د نيا
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
د نيا) or. Dünya sevgisi ve hırsı.
- tas. Zahit ve süfiler dünyayı ve maddeyi Allah'ın düşmanı sayar. Onu sevmenin dostun düşmanını sevmek anlamına geleceğini vurgularlar (Gi 11:197). “Her türlü günahın kaynağı dünya sevgisidir,” “dünya bir leş, talipleri köpektir,” “dünya sevgisi öldürücü bir zehirdir,” sözleri süfilerin bu husustaki kanaatlarını ifade eder. Bkz. Dünya. Hubb-i riyaset Baş olma tutkusu, toplumu idare etme ihtirası, tasaddur (KR 185). Zahit ve süfiler: “Kuyruk ol, baş olma; çünkü baş gider, kuyruk kalır,” derler. Ariflerin kalbinden en son çıkan kötü huy ve his baş olma tutkusudur. “Şöhret afettir.” Hukuk — Huzuz i, ar. (b glo — â3>)
- Haklar-Hazlar.
- tas. Manevi ve ruhi hallere, makamlara, marifetlere, iradelere, maksatlara, muamelelere ve ibadetlere | hukuk; nefsin zevklerine ve beşeri arzularına huzuz denir. Hukuk ile huzuz birbirinin zıddıdır. Birinin bulunduğu yerde diğeri bulunmaz. Bir sâlikin gü- | cünü ve çabasını harcayarak hukuku ve hakkı kazanması, onları yaşaması ve ken- | di vasıfları haline getirmesi tahkik (gerçekleştirme) ve tahakkuk (gerçekleşme) | adını alır. Bu sebeble bu mertebedeki süfilere ehl-i tahkik, ehl-i tahakkuk, ehl-i hakikat ve ehl-i hakâik, ehl-i hak gibi isimler verilir. Hakk'a nispet edilen her şey, hukuk, nefse nispet edilen her şey huzuzdur. Hukuk ulvi, huzuz, süfli arzular ve hallerdir.
Dinî Terimler Sözlüğü
Dünyâ sevgisi. Ölümden sonra işe yaramayacak olan şeylere düşkün olmak. Dünyâ; haramlar, mekruhlar ve Allahü teâlâyı unutturan her şeydir. (Bkz. Dünyâ)
Hubb-ı dünyâ arttıkça, âhirete olan zarar da artar. Âhiret sevgisi arttıkça, dünyânın ona zararı azalır. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı Rabbânî)
Hubb-ı dünyâ, günahların başıdır. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı Rabbânî)