Ara
Menü
ذ

Bükâ

Köken ve kullanım

i. ar.

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

  1. Ağlama, gözyaşı dökme, girye.
  2. tas. Zahitler ve süfiler yaptıkları kötü işlere, girdikleri günahlara, içinde bulundukları bela ve musibetlere, ahde vefa edemeyişlerine, firkat ve hicran haline, ahiret hesabına ağlar, bir damla göz yaşının pek çok sorunu çözeceğine bu yüzden ibadetten daha hayırlı olduğuna inanırlar. “Az gülün, çok ağlayın,” sözü bunu ifade eder. Ağlamakla ünlü zahit ve âbitlere bekkâ denir. Zahitler üzüntüden, arifler sevinçten ağlarlar. Bkz. Ağlama.

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça ağlamak anlamına bir kelime. İlk dönem sûfileri Bekkâûn (ağlayanlar) diye anılmışlardır. Ağlama; günah, Allah korkusu, Allah’tan ayrı kalma veya sevgi sebebiyle olur. Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın âyetlerini duyan gerçek müminlerin hemen ağlayarak secdeye kapanmaları hususu sık sık zikrolunur. Konuyla ilgili olarak şu âyetler dikkat çekicidir: Meryem/58, Tevbe/ 82, Necm/60, isra/109.“Rahmanın ayetleri okununca onlar hemen ağlayarak secdeye kapanırlar.” Meryem/58.“Yapmakta olduklarının karşılığı olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.” Tevbe/82.Ağlayamayan Sahabe-i Kirama, Peygamber Efendimiz (s), “Ağlar gibi yapınız.” veya “Hüzünleniniz, zira gönlün hüzünlenmesi ağlamaktan sayılır.” demiştir. Bazıları tefekkürü de, bir tür ağlamak saymıştır. Yine, zahidlerin üzüntüden, ariflerin ise sevinçten ağladığı kaydedilir.

İlgili maddeler

Sözlüğe dön