ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
91 sonuç · toplam 91 · “Bi-kâr” · 1/4
01Bi-kâr
ر) Sa) İşsiz. tas. Işi gücü olmayan, tekke çevresinde vakit geçiren, derviş geçinen sünepe ve sürtük, tembel. “Bir merd-i bi-kâr yüz merd-i derkârı kârdan alıkor”. Bkz. Battal. Bila bâdi Badi terimiyle ariflerin kalplerinde zuhur eden halle…
Habîb-i Karamânî
Habîb-i Karamânî (ö. 902/1496), Yahyâ-yı Şirvânî’nin on iki yıl hizmetinde yetişen, İskilip ve Amasya vakıflarıyla Halvetiyye’yi Anadolu’da yayan öncü şeyhtir.
ashâb-ı karye
“Köy halkı” demek olan bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de sadece “Yasin suresi” nde geçmektedir. Bu köy hal
Eserleri ve metinleri
Fenâî Ali Efendi · Hi lafet aldıktan sonra Manisa'ya gitmiş, orada bir cami'-i şerif bina eylemiştir. Şeyhinin irtihali üzerine lstanbul'a da'vet olunup, Selami Tekkesi meşihatına ta'yin edilmiştir. Bir müddet sonra meşihatı ahara terk ede…
Âlem
Kâinat; Allah dışında yaratılmış bütün varlıklar. Kelime ayrıca ortak bir niteliğe sahip varlıkların meydana getirdiği topluluk için kullanılır: insanlar âlemi, ruhlar âlemi ve hayvanlar âlemi gibi. Âlem, yaratıcısına işaret eden bir eser v…
Aşk
Sevginin insanın bütün varlığını kuşatan en ileri derecesi. Tasavvuf dilinde aşk, sâliki benlik iddiasından çıkarıp sevgilinin iradesine yönelten güçlü muhabbeti; varlığın yaratılışındaki sevgi sırrını ve Hakk’a kavuşma arzusunu anlatır. Se…
Ehl-İ Sünnet îtikâdı
Peygamber efendimizin veEshâb-ı kirâmın (arkadaşlarının) ve onların yolunda bulunan İslâm âlimlerinin bildirdikleri doğru îtikâd, inanış. Ehl-i sünnet îtikâdında olmayan din adamlarının yazılarını okuyanın kalbi kararır. ( Süleymân bin Cezâ…
Reml (remel)
Hac ibâdeti yerine getirilirken, tavâfın (Kâbe'nin etrâfında dönmenin) ilk üçünde, erkeklerin kısa adımlarla, omuzları silkerek, çalımlı yürümeleri. Reml, haccın sünnetlerindendir. Resûlullah efendimiz, Mekke'yi feth edip Kâbe'yi tavâf esnâ…
Ucb (ucub)
Kendini başkasından üstün bilmek, ayıplarını görmeyip kendini beğenmek, yaptığı ibâdetleri, iyilikleri beğenerek, bunlarla övünmek. Üç şey insanı felâkete sürükler: Buhl ( cimrilik ), hevâ ( nefsin arzuları ) ve ucb. (Hadîs-i şerîf-Beyhekî…
Hüsn-İ Zan
1. Kulların Allahü teâlâdan rahmetini ummaları. Kendisinden başka ilâh olmayan Allahü teâlâya yemîn ederim ki, Allahü teâlâ kendisine hüsn-i zan ederek yapılan duâyı elbette kabûl eder. (Hadîs-i şerîf-Berîka) Kıyâmet günü, Allahü teâlâ bir…
Hakîkat-İ Câmia
Toplayıcı hakîkat. Tasavvufta kalb. İnsan, âlem-i kebîrde yâni insan dışında bulunan her şeyi kendinde topladığı için, mahlûkların en kıymetlisi olduğu gibi, hakîkat-ı câmia olan kalb de Âlem-i sagîrdeki yâni insanda bulunan her şeyi kendin…
Sünnet-İ Seniyye
Övülen, medh edilen sünnet; İslâm dîni. Resûlullah'ın yolu. Seâdete (kurtuluşa) ermek için; sünnet-i seniyyeye yapışmak ve bid'atlerden (dinde sonradan çıkan yeniliklerden, reformlardan) kaçınmak lâzımdır. (İmâm-ı Rabbânî) Mest üzerine mesh…
Şuayb Aleyhisselâm
Medyen ve Eyke ahâlisine gönderilen peygamber. İbrâhim aleyhisselâmın, dînini insanlara tebliğ etti. İbrâhim aleyhisselâmın veya Sâlih aleyhisselâmın neslinden olduğu rivâyet edilir. İsminin Arabça Şuayb, Süryânicede Yesrûb olduğu bildirilm…
Şüpheli Şeyler
Helâl ve haram olduğu açıkça bildirilmeyen şeyler; şüpheliler. Helâl olan şeyler bellidir, haram olan şeyler de bellidir. İkisi arasında örtülü bulunan şüpheli şeyleri tanımak güçtür. Şüpheli şeylerin etrâfında dolaşan harama düşer. (Hadîs-…
İhtiyârî Fiiller
İstek ile yapılan işler. (Bkz. İrâde) Ehl-i sünnet âlimleri, insanın yaptığı işte kendi kuvveti de te'sir (etki) ediyor dediler ve bu te'sire kesb ismini verdiler. Çünkü elin titremesi ile istekle kaldırılması arasında fark vardır. Titremel…
Mizâh
Latîfe, şaka. Ben mizâh konuşurum, fakat doğru konuşurum. (Hadîs-i şerîf-İhyâu Ulûmiddîn) Alay, şaka ve mizâhtan kaçınınız. Zîrâ insanın şerefini kırar, vekarını (ağırbaşlılığı) azaltır. (Hazret-i Ömer) Az olmak şartı ile arada bir mizâh mü…
Şerhi ve Vassâf'ın "ehl-i tahkîk" hükmü
Mustafa Enverî Efendi · Sefîne, naklettiği şerh parçasının ardından şârihini ehl-i teftîş ü tahkîk sayar; mânâ incilerini derin denizlerden çıkarır gibi ortaya koyduğunu söyler.
Selâmî mahlasının iki sahibi ve karışan şiirler
Şeyh Selâmi Mustafa Efendi · Vassâf, aynı mahlası taşıdıkları için Üsküdarlı Selâmî Ali Efendi ile bu şeyhin şiirlerinin birbirine karıştığını söyler ve zâkirlerin dilinde dolaşan bir na't-ı şerîfi Mustafa Efendi'ye nisbet eder.
Mektûbât-ı Sezâî'de geçen Peyk Dede kaydı
Peyk Ahmed Remzî Dede · Hüseyin Vassâf, Peyk Dede'ye dair bilgiyi Hasan Sezâî'nin mektuplarından çıkarır; kendisine bu fıkrayı Gülşenî hulefâsından Şehrî Efendi göstermiştir.
“Lazkiyeli” nisbesi ve Denizli tesbiti
Nüzûlî Mustafa Efendi · Divanında “Lazkiyeli” diye kaydedilmesine karşılık Bursalı Tâhir Bey'in tetkiki, bu nisbenin Suriye'deki Lazkiye'yi değil Denizli'nin eski adı Laodikeia'yı kastettiğini ortaya koymuştur.
Şevâhidü'n-Nübüvve ve eser listesi
Abdurrahman Câmî · Sefîne, Câmî'nin mensur telifleri içinde Şevâhidü'n-Nübüvve'yi öne çıkarır ve ardından tefsir, şerh ve risalelerinden oluşan uzun bir liste sıralar.
Bestekârlığı ve günümüze ulaşan iki durağı
Şeyh Tulûî Muhammed Efendi · Çok sayıda durak, ilâhi ve tevşih bestelediği bildirilir; bunlardan yalnız iki durak günümüze ulaşmıştır.
Vassâf'a hediye ettiği Âşık Paşa Dîvânı yazması
Şeyh es-Seyyid Muhammed Ârif Bey · Edirne'den ayrılacağı gün Vassâf'a, Âşık Paşa Dîvânı gibi kıymetli bir yazma eser hediye etmiş ve gönülden çıkarılmamasını rica etmiştir.
Türkçe bülbülnâme geleneğindeki halkası
Birrî Mehmed Dede · Manzum ve mensur karışık yazdığı Bülbülnâme, Türk edebiyatında XVI. yüzyıldan itibaren gelişen bülbülnâme-Gül ü Bülbül dizisinin bir halkası olarak anılır.