ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
21 sonuç · “hub”
01Hâce Abdullah (Ubeydullah) Berakî
Hâce Abdullah (Ubeydullah) Berakî (ö. 555/1160), Hârizm kökenli; Buhara’da faaliyet gösteren, Yûsuf el-Hemedânî’nin dört meşhur halifesinin ilk tertip halkası olarak anılan erken Hâcegân sûfîsidir.
Hamîdî Seyfullah Efendi
Hamîdî Seyfullah Efendi (ö. Safer 1010/1601), Hamid yöresinden yetişmiş; Şah-ı Hûbân, Şah Sultan, Sahn ve Ayasofya medreselerinde ders vermiş, sade ve gösterişsiz yaşayışıyla tanınmış âlimdir.
Kādızâde Mustafa Hilmî
Kādızâde Mustafa Hilmî (952–977/1545-46–1569), şeyhülislâm Kādızâde'nin oğlu; Abdülkerîmzâde çevresinde yetişmiş, Şah-ı Hûbân Medresesi'nde ders vermiş ve Hilmî mahlasıyla şiir söylemiştir.
Seyyid Abdülkadir Nehrî
Seyyid Abdülkadir Nehrî (1851-1925), Şeyh Ubeydullah'ın icazetli halefi; sürgünler, Meclis-i Âyân üyeliği ve Osmanlı son dönem siyaseti içinde Nehrî ailesinin tasavvufî ve kamusal temsilini sürdüren şeyhtir.
Seyyid Sâlih Nehrî
Seyyid Sâlih Nehrî (ö. 1280/1863-64), ağabeyi Seyyid Tâhâ'nın halifesi; Berdesor'dan Nehrî'ye geçerek hânkâhı yeniden işler hâle getiren ve Şeyh Ubeydullah'ı halef tayin eden postnişindir.
Şeyh Ubeydullah Nehrî
Şeyh Ubeydullah Nehrî (1827/28-1883), Seyyid Tâhâ'nın oğlu ve Seyyid Sâlih'in halifesi; Nehrî hânkâhının irşad, eğitim, sosyal hizmet ve siyasî görünürlüğünü birlikte taşıyan şair ve postnişindir.
Avâlimü'Hübs
١ لم ١ (عر Lübs âlemleri, Ahadiyet hazretinden inen ve onun aşagisinda bulunan mertebelerin tümü. Zat-ı Akdes bütün tecellileriyle (taayyün) bu mmm mmm A'yân-ı sâbite am a EA İLE im del mertebeye iner, bütün ruhani, misali ve hissi sıfatlarla vasıflanarak bu libâslara bürünür. Ete kemiğe büründü Yünus diye göründü Yünus Emre Bunca suretler libâsın gah bir giyerim N Gâh soyunup cümlesinden şöyle uryan olurem Niyazi Mısri
Hubb-i dünya
د نيا) or. Dünya sevgisi ve hırsı. tas. Zahit ve süfiler dünyayı ve maddeyi Allah'ın düşmanı sayar. Onu sevmenin dostun düşmanını sevmek anlamına geleceğini vurgularlar (Gi 11:197). “Her türlü günahın kaynağı dünya sevgisidir,” “dünya bir leş, talipleri köpektir,” “dünya sevgisi öldürücü bir zehirdir,” sözleri süfilerin bu husustaki kanaatlarını ifade eder. Bkz. Dünya. Hubb-i riyaset Baş olma tutkusu, toplumu idare etme ihtirası, tasaddur (KR 185). Zahit ve süfiler: “Kuyruk ol, baş olma; çünkü baş gider, kuyruk kalır,” derler. Ariflerin kalbinden en son çıkan kötü huy ve his baş olma tutkusudur. “Şöhret afettir.” Hukuk — Huzuz i, ar. (b glo — â3>) Haklar-Hazlar. tas. Manevi ve ruhi hallere, makamlara, marifetlere, iradelere, maksatlara, muamelelere ve ibadetlere | hukuk; nefsin zevklerine ve beşeri arzularına huzuz denir. Hukuk ile huzuz birbirinin zıddıdır. Birinin bulunduğu yerde diğeri bulunmaz. Bir sâlikin gü- | cünü ve çabasını harcayarak hukuku ve hakkı kazanması, onları yaşaması ve ken- | di vasıfları haline getirmesi tahkik (gerçekleştirme) ve tahakkuk (gerçekleşme) | adını alır. Bu sebeble bu mertebedeki süfilere ehl-i tahkik, ehl-i tahakkuk, ehl-i hakikat ve ehl-i hakâik, ehl-i hak gibi isimler verilir. Hakk'a nispet edilen her şey, hukuk, nefse nispet edilen her şey huzuzdur. Hukuk ulvi, huzuz, süfli arzular ve hallerdir.
Şeyh Hicâbî-zâde Şeyh Nevrûz Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Kaynakta geçen mekân Şeyh Hicâbî-zâde Şeyh Nevrûz Tekkesi , Sefîne-i Evliyâ içinde 1 ayrı kişi veya olay bağlamında anılır. Bu kayıt, eserdeki irşad, postnişinlik, intisap ve defin bağlantıları bir araya getirilerek oluşturulmuştur. Kişi ve gelenek bağlantıları Mekânla doğrudan ilişkilendirilen şahsiyetler: Seyyid Velâyet Hazretleri.
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 2–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,
Sayfalar 18–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,
Sayfalar 23–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · bağlayıp, bıçağı onun körpe gerdanına nasıl vuracaksın? Bu güle, oynaya giden yavrunun sence hiçbir değeri yok mu?» dediğinde hak nebi, Allahın Halili, Iblise hitaben şöyle söyledi
Sayfalar 35–40
Muzaffer Ozak Külliyatı · tahhar olan âşıkı sadıklar! Eğer Allah ve Resûlüne iyman edip, Allah ve Resûlünü her şeyimizden ziyade severek îymanımızı kemale eriştirdi isek, hak yolunda da herşeyimizi fedaya h
Sayfalar 73–80
Muzaffer Ozak Külliyatı · ENVÂR-ÜL-KULÛB (Kalblerin Nurları) DERS: 21 MUNDERECAT! El-Bakara sûre-i celilesinin 186. âyet-i kerimesinin tefsiri- Kur'an-ı aziyı, Levh-i mahfuzda olduğu gibi tertip ve tanzim e
Sayfalar 112–123
Muzaffer Ozak Külliyatı · yüzünü daima ilm-i Ledünni sahibi ve âşık-ı didâr-ı ilâhi olan kibar-ı Evliyâ'ullah'ın isrinden ve eşiği türabından ayırma yâ Rabbi.. Onların bastıkları toprağın tozu ile alınlarım
Sayfalar 123–129
Muzaffer Ozak Külliyatı · oğlu Ebu Katade'den emanet aldığım elbiseyi giyerek huzuru Resûlüllah'a dahil olmak üzere giderken ashap bölük bölük gelerek Affı ilâhî ve lûtf-u Nebeviyye mazhar olduğumu tebliğ v
Sayfalar 144–151
Muzaffer Ozak Külliyatı · Innallâhe ve mel'iketehû yusallûne alen-Nebiy - Yâ eyyühelleziyne âmenû sallû aleyhi ve sellimû lesliymâ... (Allahu teâlâ ve melekleri, Nebiyullah'a salât ederler. Ey iyman edenler
Sayfalar 130–136
Muzaffer Ozak Külliyatı · dan eyleye.. Sâliblere yoldaş ve âriflere sırdaş eyleye.. Nârdan azat edilen, arşın gölgesinde gölgelenen, rahmetine eren, cennetine giren, cemalini gören ehl-i saadete bizleri de
Sayfalar 147–155
Muzaffer Ozak Külliyatı · Yüksek islâm velileri ve ârifleri ve ülemayı benâm hazretlerinin ittifakları şöyledir: Sabırdan daha ziyade, indi-ilâhide bir mevki yoktur. Bundan daha faziletli bir sıfat tasavvur
Sayfalar 157–163
Muzaffer Ozak Külliyatı · Bismillâhirrahmanirrabiym. Sallû alâ Soyyidinâ Muhammed, Sallû alâ Mürşidinâ Muhammed, Sallû af şemsiddüha Muhammed, Sallû alâ Bedriddüca Muhammed. Sallû alâ Nuril-Hüda Muhammed. E