Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

44 sonuç · “Kelime

01
İlişkili yol

Ticâniyye

Ahmed et-Ticânî’nin XVIII. yüzyılın sonlarında Cezayir Sahrası ile Fas arasında teşekkül ettirdiği; istiğfar, salavat ve kelime-i tevhid merkezli evrâdıyla Kuzey ve Batı Afrika’da genişleyen tasavvuf yolu.

02
Sözlük

İnâbet (Şâbâniyye)

Tâlibin tevbe, bağlılık ve mânevî eğitim talebiyle mürşide başvurması; ardından kelime-i tevhid ve esmâ eğitiminin başlaması.

03
Sözlük

Nefy ü isbât virdi

Lâ ilâhe illallah kelime-i tevhidiyle yapılan; olumsuzlama ve yalnız Allah'ı tasdik anlamlarını birleştiren zikir uygulaması.

04
Sözlük

Celvetî tevhid zikri

Celvetî sülûkün ana yöntemi kabul edilen kelime-i tevhid zikri. Nefy ve isbatın kalbî yönelişle birlikte uygulanması anlatılır.

05
Sözlük

Tekke

Bir tasavvuf yolunun sohbet, zikir, eğitim, hizmet ve barınma faaliyetlerinin yürütüldüğü kuruma verilen genel addır. Dergâh, zâviye, hankah ve âsitâne kelimeleriyle örtüşen kullanımları bulunmakla birlikte bunların ölçeği ve işlevi dönemlere göre değişir. Tekke yalnız ibadet mekânı değildir; mutfak, misafirhane, kütüphane, semâhane veya tevhidhane, türbe ve görevli odalarını içerebilir. Tarihî işlevi ile yapının bugünkü durumu ayrı değerlendirilmelidir.

06
Sözlük

Abâdile

Abâdile , Arapça “Abdullahlar” anlamına gelir. Başına abd kelimesi getirilerek yapılan Abdurrahman, Abdülkuddûs, Abdülkādir ve Abdülkerîm gibi birleşik isimler için de kullanılır. Tasavvufî anlamı Tasavvuf dilinde abâdile, ilâhî isimlerden birinin tecellisini kendisinde belirgin biçimde gerçekleştiren kimseleri ifade eder. Sâlik, hangi ilâhî ismin hakikatine daha güçlü biçimde mazhar olmuşsa o isme nispet edilen kulluk vasfıyla anılır. Meselâ el-Mün‘im, “nimet veren” demektir. Bu isme belirgin biçimde mazhar olan kul, Allah’ın nimet vericiliğini daha çok müşahede eder; kendisine ulaşan nimeti başkalarına yansıtması onun ahlâkında öne çıkar. Böylece isimle kul arasında rubûbiyet ve ubûdiyet ilişkisi kurulur. Abdülcebbâr, Abdülmüntakim, Abdülkādir, Abdülhâdî, Abdülhalîm ve Abdüssabûr gibi isimler de aynı adlandırma mantığı içinde değerlendirilir.

07
Sözlük

Âbaü'l-ahval

(آباء الاحوال) Hal babaları. tas. a Sahip oldukları hallere hâkim olan, hal sahibi olduklarını başkalarına hissettirmeyen, halin tesiriyle dengelerini, doğal ve her zamanki davranışlarını değiştirmeyen salikler. b Cezbe ve şevk gibi hallere mağlup ve mahküm olup kendilerinden geçen ve dengelerini kaybeden sâliklere ebnâü'-ahval (hal çocukları) denir. Bunlar sekr ve cezbe halindeyken şer'i hükümlere uymayan sözler söyleyebilir, fıkıh ölçülerine göre caiz olmayan işler yapabilir; fakat bu türden beyan ve davranışlardan sorumlu olmazlar. Zira hal sebebiyle bilinç ve iradelerini ya kısmen ya da tamamen yitirmişlerdir. Bu zümrenin en iyi örneği meczuplar ve behlüllerdir. Dini his ve heyecanların etkisiyle olağan olmayan biçimde konuşan ve hareket eden her sâlik ebndülahval'dendir. Âbaü'l-ahval temkin, ebndü'l-ahval telvin sahibidir. Temkin, telvinden üstündür. Hallâc, “Peygamberler haller üzerinde tam olarak hâkimiyet kurmuşlardır; bu hallerde diledikleri gibi tasarruf ederler. Diğerlerine ise haller musallat kılınmıştır. Onlar üzerinde haller tasarruf eder, oysa haller nebilerin yönetimi ve etkisi altındadır” der. Bkz. Temkin, Telvin. Abd—Abdiyet i. ar. (4 (عبد - عبد 1. Kul, köle, bende. 2. tas. Hakk'a kul olduğu için başkasına kul olmayan. Hz. Peygamber'in en yüce makamı, insanoğlunun sahip olduğu manevi mertebelerin en yükseği abdiyettir (kulluk). Kelime-i sehadette,

08
Sözlük

Abdal

بدال) 1) & Bedel, Bedil. ع Abdalan (Bedel kelimesinin çoğulu olan abdal kelimesi, tekil kabul edilerek Türkçede abdallar (evlatlar gibi], Farsçada abdalan şeklinde çoğul yapılır; bir bakıma çoğulun çoğulu olmaktadır.) Sayıları yedi, yetmiş ya da kırk olarak gösterilen bir evliya zümresi. Abdal-ı Hak, abdullah, evliya, hak erenler. Dünyadan habersiz kalacak kadar kendini ahirete, gönlünü Hakk'a veren saf derun insanlar, ermişler. Bkz. Büdelâ.

09
Sözlük

Zâviye

Genellikle tekkeden daha küçük irşad, ibadet, barınma veya yolcu ağırlama birimi için kullanılan tarihî terimdir. Sınır bölgelerinde ribât, şehirlerde mahalle tekkesi veya bir şeyhin sohbet mekânı işlevi görebilir. Tekke, hankah ve zâviye kelimeleri kaynaklarda zaman zaman birbirinin yerine kullanıldığı için yapı türü yalnız adına bakılarak kesinleştirilmez.

10
Sözlük

Âb-ı revân

Akan su; akarsu. Farsça tamlama, sözlükte hem gerçek hem mecazî anlamlarıyla kullanılır. Tasavvufî kullanımı Gönle peş peşe gelen ferahlık ve iç huzuru; insanın ezelî bağ ve irtibatından haberdar olması anlamında kullanılan bir tabirdir. Tasavvuf şiirinde akan su, süreklilik ve arınma çağrışımı taşır. Revân kelimesinin “ruh” anlamı sebebiyle tamlama, bağlama göre ruh ve hayat çağrışımı da kazanabilir.

11
Sözlük

Âgûş

Kucak, sîne ve bağır. Tasavvuf şiirinde sırları kabul eden gönlü, mânevî yakınlığı ve sevgilinin kuşatıcı huzurunu anlatan Farsça bir kelimedir.

12
Sözlük

Agyar

(5 (اغيا veya Agyar. t. Gayr Yabancılar, bigâneler, zıtlar, muhallifler, eller, başkaları, yar olmayanlar. tas. a Sûfî olmayan, tasavvufi hayata yabancı, Ah | zıt. Tasavvufi hayata aşina olanlara ehl-i dil veya gönül ehli denir. b Aynı tarikatten ve meşrepten olmayan. Aynı tarikatten ve meşrepten olanlara ihvan ve hemmeşreb denir. c Mâsivâ, Allah'tan gayri olan her şey. Bkz. Yabancı, Zıt. Halka benzemeye işin, süre gönülden teşvişin Yüzbini birdir dervişin arada ağyâr gerekmez Yünus Sür çıkar ağyârı dilden ta tecelli ede Hak Padişah girmez saraya, hâne mâmur olmadan Lâedri Ağza tükürme Âb-ı dehen, ermişlerin kemalinden nasip almak, nefeslerinden faydalanmak ve onların haliyle hallenmek için şeyhlerin müritlerinin ağzına tükürmeleri. Ahmed Yesevinin şeyhi Baba Arslan'ın ağzına Hz. Peygamber bir hurma tanesi atmış ve tükrüğünden de ona ihsan etmişti. Baba Arslan da aynı şeyi Ahmed Yesevi'ye yapmıştı. Ağza tükürme geleneğinin kaynağı, ihnâk veya tahnikle, yani yeni doğan çocuğun dimağını oğma, hurma ve benzeri bir şeyi çiğneyip onun ağzına atma uygulamasıdır. Hastahktan kurtulmak ve şifa bulmak amacıyla da ermişlere veya üfürükçü hocalara gidilerek ağza tükürtülür. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için TEİM 22 kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir. Ağzı dualı Mücabu'd-da've, müstecabu'd-da've. Allah katında duası makbul kişi. Ah (eh) Asikin iç âlemindeki ateşin ve elemin ifadesi olan bir nida. “Ah minel aşk ve ahvâlihi ahreke kalbi bi-harâretihi.” Allah kelimesinin ilk ve son harfi bir araya getirilirse ‘ah’ meydana çıkar. Âh, Allah'ın kısa şekli olduğundan, bazen Abdullah abd-âh şeklinde yazılır. O halde âh, Allah demektir. Âşıkın âh demesi, O'na sıgınması anlamına gelir. Âh Allah, Emân Muhammed demektir. Güneşin ışıkları elif'e (yani oka), kütlesi h harfine benzediğinden her gün ‘ah’ (Allah) diyerek doğar. Minare elif, caminin kubbesi h olduğu için her cami ‘ah’ (Allah) der. ‘Iman'ın başındaki elif atılırsa geriye yaman kalır ve elif'i (yani Allah'ı) olmayanın hali yamandır, demek olur. Bkz. Emân. Aşk ile gel imdi Allah diyelim Derd ile göz yaşıyla âh idelim Gitmeye bağrı başı dinmeye gözü yaşı Her dem dervişin işi âh ile zâr gerek Yünus

13
Sözlük

Akit

Kulun, Allah'la kendisi arasında kalmak üzere kalben bir taahhütte bulunması, bir akit yapması ve niyet etmesidir. Aynı şey dille olursa buna ahit veya ahdetme (söz verme) denir. Avam (alım satım vs. işlerinde) dille yaptıkları akitlere bağlı kalmakla, havas ise buna ek olarak kalple yaptıkları akitlere de bağlı kalmakla yükümlüdür. “Akitlere bağlı kalınız” mealindeki ayetten süfiler bu anlamı çıkarmışlardır. Akl-ı evvel (J (عقل ا و x. İlk akıl. “Allah'ın ilk yarattığı şey akıldır,” hadisi ile bu akla işaret edilmiştir. 2. Vahdet mertebesi. 3. Nur-i Muhammedi. 4. Cebrail. 5. Insanın hakikati. 6. Arş. Akl-ı evvel Allah'tan ilk zuhur eden şeydir. Allah önce onu, sonra onun aracılığıyla tüm diğer şeyleri yaratmıştır. Buna ilâhî ilmin ilk zuhuru adı da verilir. İlahi ilim ayrıntısızdır; aşağıya doğru inerken ayrıntılı hale gelir: ilâhî ilme Ümmü'Lkitap, akla evvele imam-ı mübin, levhe hitab-ı mübin adı verilir. Bunlara sırasıyla nun, kalem ve levh de denir. Kalem-i alâ, adl, el-hakku'l-mahluk bih, imam-ı mübin, hakikat-i Muhammediye, dürre-i beyzâ, nur-i Muhammed, ruh-ı azam, ukab akl-ı evvele verilen diğer isim- lerdir. Akl-ı kül (külli ilâhî akıl) akl-ı evvelden sonra gelen bir mertebedir. Levh gök kubbesindeki adil ölçü ve doğru kıstastır; nurlu bir müdrike olup akl-ı evvele tevdi edilen bilgilerin suretleri onunla zuhur eder. Akl-ı külli, akl-ı evvelin mazharıdır. Âdem külli aklın, Havva külli nefsin suretidir. Akl-ı meas fikir kanunu ile ölçülen bir nurdur, ancak alet ve vasıtayla; külli akla ait çeşitli idrak şekillerinden yalnızca biriyle idrak eder. Akl-ı evvelin yolu ona kapalıdır. Mutasavvıflar, “Allah akılla idrak edilemez,” dedikleri zaman, akıl kelimesiyle kı- yas ve mantık esasları dahilinde faaliyet gösteren akl-ı meaş'ı kastederler. “Allah akılla bilinir,” dedikleri zaman kıyas ve başka araçlar olmadan idrak eden akl-ı evveli kastederler. Bir tek nurdan ibaret olan akl-ı evvel ve kalem-i alâ kula nispetle akl-ı evvel, Hakk’a nispetle kalem-i alâ ismini alır. Allah Cebraili Hz. Muhammed'e nispet olunan akl-ı evvelden yarattığından o, Cebrail'in babası ve bütün âlemin aslıdır. Bu yüzdendir ki miraçta Hz. Peygamber Cebrail'in durmak zorunda kaldığı noktanın ilerisine tek başına gitmiştir. “Hz. Muhammed'in önün- de aklı kurban et,” diyen Hz. Mevlânâ bununla akl-ı meaş'ı kast eder. Akl-ı meaş'a akl-ı cüzi de denir. İlahi ismin deposu ve Allah'ın emini olması itibariyle Cebrail’e mmm اذ AY KR İS e e gt NN A

14
Mekân

Oğlanlar Tekkesi

İstanbul · Türkiye · Aksaray’daki Oğlanlar Tekkesi Kaynaklar tekkeyi Aksaray’da, Çakırağa Mahallesi’nde, Millet Caddesi ile Cerrahpaşa Caddesi’nin kavşak çevresinde gösterir. Akademik çalışmada tarihî yer 872 ada 3 parsel olarak kaydedilir. Yapı Millet Caddesi açılırken ortadan kaldırılmıştır. Adları ve irşad çevresi Tekke Oğlanlar Tekkesi ve Olanlar Dergâhı adlarının yanı sıra İbrâhim Efendi’nin meşihatiyle ilişkili olarak Gavsî Tekkesi ve Şeyh İbrâhim Efendi Dergâhı adlarıyla da anılmıştır. Sun‘ullah Gaybî 1059/1649’da İbrâhim Efendi’ye burada intisap etmiş ve şeyhinin 1065/1654’teki vefatına kadar bu çevrede bulunmuştur. Kaynakları birlikte okuma notu Sefîne kaydı tekkenin kişi ve silsile bağlantılarını; akademik çalışma ise ad varyantı, mahalle, cadde ve parsel tarifini tamamlar. OCR metnindeki bozuk kelimeler ve sayfa artıkları yayıma alınmamış, yalnız birbiriyle uyumlu yer ve ilişki bilgileri redaksiyondan geçirilmiştir. Son dönem bağlantısı Mustafa Safvet Efendi, Meclis-i Meşâyih reisliği sırasında tekkenin meşihatini vekâleten sürdürmüş; Olanlar Dergâhı son Osmanlı dönemi Kādirî çevrelerinden biri olarak yaşamaya devam etmiştir.

15
Mekân

Hasîrîzâde Dergâhı

İstanbul · Türkiye · İstanbul’daki en meşhur Sa‘dî dergâhlarından biri olan bu tekkenin son şeyhidir. 1880’den 1925’e kadar burada şeyhlik yapmış, Mesnevî, şemail, hadis ve dinî ilimleri okutmuş; II. Abdülhamid’in iradesiyle 1887’de yeniden inşa edilen binaların mimarlığını da kendisi üstlenmiştir.

16
Mekân

Galata Mevlevîhânesi hazîresi

Beyoğlu, İstanbul · Türkiye · 1610'da şeyhi olduğu ve ölümüne kadar yirmi bir yıl kaldığı mevlevîhâne; mezarı hazîresindedir. “Rusûhî” mahlası da bu binanın 897/1491-92 inşa tarihini veren “er-Rusûh” kelimesinden alınmıştır. İlişkili kişi dosyası İsmâil Rusûhî Ankaravî : İsmâil Rusûhî Ankaravî (ö. 1631), Galata Mevlevîhânesi şeyhi; Mesnevî’nin en etkili Osmanlı şerhlerinden birini yazan, semâ ve Mevlevî erkânını savunan âlim ve mutasavvıftır.

17
Mekân

Sahn-ı Semân medreseleri

İstanbul · Türkiye · 1138 Şâban'ında Şa'bân Efendizâde Ahmed Efendi'nin yerine Sahn medreselerinden birine müderris tayin edilmiş, ilmiye yolunda bu dereceden sonra altmışlı payelere geçmiştir. İlişkili kişi dosyası Mirza Efendi Telhisçisi Abdülbâkī Efendi : Mirza Efendi Telhisçisi Abdülbâkī Efendi (ö. 1730), Şeyhülislâm Mirza Mustafa Efendi'nin hizmet çevresinden yetişen Osmanlı müderrisi ve telhisçidir.

18
Mekân

Hasîrîzâde Dergâhı ile Mahmud Ağa Camii arasındaki hazîre

İstanbul · Türkiye · 3 Ocak 1927 Pazartesi günü vefat ettiğinde, tekkesiyle Mahmud Ağa Camii arasındaki hazîreye defnedilmiştir. İlişkili kişi dosyası Hasîrîzâde Muhammed Elîf Efendi : Hasîrîzâde Muhammed Elîf Efendi (1850–1927), Sütlüce Sa‘dî Dergâhı’nın şeyhi; Mesnevî ve Şemâil dersleri, çoklu icazetleri, Meclis-i Meşâyih reisliği ve eserleriyle son dönem İstanbul tasavvuf hayatının güçlü âlimlerinden biridir.

19
Mekân

Oğlanlar Tekkesi

İstanbul · Türkiye · Aksaray’daki Oğlanlar Tekkesi Kaynaklar tekkeyi Aksaray’da, Çakırağa Mahallesi’nde, Millet Caddesi ile Cerrahpaşa Caddesi’nin kavşak çevresinde gösterir. Akademik çalışmada tarihî yer 872 ada 3 parsel olarak kaydedilir. Yapı Millet Caddesi açılırken ortadan kaldırılmıştır. Adları ve irşad çevresi Tekke Oğlanlar Tekkesi ve Olanlar Dergâhı adlarının yanı sıra İbrâhim Efendi’nin meşihatiyle ilişkili olarak Gavsî Tekkesi ve Şeyh İbrâhim Efendi Dergâhı adlarıyla da anılmıştır. Sun‘ullah Gaybî 1059/1649’da İbrâhim Efendi’ye burada intisap etmiş ve şeyhinin 1065/1654’teki vefatına kadar bu çevrede bulunmuştur. Kaynakları birlikte okuma notu Sefîne kaydı tekkenin kişi ve silsile bağlantılarını; akademik çalışma ise ad varyantı, mahalle, cadde ve parsel tarifini tamamlar. OCR metnindeki bozuk kelimeler ve sayfa artıkları yayıma alınmamış, yalnız birbiriyle uyumlu yer ve ilişki bilgileri redaksiyondan geçirilmiştir.

20
Mekân

Alamut Kalesi

Kazvin · İran · 1090'dan 1256'ya Hasan Sabbâh'ın 1090'da kaleyi ele geçirmesinden sonra Alamut, Nizârî İsmâilî devlet ve dâvet ağının başlıca merkezi oldu. “Kartalın öğretisi” biçimindeki yaygın ad açıklaması ortaçağ kaynaklarında geçer; kelimenin kesin etimolojisi tartışmalıdır. 1256 bir son çizgisi değildir Hülâgû ordusunun teslim aldığı kale ağır biçimde tahrip edildi ve Nizârî siyasî gücü kırıldı. Ancak bu olay bölgedeki bütün İsmâilî nüfusun ve örgütlü bağların bir anda ortadan kalktığı anlamına gelmez. Geri dönüşler ve bölgesel devam Yerel tarihler, Alamut ve Lemeser'in sonraki yüzyılda birkaç kez yeniden ele geçirildiğini; Daylem, Rûdbâr, Gîlân ve çevrede İsmâilî toplulukların kaldığını gösterir. XIV. yüzyıl sonu ile XV. yüzyıl başında siyasî ağırlık zayıfladı; imamet merkezi daha güvenli Encüdân çevresine yöneldi.

21
Makale

Yûnus Emre Dîvânı Nasıl Okunmalı?

Dîvân'ın tek bir el yazmasından değil, farklı yüzyıllara ait nüshaların karşılaştırılmasından doğduğunu açıklayan okuma kılavuzu.

22
Makale

Şâbânî Seyr ü Sülûk Haritası

Tevbe ve kelime-i tevhid telkininden İslâm-iman-ihsan mertebelerine üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

23
Makale

Halvet, Erbaîn, Zikir ve Devrân

Şâbânî uygulamalarının anlamı, düzeni ve değişen biçimleri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

24
Makale

Tâc, Sikke ve Şemle: Tarikatlar Arası Farklar

Mevlevî, Rifâî, Nakşibendî, Celvetî ve Halvetî adlandırmaları. Derleme ve ana başvuru kaynakları ihtiyatla karşılaştırılarak hazırlanmıştır.

25
Makale

Celvetî Zikir Yolu: Tevhid ve Hû

Kelime-i tevhidin merkezî, esmâ zikrinin tâli konumu. Ecvibe ve karşılaştırmalı makaleden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

26
Makale

Celvetî Halvet Âdâbı

Perhiz, ibadet, zikir ve tefekkür düzeni. Ecvibe ve karşılaştırmalı makaleden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

27
Makale

Esmâ-i Seb'a ve Etvâr-ı Seb'a

Yedi isim, nefis mertebeleri ve seyrüsülûk. Tez ve çevrilen yazma metin karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal inceleme.

28
Makale

Cerrâhiyye'de Seyrüsülûk ve Etvâr-ı Seb‘a

Kelime-i tevhid, esmâ ve yedi tavır. Envâr ve Tabakāt metninin ilgili bölümlerinden hazırlanmış kaynaklı inceleme.

29
Makale

Mevlevî Âyin-i Şerifinin Mûsiki Mimarisi

Mevlevî mukabelesinin tam akışı; icracıları, mekân düzeni, makam ve usûl örgüsü, dört selâmı, terennümleri, sembolik yorumları ve sahne icrasından farklarıyla birlikte.

30
Makale

Halvetiyye'nin Dört Ana Kolu Nasıl Okunmalı?

Rûşeniyye, Cemâliyye, Ahmediyye ve Şemsiyye gövdeleri ile alt şubelerin tarihî mantığı TDV İslâm Ansiklopedisi maddeleri mevcut monografilerle karşılaştırılarak özgün biçimde hazırlanmıştır.

31
Makale

Kādiriyye'de Esmâ, Vird ve Kol Çeşitliliği

Ana yol, alt kollar, pîrler ve usul arasındaki bağlantıları açıklayan editoryal dosya.

32
Makale

Rifâiyye'de İntisap, Zikir ve Seyrüsülûk

Biat merasimi, mürid adabı ve ferdî zikir basamaklarının tarihî tertibi

33
Eser

SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI

Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e

34
Eser

SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI

Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş

35
Eser

TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ

Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne

36
Eser

Sayfalar 4–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1

37
Eser

Sayfalar 1–10

Muzaffer Ozak Külliyatı · Elhac Muzaffer OZAK colli ZİYNET-UL-KULÜB KALPLERİN ZİYNETİ] Aşık sohbetleri ve evradı şerifeler AYRICA ASKÎ DİVANI SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ Ali BİLİCİ Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Işha

38
Eser

Sayfalar 3–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista

39
Eser

Sayfalar 10–15

Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel

40
Eser

Sayfalar 19–24

Muzaffer Ozak Külliyatı · çimleri dar, vakitleri dar, ömürleri acı bir zarar içinde geçer. Onlar, daha burada hamiym suyundan içer. Her ne ka dar zâhiren, yani dış görünüşleri itibariyle rahat ve huzur için

41
Eser

Sayfalar 21–28

Muzaffer Ozak Külliyatı · Evet, Hz. Musa aleyhisselâm sadrının şerholunmasını, işlerinin kolaylaştırılmasını, lisanındaki tutukluğun giderilmesini, sözünün daha iyi anlaşılmasını, ehlinden ve akrabasından b

42
Eser

Sayfalar 25–32

Muzaffer Ozak Külliyatı · nın belirli bir kaç uzvuna hizmet etmekten ibarettir. Bunlardan ırak olanlar da hakka yakın olurlar. Bununla beraber, bu güruhun yukarıda zikrolunan kal şeyhlerinden daha az zararl

43
Eser

Sayfalar 25–30

Muzaffer Ozak Külliyatı · ner, bunlara sahip bulunanların mevki ve makamlarını, mal ve mülklerini yerinde, hak rizasına uygun ve kelimenin tam mânasıyla iyi kullanabilmeleridir. Bu bakımdan, gururluya karşı

44
Eser

Sayfalar 29–34

Muzaffer Ozak Külliyatı · Dikkat edilirse; evlât, ana ve babasına itaât edecek, hem de Hz. Ismail gibi boynunu verircesine, canını ortaya koyarak, itaât edecek. Fakat şart; Allah yolunda, Allah'ın emirlerin