ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
34 sonuç · “Hücre”
01Behiştî Ramazan b. Abdülmuhsin el-Vizevî
Vize’de yetişen, Merkez Efendi’nin yanında seyrüsülûkünü tamamlayan Behiştî Ramazan Efendi; Çorlu’da zâviye ve talebe hücreleri kurmuş, ders ve vaaz vermiş, ilmî hâşiyelerle divan ve mesnevi kaleme almıştır.
Eskici Hasan Dede
Eskici Hasan Dede (ö. Şevval 1048/1639), kırk yılı aşkın süre Fâtih Sultan Mehmed Camii çevresinde ibadet ve riyâzetle yaşayan; cami gerisindeki hücresinin yakınına defnedilen İstanbul ârifidir.
Kaşgarlı Abdullah Efendi
Kaşgarlı Abdullah Efendi (yaklaşık 1687–1760), İstanbul’da Eyüp çevresinde irşad eden; La‘lîzâde Dergâhı ve Hacı Murtaza Camii hücreleriyle ilişkili Nakşibendî şeyhidir.
Şeyh Abdüllatif Efendi
Şeyh Abdüllatif Efendi (ö. 1009/1601), Şeyh Vefâ Zâviyesi’nde postnişinlik yapmış; ileri yaşında hücresinde çıkan yangında vefat etmiş Osmanlı şeyhidir.
Hücre
Küçük oda, odacık. tas. Bazi tekke ve mescitlerin çevresinde bulunan ve halvete çekilmek için kullanılan odalar. Bkz. Halvethane, Çilehane. Hücre-nişin Binbir gün çile, onsekiz gün hücre çilesi çıkarıp ‘dede’ unvanı alan Mevlevi dervişi.
Şeyh Vefâ Külliyesi
İstanbul · Türkiye · İstanbul’un bir semtine adını veren külliye; cami / tevhidhâne, medrese, hankah, çifte hamam, imaret, tabhâne, kütüphane, çeşme ve türbeden meydana gelmiştir. Cami ve çifte hamam Fâtih Sultan Mehmed tarafından onun adına yaptırılmış, ilk yapılışına “Câmi-i Hâkaniyye” terkibiyle 881 (1476) tarihi düşürülmüştür. Caminin yanındaki arazide derviş hücreleri, kütüphane, dervişler için evler ve imaret niteliğinde bir mutfak bizzat şeyh tarafından yaptırılmıştır. 1481-1490 yılları arasında medrese, mutfak ve kütüphane gibi mekânlar eklenerek yapı geniş bir külliye haline gelmiştir. Cami ve hamam tamamen yıkılmış, cami 1990’lı yıllarda betonarme olarak yeniden inşa edilmiştir; cami önündeki hücre, türbe, medresenin bir kısım duvarları ile çeşme günümüze ulaşmıştır.
Yâkub Paşa Tekkesi
Amasya · Türkiye · Halk arasında Çilehâne Tekkesi diye anılan, 815/1412’de Halvetiyye’ye meşrut olarak kurulan tekke; doğrudan onun için yaptırılıp vakfedilmiştir. Mescid, tevhidhâne, şeyh odası, halvethâneler ve derviş hücrelerinden oluşur; tevhidhânenin batısındaki türbe kısmında medfundur. Türbenin dehlize açılan hâcet penceresinin üzerinde, içeride yatanlara dair bir kitâbe bulunur.
Sokollu Mehmed Paşa Dergâhı
İstanbul · Türkiye · Mısrî’nin İstanbul’a ilk gelişinde ikamet edip erbaîn çıkardığı, Sultanahmed civarındaki dergâh. Hücre kapısındaki levhada onun bu dergâhı erbaîniyle ihyâ ettiğini söyleyen bir kıt‘a yazılıdır. İlişkili kişi dosyası Niyâzî-i Mısrî : Niyâzî-i Mısrî, XVII. yüzyıl Halvetî şiirinin en güçlü temsilcilerinden; sürgünler, vaazlar, irşad halkaları ve Türkçe Dîvân-ı İlâhiyyât'ıyla etkili olmuş sûfîdir.
Emîr Buhârî Tekkesi ve Türbesi
Fatih, İstanbul · Türkiye · Fâtih Camii'nin batısında, bugün Fevzipaşa caddesinin Malta kesimindeki Emîrbuhârî sokağında bulunan yer; II. Bayezid'in mescid ve hücreler yaptırmasıyla Nakşî tekkesine dönüşmüştür. Tekkenin bahçesine defnedilmesini vasiyet etmiş, sonradan yerine türbe yapılmıştır. Konum yaklaşıktır.
Karabaş Velî Tekkesi (Atik Vâlide Camii yanı)
İstanbul · Türkiye · Şâbâniyye’nin Karabaşiyye kolunun pîri Şeyh Karabaş Velî’nin irşad faaliyetinde bulunduğu tekkedir. Mehmed Nasûhî burada Karabaş Velî’ye intisap etmiş ve şeyhin kendisine tahsis ettiği hücrede halvete girmiştir.
Hacıbayram Camii (çile hücresi)
Ankara · Türkiye · Hacı Bayrâm-ı Velî'ye intisap edip riyâzet ve mücâhededen sonra hilâfet aldığı yer; içinde çileye girdiği hücre bugün de caminin bodrumunda mevcut olup şeyhin adıyla anılmaktadır. İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.
Hücre-i Saâdet
Medine · Suudi Arabistan · Hicretin 13. (634) yılında, Cemâziyelâhir ayının yedisinde hastalanıp on beş gün yattıktan sonra altmış üç yaşında vefat etti. Cenaze namazını Hz. Ömer kıldırdı ve Peygamber efendimizin kabrinin bulunduğu Hücre-i Saâdet'e defnedildi. Kaynak, Resûlullah'tan sonra onun türbesine defnolunmada da “ikincisi” olmasını yakınlığının delillerinden sayar.
Müeyyediyye Camii ve Gülşenî Dergâhı
Kahire, Bâbüzüveyle · Mısır · Kahire'de bir hücresinde erbaîn çıkarıp yerleştiği cami. Yavuz Sultan Selim'in bağışladığı yan arazi üzerine kurulan dergâh Gülşeniyye'nin merkezi oldu; 1534'te burada vefat etti. İlişkili kişi dosyası İbrâhim Gülşenî : Dede Ömer Rûşenî'nin yanında yetişen; Diyarbakır ve Kahire'deki irşadıyla Gülşeniyye'yi kurumsallaştıran sûfî.
Hamzakoyu çilehânesi (Namazgâh)
Gelibolu, Çanakkale · Türkiye · Büyük bir kaya blokuna oyulmuş, birbiri içinden geçilen iki küçük hücrenin üzerindeki hücre. Ağabeyinin hücreleri alttadır; kendisininki bugün mevcut değildir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ahmed-i Bîcân : Ahmed-i Bîcân (ö. 870/1466’dan sonra), Gelibolu’da Hacı Bayrâm-ı Velî’nin irşad çevresinde yetişen; Envârü’l-âşıkīn başta olmak üzere Türkçe dinî, tasavvufî ve ansiklopedik eserleriyle Anadolu ve Balkan halk kültürünü etkileyen müelliftir.
Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi
İstanbul · Türkiye · Âsitâne ve pîr makamı Halvetiyye’nin Cerrâhiyye kolunun merkezi olan tekke, III. Ahmed tarafından Şeyh Nûreddin Cerrâhî adına yaptırıldı ve 6 Receb 1115’te (15 Kasım 1703) açıldı. Tekke, Nûreddin Cerrâhî’nin türbesini de barındırdığı için hem âsitâne hem pîr makamıdır. Yeniden inşa katmanları Yapı tek bir devrin eseri değildir. Muhsinzâde Mehmed Paşa 1766-67’de tekkeyi yeniledi; 1782 Balat yangınından sonra Seyyid Halil Efendi tarafından yeniden kuruldu. II. Mahmud 1818-19 ve 1835-36’da kapsamlı inşa faaliyetleri yürüttü. Abdülmecid ve II. Abdülhamid dönemlerindeki onarımlar, tevhidhâne-türbe ile harem ve derviş hücrelerinin bugünkü ana düzenini biçimlendirdi. Mekânın işlevi Tevhidhâne, türbe, zâkirler mahfili, selâmlık, harem, meydan ve misafir odaları yalnız zikir icrasını değil; post, musiki meşki, misafir ağırlama ve gündelik tekke hizmetlerini de barındıran bir bütün oluşturuyordu. Tevhidhâne tavanındaki Sultan Mahmud güneşi ve Cerrâhî tacı biçimli bezemeler, yol kimliğinin mimariye yansıyan unsurlarıdır. 1925 sonrasında Tekkelerin kapatılmasından sonra kullanılmayan bölümlerin korunmasında son şeyh ailesinin gayreti belirleyici oldu. Tevhidhâne-türbe 1945’te müze idaresine devredildi ve farklı tarihlerde onarıldı; yapı topluluğu Cerrâhî hafızasının yaşayan ana merkezi olarak varlığını sürdürdü. 1915: yarım hisse meşihatın tevcihi 1915 tarihli kayıtta, Karagümrük’teki Nûreddin Cerrâhî Dergâhı’nda Nimetullah Efendi’nin vefatıyla boşalan yarım hisse meşihatın Fahreddin Efendi’ye tevcihi ve dergâh tahsisatının kendisine verilmesi yer alır. Kayıt, kurum görevi ile tahsisatın birlikte yürütülmesine dairdir.
Hacı Murtaza Efendi Camii çevresindeki Nakşî hücreleri
İstanbul · Türkiye · Devlet-i Aliyye hâcegânından Hacı Murtaza Efendi'nin inşa ettirdiği caminin etrafındaki hücerât-ı Nakşiyye. Abdullah Efendi buranın meşihatini üstlenip on altı yıl irşadda bulunmuştur. İlişkili kişi dosyası Kaşgarlı Abdullah Efendi : Kaşgarlı Abdullah Efendi (yaklaşık 1687–1760), İstanbul’da Eyüp çevresinde irşad eden; La‘lîzâde Dergâhı ve Hacı Murtaza Camii hücreleriyle ilişkili Nakşibendî şeyhidir.
Hacı Evhadüddîn Dergâhı
İstanbul · Türkiye · Şeyh Elîf Efendi’nin Tenşîtu’l-Muhibbîn’de naklettiğine göre Mısrî’nin bir hücresinde itikâfa girdiği, Yedikule civarındaki dergâh; sonradan Mesnevîhan Hüsâmeddîn Efendi teberrüken burada oturmuştur. İlişkili kişi dosyası Niyâzî-i Mısrî : Niyâzî-i Mısrî, XVII. yüzyıl Halvetî şiirinin en güçlü temsilcilerinden; sürgünler, vaazlar, irşad halkaları ve Türkçe Dîvân-ı İlâhiyyât'ıyla etkili olmuş sûfîdir.
XIX. Yüzyıl Anadolu Tasavvuf Haritası
On dokuzuncu yüzyıl Anadolu tasavvufunu yalnız tekke sayılarıyla değil; tarikat kolları, şehir ağları, göçler, cami ve hâne tekkeleri, Meclis-i Meşâyih, ulema, mûsiki ve gündelik hizmet kurumları üzerinden okuyan kapsamlı dönem dosyası.
Matbah-ı Şerif ve Binbir Günlük Mevlevî Çilesi
Saka postundan hücre sahibi dedeliğe hizmet yolculuğu. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Mevlevîhâne Mimarisi ve Dergâh Hayatı
Mevlevîhâneyi yalnız semâ salonundan ibaret görmeden eğitim, barınma, mutfak, ziyaret ve gündelik hayat birimleriyle açıklayan mimari dosya.
Mevlevî Şiirinin Kavram ve Mekân Dünyası
Mevlevî şairlerin müşterek söz varlığını tarihî şahıslar, erkân, görevler, mekânlar ve musiki kavramları halinde ayrıştıran okuma rehberi.
Seyyahların Gözüyle Mevlevî Mukabelesi ve Osmanlı Musikisi
Dış gözlemcinin imkânı ve sınırı Seyyah günlükleri mukabele mekânını, saz topluluğunu, kıyafeti ve hareket düzenini çağdaş bir gözle kaydeder; fakat “raks”, “orkestra” veya çalgı adları çoğu zaman gözlemcinin kendi dilidir. Bu terimler Mevlevî erkânının iç kavramları yerine geçirilmez. XVII. yüzyıl tanıklıkları Pietro
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
SÛFÎ KELİMESİNİN KÖKÜ
Avârifü’l-Maârif · 6. bölüm · Hz. Enes b. Mâlik (r.a) demiştir ki: “Rasûlullah (s.a.v), bir kölenin bile dâvetine gider, merkebe biner ve yün elbise giyerdi.” 31 Sûfîler, bu hadis-i şerife uyarak hem daha yumuş
GECE İBÂDETİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 45. bölüm · Bir âyet-i kerimede Allahu Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Hani o zaman Allah, kendi tarafından gelen bir emniyet işâreti olarak, sizi hafif bir uykuya daldırmıştı. Sizi maddi ve mânevi
MÜRİDİN MÜRŞİDİNE KARŞI EDEPLERİ
Avârifü’l-Maârif · 51. bölüm · Müridlerin mürşidlerine karşı koruyacakları edeb, sûfilere göre edeblerin en önemlilerindendir. Onlar, bu konuda Hz. Rasûlullah’a (s.a.v) ve ashâbına uymaktadırlar. Bu konuda Cenâb
Sayfalar 34–41
Muzaffer Ozak Külliyatı · Birincisi; gökyüzüdür. Güneşi, ayı, yıldızları ve daha güremediğimiz, bilemediğimiz diğer varlıkları ile enginleşen o muhteşem gökyüzünü bir düşününüz. Düşününüz ki, insanoğlu, en
Sayfalar 69–77
Muzaffer Ozak Külliyatı · Hasan-ül-Basri, kendisine iyman telkin ve kelime-i şehadeti talim için yanına yaklaştığında, hasta adam büyük bir neş'e ve sürûr içinde konuştu: — Yâ Hasan! Sen sus... Dur ve bekle
Sayfalar 122–128
Muzaffer Ozak Külliyatı · kötü ve çirkin fiil ve amellerinle, suçların ve kabahatlerinle, irili ufaklı günahlarınla başbaşa kalacaksın. Acaba, o korkunç ânı, ölüm acılarını, pişmanlık sancılarını, o karanlı
Sayfalar 174–179
Muzaffer Ozak Külliyatı · dir. Misafirimdir, ona hizmet etmekten zevk duyarım) der. (Sana bir şeyler söyledi. Affedersin ben duyamadım, duâ mı etti?) diye sorunca: (Evet, her annenin evlâdına duâ ettiği gib
Sayfalar 201–207
Muzaffer Ozak Külliyatı · Mustafa müctebaya gönül veren o hakkın sevgilisini, her şeyinden, malından, canından, anasından, babasından, evlâdından ziyade seven mü'minler, sâdıklar, âşıklar, Allahın Resûlünün
Sayfalar 373–380
Muzaffer Ozak Külliyatı · Hak nurundan yarattı, Sekiz cennet donattı, ins-ü-cinne medhetti, Sallû alâ Muhammed.. Muhammed-ül-Arabi, Bizi kıldı ebedi, Necatımız sebebi, Sallû alâ Muhammed.. Kıyamet günü geli
Sayfalar 332–339
Muzaffer Ozak Külliyatı · kulları da etkiler ve aynı meşakkat ve eziyeti onlar da çekerler. Yalnız, arada küçük bir fark vardır. Zâlim kavmin çektiği belâ ve musibetler, o kavmin kâfirlerinin âhirette çekec
Sayfalar 350–356
Muzaffer Ozak Külliyatı · lumun bana yaptığı nevafil ibadetle, öyle yaklaşırım ki, o kulum benimle görür, benimle işitir.» HIKAYE İkinci halifei-hak olan Ömer ibnül hattâp, bir gün Medinei-Münevverede hutbe