Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

26 sonuç · “fırka

01
Sözlük

Ilham

I) Bildirmek, haber vermek. tas. a Feyz yoluyla kalbe gelen özel bir anlam ve bilgi. Düşünmekle kazanılan bir bilgi değildir. b Kalbe konulan iyilik hissi, hayır duygusu. İlhamın kaynağı ya Allah ya da melektir. Veliler ilhamı, peygamberlere vahiy getiren meleğin aldığı kaynaktan alırlar. Bkz. Keşf, Firaset. İlhamiye Ilhamcılar, şeriat dışı bir tasavvuf fırkası (HTs 264).

02
Sözlük

Uzri aşk

عزرى عشق) İffet, aşk, gayesi aşk olan aşk; gayesi vuslat olmayan aşk. Ask için aşk. Burada âşık önce sevdiği kadına meftun olur, onu çılgınca sever, aş- | kın verdiği ısdırap ve elem içinde yanar, kavrulur. Sonunda öyle bir noktaya gelir ki, maşukası olan dilberinden çok, aşkından hoşlanmaya ve haz almaya başlar. Artık bir noktada o, ask için maşukasını unutur, onun aşkıyla yaşar, maşukasına kavuşma (vuslat) onun aşkını sona erdireceğinden o vuslatı değil hicranı (fırkatı) tercih eder. Leyla ile Mecnun'un aşkı böyledir. Yâ Rab Bela-yı aşk ile kıl âşinâ beni Bir dem bela-yı aşktan etme cudâ beni diyen Mecnun, Leyla'sına kavuşunca, | Haydliyle tesellidir gönül meyl-i visâl etmez Gönülden taşra bir yar olduğun âşık hayat etmez Fuzüli der. Bkz. Aşk, Azra.

03
Sözlük

dürzîlik

dürzîlik a. Fatimî devletinin altmcı halifesi Hâkim Biemrillah döneminde onun veziri Hamza b. Ali tarafindan Şiîliğin İsmailiyye mezhebi içinden çıkan yeni bir İlâhî din kurulduğunu 1 Muharrem 408 / 30 Mayıs 1017 tarihinde açıklaması ile gündeme geldi. Admı bu akımın en güçlü ismi Anuş Tegin ed- Derezî’den alan bu aşırı fırkaya göre İslâmî manada bir dine bağlanmanm gereksizliği vurgulandı; gerçek İlâhî bilgileri kendilerinden öğrenilmesi zarureti ortaya atıldı. Bu hareket bir süre Hâkimiyye adıyla anıldıysa da sonradan Dürziyye adı altında yaygınlaştı. Bu mezhebin temelde dört esasa dayandığı kaynaklarda şöyle açıklanmıştır: Hâkim Biemrillah’ın ilâh olduğuna inanmak. 2. Varhğm ilk illeti, yaratıhşın aslı olan “emr”i yani Hamza b. Ali’yi tanıma. 3. Hamza’nın yardımcıları olan hudûd (Hâkim veya Hamza tarafından tayin edilen peygamber derecesindeki kimseler) ve vezirleri tanımak. 4. Yedi esası bilmek ve gereğini uygulamak. Yedi esas olarak da şunlar tespit edilmiştir: 1. Doğru sözlülük, namazm yerine konulan bu ilkeye göre Dürzîler, kendi dindaşı hakkında doğru sözlü olmak zorundadır. 2. Din kardeşini korumak. Zekâtm yerine konulmuştur. 3. Oruç yerine konulan ilke ise var olmayan birine ibadetten vazgeçmek. 4. İblislerden ve azgınlardan uzak durmak olan bu ilke hac yerine konulmuştur. 5. Hâkim Biemrillah’ı tek ilâh olarak tanımak. “Kelime-i şehâ- Varhğm ilk illeti, yaratıhşın aslı olan “emr”i yani Hamza b. Ali’yi tanıma. 3. Hamza’nın yardımcıları olan hudûd (Hâkim veya Hamza tarafından tayin edilen peygamber derecesindeki kimseler) ve vezirleri tanımak. 4. Yedi esası bilmek ve gereğini uygulamak. Yedi esas olarak da şunlar tespit edilmiştir: 1. Doğru sözlülük, namazm yerine konulan bu ilkeye göre Dürzîler, kendi dindaşı hakkında doğru sözlü olmak zorundadır. 2. Din kardeşini korumak. Zekâtm yerine konulmuştur. 3. Oruç yerine konulan ilke ise var olmayan birine ibadetten vazgeçmek. 4. İblislerden ve azgınlardan uzak durmak olan bu ilke hac yerine konulmuştur. 5. Hâkim Biemrillah’ı tek ilâh olarak tanımak. “Kelime-i şehâ- Hamza’nın yardımcıları olan hudûd (Hâkim veya Hamza tarafından tayin edilen peygamber derecesindeki kimseler) ve vezirleri tanımak. 4. Yedi esası bilmek ve gereğini uygulamak. Yedi esas olarak da şunlar tespit edilmiştir: 1. Doğru sözlülük, namazm yerine konulan bu ilkeye göre Dürzîler, kendi dindaşı hakkında doğru sözlü olmak zorundadır. 2. Din kardeşini korumak. Zekâtm yerine konulmuştur. 3. Oruç yerine konulan ilke ise var olmayan birine ibadetten vazgeçmek. 4. İblislerden ve azgınlardan uzak durmak olan bu ilke hac yerine konulmuştur. 5. Hâkim Biemrillah’ı tek ilâh olarak tanımak. “Kelime-i şehâ- Yedi esası bilmek ve gereğini uygulamak. Yedi esas olarak da şunlar tespit edilmiştir: 1. Doğru sözlülük, namazm yerine konulan bu ilkeye göre Dürzîler, kendi dindaşı hakkında doğru sözlü olmak zorundadır. 2. Din kardeşini korumak. Zekâtm yerine konulmuştur. 3. Oruç yerine konulan ilke ise var olmayan birine ibadetten vazgeçmek. 4. İblislerden ve azgınlardan uzak durmak olan bu ilke hac yerine konulmuştur. 5. Hâkim Biemrillah’ı tek ilâh olarak tanımak. “Kelime-i şehâ- Doğru sözlülük, namazm yerine konulan bu ilkeye göre Dürzîler, kendi dindaşı hakkında doğru sözlü olmak zorundadır. 2. Din kardeşini korumak. Zekâtm yerine konulmuştur. 3. Oruç yerine konulan ilke ise var olmayan birine ibadetten vazgeçmek. 4. İblislerden ve azgınlardan uzak durmak olan bu ilke hac yerine konulmuştur. 5. Hâkim Biemrillah’ı tek ilâh olarak tanımak. “Kelime-i şehâ- Din kardeşini korumak. Zekâtm yerine konulmuştur. 3. Oruç yerine konulan ilke ise var olmayan birine ibadetten vazgeçmek. 4. İblislerden ve azgınlardan uzak durmak olan bu ilke hac yerine konulmuştur. 5. Hâkim Biemrillah’ı tek ilâh olarak tanımak. “Kelime-i şehâ- Oruç yerine konulan ilke ise var olmayan birine ibadetten vazgeçmek. 4. İblislerden ve azgınlardan uzak durmak olan bu ilke hac yerine konulmuştur. 5. Hâkim Biemrillah’ı tek ilâh olarak tanımak. “Kelime-i şehâ- İblislerden ve azgınlardan uzak durmak olan bu ilke hac yerine konulmuştur. 5. Hâkim Biemrillah’ı tek ilâh olarak tanımak. “Kelime-i şehâ- Hâkim Biemrillah’ı tek ilâh olarak tanımak. “Kelime-i şehâ-

04
Sözlük

Ashâb

Sâhib kelimesinin çoğulu; arkadaşlar ve bir kimsenin çevresinde bulunanlar. Dinî kullanımda özellikle Hz. Peygamber’i mümin olarak görüp iman üzere vefat eden sahâbîlerin topluluğunu ifade eder. Kelime ayrıca bir mezhep imamının öğrencileri ve görüşünü sürdüren fakihler için “ashâbü’ş-Şâfiî”, “ashâbü Ebî Hanîfe” gibi tamlamalarda kullanılır. Bağlam belirtilmeden bu anlamlar birbirine karıştırılmamalıdır.

05
Sözlük

istîlâd

Bir kimsenin çocuk edinme amacıyla cariyesini hamile bırakması ve cariyenin hürriyetine kavuşm ile sonuçlanan hukukî süreç. istilâm a. [Âr. ] flk. Hac deti sırasında tavaf yapılı “Hacerü’l-esved”in yanına lindiğinde el sürme, onu ö ya da tekbir getirerek onu u tan selâmlama anlamında b kıh terimi. istimdâd a. [Ar. ] Bir senin beklenmedik bir anda takım sıkıntılara düşmesi s cu bunlardan kurtulmak peygamberlerden veya ermi şilerden yardım dileme. istimlâ a. Gıli. 1) [Ar. ] Hadis minde, hocanın yazdırdığı disleri kaydetme. isti'nâf a. [Ar. ] Namaz nırken herhangi bir seb namazm bozulması ve abd yenilerek namaza baştan ve niden başlanması durumu. isti'râz a. [Ar. ] Müslü fırkalanndan Hâricîlerin özellikle de Ezârika cemaa kendilerinden olmayan f fırkalara mensup kimselerin anlayışlannı sorgulamaları lamında bir terim. istircâ a. [Ar. ] Bir fel sırasmda Allah’ın yardımın desteğine sığmarak dua etm teselli bulma veya tevek bağlanma. 375 îşân ması istishâb a. UL-^i) [< Ar.. musahabe] fik. Geçmişte sabit olan bir durumun veya konuc ibanun, değiştiğine dair bir delil buırken lunmadıkça, hâlen geçerliliğini a gekoruduğuna hükmetmek anlaöpme mında fıkıh usulü terimi. uzakistiskâ a. GLiul) [Ar. ] bk. yağmur bir fıduası istiskâ namazı a. Yağmur duası kimnamazı anlamında olan bu tea birrim, Cuma namazı gibi kıldırılan sonuiki rekâtlık namazı ifade etmekiçin tir. iş kiistisnâ a. GLiicJ) [Ar. ] îman ettiğini dil ile ikrar etme yerine AUah’m bilitakdirine bırakıp “İnşaallah ı hamüminim. ” demesi için kullanılan kelâm terimi. kılıistişhâd a. [Ar. ] Hadis beple biliminde, bir hadisi başka bir destin hadisin senediyle karşılaştırarak e ye ifade etme işi. istiva a. [Ar. ] Allah’ın sıfatüman larmdan biri olup “Yerleşmek, ve ılımlı olmak, kararlı olmak, yükatinin selmek, hâkim olmak. ” anlamlafarklı rmda O’nun zatının evrenle n din münasebetini konu edinen bir ı an terim. Bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de dokuz ayette Allah’a nispet edilmiştir (bk. M. F. lâket Abdülbâkî, el-Mu'cem, “tvy” na ve maddesi). me ve kküle îşân cl [Ar. ] Orta Asya’da Türk kökenli sûfîlerin yönetici işâret 376 veya şeyh ya da irşat makamın İşr da olan erenleri.

06
Sözlük

Kâ'imiyye

şîa inancın k da, on iki imam düzenini benimseyen Şiî mezhebinde “isnâaşeriyye” (bk. bu madde) fırkası içinde on ikinci imam için kullanılan “kâ'im” sözünü ve unvanını benimsemelerinden dolayı bu cemaate verilen ad.

07
Sözlük

Kâmiliyye

Ali’yi ilk halife olarak görmeyen veya ona karşı çıkan ashabın kâfir olduğunu ileri süren ve Ebû Kâmil adlı bir kişiye bağh oluşan ve gelişen fırka için kullanılan terim.

08
Sözlük

Radıyallahu anh

“Allah ondan razı olsun.” Özellikle sahâbeden bir erkek anıldıktan sonra söylenen dua ve hürmet ifadesi. Kadın için radıyallahu anhâ , iki kişi için anhümâ , topluluk için anhüm biçimleri kullanılır.

09
Sözlük

ehil

CUI) [< 4r.ehl] (ç. b. ahâlî Sözlük anlamı “Sahip, malik mutassarıf’ olan bu söz, değişi kelimelerle terkipler oluştura rak yeni terimler meydana geti rir. § tam. ehl-i abâ a. (Ll >1) bk âl-i abâ ehl-i adi a. (Jjc Jıi “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhid” sözü ile birlikt kendilerine nispet ettikler “ehlü’l-adl ve’t-tevhîd” te rimi. bk. mu'tezile ehl-i âhiret a. (o>i JaI) Ölü ler. ehl-i âlem a. ÇJL Jıl) B dünyalılar. ehl-i arz a. (^jl >1) Şeytan cin, peri. ehl-i ayâl a. (JLc Jıl) Ev ha kı, kadın, aile. ehl-i azâb a Çljc J*l) Ce hennem ehli, Müslüman o mayanlar. i ehl-i bâdiyye a. (<ujL JaI) Çöl n halkı, bedevi. si ehl-i bedir a. (j^ >1) Hicreitin ikinci yıhnda Müslümanlarla müşrikler arasında Beis dir adh yerleşim bölgesi çevi resinde meydana gelen Bedir a- Savaşı’na katılan ashaba verilen ad. Bunlar Bedrî olarak da adlandırılmış olup 313 kişi olduğu kaynaklarda zikreî) dilmektedir. Bunlardan k, Kur’ân’da (Âl-i İmrân sureik si, 3 / 123) ve Hz. Peygamaber’in hadislerinde övgüyle isöz edilmiş, hepsinin cennet ehli olduğu özellikle hadislerde vurgulanmıştır. k. ehl-i beyt d. (cuj >1) “Hane halkı” anlamındaki bu söz, i) Hz. Muhammed’in aile fertlem ri ve yakm akrabası, yani tote runlar ve damatları için kulri lanılan bir terimdir. e Kur’ân’da bu söz, üç ayette geçmektedir. Birincisi Hz. İbü rahim’in ev halkma (Hûd. suresi, 11 / 73), İkincisi Hz. Musa’nm ev halkma (Kasas su Bu resi, 28 / 12), üçüncüsü Hz. Peygamber’in ev halkma n, (Ahzâb suresi, 33 / 33) ait ayetlerdir. Hz. Peygamber’in al ev halkma yani “ehl-i beyt”e kimlerin dahil olacağı tartışma konusu olmuştur. Kimi eulema, Peygamber’in ev halolkma sadece hanımları dahil etmiş; kimileri Peygamber’in eşleri, çocukları, torunları Haşan ve Hüseyin’i ve damadı Hz. Ali’yi dahil etmişlerdir; Şii uleması ise Peygamber’in ev halkına Hz. Peygamber’in yanı sıra Ali, onun eşi Fatma ile Haşan ve Hüseyin’i dahil etmişlerdir. ehl-i bida' a. ^ Jıl) bk. ehl-i bid'at ehl-i bid'at a. (oto >1) Hz. Peygamber döneminden sonra ortaya çıkan, Kur’an-ı Kerîm ve Hz. Muhammed’in sünnetine uymayan, Hak yolundan ayrılan ve Müslüman sayılmayan, dinî bir delile dayanmayan bazı inanç ve davranışları benimseyen, bunları başkalarma da empoze etmeye çahşan fırkalar, gruplar veya kimseler, Haricîler, Şia v.b. “ehl-i sünnet” karşıtı. ehl-i hidâyet a. bh Jıl) tas. bk. mübtedi' ehl-i büyûtât a. (ot^ Jıl) Sâsânîler döneminde ve Abbâsî devleti içinde meşhur kabile mensupları için kullanılan terim. ehl-i cehennem a. (^=. Jıl) Cehennemlik olanlar. ehl-i cehl a. (J^ Jıl) Cahiller. ehl-i cihâd a. (jl^ J^D Gaziler, vakıftan aylık alan kimseler. ehl-i dalâlet a. (obua. Jıi) bk. ehl-i bid'at ehl-i dünyâ a. (LûjJaI) Kendini dünya işlerine adamış, ahreti düşünmeyen kimse. ehl-i ehvâ a. Cyd >0 İnanç ve davranışlannı dünya görüşlerine veya bireysel tercihlerine göre oluşturanlar ve dinde mezhep ayrımcılığı yapan kimseler, bk. ehl-i bid'at ehl-i firkat a. (dji Jıl) bk. ehl-i bid'at ehl-i hadîs a. (iuxx Jıl) Hadis öğrenimi veya öğretimi ile uğraşan, ravîlerin çalışma yöntemlerini bilen ve bu konuda söz sahibi olan kimseler için kullanılan bir terim. 2. Hz. Peygamber’in hadislerine göre amel eden kimse anlamında bir terim, “ashâbu’l-hadîs” (bk. bu madde). ehl-i hakk a. (,> >1) Gerçeğe uygun inanç, hüküm ve düşünceleri benimseyen kimse, Allah’a inananlar, anlamında kullanılan bu söz, sonradan “İslâm, iman ve Hak yolunda olan veya kitap ve sünneti esas alan mezheplere tâbi olan Müslümanlar için kullanılan bir terim nite liği kazanmıştır. ehl-i hakikat a. (ciu JaI) 1 Gerçekleri, doğruları görebi lenler. 2. tas. Hakka ulaşm yolunda hakikat mertebesin de bulunanlar. ehl-i hâl a. (Jl^ JaI) Vecd sa hibi, İlâhî aşka bağlanmı kimse. ehl-i hevâ a. (Ij* >1) Sözlü anlamı “Zevk ve sefa içind gününü geçirenler, nefis arzu larına uyanlar.” olan bu söz “İnançlarını, tutum ve davra nışlarını, Kur’an-ı Kerîm v Hz. Muhammed’in sünnetin göre düzenlemeyen ahlâksı kimseler.” için kullanılan bi terim olmuştur. ehl-i hey’et a. (oLa JaI) As ronomi ile uğraşanlar. ehl-i hıbre a. (»j^i) huk Bir iş hakkında bilgi ve vuku sahibi olan, bilirkişi. ehl-i hikmet a. (c^ JaI) F lozof. ehl-i hilâf a. (JiL >1) bk nâsıbe ehl-i hükümet a. (c-AhO Devlet yönetiminde olanlar hükümette yer alanlar. ehl-i ırz a. ^ JaI) Namus lu kimseler. r” ehl-i iffet a. (ok JaI) bk. ehl-i e ırz ehl-i idrâk a. (JIjjIJaI) Düşü 1. nürler. iehl-i ilm a. Çk JaI) Bilginler. ma n ehl-i îmân a. (jLJJaI) îman sahipleri, müminler. a ehl-i isbât a. (oUil JaI) İlâhî ış sıfatların Allah’a nispet edilmesini benimseyen kelâm bilginleri için kullanılan teük rim. de u ehl-i İslâm a. ÇjLl JaI) Müsz, lümanlar. aehl-i ittikâ a. (l£(>l) Sofu, ve aşırı dindar. ne ız ehl-i kâl a. (Jli JaI) tas. İlâhî hakikatlere ulaşamamış, mair nevî zevkelerden uzak kalmış kimse. stehl-i kelâm a. ( ^ JaI) Düzgün ve güzel konuşanlar, k. fasahat sahipleri. uf ehl-i kıble a. (< Li JaI) 1. İnanç ve itikatlarmı farklı bi Fiçimlerde yorumlayan ve uygulayan ve de değişik mezk. heplere tabi olan Müslüman. 2. Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğunu ka O bul eden Müslüman. r, ehl-i kitab a. ÇK JaI) 1. “Allah’ın peygamberlerine indirsdiği kitaplara iman eden.” anlamında olan bu terim, Kur’an’da dört kitaptan birine inananlar (Nisâ suresi, 4 / 153; Mâ'ide suresi, 5 / 15); Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. 2. İslâmiyet’ten önce Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. ehl-i kubbe a. («uî JaI) Hz. peygamberin mescidi veya çadırı içinde konuk ettiği kendisini ziyarete gelen kimseler için kullanılan terim. ehl-i kubûr a. (^A >1) Mezarlıkta yatanlar, ölüler. ehl-i mahşer a. (jJ^ JaI) Kıyamet günü dirilecek olanlar. ehl-i ma'rifet a. (^^ JaI) 1. Hünerli, becerikli kimseler. 2. Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar. ehl-i na'îm a. (^ JaI) Cennetlikler. ehl-i nâr a. (jü J*l) Cehennem ehli, cehennemlik. ehl-i nazar a. (Jü JaI) bk. nazar ehl-i nihâyet a. (ojL^ J^D tas. bk. nihâyet ehl-i nücûm a. Çjşü J»l) Müneccimler, astrologlar. ehl-i örf a. Gj> JaI) Osmanlı devlet teşkilâtında padişah adına halkm ihtiyaçlarını gelenek ve göreneklere göre karşılamakla görevli ulemâ sınıfı dışında kalan memur, asker veya ordu mensubu. ehl-i perde a. Gjjj JaI) Namuslu veya iffetli kadınlar. ehl-i re'y a. (^îj JaI) İslâmiyetin yayılmasmdan sonra 8. yüzyılda ortaya çıkan Küfe merkezli fıkıh ekolüne ve bu ekol içinde hâkimlik yapanlar kimseler. ehl-i rûm a. Çjj JaI) Anadolu halkı. ehl-i sâbıka a. (<1L Jal) İlk Müslümanlar. ehl-i sahih a. Qua^ JaI) Hadis biliminde, yalnızca sahih hadisleri içeren kitap yazmış kimseler. ehl-i salâh a. (^ JaI) Doğru ve namuslu kimseler. ehl-i salât a. (o^ Jal) Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğuna inanan ve değişik mezheplere bağlı olan kimseler. ehl-i salîb a. (çuU JaI) “On birinci yüzyılın sonlarında Kudüs’ü kurtarma amacıyla Türkleri Anadolu’dan atmak ve Orta Doğuyu ele geçirmek için AvrupalIların başlatmış olduğu siyasî ve askerî harekât.” için kullanılan bir terim, Haçlılar. ehl-i suffe a. (<i^» >1) İslâ miyet’in ilk yıllarında Mek ke’de Mescid-i Nebevi civa rında bulunan bir sofada ha rman, evsiz barksız olup sa dece ibadetle vakit geçiren ilk sahabeler. ehl-i sülûk a. (JjL JaI) tas Bir tarikata girmiş olanlar tarikat mensupları. ehl-i sünnet a. (ek. JaI) Hz Peygamber ile ashabının tut tuğu yolu benimseyen, onla nn davranışlarını uygulayan ve Müslümanlara ulaştıran din bilginleri ehl-i sünnet ve’l-cemâ'at a (oıluJi j olu, Jai) bk. ehlsünnet ehl-i şerî'at a. (o*^ Jıl) 1 Şeri’at mensupları. 2. tas Hakk’a ulaşma yolunun ilk mertebesinde bulunanlar. ehl-i Şî'a a. (<ıui >l) Hz Ali’nin mezhebine bağh olan kimseler. ehl-i tabâ'i' a. (^LL JaI) bk tahâ'i'iyyûn ehl-i takvâ a. (^^ J*l) tas Takva sahipleri. ehl-i tarîk a. (j4> >1) tas Bir tarikate mensup olan, sa lik. ehl-i tarîkat a. (ci> J*l) tas 1. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk. Hz. Peygamber’in hadislerine göre amel eden kimse anlamında bir terim, “ashâbu’l-hadîs” (bk. bu madde). ehl-i hakk a. (,> >1) Gerçeğe uygun inanç, hüküm ve düşünceleri benimseyen kimse, Allah’a inananlar, anlamında kullanılan bu söz, sonradan “İslâm, iman ve Hak yolunda olan veya kitap ve sünneti esas alan mezheplere tâbi olan Müslümanlar için kullanılan bir terim nite liği kazanmıştır. ehl-i hakikat a. (ciu JaI) 1 Gerçekleri, doğruları görebi lenler. 2. tas. Hakka ulaşm yolunda hakikat mertebesin de bulunanlar. ehl-i hâl a. (Jl^ JaI) Vecd sa hibi, İlâhî aşka bağlanmı kimse. ehl-i hevâ a. (Ij* >1) Sözlü anlamı “Zevk ve sefa içind gününü geçirenler, nefis arzu larına uyanlar.” olan bu söz “İnançlarını, tutum ve davra nışlarını, Kur’an-ı Kerîm v Hz. Muhammed’in sünnetin göre düzenlemeyen ahlâksı kimseler.” için kullanılan bi terim olmuştur. ehl-i hey’et a. (oLa JaI) As ronomi ile uğraşanlar. ehl-i hıbre a. (»j^i) huk Bir iş hakkında bilgi ve vuku sahibi olan, bilirkişi. ehl-i hikmet a. (c^ JaI) F lozof. ehl-i hilâf a. (JiL >1) bk nâsıbe ehl-i hükümet a. (c-AhO Devlet yönetiminde olanlar hükümette yer alanlar. ehl-i ırz a. ^ JaI) Namus lu kimseler. r” ehl-i iffet a. (ok JaI) bk. ehl-i e ırz ehl-i idrâk a. (JIjjIJaI) Düşü 1. nürler. iehl-i ilm a. Çk JaI) Bilginler. ma n ehl-i îmân a. (jLJJaI) îman sahipleri, müminler. a ehl-i isbât a. (oUil JaI) İlâhî ış sıfatların Allah’a nispet edilmesini benimseyen kelâm bilginleri için kullanılan teük rim. de u ehl-i İslâm a. ÇjLl JaI) Müsz, lümanlar. aehl-i ittikâ a. (l£(>l) Sofu, ve aşırı dindar. ne ız ehl-i kâl a. (Jli JaI) tas. İlâhî hakikatlere ulaşamamış, mair nevî zevkelerden uzak kalmış kimse. stehl-i kelâm a. ( ^ JaI) Düzgün ve güzel konuşanlar, k. fasahat sahipleri. uf ehl-i kıble a. (< Li JaI) 1. İnanç ve itikatlarmı farklı bi Fiçimlerde yorumlayan ve uygulayan ve de değişik mezk. heplere tabi olan Müslüman. 2. Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğunu ka O bul eden Müslüman. r, ehl-i kitab a. ÇK JaI) 1. “Allah’ın peygamberlerine indirsdiği kitaplara iman eden.” anlamında olan bu terim, Kur’an’da dört kitaptan birine inananlar (Nisâ suresi, 4 / 153; Mâ'ide suresi, 5 / 15); Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. 2. İslâmiyet’ten önce Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. ehl-i kubbe a. («uî JaI) Hz. peygamberin mescidi veya çadırı içinde konuk ettiği kendisini ziyarete gelen kimseler için kullanılan terim. ehl-i kubûr a. (^A >1) Mezarlıkta yatanlar, ölüler. ehl-i mahşer a. (jJ^ JaI) Kıyamet günü dirilecek olanlar. ehl-i ma'rifet a. (^^ JaI) 1. Hünerli, becerikli kimseler. 2. Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar. ehl-i na'îm a. (^ JaI) Cennetlikler. ehl-i nâr a. (jü J*l) Cehennem ehli, cehennemlik. ehl-i nazar a. (Jü JaI) bk. nazar ehl-i nihâyet a. (ojL^ J^D tas. bk. nihâyet ehl-i nücûm a. Çjşü J»l) Müneccimler, astrologlar. ehl-i örf a. Gj> JaI) Osmanlı devlet teşkilâtında padişah adına halkm ihtiyaçlarını gelenek ve göreneklere göre karşılamakla görevli ulemâ sınıfı dışında kalan memur, asker veya ordu mensubu. ehl-i perde a. Gjjj JaI) Namuslu veya iffetli kadınlar. ehl-i re'y a. (^îj JaI) İslâmiyetin yayılmasmdan sonra 8. yüzyılda ortaya çıkan Küfe merkezli fıkıh ekolüne ve bu ekol içinde hâkimlik yapanlar kimseler. ehl-i rûm a. Çjj JaI) Anadolu halkı. ehl-i sâbıka a. (<1L Jal) İlk Müslümanlar. ehl-i sahih a. Qua^ JaI) Hadis biliminde, yalnızca sahih hadisleri içeren kitap yazmış kimseler. ehl-i salâh a. (^ JaI) Doğru ve namuslu kimseler. ehl-i salât a. (o^ Jal) Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğuna inanan ve değişik mezheplere bağlı olan kimseler. ehl-i salîb a. (çuU JaI) “On birinci yüzyılın sonlarında Kudüs’ü kurtarma amacıyla Türkleri Anadolu’dan atmak ve Orta Doğuyu ele geçirmek için AvrupalIların başlatmış olduğu siyasî ve askerî harekât.” için kullanılan bir terim, Haçlılar. ehl-i suffe a. (<i^» >1) İslâ miyet’in ilk yıllarında Mek ke’de Mescid-i Nebevi civa rında bulunan bir sofada ha rman, evsiz barksız olup sa dece ibadetle vakit geçiren ilk sahabeler. ehl-i sülûk a. (JjL JaI) tas Bir tarikata girmiş olanlar tarikat mensupları. ehl-i sünnet a. (ek. JaI) Hz Peygamber ile ashabının tut tuğu yolu benimseyen, onla nn davranışlarını uygulayan ve Müslümanlara ulaştıran din bilginleri ehl-i sünnet ve’l-cemâ'at a (oıluJi j olu, Jai) bk. ehlsünnet ehl-i şerî'at a. (o*^ Jıl) 1 Şeri’at mensupları. 2. tas Hakk’a ulaşma yolunun ilk mertebesinde bulunanlar. ehl-i Şî'a a. (<ıui >l) Hz Ali’nin mezhebine bağh olan kimseler. ehl-i tabâ'i' a. (^LL JaI) bk tahâ'i'iyyûn ehl-i takvâ a. (^^ J*l) tas Takva sahipleri. ehl-i tarîk a. (j4> >1) tas Bir tarikate mensup olan, sa lik. ehl-i tarîkat a. (ci> J*l) tas 1. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk. İnanç ve itikatlarmı farklı bi Fiçimlerde yorumlayan ve uygulayan ve de değişik mezk. heplere tabi olan Müslüman. 2. Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğunu ka O bul eden Müslüman. r, ehl-i kitab a. ÇK JaI) 1. “Allah’ın peygamberlerine indirsdiği kitaplara iman eden.” anlamında olan bu terim, Kur’an’da dört kitaptan birine inananlar (Nisâ suresi, 4 / 153; Mâ'ide suresi, 5 / 15); Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. 2. İslâmiyet’ten önce Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. ehl-i kubbe a. («uî JaI) Hz. peygamberin mescidi veya çadırı içinde konuk ettiği kendisini ziyarete gelen kimseler için kullanılan terim. ehl-i kubûr a. (^A >1) Mezarlıkta yatanlar, ölüler. ehl-i mahşer a. (jJ^ JaI) Kıyamet günü dirilecek olanlar. ehl-i ma'rifet a. (^^ JaI) 1. Hünerli, becerikli kimseler. 2. Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar. ehl-i na'îm a. (^ JaI) Cennetlikler. ehl-i nâr a. (jü J*l) Cehennem ehli, cehennemlik. ehl-i nazar a. (Jü JaI) bk. nazar ehl-i nihâyet a. (ojL^ J^D tas. bk. nihâyet ehl-i nücûm a. Çjşü J»l) Müneccimler, astrologlar. ehl-i örf a. Gj> JaI) Osmanlı devlet teşkilâtında padişah adına halkm ihtiyaçlarını gelenek ve göreneklere göre karşılamakla görevli ulemâ sınıfı dışında kalan memur, asker veya ordu mensubu. ehl-i perde a. Gjjj JaI) Namuslu veya iffetli kadınlar. ehl-i re'y a. (^îj JaI) İslâmiyetin yayılmasmdan sonra 8. yüzyılda ortaya çıkan Küfe merkezli fıkıh ekolüne ve bu ekol içinde hâkimlik yapanlar kimseler. ehl-i rûm a. Çjj JaI) Anadolu halkı. ehl-i sâbıka a. (<1L Jal) İlk Müslümanlar. ehl-i sahih a. Qua^ JaI) Hadis biliminde, yalnızca sahih hadisleri içeren kitap yazmış kimseler. ehl-i salâh a. (^ JaI) Doğru ve namuslu kimseler. ehl-i salât a. (o^ Jal) Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğuna inanan ve değişik mezheplere bağlı olan kimseler. ehl-i salîb a. (çuU JaI) “On birinci yüzyılın sonlarında Kudüs’ü kurtarma amacıyla Türkleri Anadolu’dan atmak ve Orta Doğuyu ele geçirmek için AvrupalIların başlatmış olduğu siyasî ve askerî harekât.” için kullanılan bir terim, Haçlılar. ehl-i suffe a. (<i^» >1) İslâ miyet’in ilk yıllarında Mek ke’de Mescid-i Nebevi civa rında bulunan bir sofada ha rman, evsiz barksız olup sa dece ibadetle vakit geçiren ilk sahabeler. ehl-i sülûk a. (JjL JaI) tas Bir tarikata girmiş olanlar tarikat mensupları. ehl-i sünnet a. (ek. JaI) Hz Peygamber ile ashabının tut tuğu yolu benimseyen, onla nn davranışlarını uygulayan ve Müslümanlara ulaştıran din bilginleri ehl-i sünnet ve’l-cemâ'at a (oıluJi j olu, Jai) bk. ehlsünnet ehl-i şerî'at a. (o*^ Jıl) 1 Şeri’at mensupları. 2. tas Hakk’a ulaşma yolunun ilk mertebesinde bulunanlar. ehl-i Şî'a a. (<ıui >l) Hz Ali’nin mezhebine bağh olan kimseler. ehl-i tabâ'i' a. (^LL JaI) bk tahâ'i'iyyûn ehl-i takvâ a. (^^ J*l) tas Takva sahipleri. ehl-i tarîk a. (j4> >1) tas Bir tarikate mensup olan, sa lik. ehl-i tarîkat a. (ci> J*l) tas 1. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk. Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğunu ka O bul eden Müslüman. r, ehl-i kitab a. ÇK JaI) 1. “Allah’ın peygamberlerine indirsdiği kitaplara iman eden.” anlamında olan bu terim, Kur’an’da dört kitaptan birine inananlar (Nisâ suresi, 4 / 153; Mâ'ide suresi, 5 / 15); Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. 2. İslâmiyet’ten önce Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. ehl-i kubbe a. («uî JaI) Hz. peygamberin mescidi veya çadırı içinde konuk ettiği kendisini ziyarete gelen kimseler için kullanılan terim. ehl-i kubûr a. (^A >1) Mezarlıkta yatanlar, ölüler. ehl-i mahşer a. (jJ^ JaI) Kıyamet günü dirilecek olanlar. ehl-i ma'rifet a. (^^ JaI) 1. Hünerli, becerikli kimseler. 2. Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar. ehl-i na'îm a. (^ JaI) Cennetlikler. ehl-i nâr a. (jü J*l) Cehennem ehli, cehennemlik. ehl-i nazar a. (Jü JaI) bk. nazar ehl-i nihâyet a. (ojL^ J^D tas. bk. nihâyet ehl-i nücûm a. Çjşü J»l) Müneccimler, astrologlar. ehl-i örf a. Gj> JaI) Osmanlı devlet teşkilâtında padişah adına halkm ihtiyaçlarını gelenek ve göreneklere göre karşılamakla görevli ulemâ sınıfı dışında kalan memur, asker veya ordu mensubu. ehl-i perde a. Gjjj JaI) Namuslu veya iffetli kadınlar. ehl-i re'y a. (^îj JaI) İslâmiyetin yayılmasmdan sonra 8. yüzyılda ortaya çıkan Küfe merkezli fıkıh ekolüne ve bu ekol içinde hâkimlik yapanlar kimseler. ehl-i rûm a. Çjj JaI) Anadolu halkı. ehl-i sâbıka a. (<1L Jal) İlk Müslümanlar. ehl-i sahih a. Qua^ JaI) Hadis biliminde, yalnızca sahih hadisleri içeren kitap yazmış kimseler. ehl-i salâh a. (^ JaI) Doğru ve namuslu kimseler. ehl-i salât a. (o^ Jal) Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğuna inanan ve değişik mezheplere bağlı olan kimseler. ehl-i salîb a. (çuU JaI) “On birinci yüzyılın sonlarında Kudüs’ü kurtarma amacıyla Türkleri Anadolu’dan atmak ve Orta Doğuyu ele geçirmek için AvrupalIların başlatmış olduğu siyasî ve askerî harekât.” için kullanılan bir terim, Haçlılar. ehl-i suffe a. (<i^» >1) İslâ miyet’in ilk yıllarında Mek ke’de Mescid-i Nebevi civa rında bulunan bir sofada ha rman, evsiz barksız olup sa dece ibadetle vakit geçiren ilk sahabeler. ehl-i sülûk a. (JjL JaI) tas Bir tarikata girmiş olanlar tarikat mensupları. ehl-i sünnet a. (ek. JaI) Hz Peygamber ile ashabının tut tuğu yolu benimseyen, onla nn davranışlarını uygulayan ve Müslümanlara ulaştıran din bilginleri ehl-i sünnet ve’l-cemâ'at a (oıluJi j olu, Jai) bk. ehlsünnet ehl-i şerî'at a. (o*^ Jıl) 1 Şeri’at mensupları. 2. tas Hakk’a ulaşma yolunun ilk mertebesinde bulunanlar. ehl-i Şî'a a. (<ıui >l) Hz Ali’nin mezhebine bağh olan kimseler. ehl-i tabâ'i' a. (^LL JaI) bk tahâ'i'iyyûn ehl-i takvâ a. (^^ J*l) tas Takva sahipleri. ehl-i tarîk a. (j4> >1) tas Bir tarikate mensup olan, sa lik. ehl-i tarîkat a. (ci> J*l) tas 1. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk. İslâmiyet’ten önce Hristiyanlar ve Yahudîler için kullanılmıştır. ehl-i kubbe a. («uî JaI) Hz. peygamberin mescidi veya çadırı içinde konuk ettiği kendisini ziyarete gelen kimseler için kullanılan terim. ehl-i kubûr a. (^A >1) Mezarlıkta yatanlar, ölüler. ehl-i mahşer a. (jJ^ JaI) Kıyamet günü dirilecek olanlar. ehl-i ma'rifet a. (^^ JaI) 1. Hünerli, becerikli kimseler. 2. Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar. ehl-i na'îm a. (^ JaI) Cennetlikler. ehl-i nâr a. (jü J*l) Cehennem ehli, cehennemlik. ehl-i nazar a. (Jü JaI) bk. nazar ehl-i nihâyet a. (ojL^ J^D tas. bk. nihâyet ehl-i nücûm a. Çjşü J»l) Müneccimler, astrologlar. ehl-i örf a. Gj> JaI) Osmanlı devlet teşkilâtında padişah adına halkm ihtiyaçlarını gelenek ve göreneklere göre karşılamakla görevli ulemâ sınıfı dışında kalan memur, asker veya ordu mensubu. ehl-i perde a. Gjjj JaI) Namuslu veya iffetli kadınlar. ehl-i re'y a. (^îj JaI) İslâmiyetin yayılmasmdan sonra 8. yüzyılda ortaya çıkan Küfe merkezli fıkıh ekolüne ve bu ekol içinde hâkimlik yapanlar kimseler. ehl-i rûm a. Çjj JaI) Anadolu halkı. ehl-i sâbıka a. (<1L Jal) İlk Müslümanlar. ehl-i sahih a. Qua^ JaI) Hadis biliminde, yalnızca sahih hadisleri içeren kitap yazmış kimseler. ehl-i salâh a. (^ JaI) Doğru ve namuslu kimseler. ehl-i salât a. (o^ Jal) Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğuna inanan ve değişik mezheplere bağlı olan kimseler. ehl-i salîb a. (çuU JaI) “On birinci yüzyılın sonlarında Kudüs’ü kurtarma amacıyla Türkleri Anadolu’dan atmak ve Orta Doğuyu ele geçirmek için AvrupalIların başlatmış olduğu siyasî ve askerî harekât.” için kullanılan bir terim, Haçlılar. ehl-i suffe a. (<i^» >1) İslâ miyet’in ilk yıllarında Mek ke’de Mescid-i Nebevi civa rında bulunan bir sofada ha rman, evsiz barksız olup sa dece ibadetle vakit geçiren ilk sahabeler. ehl-i sülûk a. (JjL JaI) tas Bir tarikata girmiş olanlar tarikat mensupları. ehl-i sünnet a. (ek. JaI) Hz Peygamber ile ashabının tut tuğu yolu benimseyen, onla nn davranışlarını uygulayan ve Müslümanlara ulaştıran din bilginleri ehl-i sünnet ve’l-cemâ'at a (oıluJi j olu, Jai) bk. ehlsünnet ehl-i şerî'at a. (o*^ Jıl) 1 Şeri’at mensupları. 2. tas Hakk’a ulaşma yolunun ilk mertebesinde bulunanlar. ehl-i Şî'a a. (<ıui >l) Hz Ali’nin mezhebine bağh olan kimseler. ehl-i tabâ'i' a. (^LL JaI) bk tahâ'i'iyyûn ehl-i takvâ a. (^^ J*l) tas Takva sahipleri. ehl-i tarîk a. (j4> >1) tas Bir tarikate mensup olan, sa lik. ehl-i tarîkat a. (ci> J*l) tas 1. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk. Hünerli, becerikli kimseler. 2. Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar. ehl-i na'îm a. (^ JaI) Cennetlikler. ehl-i nâr a. (jü J*l) Cehennem ehli, cehennemlik. ehl-i nazar a. (Jü JaI) bk. nazar ehl-i nihâyet a. (ojL^ J^D tas. bk. nihâyet ehl-i nücûm a. Çjşü J»l) Müneccimler, astrologlar. ehl-i örf a. Gj> JaI) Osmanlı devlet teşkilâtında padişah adına halkm ihtiyaçlarını gelenek ve göreneklere göre karşılamakla görevli ulemâ sınıfı dışında kalan memur, asker veya ordu mensubu. ehl-i perde a. Gjjj JaI) Namuslu veya iffetli kadınlar. ehl-i re'y a. (^îj JaI) İslâmiyetin yayılmasmdan sonra 8. yüzyılda ortaya çıkan Küfe merkezli fıkıh ekolüne ve bu ekol içinde hâkimlik yapanlar kimseler. ehl-i rûm a. Çjj JaI) Anadolu halkı. ehl-i sâbıka a. (<1L Jal) İlk Müslümanlar. ehl-i sahih a. Qua^ JaI) Hadis biliminde, yalnızca sahih hadisleri içeren kitap yazmış kimseler. ehl-i salâh a. (^ JaI) Doğru ve namuslu kimseler. ehl-i salât a. (o^ Jal) Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğuna inanan ve değişik mezheplere bağlı olan kimseler. ehl-i salîb a. (çuU JaI) “On birinci yüzyılın sonlarında Kudüs’ü kurtarma amacıyla Türkleri Anadolu’dan atmak ve Orta Doğuyu ele geçirmek için AvrupalIların başlatmış olduğu siyasî ve askerî harekât.” için kullanılan bir terim, Haçlılar. ehl-i suffe a. (<i^» >1) İslâ miyet’in ilk yıllarında Mek ke’de Mescid-i Nebevi civa rında bulunan bir sofada ha rman, evsiz barksız olup sa dece ibadetle vakit geçiren ilk sahabeler. ehl-i sülûk a. (JjL JaI) tas Bir tarikata girmiş olanlar tarikat mensupları. ehl-i sünnet a. (ek. JaI) Hz Peygamber ile ashabının tut tuğu yolu benimseyen, onla nn davranışlarını uygulayan ve Müslümanlara ulaştıran din bilginleri ehl-i sünnet ve’l-cemâ'at a (oıluJi j olu, Jai) bk. ehlsünnet ehl-i şerî'at a. (o*^ Jıl) 1 Şeri’at mensupları. 2. tas Hakk’a ulaşma yolunun ilk mertebesinde bulunanlar. ehl-i Şî'a a. (<ıui >l) Hz Ali’nin mezhebine bağh olan kimseler. ehl-i tabâ'i' a. (^LL JaI) bk tahâ'i'iyyûn ehl-i takvâ a. (^^ J*l) tas Takva sahipleri. ehl-i tarîk a. (j4> >1) tas Bir tarikate mensup olan, sa lik. ehl-i tarîkat a. (ci> J*l) tas 1. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk. Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar. ehl-i na'îm a. (^ JaI) Cennetlikler. ehl-i nâr a. (jü J*l) Cehennem ehli, cehennemlik. ehl-i nazar a. (Jü JaI) bk. nazar ehl-i nihâyet a. (ojL^ J^D tas. bk. nihâyet ehl-i nücûm a. Çjşü J»l) Müneccimler, astrologlar. ehl-i örf a. Gj> JaI) Osmanlı devlet teşkilâtında padişah adına halkm ihtiyaçlarını gelenek ve göreneklere göre karşılamakla görevli ulemâ sınıfı dışında kalan memur, asker veya ordu mensubu. ehl-i perde a. Gjjj JaI) Namuslu veya iffetli kadınlar. ehl-i re'y a. (^îj JaI) İslâmiyetin yayılmasmdan sonra 8. yüzyılda ortaya çıkan Küfe merkezli fıkıh ekolüne ve bu ekol içinde hâkimlik yapanlar kimseler. ehl-i rûm a. Çjj JaI) Anadolu halkı. ehl-i sâbıka a. (<1L Jal) İlk Müslümanlar. ehl-i sahih a. Qua^ JaI) Hadis biliminde, yalnızca sahih hadisleri içeren kitap yazmış kimseler. ehl-i salâh a. (^ JaI) Doğru ve namuslu kimseler. ehl-i salât a. (o^ Jal) Kâbe’ye yönelerek namaz kılmanm farz olduğuna inanan ve değişik mezheplere bağlı olan kimseler. ehl-i salîb a. (çuU JaI) “On birinci yüzyılın sonlarında Kudüs’ü kurtarma amacıyla Türkleri Anadolu’dan atmak ve Orta Doğuyu ele geçirmek için AvrupalIların başlatmış olduğu siyasî ve askerî harekât.” için kullanılan bir terim, Haçlılar. ehl-i suffe a. (<i^» >1) İslâ miyet’in ilk yıllarında Mek ke’de Mescid-i Nebevi civa rında bulunan bir sofada ha rman, evsiz barksız olup sa dece ibadetle vakit geçiren ilk sahabeler. ehl-i sülûk a. (JjL JaI) tas Bir tarikata girmiş olanlar tarikat mensupları. ehl-i sünnet a. (ek. JaI) Hz Peygamber ile ashabının tut tuğu yolu benimseyen, onla nn davranışlarını uygulayan ve Müslümanlara ulaştıran din bilginleri ehl-i sünnet ve’l-cemâ'at a (oıluJi j olu, Jai) bk. ehlsünnet ehl-i şerî'at a. (o*^ Jıl) 1 Şeri’at mensupları. 2. tas Hakk’a ulaşma yolunun ilk mertebesinde bulunanlar. ehl-i Şî'a a. (<ıui >l) Hz Ali’nin mezhebine bağh olan kimseler. ehl-i tabâ'i' a. (^LL JaI) bk tahâ'i'iyyûn ehl-i takvâ a. (^^ J*l) tas Takva sahipleri. ehl-i tarîk a. (j4> >1) tas Bir tarikate mensup olan, sa lik. ehl-i tarîkat a. (ci> J*l) tas 1. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk. Tarikat mensupları. 2. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. aehl-i tasavvuf a. (J^ JaI) atas. Bir tarikata bağlananlar aveya tasavvufla uğraşanlar. n bk. mutasavvıf ve sufi ehl-i ta'tîl a. (^ JaI) bk. s. mu'attıla r, ehl-i tertîb a. (^p> JaI) Beş vakit namazmı kaçırmadan z. düzenli kılan kimse. ta- ehl-i teslis a. (iuû Jıl) n Hrıstiyanlar. n ehl-i tevhîd a. (^s^ J*0 Allah’ın birliğine inananlar, a Müslümanlar veya gerçek -i tevhidin kendi inanç sistemleri içinde temsil edildiğini savunan “ehl-i sünnet” (bk. 1. bu madde) taraftarları için s. kullanılan bir terim. k ehl-i ukûbet a. (ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n ehl-i va'd a. (jcj JaI) “Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s. ehl-i va'îd a. Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd ehl-i vezâ'if a. (Jilly JaI) huk. Bir vakfm gelirinden maaş ve ücret alan kimseler. ehl-i vukûf a. (Jjîj JaI) huk. Bilirkişi, eşanlamlısı, “ehl-i hibre” (bk. bu madde). ehl-i vasat a. (k^ JjI) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûke yeni başlayan “mübtedi'” (bk. bu madde) ile sona gelen “müntehi, nihâyet” (bk. bu maddeler) arasmda bulunan salikler. ehl-i vuslat a. (oUj >1) tas. Tasavvuf inancma göre, sülûkun sonu anlamında kullanılan terim, bk. nihâyet ehl-i vücûd a. (jjşj JaI) İnsanlar. ehl-i zimmet a. (c«j >1) Müslüman bir ülkede yaşayan, vergi veren ve korunan gayrimüslim halk. ehlü’l-adl ve’t-tevhîd a. (j^yJI j Jjt JaI) “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhîd” sözü ile birlikte kendilerine nispet ettikleri terim, bk. mu'tezile ehlüT-bida' a. (^Jl >1) bk. ehl-i bid'at ehlüT-farz a. (^>11 JaI) fik. Birinci dereceden varisler. ehlüT-hâl veT-akd a. (kil j JLJI JaI) Devlet başkanmı seçmek veya azletmek yetkisine sahip olan heyet, anlamında fıkıh terimi. Bu terim, Şia ile ehl-i sünnet arasında imamet, halifenin iş başına getiriliş yöntemi ve meşru yönetim konularmdaki tartışmalann alevlendiği dönemde kullanılmaya başlanmıştır. ehlüT-kisâ a. (L£ll JaI) bk. ehl-i beyt ehlüT-mağfîre a. G>kJI >1) Mağfiret ehli, bağışlama sahibi anlamında Allah’ın sıfatı olarak nitelenen bir terim. ehlü’t-takvâ a. (^1 J»l) bk. ehl-i takva ehlü’s-suffe a. (<kJI JaI) bk. ehl-i suffe ehlü’t -tabâ'i a. (jiLüJl JaI) bk. tabâi"iyyûn ehlü’l-va'd a. Ujll >1) bk. ashâbu’l- va'd ehlü’z-zikr a. (/ili >1) bk. ehl-i kitâb ehl ü iyal a. (JL j JaI) Aile, familya, çoluk çocuk.

10
Sözlük

ibâdîlik

Haricîliğin önemli kollarmdan biri olup 7. yüzyılda ib Abdullah b. İbâd tarafından kurulan bu fırkanın oluşumunu Câbir b. Zeyd gerçekleştirmiştir. Öteki fırkalara göre daha ılımlı ib bir görüş içinde olan bu fırka, temelde Kur’ân'nm özüne sımsıkı sarılmak, iman ve İslâm’ı bir bütün olarak benimsemek, Alib lah’m yegâne sıfatmm “kıdem” olduğuna yürekten inanmak gibi ilkelere sımsıkı bağlı kalmışlardır. Son yıllarda "ibâdîlik”, genellikle kuzey Afrika ülkele ib rinde yaygınlık kazanmıştır.

11
Sözlük

hizb

U>) [Ar.] Toplum hayatında önemli rol oynayan güçlü bir teşkilâta sahip bulunan cemaat, parti anlamında kelâm terimi, eşanlamlısı “fırka” (bk. bu madde).

12
Sözlük

müfevvida (II)

müfevvida (II) a. [Ar.] Şi'a inancında, kâinatın yaratıhşı ve düzenin kurulması işinin Hz. Peygamber’e, Hz. Ali’ye ve on iki imama verildiğini ileri süren aşırı fırka.

13
Mekân

Kûfe

Kûfe · Irak · Adına otorite iddia eden aşırı grupların merkezi; Bâkır bu kişilerle ilgisi bulunmadığını açıklamak zorunda kalmıştır. İlişkili kişi dosyası Muhammed el-Bâkır : Ali Zeynelâbidîn'in oğlu; dinî ilimlerdeki derinliği sebebiyle Bâkır lakabıyla tanınan Medineli âlim ve Câfer es-Sâdık'ın babası.

14
Makale

Kuzey Afrika ve Sahra'da Kādiriyye

Tunus, Cezayir, Mısır, Moritanya, Batı Sahra ve Fas'taki Kādirî nispetleri hiyerarşi ve coğrafyalarıyla düzenleyen dosya.

15
Eser

SÛFÎ OLMADIKLARI HALDE SÛFÎLERE NİSBET EDİLENLER

Avârifü’l-Maârif · 9. bölüm · Kendilerini bazen “Kalenderi” bazen de “Melâmetî” diye isimlendiren bir grup, sûfiler arasında zikredilmektedir. Az önceki bölümde melâmetînin hâlini zikrettik. Onların hâlinin şer

16
Eser

Sayfalar 4–13

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist

17
Eser

Sayfalar 25–32

Muzaffer Ozak Külliyatı · Inkarını libas ile örteceklerini zannederler. Aslında, bu gibi ler insan değil, belki muzır bir hayvandan daha aşağı derekededirler. Böyle olan kişiler; terzinin, berberin, elbisen

18
Eser

Sayfalar 71–77

Muzaffer Ozak Külliyatı · silmişti. Insanlardan kaçıyor, daima tenhalarda dolaşıyor. Anası, bu hâle vâkıf olup meseleyi babasına açtı. Baba divanı toplayıp, Habbâbı divana dâvet etti. Habbâb divana geldiğin

19
Eser

Sayfalar 160–167

Muzaffer Ozak Külliyatı · şerifleri bildiğin gibi içtihat eyle.. Fakat, kendi anladığın kadarına ümmet-i Muhammed'i dâvet ederek, saf ve mâ'sum insanları idlâl etme.. Çünki yalan - yanlış içtihatlarından ke

20
Eser

Sayfalar 292–299

Muzaffer Ozak Külliyatı · yi, eğrilere karşı doğruyu korumamızı ve savunmamızı irade eyledin, bizlerden nusret ve inayetini esirgeme yâ Rabbi... Din ve millet düşmanlarını, KAHHAR ism-i celilin hürmetine ka

21
Eser

Sayfalar 373–380

Muzaffer Ozak Külliyatı · Hak nurundan yarattı, Sekiz cennet donattı, ins-ü-cinne medhetti, Sallû alâ Muhammed.. Muhammed-ül-Arabi, Bizi kıldı ebedi, Necatımız sebebi, Sallû alâ Muhammed.. Kıyamet günü geli

22
Eser

Sayfalar 370–377

Muzaffer Ozak Külliyatı · virdik, barajlar kurduk, denizleri aştık, sırasında havalarda uçtuk, medeniyyetler ve mâ'mureler inşa ettik... Peki, sonra?!. Hepsi hâk ile yeksân oldu, emekler boşa gitti, sevdik

23
Eser

Sayfalar 357–363

Muzaffer Ozak Külliyatı · erzak çekerdi. Işte, o erzakları bağlayan iplerin çürüğüdür.» buyurmuşlardır. Cenabı-fâtihi-Hayber, Sakiyi-kevser efendimiz her gece kimsenin haberi olmadan arkasında taşıdığı yiye

24
Eser

Sayfalar 410–416

Muzaffer Ozak Külliyatı · olsun. İşte nefsim! Ne istersen eyle! İlle ümmetim!» diye münacâat eylediginde, bizleri Habibine bagışlayıp, livail-hamd altında lûtfunla, rahmetinle, cem'eyle. Ahır ve âkıbetimizi

25
Eser

Sayfalar 477–483

Muzaffer Ozak Külliyatı · Mübarek terlerinden, parmağı ile hepsinin alnına sürerek dua ve niyazda bulundular ve yüz Habeşi de can ve yürekten (Amin) dediler. Işte o ânda büyük bir mû'cize oldu ve Allahu azi

26
Eser

Sayfalar 509–515

Muzaffer Ozak Külliyatı · Mâzilere in, mahşer-i edvârı bütün gez; Kanun-u ilâhi göreceksin ki, değişmez... Tarih, o bizim eştiğimiz kanlı harabe, Saklar sayısız lâhd ile milyonla kitâbe... Her hufre bir ünı