Ara
Menü
ذ

Hubb-i dünya

د نيا

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-6854
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
186
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>د نيا) or. Dünya sevgisi ve hırsı.</p><ol><li>tas. Zahit ve süfiler dünyayı ve maddeyi Allah'ın düşmanı sayar. Onu sevmenin dostun düşmanını sevmek anlamına geleceğini vurgularlar (Gi 11:197). “Her türlü günahın kaynağı dünya sevgisidir,” “dünya bir leş, talipleri köpektir,” “dünya sevgisi öldürücü bir zehirdir,” sözleri süfilerin bu husustaki kanaatlarını ifade eder. Bkz. Dünya. Hubb-i riyaset Baş olma tutkusu, toplumu idare etme ihtirası, tasaddur (KR 185). Zahit ve süfiler: “Kuyruk ol, baş olma; çünkü baş gider, kuyruk kalır,” derler. Ariflerin kalbinden en son çıkan kötü huy ve his baş olma tutkusudur. “Şöhret afettir.” Hukuk — Huzuz i, ar. (b glo — â3&gt;)</li><li>Haklar-Hazlar.</li><li>tas. Manevi ve ruhi hallere, makamlara, marifetlere, iradelere, maksatlara, muamelelere ve ibadetlere | hukuk; nefsin zevklerine ve beşeri arzularına huzuz denir. Hukuk ile huzuz birbirinin zıddıdır. Birinin bulunduğu yerde diğeri bulunmaz. Bir sâlikin gü- | cünü ve çabasını harcayarak hukuku ve hakkı kazanması, onları yaşaması ve ken- | di vasıfları haline getirmesi tahkik (gerçekleştirme) ve tahakkuk (gerçekleşme) | adını alır. Bu sebeble bu mertebedeki süfilere ehl-i tahkik, ehl-i tahakkuk, ehl-i hakikat ve ehl-i hakâik, ehl-i hak gibi isimler verilir. Hakk'a nispet edilen her şey, hukuk, nefse nispet edilen her şey huzuzdur. Hukuk ulvi, huzuz, süfli arzular ve hallerdir.</li></ol>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-6133
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
186
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>د نيا) or. Dünya sevgisi ve hırsı.</p><ol><li>tas. Zahit ve süfiler dünyayı ve maddeyi Allah'ın düşmanı sayar. Onu sevmenin dostun düşmanını sevmek anlamına geleceğini vurgularlar (Gi 11:197). “Her türlü günahın kaynağı dünya sevgisidir,” “dünya bir leş, talipleri köpektir,” “dünya sevgisi öldürücü bir zehirdir,” sözleri süfilerin bu husustaki kanaatlarını ifade eder. Bkz. Dünya. Hubb-i riyaset Baş olma tutkusu, toplumu idare etme ihtirası, tasaddur (KR 185). Zahit ve süfiler: “Kuyruk ol, baş olma; çünkü baş gider, kuyruk kalır,” derler. Ariflerin kalbinden en son çıkan kötü huy ve his baş olma tutkusudur. “Şöhret afettir.” Hukuk — Huzuz i, ar. (b glo — â3&gt;)</li><li>Haklar-Hazlar.</li><li>tas. Manevi ve ruhi hallere, makamlara, marifetlere, iradelere, maksatlara, muamelelere ve ibadetlere | hukuk; nefsin zevklerine ve beşeri arzularına huzuz denir. Hukuk ile huzuz birbirinin zıddıdır. Birinin bulunduğu yerde diğeri bulunmaz. Bir sâlikin gü- | cünü ve çabasını harcayarak hukuku ve hakkı kazanması, onları yaşaması ve ken- | di vasıfları haline getirmesi tahkik (gerçekleştirme) ve tahakkuk (gerçekleşme) | adını alır. Bu sebeble bu mertebedeki süfilere ehl-i tahkik, ehl-i tahakkuk, ehl-i hakikat ve ehl-i hakâik, ehl-i hak gibi isimler verilir. Hakk'a nispet edilen her şey, hukuk, nefse nispet edilen her şey huzuzdur. Hukuk ulvi, huzuz, süfli arzular ve hallerdir.</li></ol>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-9726
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Dinî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Dünyâ sevgisi. Ölümden sonra işe yaramayacak olan şeylere düşkün olmak. Dünyâ; haramlar, mekruhlar ve Allahü teâlâyı unutturan her şeydir. (Bkz. Dünyâ)</p><p>Hubb-ı dünyâ arttıkça, âhirete olan zarar da artar. Âhiret sevgisi arttıkça, dünyânın ona zararı azalır. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı Rabbânî)</p><p>Hubb-ı dünyâ, günahların başıdır. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı Rabbânî)</p>

د نيا

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

د نيا) or. Dünya sevgisi ve hırsı.

  1. tas. Zahit ve süfiler dünyayı ve maddeyi Allah'ın düşmanı sayar. Onu sevmenin dostun düşmanını sevmek anlamına geleceğini vurgularlar (Gi 11:197). “Her türlü günahın kaynağı dünya sevgisidir,” “dünya bir leş, talipleri köpektir,” “dünya sevgisi öldürücü bir zehirdir,” sözleri süfilerin bu husustaki kanaatlarını ifade eder. Bkz. Dünya. Hubb-i riyaset Baş olma tutkusu, toplumu idare etme ihtirası, tasaddur (KR 185). Zahit ve süfiler: “Kuyruk ol, baş olma; çünkü baş gider, kuyruk kalır,” derler. Ariflerin kalbinden en son çıkan kötü huy ve his baş olma tutkusudur. “Şöhret afettir.” Hukuk — Huzuz i, ar. (b glo — â3>)
  2. Haklar-Hazlar.
  3. tas. Manevi ve ruhi hallere, makamlara, marifetlere, iradelere, maksatlara, muamelelere ve ibadetlere | hukuk; nefsin zevklerine ve beşeri arzularına huzuz denir. Hukuk ile huzuz birbirinin zıddıdır. Birinin bulunduğu yerde diğeri bulunmaz. Bir sâlikin gü- | cünü ve çabasını harcayarak hukuku ve hakkı kazanması, onları yaşaması ve ken- | di vasıfları haline getirmesi tahkik (gerçekleştirme) ve tahakkuk (gerçekleşme) | adını alır. Bu sebeble bu mertebedeki süfilere ehl-i tahkik, ehl-i tahakkuk, ehl-i hakikat ve ehl-i hakâik, ehl-i hak gibi isimler verilir. Hakk'a nispet edilen her şey, hukuk, nefse nispet edilen her şey huzuzdur. Hukuk ulvi, huzuz, süfli arzular ve hallerdir.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

Dünyâ sevgisi. Ölümden sonra işe yaramayacak olan şeylere düşkün olmak. Dünyâ; haramlar, mekruhlar ve Allahü teâlâyı unutturan her şeydir. (Bkz. Dünyâ)

Hubb-ı dünyâ arttıkça, âhirete olan zarar da artar. Âhiret sevgisi arttıkça, dünyânın ona zararı azalır. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı Rabbânî)

Hubb-ı dünyâ, günahların başıdır. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı Rabbânî)

İlgili maddeler

Sözlüğe dön ←