Ara
Menü

Gazâlîzâde Abdullah Efendi

Gazâlîzâde Abdullah b. Abdülkādir (ö. Zilhicce 977/1570), Osmanlı ilmiye ve kadılık görevlerini Seyyid Velâyet’in Zeynî terbiyesiyle birleştiren; Âşıkpaşa Tekkesi meşihatını sürdüren ve esmâ-i hüsnâ şerhi yazan âlim-şeyhtir.

Vefat
1570
Unvan
Zeynî şeyhi, kadı, müderris ve esmâ-i hüsnâ şârihi

Kimliği ve aile çevresi

Gazâlîzâde Abdullah Efendi, XVI. yüzyıl Osmanlı ilmiye ve tasavvuf çevrelerini aynı hayat çizgisinde birleştiren âlimlerden biridir. Kaynaklarda tam adı Abdullah b. Abdülkādir şeklinde geçer. Babası Abdülkādir ticaretle uğraşıyor ve “Gazzelî Hoca” diye tanınıyordu. Ailenin Gazâlîzâde yahut Gazzâlîzâde nisbesi bu lakapla ilişkilendirilir. Seyyid Velâyet maddesinde Abdullah Efendi’nin İmam Gazzâlî soyundan geldiğinin söylendiği aktarılır; ancak bunu kesintisiz bir nesep kaydıyla doğrulayan belge gösterilmez. Bu sebeple meşhur nisbe korunmalı, soy iddiası kesin tarihî veri sayılmamalıdır.

Tahsil yılları

Abdullah Efendi’nin ilk ilmî terbiyesi Şah Mehmed el-Fenârî çevresinde şekillendi. Ardından Sa‘dî Efendi ile Taşköprizâde Mustafa Efendi’nin derslerine devam etti. Bu üç isim, onun yalnız bir medrese programından geçmediğini; Fenârî geleneğiyle dönemin yüksek ilmiye çevreleri arasında yetiştiğini gösterir. Tahsilini tamamladıktan sonra hocalık yolunun ilk basamaklarından biri olan muîdlik yaptı. Muîd, müderrisin derslerini talebeye tekrar eden ve öğretim halkasının devamını sağlayan yardımcıydı; dolayısıyla bu görev Abdullah Efendi’nin ilmî ehliyetinin erken bir göstergesidir.

Canbaziyye Medresesi ve müderrislik

Muîdlikten sonra Canbaziyye Medresesi’ne müderris tayin edildi. Kaynak, bu görev için ayrıntılı bir tarih vermese de medrese vazifesi onun ilmiye kariyerindeki ilk müstakil öğretim makamını teşkil eder. Abdullah Efendi’nin daha sonra kadılığa geçmesi, Osmanlı ilmiye teşkilâtında müderrislik ile yargı-idare görevleri arasındaki olağan dolaşımın bir örneğidir. Ona ait olduğu bildirilen esmâ-i hüsnâ şerhi de öğretim ve telif faaliyetinin yalnız resmî görevlerle sınırlı kalmadığını gösterir.

Selânik ve Sidrekapsı kadılıkları

Abdullah Efendi önce Selânik, ardından Sidrekapsı kadılıklarında bulundu. Selânik büyük bir liman ve bölgesel merkezdi. Sidrekapsı ise bugünkü Halkidiki yarımadasındaki maden havzasıyla bağlantılı bir Osmanlı kazasıydı. Bu iki vazife, onun merkez medresesinden Rumeli’nin ticaret ve üretim bölgelerine uzanan bir görev çizgisine sahip olduğunu gösterir. Kaynaklarda tayin ve ayrılış günleri verilmediğinden, bu durakları kesin yıllara bağlamak doğru değildir.

Galata ve Eyüp kadılıkları

Rumeli görevlerinden sonra İstanbul’a dönen Gazâlîzâde, Galata ve Eyüp kadılıklarına tayin edildi. Galata kadılığı liman, ticaret ve farklı cemaatlerle ilgili yoğun bir hukuk pratiği gerektiriyordu. Eyüp ise dinî ve vakfî kurumların öne çıktığı ayrı bir kaza niteliğindeydi. Abdullah Efendi’nin her iki makamda bulunması, hukuk ve vakıf işlerinde tecrübe kazandığını düşündürür; ancak kaynakların söylemediği davalar veya idarî faaliyetler ona isnat edilmemelidir.

Mısır vakıflarının teftişi

İlmiye kariyerinin dikkat çekici safhalarından biri, Mısır’daki vakıfları teftiş etmekle görevlendirilmesidir. Bu görev onun Kahire’ye gidişini ve vakıf idaresi alanındaki güvenilirliğini belgeler. Teftişin hangi vakıfları kapsadığı ve ne kadar sürdüğü mevcut kayıtta açıklanmaz. Mısır dönüşünde yeniden Galata kadılığı yaptı; daha sonra resmî görevlerden çekildi. Böylece medrese, taşra kadılığı, İstanbul kazaları ve merkez adına yürütülen teftiş aynı kariyer içinde birleşti.

Seyyid Velâyet’in hizmeti ve Zeynî terbiyesi

Gazâlîzâde’nin tasavvufî kimliği Seyyid Velâyet Efendi’nin çevresinde belirginleşti. Kaynaklar onun Seyyid Velâyet’in hizmetinde Zeyniyye terbiyesini tamamladığını ve halifeleri arasında yer aldığını bildirir. Seyyid Velâyet, Vefâî bir aile hafızasına sahip olmakla birlikte İstanbul’da Zeyniyye şeyhi olarak faaliyet gösteriyordu. Bu nedenle Abdullah Efendi’nin belgeli ana aidiyeti Zeyniyye’dir; Seyyid Velâyet’in aile kökeninden hareketle onu doğrudan Vefâiyye mensubu saymak doğru olmaz.

Evlilik ve Âşıkpaşa Tekkesi’ndeki yeri

Seyyid Velâyet, tek kızını halifesi Gazâlîzâde Abdullah ile evlendirdi. Böylece mürşid-mürid bağı aynı zamanda kayınpeder-damat ilişkisine dönüştü. Seyyid Velâyet’in 929/1522’deki vefatından sonra Haydar semtindeki Âşıkpaşa yahut Seyyid Velâyet Tekkesi’nin meşihatı önce oğlu Derviş Mehmed’e, ardından diğer oğlu Mustafa Çelebi’ye geçti. 953/1546 tarihli vakıf kaydı o sırada Mustafa Çelebi’yi şeyh gösterir. Abdullah Efendi’nin posta daha sonra geçtiği kabul edilir. Bu sıra, onu Seyyid Velâyet’in hemen ardından şeyh göstermenin doğru olmadığını ortaya koyar.

Zeyniyye’nin İstanbul halkasındaki konumu

TDV İslâm Ansiklopedisi’nin Zeyniyye maddesi, Fatih Haydar’daki silsilenin Âşıkpaşazâde’den Seyyid Velâyet’e; ondan Derviş Mehmed, Mustafa Çelebi ve Gazâlîzâde Abdullah’a uzandığını kaydeder. Abdullah Efendi bu bakımdan yalnız şahsî bir derviş değil, İstanbul’daki Zeynî kurumsal hafızasının taşıyıcılarından biridir. Onun ilmiye mensubiyeti de Zeyniyye’nin Osmanlı âlimleri arasında rağbet gören, medrese ile tekke hayatını birbirinden koparmayan karakteriyle uyumludur.

Esmâ-i hüsnâ şerhi

Gazâlîzâde Abdullah’ın esmâ-i hüsnâ üzerine bir şerh kaleme aldığı bildirilir. Mevcut kaynak eserin özel bir başlığını yahut günümüze ulaşan nüshasını kesin biçimde göstermediği için modern bir eser adı üretmek doğru değildir. Buna karşılık şerhin varlığı, müellifin ilâhî isimler etrafındaki kelâmî ve tasavvufî yorum geleneğine katkısını gösteren güvenilir bir kayıttır. Eserin içeriği nüshası görülmeden ayrıntılandırılmamalıdır.

Rüya anlatısı ve vefatı

Atâyî’nin aktardığına göre Abdullah Efendi, esmâ-i hüsnâ şerhini tamamlamak üzereyken rüyasında acele etmesi ve ecelin yaklaştığı yönünde bir uyarı aldı. Bunun üzerine çalışmasını hızlandırdı ve eseri bitirdikten kısa süre sonra vefat etti. Bu anlatı ölümün sebebini açıklayan tarihî bir kayıt değil, ilmî hizmetin tamamlanmasını öne çıkaran menkıbevî bir hafıza olarak okunmalıdır. Vefat tarihi Zilhicce 977’dir. Bu hicrî ay milâdî 1570 yılına karşılık geldiğinden eski kayıttaki 1569 tarihi düzeltilmiştir. Defin yeri mevcut kaynaklarda açıkça belirtilmediği için kesin bir kabir noktası üretilmemiştir.

COĞRAFÎ HAFIZA9 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi9 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Esmâ-i hüsnâ şerhini tamamlatan rüya

Gazâlîzâde Abdullah’ın esmâ-i hüsnâ şerhi tamamlanmak üzereyken rüyasında acele etmesi ve ecelin yakın olduğu yönünde uyarılması; eseri bitirdikten sonra vefat etmesi anlatılır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Atâyî, Gazâlîzâde Abdullah Efendi’nin ilmî eserleri arasında esmâ-i hüsnâ üzerine yazdığı şerhi özellikle anar. Abdullah Efendi bu çalışmada güzel isimlerle ilgili çok sayıda faydayı ve açıklamayı bir araya getirmişti.

Eser tamamlanmaya yaklaştığında rüyasında “Acele et, acele et; ecel muhakkak yakındır” anlamındaki bir hitap işitti. Bu uyarıyı çalışmasını hızlandırması gereken bir işaret saydı ve kalemini süratle yürütüp eksik kalan bölümleri tamamladı.

Atâyî’nin nakline göre kitabı bittiğinde onun ömür defteri de tamamlandı ve kısa süre sonra vefat etti. Rüya, ölümün sebebi olarak değil, yarım kalan ilmî hizmeti bitirmeye sevk eden bir ikaz olarak aktarılır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakā’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 531-538.

Eserleri ve metinleri

İlk 2 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Esmâ-i hüsnâ şerhi

Gazâlîzâde'nin tamamladığı ilâhî isimler şerhi.

Metni gösterMetni daralt

Gazâlîzâde Abdullah'ın esmâ-i hüsnâ üzerine bir şerh yazdığı ve ölümünden kısa süre önce tamamladığı kaydedilir. Eserin nüshası görülmeden modern bir başlık veya içerik isnat edilmemiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakā’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 531-538.
TARİHÎ KAYIT

Eser kaydı

Şerḥ ʿalā Esmā-i Ḥusnā.

Metni gösterMetni daralt

Şerḥ ʿalā Esmā-i Ḥusnā.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: İSAM Ulema Veritabanı.

Kavram dünyası

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

"Gazâlî" nisbesinin iki açıklaması

Kayıtta hem İmam Gazâlî'nin soyundan geldiği, hem de Âşık Çelebi'ye dayanan başka bir açıklama vardır: nisbe aslında babasının menşei olan Gazze'den gelen "Gazzelîzâde" olup sonradan "Gazâlî"ye dönüşmüştür.

Metni gösterMetni daralt

Kayıt, nisbe konusunda iki ayrı bilgiyi yan yana taşır. Bir yanda İmam Gazâlî "atası" olarak gösterilir. Öte yanda Âşık Çelebi'ye dayandırılan açıklama bunu tersine çevirir: aile önce babasının nesebinin geldiği Gazzelî'den ötürü "Gazzelîzâde" diye bilinmiş, lakap ancak sonradan "Gazâlî" hâlini almıştır.

Babasının adı kayıtta Gazzelî Hâce Abdülkādir olarak geçer; bu da ikinci açıklamayı destekleyen bir ayrıntıdır. Kaynak iki rivayeti de birlikte verdiği için burada da tercih yapılmamış, ikisi birlikte bırakılmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Âşık Paşa Tekkesi postunda Seyyid Velâyet'in halefi

Seyyid Velâyet'ten sonra tekkenin postuna önce oğlu Şeyh Mehmed Efendi (ö. 1535), ardından damadı ve halifesi olan Gazâlîzâde Şeyh Abdullah Efendi geçti; ondan sonra post bir müddet daha Seyyid Velâyet'in neslinde kaldı.

Metni gösterMetni daralt

Fatih-Haydar'daki Âşık Paşa Külliyesi'nin bünyesindeki tekke, Zeynîliğin İstanbul'daki iki ilk merkezinden biridir; vakfiyesi 928/1521'de Seyyid Velâyet adına tescil edilmiştir. Kaynaklarda Âşık Paşa, Emîrler ve Seyyid Velâyet adlarıyla anılır.

Seyyid Velâyet'ten sonra posta önce oğullarından Şeyh Mehmed Efendi (ö. 1535), sonra damadı ve halifesi olan Gazâlîzâde Şeyh Abdullah Efendi geçmiştir. Onun vefatının ardından post makamı bir süre daha Seyyid Velâyet'in neslinden gelenlerin tasarrufunda kalmış, tekke bu arada Zeynîliğe bağlı olarak faaliyetini sürdürmüştür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Selânik'ten Galata'ya kadılık çizgisi

Canbaz Mustafa Medresesi müderrisliğinden sonra Selânik ve Sidrekapısı (300'er akçe) ile Galata kadılıklarında bulundu, Mısır vakıflarını teftişe gönderildi ve 80 akçe ile tekaüde ayrıldı.

Metni gösterMetni daralt

İlmiye çizgisi İstanbul'da Canbaz Mustafa Medresesi müderrisliğiyle (20 akçe) başlar. Ardından kadılık yoluna geçer: Selânik ve Sidrekapısı kadılıkları 300'er akçe ile kayıtlıdır. Galata kadılığını iki kez üstlenmiştir; ilkinde Eyüp ilhakıyla, 959'daki ikincisinde İstanbul ilhakıyla.

Görevleri arasında bir de teftiş vardır: Mısır vakıflarını teftiş etmek üzere oraya gönderilmiştir. Kariyerinin sonunda 80 akçe ile tekaüde ayrıldı. Kayıtta hâmisi olarak Rüstem Paşa gösterilir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul · TürkiyeÂşık Paşa Külliyesi Tekkesi (Seyyid Velâyet Tekkesi)Fatih-Haydar'daki Âşık Paşa Külliyesi bünyesindeki tekke; Seyyid Velâyet'ten sonra postuna geçtiği, Zeynîliğin İstanbul'daki ilk iki merkezinden biri olan zâviye. İlişkili kişi dosyası Gazâlîzâde Abdullah Efendi : Gazâlîzâde Abdullah b. Abdülkādir (ö. Zilhicce 977/1570), Osmanlı ilmiye ve kadılık görevlerini Seyyid Velâyet’in Zeynî terbiyesiyle birleştiren; Âşıkpaşa Tekkesi meşihatını sürdüren ve esmâ-i hüsnâ şerhi yazan âlim-şeyhtir.İstanbul · TürkiyeCanbaz Mustafa Medresesi20 akçe ile müderrislik yaptığı medrese; ilmiye çizgisindeki ilk kayıtlı görev yeri. İlişkili kişi dosyası Gazâlîzâde Abdullah Efendi : Gazâlîzâde Abdullah b. Abdülkādir (ö. Zilhicce 977/1570), Osmanlı ilmiye ve kadılık görevlerini Seyyid Velâyet’in Zeynî terbiyesiyle birleştiren; Âşıkpaşa Tekkesi meşihatını sürdüren ve esmâ-i hüsnâ şerhi yazan âlim-şeyhtir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakā’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 531-538
  2. [2]İSAM Ulema Veritabanı
  3. [3]Kişi kaynak denetimi — Gazâlîzâde Abdullah Efendi
Ortak kaynak kataloğunu aç →