ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
30 sonuç · “Gazâ”
01Gazâlîzâde Abdullah Efendi
Gazâlîzâde Abdullah b. Abdülkādir (ö. Zilhicce 977/1570), Osmanlı ilmiye ve kadılık görevlerini Seyyid Velâyet’in Zeynî terbiyesiyle birleştiren; Âşıkpaşa Tekkesi meşihatını sürdüren ve esmâ-i hüsnâ şerhi yazan âlim-şeyhtir.
Gazanfer Dede
Gazanfer Dede (ö. 973-974/1566), debbağlıktan Vizeli Alâeddin’in halifeliğine yükselen; Vize’de irşad eden ve Dîvân-ı Hümâyun’daki soruşturması Ebüssuûd Efendi’nin delil merkezli hukukî değerlendirmesine konu olan Bayramî-Melâmî şeyhidir.
Abdülahad Nûrîzâde Şeyh Mustafa Efendi
Abdülahad Nûrîzâde Şeyh Mustafa Efendi (1636-1691), babası Abdülahad Nûrî Sivâsî’nin terbiyesinde yetişen; onun vefatından sonra yaklaşık kırk yıl Mehmed Ağa Zâviyesi postunu taşıyarak Sivâsî-Nûrî irşad ve kurum hafızasını sürdüren Halvetî şeyhidir.
Ağazâde Seyyid Mehmed Efendi (Kadıncıkzâde)
Ağazâde Seyyid Mehmed Efendi (ö. 1140/1727), İstanbul’da yetişen; Süleymaniye Dârülhadisi müderrisliği ile Selânik, Bursa ve Mekke kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.
Esircizâde Şeyh Hüseyin Efendi
Esircizâde Şeyh Hüseyin Efendi (ö. 1694), Abdülahad Nûrî'ye intisap edip Midilli'de hilâfet vazifesi üstlenen; İstanbul'a döndükten sonra yaklaşık kırk yıl tekke hizmetinde bulunarak Mehmed Ağa Zâviyesi postuna geçen Halvetî-Sivâsî şeyhidir.
Nazmî Mehmed Efendi
Nazmî Mehmed Efendi (1032-1112/1622-1701), Abdülehad Nûrî'nin yanında yedi tavrı tamamlayıp hilâfet alan; Yavaşca Mehmed Ağa Zâviyesi ve Vâlide Sultan Camii'nde hizmet eden Halvetî şeyh ve şairdir.
Nazmîzâde Şeyh Abdurrahman Refî‘â Efendi
Nazmîzâde Şeyh Abdurrahman Refî‘â Efendi (ö. 13 Receb 1132/21 Mayıs 1720), babası Nazmî Mehmed Efendi’den Halvetî terbiyesi alan; Yavaşça Mehmed Ağa Zâviyesi ile Bayezid Camii kürsüsünde hizmet veren vaiz, şeyh ve ilâhi şairidir.
Neşâtî Ahmed Dede
Neşâtî Ahmed Dede (ö. 1085/1674-75), Ağazâde Mehmed'den Mevlevî terbiyesi alan; Edirne Mevlevîhânesi postnişini, Türkçe-Farsça şiirleri ve eserleriyle tanınan şairdir.
Şeyh Ahmed-i Emîrî Efendi
Şeyh Ahmed-i Emîrî Efendi (ö. 1106/1695), Aziz Mahmud Hüdâyî halifelerinden Şeyh İsmail Efendi’nin oğlu ve halifesi; Kapıağası Hüseyin Ağa Zâviyesi postnişini ve kırk beş yıl Şehzade Camii kürsü şeyhidir.
Şeyh el-Hâc Sırri Seyyid Muhammed Efendi
Sırrî Seyyid Muhammed Efendi, Muhammed Ağa Zâviyesi’nde Şeyh Seyyid Muhammed Hâsib Efendi’nin ardından meşihatı üstlenen ve aynı yerde defnedilen Halvetî şeyhidir.
Şeyh Muhammed Nazmi Efendi
Muhammed Nazmî Efendi (ö. 1701), Abdülmecid Sivâsî'nin terbiyesine giren, sülûkünü Abdülehad Nûrî ile tamamlayan ve İstanbul'da uzun yıllar vaaz ve irşad hizmeti veren Halvetî şeyhidir.
Şeyh Seyyid Muhammed Hasib Efendi
Seyyid Muhammed Hasib Efendi (ö. 1770), Himmetzâde ailesine bağlı, Süleymaniye vaizliği yapan ve Muhammed Ağa Zâviyesi’nde elli bir yıl meşihat hizmetinde bulunan Halvetî-Sivâsî şeyhidir.
e gazâ
e gazâ a. Giy) [Ar.] İslâm dünyasmö da, Hz. Peygamber’den sonra e genel olarak kâfirlere karşı yapıa lan mücadeleler ve özellikle de mî Osmanlı devleti zamanında din l ve hilâfet uğruna yapılan savaşm lar. e
Gazâ
İnsanların İslâmiyet'i işitmeleri, müslüman olmakla şereflenmeleri yâhut müslümanların dînine, vatanına ve nâmusuna tecâvüz eden düşmanı kovmaları için yapılan muhârebe. Kim evinde oturduğu hâlde Allah yolunda mal infak ederse, ( harcarsa ), onun her dirheminin ( 4.8 gram gümüş ) karşılığında yedi yüz dirhem vardır. Bizzât Allah yolunda gazâya gider ve bu yolda da infakta ( harcamada ) bulunursa, onun her dirhemine karşılık yedi yüz bin dirhem vardır. (Hadîs-i şerîf-Tergîb-ül-İbâd) Denizde cihâd edenin karadakine üstünlüğü, on gazâ yapmak kadardır. (Hadîs-i şerîf-Tergîb-ül-İbâd)
Gazavât
Gazâ kelimesinin çoğulu. (Bkz. Gazâ)
Gazâ Ordusu
Allahü teâlânın rızâsı için O'nun dînini yaymak, din, nâmus ve vatanı korumak için düşmanla savaşan müslüman askerler. Gazâ ordusu, duâ ordusuna muhtaçtır. (İmâm-ı Rabbânî)
Âşık Paşa Külliyesi Tekkesi (Seyyid Velâyet Tekkesi)
İstanbul · Türkiye · Fatih-Haydar'daki Âşık Paşa Külliyesi bünyesindeki tekke; Seyyid Velâyet'ten sonra postuna geçtiği, Zeynîliğin İstanbul'daki ilk iki merkezinden biri olan zâviye. İlişkili kişi dosyası Gazâlîzâde Abdullah Efendi : Gazâlîzâde Abdullah b. Abdülkādir (ö. Zilhicce 977/1570), Osmanlı ilmiye ve kadılık görevlerini Seyyid Velâyet’in Zeynî terbiyesiyle birleştiren; Âşıkpaşa Tekkesi meşihatını sürdüren ve esmâ-i hüsnâ şerhi yazan âlim-şeyhtir.
Canbaz Mustafa Medresesi
İstanbul · Türkiye · 20 akçe ile müderrislik yaptığı medrese; ilmiye çizgisindeki ilk kayıtlı görev yeri. İlişkili kişi dosyası Gazâlîzâde Abdullah Efendi : Gazâlîzâde Abdullah b. Abdülkādir (ö. Zilhicce 977/1570), Osmanlı ilmiye ve kadılık görevlerini Seyyid Velâyet’in Zeynî terbiyesiyle birleştiren; Âşıkpaşa Tekkesi meşihatını sürdüren ve esmâ-i hüsnâ şerhi yazan âlim-şeyhtir.
Gelibolu
Çanakkale · Türkiye · Kendi ifadesiyle “deniz kenarında gaziler şehri”; ailesinin yerleştiği, bütün eserlerini yazdığı ve gazâlara katıldığı şehir. İlişkili kişi dosyası Ahmed-i Bîcân : Ahmed-i Bîcân (ö. 870/1466’dan sonra), Gelibolu’da Hacı Bayrâm-ı Velî’nin irşad çevresinde yetişen; Envârü’l-âşıkīn başta olmak üzere Türkçe dinî, tasavvufî ve ansiklopedik eserleriyle Anadolu ve Balkan halk kültürünü etkileyen müelliftir.
Tarsus
Mersin · Türkiye · Suriye yıllarında ikamet ettiği sınır şehirlerinden; altmış yaşlarında bu bölgede Bizanslılar'a karşı cihada katıldı. İlişkili kişi dosyası Serî es-Sakatî : Serî es-Sakatî, helâl kazanç, güzel ahlâk ve şeriatla mârifetin birlikteliğini vurgulayan; Cüneyd-i Bağdâdî üzerinden Bağdat tasavvuf mektebini derinden etkileyen sûfîdir.
RIBAT VE TEKKELERDE KALMANIN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 13. bölüm · Allahu Teâlâ, bir âyet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Bu nur kandili, Allah’ın yüceltilmesine ve içlerinde isminin zikredilmesine izin verdiği evlerde yakılmıştır. (O nura tâlib ol
SEMÂ HAKKINDA SÛFİLERİN GÖRÜŞÜ
Avârifü’l-Maârif · 22. bölüm · Allahu Teâlâ buyurmuştur ki "Sözü dinleyip de en güzeline uyan kullarımı müjdele! Onlar Allah’ın hidâyete ulaştırdığı kimselerdir. Ve onlar, gerçek akıl sahipleridir.” (Zümer (39),
Sayfalar 71–77
Muzaffer Ozak Külliyatı · silmişti. Insanlardan kaçıyor, daima tenhalarda dolaşıyor. Anası, bu hâle vâkıf olup meseleyi babasına açtı. Baba divanı toplayıp, Habbâbı divana dâvet etti. Habbâb divana geldiğin
Sayfalar 66–72
Muzaffer Ozak Külliyatı · Halbuki, biz; «Allah'a iyman» ve «Ona ibadet etmek için» halk olunduk. Onu bilen ve ona ibadet kılana, ebedi bir hayat verilir ki, ölümü yok; bir mülk verilir ki, zevali yok, bir g
Sayfalar 241–247
Muzaffer Ozak Külliyatı · Fahr-i âlem, sallallahu aleyhi ve sellem efendimizden sahih olarak rivayet edilen haberlere göre, mahşer günü bütün şehitler kılıçları ve silâhları ellerinde olduğu halde vakur bir
Sayfalar 347–352
Muzaffer Ozak Külliyatı · daha iyi duydukları bu Hadis-i şerif ile sabit iken, Diyanet İşleri Başkanlığının Allahın velilerine nasıl dili varıp ta ÖLÜ diyebildigi cidden şaşılacak ve acınacak bir haldir. Di
Sayfalar 257–262
Muzaffer Ozak Külliyatı · Oysa, kendi ırkdaşları ve dindaşları günlerdir kapısını açmamış, halini sormamış ve o müşkil günlerinde kendisini yoklamamışlardı. Bu ne fazilet, bu ne büyük insanlıktı.. Resûl-ü e
Sayfalar 449–456
Muzaffer Ozak Külliyatı · rahimehullah bu zatın rivayet ettigi hadisleri ahzeylemiş ve onlarla ictihat buyurmuştur, işte bu zat-ı âli-kadr: (Bir kimse, bir yıldan diğer yıla kadar, akşam ve yatsı namazların
Sayfalar 579–586
Muzaffer Ozak Külliyatı · huzur-u izzetime geleceklerine ve dünya hayatlarının hesabını vereceklerine bütün gönülleriyle inananlar.. Sizler, biz azim-üş-şâna hâlis bir tövbe ile tövbe ediniz, öyle ki, bir d
Sayfalar 547–554
Muzaffer Ozak Külliyatı · - H - Sahife Habeş imparatorunun başına gelenler, ülkesinde yaşayan Müslümanlara yaptığı ezâ ve cefanın sonucu ve cezasidır Hak velilerine bahş ve ihsan buyurulan kerameti kevniyye