği gibi düşmanlarına da ada veya adâu'llah (aduvvu'llah) denir (Fussilet Suresi, 19, 28.) Bunların tekilleri kullanılarak veliyyu'llah ve aduvvu'llah da denir. Şeytan, kâfir, zındık (ateist) ve putperest adâ olduğu gibi insanın kendi nefsi, hevâ ve hevesi de adâdır. Kişinin en büyük düşmanı nefsidir (bencillik, aşağı arzular). Bkz. Düşmen. Adab-ı tarikat Tarikat edebi. Tarikat ehlinin uyduğu usül ve esaslar. Adak i. داق) 1) Nezir. tas. a Allah'a ibadet amacıyla ibadet ve tâat cinsinden bir işin yapılmasını taahhüt etmek. b Bir muradın gerçekleşmesi ve dileğin yerine gelmesi için türbelere, tekkelere, ermişlerin mezarlarına ve kutsiyetine inanılan bir yere adanan kurban, eşya vs. Hastalıktan kurtulmak, belayı defetmek, bir musibete ve afete uğramamak, çocuk sahibi olmak, çok arzu edilen bir şeyi elde etmek için evliyanın türbelerine, yatırlara, dedelere, babalara kurban veya para veya herhangi bir eşya adanır. Türbelerde mum yakılır, türbe civarındaki ağaçlara çaputlar bağlanır. Böylece yatırdan yardım istenir (istimdat). Allah'ın, sevgili kulu olan ermişin yüzü suyu hürmetine dilek sahiplerinin isteklerinin yerine getirileceğine inanılır (tevessül). Aslında adak ve nezir tasavvufa özgü değildir; fa- kat mutasavvıfların adak anlayışı diğerlerinden farklıdır. Bu yüzden fakihler bu türlü adakları hoş görmezler. Buna rağmen adaklar gerek tasavvuf ve tarikatlerde, gerekse halk inancında önemli bir yer tutar. Birçok tekke, türbe ve hatta vakfın ve imarethanenin gelir kaynağı adaklardır.

03
Sözlük

Afet

ç. Afat Musibet, bela, zarar, ziyan. tas. a Kötü huylardaki tehlikeler ve zararlar; örn. gıybet afeti, yalan afeti, şöhret afeti. b Organların ahlak dışı yollarda ve günaha yol açacak biçimde kullanılması; örn. dilin afeti yalan söylemek, kulağın afeti gıybet dinlemek, elin afeti hırsızlık yapmaktır. c Sülük halinde bulunan salikin ilerlemesini engelleyen dünyevi bağlar (alaik) ve maddi عب karlar. “Süfiler için afet oğlanlarla düşüp kalkmakta, zıt görüşte olanlarla yarenlik etmekte ve kadınlardan hediye kabul etmektedir”. 4 Aşk. Dil verme gam-ı aşka ki aşk afet-i cândır Aşk afet-i cân olduğu meşhür-i cihândır Fuzali Afet-i tarik (2 bö 1) Tarikat afeti, keramet. Afitap i fars. ب) 5 1) Güneş. Afitâb-ı celal (ululuk güneşi) ve afitab-1 vücut (varlık OE

04
Sözlük

Afiyet

Gönül huzuru, bela ve musibetten selamette kalma.

05
Sözlük

Ayin-i niyaz

uy 1) Niyaz ayini. Bektaşiler Babaya gelip hayır ve himmet istemek için onun huzurunda yüz ve gözlerini yerlere sürerek yalvarırlar, buna niyaz etme ve niyaz ayini adı verilir (AM 220). 2. Mevlevilikte mukabele ayini bittikten sonra istek üzere onun devamı mahiyetinde yapılan ayin. Ayin-i sükvari Musibet ayini matem töreni, yas merasimi. Şiirlerde muharrem ayının onuncu günü Kerbela faciasını anmak maksadıyla yapılan bir ayin. Bu ayine katılanlar çığlıklar atarak ağlar, üst ve başlarını yırtar, kamalarla bedenlerini yararlar; zincirlerle üst ve başlarını döver, başlarını taşlara ve duvarlara çalarlar. Mevlevilikte mukabele ayini bittikten sonra istek üzere onun devamı mahiyetinde yapılan ayin. Ayin-i sükvari Musibet ayini matem töreni, yas merasimi. Şiirlerde muharrem ayının onuncu günü Kerbela faciasını anmak maksadıyla yapılan bir ayin. Bu ayine katılanlar çığlıklar atarak ağlar, üst ve başlarını yırtar, kamalarla bedenlerini yararlar; zincirlerle üst ve başlarını döver, başlarını taşlara ve duvarlara çalarlar.

06
Sözlük

Bekçi

Koruyan, gözeten ve muhafaza eden kimse. Tasavvufî halk inanışında bazı şehir ve beldelerin mânevî koruyucusu kabul edilen velîler için mecazen kullanılır. Okuma notu Bir beldenin “mânevî bekçisi” olduğu düşüncesi gelenek içi velâyet tasavvurudur; tarihî veya idarî bir görev adı değildir.

07
Sözlük

Burcu'l-evliya

= en-i evi i 3 evliya (برج الاوليا) Medfen-i evliya, evliyası ve yatırı çok olan yer. Bürhan-ı Hak (5> le») Hakk’ı ran gi Öpme, Öpücük. 2. as. a Baunda feyz ve cezbe. b Alınan müjde (Sr). Burhan halkın, cezbe ise nebi v ee bans meee e Bilgi ve uygulama, anlama ve anlatma yö- Bit i. fars. (بت) 1. Put, sanem. 2. tas.: ten sözün keyfiyetini kabul etme yetene i (ts), d Ruhun:ا a 5 haste ‘ igi ne zevk, 7 (hevâ hevesi ve) nefsidir. Hakikati ic EREN ll il iş n elini öpme. Dâmen-büs: Şeyhin eteğini öpmek, önünde yer öpmek, yer öpen. Bkz. Secde n nâz-perversin dilârâsın ma ki gayet bi-mahabbasın n destini büs etse âşıklar bir padişâh-ı âlem-ârâsın G. Dede fha. 2. tas. Gönlün ilgi ve bağlantıdan (alâka ve esasen başlangıçta cem makamındayken vardır ve eğişik bir halde mevcuttur (us). 1. Bedel, karşılık, denk, bir şeyin halefi ve değişiludur (aKa 111, 1168). 2. tas, Yediler. Bunlardan her çok uzak mesafelere giderler. Gözden kaybolduken kendilerinin tıpkısı olan canlı bir beden bırakırundan aslından ayırt edilmeyen bu bedene bedel ve ine sahip olan velilere büdelâ denir (kr). Bkz. Yeşı dökme, girye. 2. tas. Zahitler ve süfiler yaptıklaara, içinde bulundukları bela ve musibetlere, ahde icran haline, ahiret hesabına ağlar, bir damla göz ine bu yüzden ibadetten daha hayırlı olduğuna ina-," sözü bunu ifade eder. Aglamakla ünlü zahit ve r (si 300). Zahitler üzüntüden, arifler sevinçten lak memesi. 2. tas. Sevgilinin kulak vermeden ve yan sözü, ince ifadesi, (dakika-i mahbüp) (11s; TK e olan sözü. nan. I. Kanıt, delil. 2. tas. Rifailerin bedenlerine akk'ın delili. 2. tas, Kur’ân veya Hz. Peygamber ebi ve velilerin yoludur. tas. a Nefs, nefs-i, emmare. Herkesin putu kendi ati idrak etmek için Hz. İbrahim'in putu kırması Put, sanem. 2. tas.: ten sözün keyfiyetini kabul etme yetene i (ts), d Ruhun:ا a 5 haste ‘ igi ne zevk, 7 (hevâ hevesi ve) nefsidir. Hakikati ic EREN ll il iş n elini öpme. Dâmen-büs: Şeyhin eteğini öpmek, önünde yer öpmek, yer öpen. Bkz. Secde n nâz-perversin dilârâsın ma ki gayet bi-mahabbasın n destini büs etse âşıklar bir padişâh-ı âlem-ârâsın G. Dede fha. 2. tas. Gönlün ilgi ve bağlantıdan (alâka ve esasen başlangıçta cem makamındayken vardır ve eğişik bir halde mevcuttur (us). 1. Bedel, karşılık, denk, bir şeyin halefi ve değişiludur (aKa 111, 1168). 2. tas, Yediler. Bunlardan her çok uzak mesafelere giderler. Gözden kaybolduken kendilerinin tıpkısı olan canlı bir beden bırakırundan aslından ayırt edilmeyen bu bedene bedel ve ine sahip olan velilere büdelâ denir (kr). Bkz. Yeşı dökme, girye. 2. tas. Zahitler ve süfiler yaptıklaara, içinde bulundukları bela ve musibetlere, ahde icran haline, ahiret hesabına ağlar, bir damla göz ine bu yüzden ibadetten daha hayırlı olduğuna ina-," sözü bunu ifade eder. Aglamakla ünlü zahit ve r (si 300). Zahitler üzüntüden, arifler sevinçten lak memesi. 2. tas. Sevgilinin kulak vermeden ve yan sözü, ince ifadesi, (dakika-i mahbüp) (11s; TK e olan sözü. nan. I. Kanıt, delil. 2. tas. Rifailerin bedenlerine akk'ın delili. 2. tas, Kur’ân veya Hz. Peygamber ebi ve velilerin yoludur. tas. a Nefs, nefs-i, emmare. Herkesin putu kendi ati idrak etmek için Hz. İbrahim'in putu kırması Bedel, karşılık, denk, bir şeyin halefi ve değişiludur (aKa 111, 1168). 2. tas, Yediler. Bunlardan her çok uzak mesafelere giderler. Gözden kaybolduken kendilerinin tıpkısı olan canlı bir beden bırakırundan aslından ayırt edilmeyen bu bedene bedel ve ine sahip olan velilere büdelâ denir (kr). Bkz. Yeşı dökme, girye. 2. tas. Zahitler ve süfiler yaptıklaara, içinde bulundukları bela ve musibetlere, ahde icran haline, ahiret hesabına ağlar, bir damla göz ine bu yüzden ibadetten daha hayırlı olduğuna ina-," sözü bunu ifade eder. Aglamakla ünlü zahit ve r (si 300). Zahitler üzüntüden, arifler sevinçten lak memesi. 2. tas. Sevgilinin kulak vermeden ve yan sözü, ince ifadesi, (dakika-i mahbüp) (11s; TK e olan sözü. nan. I. Kanıt, delil. 2. tas. Rifailerin bedenlerine akk'ın delili. 2. tas, Kur’ân veya Hz. Peygamber ebi ve velilerin yoludur. tas. a Nefs, nefs-i, emmare. Herkesin putu kendi ati idrak etmek için Hz. İbrahim'in putu kırması

08
Sözlük

Base

(«- (بو Öpme, Öpücük. tas. a Bâtında feyz ve cezbe, b Alınan müjde sonunda hasıl olan haz. c Bilgi ve uygulama, anlama ve anlatma yönünden sözün keyfiyetini kabul etme yeteneği. d Ruhun vasıtasız aldığı zevk,

09
Sözlük

Bit

لل لل لل ل ل ا ل haz. Dest-bas: Şeyhin elini öpme. Damen-bas: Şeyhin eteğini öpmek, Zemin-büs: Şeyhin önünde yer öpmek, yer öpen. Bkz. Secde.» Güzelsin bi-bedelsin ndz-perversin dilârâsın Değilsin bt-vefa amma ki gayet bt-mahabbasin Ne mânldir uzatsan destini bas etse âşıklar Kolun bükmezlere bir padişâh-ı âlem-ârâsın G, Dede (بو ى) Koku, nefha 2. tas, Gönlün ilgi ve bağlantıdan (alâka ve ) haberdar olması ki, esasen başlangıçta cem makamındayken vardır ve tefrika makamında değişik bir halde mevcuttur (115). (9 4) veya Budala, 1, Bedel, karşılık, denk, bir şeyin halefi ve değişina gelen bedelin çoğuludur (aka 111, 1168). 2. عم Yediler. Bunlardan her 'n kaybolur, bir anda çok uzak mesafelere giderler. Gözden kaybolduk- 1, yerlerine her yönden kendilerinin tıpkısı olan canlı bir beden birakirareket ve şekil bakımından aslından ayırt edilmeyen bu bedene bedel ve. Bedel bırakma gücüne sahip olan velilere büdelâ denir (xr). Bkz. Yedal. &) 1. Ağlama, gözyaşı dökme, girye, 2. tas, Zahitler ve süfiler yaptıklaere, girdikleri günahlara, içinde bulundukları bela ve musibetlere, ahde eyişlerine, firkat ve hicran haline, ahiret hesabına ağlar, bir damla göz k çok sorunu çözeceğine bu yüzden ibadetten daha hayırlı olduğuna ina-: gülün, çok ağlayın,” sözü bunu ifade eder, Ağlamakla ünlü zahit ve kha (ç. bekkdun) denir. Zahitler üzüntüden, arifler sevinçten kz. Ağlama, ars. كلو ش) Ly) r. Kulak memesi. 2. tas Sevgilinin kulak vermeden ve nlenmeden anlaşılmayan sözü, ince ifadesi, (dakika-i mahbap) (11s; TK evgilinin kulağa küpe olan sözü. (U (بى veya Burhan. r. Kanıt, delil, 2. tas Rifailerin bedenlerine şiş. uk (بر ها ن حق) 1. Hakk'ın delili, 2. tas Kur'tn veya Hz Peygamber | n halkın, cezbe ise nebi ve velilerin yoludur. 9 1. Put, sanem. 2. tas. a Nefs, nefs-i, emmare. Herkesin putu kendi si ve) nefsidir. Hakikati idrak etmek için Hz. İbrahim'in putu kırması —ş—-—--................... LL. rr.” ”— I Base İki cihan bostan ise gerek bana zindan ola | Ayruk bana ne gam gussa çün indyet dosttan ola Yünus Bostan-ı lütuf İlahi lütuflara verilen makam, sâlikin dikkatini muradında topladığı mertebe. “Lütuf bostanında bulunanlar zahirde amel ve ibadetle, bâtında temaşa ile meşgul olurlar” (sr). | Ağlama, gözyaşı dökme, girye, 2. tas, Zahitler ve süfiler yaptıklaere, girdikleri günahlara, içinde bulundukları bela ve musibetlere, ahde eyişlerine, firkat ve hicran haline, ahiret hesabına ağlar, bir damla göz k çok sorunu çözeceğine bu yüzden ibadetten daha hayırlı olduğuna ina-: gülün, çok ağlayın,” sözü bunu ifade eder, Ağlamakla ünlü zahit ve kha (ç. bekkdun) denir. Zahitler üzüntüden, arifler sevinçten kz. Ağlama, ars. كلو ش) Ly) r. Kulak memesi. 2. tas Sevgilinin kulak vermeden ve nlenmeden anlaşılmayan sözü, ince ifadesi, (dakika-i mahbap) (11s; TK evgilinin kulağa küpe olan sözü. (U (بى veya Burhan. r. Kanıt, delil, 2. tas Rifailerin bedenlerine şiş. uk (بر ها ن حق) 1. Hakk'ın delili, 2. tas Kur'tn veya Hz Peygamber | n halkın, cezbe ise nebi ve velilerin yoludur. 9 1. Put, sanem. 2. tas. a Nefs, nefs-i, emmare. Herkesin putu kendi si ve) nefsidir. Hakikati idrak etmek için Hz. İbrahim'in putu kırması —ş—-—--................... LL. rr.” ”— I Base İki cihan bostan ise gerek bana zindan ola | Ayruk bana ne gam gussa çün indyet dosttan ola Yünus Bostan-ı lütuf İlahi lütuflara verilen makam, sâlikin dikkatini muradında topladığı mertebe. “Lütuf bostanında bulunanlar zahirde amel ve ibadetle, bâtında temaşa ile meşgul olurlar” (sr). | Hakk'ın delili, 2. tas Kur'tn veya Hz Peygamber | n halkın, cezbe ise nebi ve velilerin yoludur. 9 1. Put, sanem. 2. tas. a Nefs, nefs-i, emmare. Herkesin putu kendi si ve) nefsidir. Hakikati idrak etmek için Hz. İbrahim'in putu kırması —ş—-—--................... LL. rr.” ”— I Base İki cihan bostan ise gerek bana zindan ola | Ayruk bana ne gam gussa çün indyet dosttan ola Yünus Bostan-ı lütuf İlahi lütuflara verilen makam, sâlikin dikkatini muradında topladığı mertebe. “Lütuf bostanında bulunanlar zahirde amel ve ibadetle, bâtında temaşa ile meşgul olurlar” (sr). | Put, sanem. 2. tas. a Nefs, nefs-i, emmare. Herkesin putu kendi si ve) nefsidir. Hakikati idrak etmek için Hz. İbrahim'in putu kırması —ş—-—--................... LL. rr.” ”— I Base İki cihan bostan ise gerek bana zindan ola | Ayruk bana ne gam gussa çün indyet dosttan ola Yünus Bostan-ı lütuf İlahi lütuflara verilen makam, sâlikin dikkatini muradında topladığı mertebe. “Lütuf bostanında bulunanlar zahirde amel ve ibadetle, bâtında temaşa ile meşgul olurlar” (sr). |

10
Sözlük

Bükâ

Ağlama, gözyaşı dökme, girye. tas. Zahitler ve süfiler yaptıkları kötü işlere, girdikleri günahlara, içinde bulundukları bela ve musibetlere, ahde vefa edemeyişlerine, firkat ve hicran haline, ahiret hesabına ağlar, bir damla göz yaşının pek çok sorunu çözeceğine bu yüzden ibadetten daha hayırlı olduğuna inanırlar. “Az gülün, çok ağlayın,” sözü bunu ifade eder. Ağlamakla ünlü zahit ve âbitlere bekkâ denir. Zahitler üzüntüden, arifler sevinçten ağlarlar. Bkz. Ağlama.

11
Sözlük

Cenk

r. Savaş, mücadele, 2. tas. Çeşitli maddi ve manevi musibetlerle

12
Sözlük

İmtihan

( متحا f) 1, Sinamak, denemek. tas. Hakk'ın denemek için kullarını | birtakım bela ve musibetlere düçar etmesi. Bkz. Mekr. Inabe iar..ع )| نابه) Dönmek, pişman olmak. tas, a Tevbe etme; işlenen günahlar- | dan pismanhk duyup Allah'a dönme. Allah'a gönül verme, halktan Hakk'a kaçma. b Tevbe görünür günahlardan, inabe insanın içindeki kusurlardan vazgeçip Allah'a dönmesidir; inabe tevbenin ileri ve daha mükemmel bir derecesidir. İnabe, her türlü maddi ve manevi engellerden yüz çevirip Allah'a yönelmektir. Inabe edene münip denir. Münibin biricik mercii başvuracağı yegâne makam Hak'tır. c El alma, bir şeyhe bağlanma,. |

13
Sözlük

Kenâr

Tasavvufî remiz olarak sırları kavrama ve murakabe hâlini sürdürme anlamında kullanılır.

14
Eser

Sayfalar 1–8

Muzaffer Ozak Külliyatı · eSSz ELHAC MUZAFFER OZAK İR$ÂD 152 0 3.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALAH

15
Eser

Sayfalar 21–28

Muzaffer Ozak Külliyatı · (Cennette, gözlerin göremediği, kulakların işitemediğı ve insan kalbinin idrak ve ilata edemediği ni'metler vardır..) Fazl-ı ilâhi ile cennete girecek bazı zevatı, Allahu sübhanehu

16
Eser

Sayfalar 18–24

Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,

17
Eser

Sayfalar 33–39

Muzaffer Ozak Külliyatı · bir tahta parçası üzerinde sağ ve sâlim kaldı. anası boğuldu. Işte, o öksüz yavrunun annesinin ruhunu acıyarak aldım. Allahu zül-celâl tekrar buyurdu: — Yâ Azrail.. Ruhunu sevinere

18
Eser

Sayfalar 33–40

Muzaffer Ozak Külliyatı · Cenabı erham-er-râhimiyn, cümlemize tevfikini ihsan buyursun, âf ve magfiretiyle sâd eylesin ve bizleri necata erdirsin. Kötü ve çirkin huylarımızı Kur'an ahlâkına ve ahlâk-ı Ahmed

19
Eser

Sayfalar 29–34

Muzaffer Ozak Külliyatı · Dikkat edilirse; evlât, ana ve babasına itaât edecek, hem de Hz. Ismail gibi boynunu verircesine, canını ortaya koyarak, itaât edecek. Fakat şart; Allah yolunda, Allah'ın emirlerin

20
Eser

Sayfalar 51–57

Muzaffer Ozak Külliyatı · her yaptıgını görür, her söylediğini işitir, her niyetini bilir. Onun için, sen de ona ibadet, tâ'at, sadakat, hayır ve hasenât ile yaklaş ki, Habib-i edib-i Kibriyâ'ya lûtfolunan

21
Eser

Sayfalar 43–49

Muzaffer Ozak Külliyatı · larım için bina ettirdigim beytime nasıl girebiliyorsun?) O ânda, Hak celle ve alâ hazretleri kalbime rahmet nazarı ile nazar buyurarak, Arafat'ta zat-ı hakka ârif olduğum gibi Saf

22
Eser

Sayfalar 48–56

Muzaffer Ozak Külliyatı · bütün bu alâmetler ölen o kimse için rahmet-i ilâhiyyenin nüzulüne işarettir. Haberde vârid olmuştur ki, Allahu teâlâ bir mü'minin ruhunu kabzetmek murad buyurduğunda, Melek-ül-mev

23
Eser

Sayfalar 57–62

Muzaffer Ozak Külliyatı · yemeğe başlar, âşıkan da mürşidi takip ederler. Yemek esnasında, pilâva kadar konuşulmaz. Bazı tekkelerde, yemekten sonra su dahi içmezler. Yemekten sonra, şeyh evvelâ ellerini yık

24
Eser

Sayfalar 48–55

Muzaffer Ozak Külliyatı · Hz. Omer, çocuğa cevaben cinayeti işlediğini söyledin. Sana islâm şeriatında kısas lâzım geldi buyurdular. Delikanlı hükmü şer'iye göre öldürülecegini bildigi halde evvelki sükûnet

25
Eser

Sayfalar 57–65

Muzaffer Ozak Külliyatı · İRŞAD ONIKINCİ DERS MÜNDERECAT: Ramazana ait mev'ize, âyeti kerime ve hadisi şerifler, meâlleri ile; Oruç ve teravihin faziletiyle verilen ilâhi ecirler ve insanlara ibret verecek