Ara
Menü

Birrî Mehmed Dede

Birrî Mehmed Dede (1080/1669-70–1128/1715-16), Manisa Mevlevîhânesinde bin bir günlük çilesini tamamlayan; attarlıkla geçindiği için Attâr Birrî diye anılan, Dîvân ve Bülbüliyye müellifi Mevlevî şairdir.

Doğum
1669
Vefat
1715
Unvan
Mevlevî şair, dede ve Bülbüliyye müellifi

Kimliği, adı ve mahlası

Birrî Mehmed Dede, XVII. yüzyılın sonu ile XVIII. yüzyılın başında Manisa’da yaşamış Mevlevî şair ve müelliftir. Kaynaklarda Mehmed, Derviş Mehmed Çelebi, Birrî Mehmed Dede ve Attâr Birrî adlarıyla anılır. “Birrî” mahlası iyilik, hayır ve doğruluk mânalarını taşır; “Attâr” nisbesi ise geçimini güzel koku, baharat ve devâ maddeleri ticaretiyle sağlamasından gelir.

Aynı veya yakın mahlası taşıyan başka şairlerin şiirleri bu dosyaya karıştırılmamalıdır. Birrî’yi ayırt eden başlıca işaretler Manisa, Mevlevîlik, attarlık, Nakşî Ali Dede ile Lutfî Mehmed Dede çevresi, Dîvân ve Bülbüliyye adlı eseridir.

Doğumu ve tarih düşürdüğü şiiri

Manisa’da doğdu. Doğum yılı, kendi Dîvânındaki tarih manzumesinden 1080 hicrî, yani 1669-1670 olarak çıkarılır. Bu kayıt sonradan kurulmuş bir tahminden ziyade şairin kendi metnindeki tarih unsuruna dayanması bakımından kıymetlidir. Doğduğu gün ve ay bilinmediği için milâdî takvimde tek bir kesin tarih verilmemelidir.

Ailesinin mesleği ve ilk çocukluk yılları hakkında ayrıntılı bilgi yoktur. Bununla birlikte hayatının hemen bütün belirgin durakları Manisa’da geçer; Manisa dışına uzun bir seyahat yaptığına dair güvenilir kayıt bulunmaz.

Tahsil çevresi ve Sultan Dârüşşifası

Birrî’nin öğreniminde Manisa Sultan Camii külliyesi çevresi ve dârüşşifada görev yapan tabip Ahmed Efendi önemli görünür. Kaynaklarda hocası veya yakın çevresindeki âlim olarak anılan bu Ahmed Efendi, Birrî’nin yalnız tekke terbiyesiyle değil dönemin şehirli ilim ve edebiyat ortamıyla da temas kurduğunu gösterir.

Medrese dereceleri ve resmî icazet silsilesi ayrıntılı biçimde bilinmediğinden ona belirli bir müderrislik görevi yakıştırılmamıştır. Belgelenebilen husus, şiir ve nesir yazabilecek seviyede Arapça-Farsça birikime, klasik edebiyat bilgisine ve tasavvuf kültürüne sahip olduğudur.

Nakşî Ali Dede ve Lutfî Mehmed Dede

Birrî, Manisa Mevlevîhânesinin şeyhi Nakşî Ali Dede ile onun oğlu ve halefi Lutfî Mehmed Dede’nin sohbetlerinde yetişti. Buradaki “Nakşî” kelimesi Ali Dede’nin adı veya mahlasıdır; Birrî’nin Nakşibendiyye’ye mensup olduğu şeklinde okunmamalıdır. Onun tarikat terbiyesi Mevlevîdir.

Lutfî Mehmed Dede, Mevlânâ soyuna bağlanan Manisa çelebileri çevresindendir. Birrî’nin iki nesillik bu şeyh ailesiyle ilişkisi, Manisa Mevlevîhânesinin yalnız semâ ve zikir mekânı değil, şiir, sohbet ve irfan eğitiminin de merkezi olduğunu gösterir.

Bin bir günlük çile ve “Dede” oluşu

Mevlevî terbiyesinin geleneksel bin bir günlük çilesini tamamladı ve bu eğitimin ardından “Dede” unvanıyla anıldı. Çile; yalnız inziva değil, matbah hizmeti, gündelik işlerde edep, musiki ve semâ çevresi, sohbet ve Mesnevî kültürü içinde uzun süreli bir nefs terbiyesiydi.

Birrî’nin hangi hizmetleri hangi sırayla gördüğünü gösteren müstakil bir çile defteri günümüze ulaşmış değildir. Bu sebeple genel Mevlevî çile düzeninin bütün ayrıntıları onun şahsî hayatında kesinleşmiş olaylar gibi sunulmaz; güvenilir biyografik kayıt, bin bir günlük terbiyeyi tamamlayıp dede olduğudur.

Evliliği, ailesi ve attarlığı

Şeyhlerinin izniyle evlendi. Otuz iki yaşına geldiğinde Ahmed Muhtar adlı bir oğlunun bulunduğu kaydedilir. Aile hayatı, Mevlevî terbiyesiyle şehir içindeki meslek ve gündelik hayatın birlikte yürütülebildiğini gösteren önemli bir ayrıntıdır.

Geçimini attarlıkla sağladı; bu yüzden Attâr Birrî diye tanındı. Attarlık, baharat ve kokunun yanı sıra devâ maddeleri ve çeşitli şehir ihtiyaçlarının satıldığı bilgi ve ticaret alanıydı. Şairin Manisa çarşısındaki meslek hayatı ile Mevlevîhâne çevresindeki irfan hayatı birbirinden kopuk iki kimlik değildi.

Manisa’nın edebî ve sosyal çevresi

Birrî’nin Dîvânı, Manisa’nın mahallelerini, mesirelerini, tabiî görünüşünü, idarî ve kültürel çevresini dolaylı ve doğrudan yansıtan bir şehir hafızasıdır. Bu yönüyle eser yalnız ferdî duyguların toplamı değildir; XVII-XVIII. yüzyıl eşiğinde Manisa’daki sohbet, dostluk ve edebiyat çevrelerini de görünür kılar.

Şehirde görev yapan kadılar, âlimler, şairler ve Mevlevîler arasında kurulan ilişkiler onun şiir dünyasını besledi. Dîvândaki yerel unsurlar, biyografik kaynakların sustuğu yerlerde şairin yaşadığı çevreyi anlamaya yardım eder; fakat şiirdeki her mecaz doğrudan tarihî olay sayılmaz.

Nâbî, Sâbit ve Seyyid Vehbî ile temasları

Nâbî’nin Manisa’ya gelişi Birrî’nin edebî hayatındaki önemli temaslardan biridir. Birrî ona dokuz bentlik bir terkibibent sundu; Nâbî de Bülbüliyye için takriz ve manzum bir takdir yazdı. Bu alışveriş, Manisalı bir şairin dönemin geniş Osmanlı edebiyat ağına nasıl bağlandığını gösterir.

Manisa’da kadılık yapan veya şehre gelen Sâbit ve Seyyid Vehbî ile de şiir ve nazire ilişkisi kurduğu anlaşılır. Birrî’nin Seyyid Vehbî’ye nazireleri vardır. Bu temaslar taklitten ibaret değildir; yerel söyleyiş, hikemî şiir, Mevlevî irfanı ve şehir tecrübesi onun şiirinde birleşir.

Dîvânı

Birrî Dîvânı; tevhid, na‘t, medhiye, tarih manzumeleri, musammatlar ve gazeller gibi klasik şiirin farklı biçimlerini bir araya getirir. Eserde Kur’an âyetlerine telmih ve iktibaslar, hadis ve tasavvuf kavramları, Mevlânâ sevgisi, semâ ve Mevlevîlik çevresine ait işaretler belirgindir.

Dîvân aynı zamanda şairin dost çevresini, Manisa’daki kişiler ve hadiseleri, doğum ve ölüm gibi tarihlendirilebilir unsurları korur. Günümüze ulaşan nüshalar ve divan dışında mecmualarda bulunan şiirler birlikte değerlendirildiğinde Birrî külliyatının tek bir nüshaya indirgenemeyeceği görülür. Sonradan tespit edilen şiirler, metin neşrinin açık ve karşılaştırmalı tutulmasını gerektirir.

Bülbüliyye’nin yazılışı

Bülbüliyye, bülbül ile gül etrafında kurulan ilâhî aşk, arayış ve vuslat sembollerini işleyen dinî-tasavvufî bir eserdir. 1117-1118/1705-1706 dolayında kaleme alındı. Tarihteki bir yıllık fark, nüsha ve tarih çevirisi farklılıklarından kaynaklanır.

Eser, Ömer Fuâdî’nin aynı adla bilinen manzumesinden hareket eder; fakat basit bir kopya veya nesre çeviri değildir. Birrî, tabip Ahmed Efendi’nin teşvikiyle anlatıyı genişletmiş; sanatlı nesir ile manzum parçaları birleştirerek müstakil bir telif meydana getirmiştir. Bülbülün güle yönelişi, sûfînin hakikate ve ilâhî güzelliğe yönelişinin sembolik dili hâline gelir.

Bülbüliyye’nin dili, dolaşımı ve baskısı

Eserde secili ve sanatlı nesir, şiir parçaları, âyet ve hadis çağrışımları ile klasik aşk mazmunları yan yana gelir. Bu sebeple yalnız “mensur” veya yalnız “manzum” diye tanımlamak eksik kalır; ağırlığı nesirde olmakla birlikte iki anlatım biçimini birlikte kullanır.

Bülbüliyye yazma nüshalar yoluyla dolaşmış, daha sonra 1265/1849-1850’de İstanbul’da basılmıştır. Nâbî’nin takrizi eserin çağdaş edebî çevrede gördüğü ilgiyi gösterir. Metnin nüsha farkları göz önüne alınmadan tek bir baskı bütün geleneği temsil ediyor sayılmamalıdır.

Şiirinde Mevlevî irfanı

Birrî için Mevlevîlik yalnız biyografik bir aidiyet değildir; şiir dilini, aşk anlayışını ve insan terbiyesi fikrini biçimlendiren ana damarlardan biridir. Mevlânâ’ya bağlılık, Mesnevî çevresi, semâ ve sohbet kavramları Dîvân boyunca farklı yoğunluklarda görünür.

Bununla beraber her aşk gazelini doğrudan tarikat erkânının açıklaması saymak doğru olmaz. Klasik şiirin ortak mecazları ile şahsî ve tasavvufî tecrübe iç içedir. Sağlıklı okuma, edebî biçimi ortadan kaldırmadan tasavvufî katmanı izlemeyi gerektirir.

Vefatı ve Manisa Mevlevîhânesindeki kabri

Birrî Mehmed Dede 1128 hicrî yılında Manisa’da vefat etti. Bu tarih milâdî olarak 1715-1716’ya karşılık gelir. Bazı ikincil kayıtlarda 1713 veya yalnız 1715 görülür; hicrî ana kayıt sebebiyle sayfada 1715-1716 aralığı tercih edilmiştir.

Manisa Mevlevîhânesi hazîresine defnedildiği bildirilir. Mevlevîhâne tarihî mekân olarak ayaktadır; ancak Birrî’ye ait mezarın bugün kesin biçimde teşhis edildiği söylenemez. Haritadaki işaret bu yüzden doğrulanmış mezar taşı değil, kaynakların gösterdiği defin çevresidir.

Tasavvuf ve edebiyat tarihindeki yeri

Birrî Mehmed Dede, büyük bir tarikat kolu kuran pîr olmaktan ziyade Mevlevî terbiyesini şehir hayatı, meslek, aile ve edebiyatla birleştiren şair-derviş tipinin güçlü temsilcisidir. Onun hayatı, Mevlevî kültürünün yalnız Konya ve İstanbul’da değil Manisa gibi önemli Anadolu şehirlerinde de üretken bir edebî çevre kurduğunu gösterir.

Dîvânı şehir ve edebiyat tarihi için, Bülbüliyye ise tasavvufî sembolizm ve gül-bülbül anlatısı için temel kaynaklardandır. Biyografisinin doğru okunması; Attâr Birrî adını, Manisa Mevlevîhânesini ve iki eserini aynı kişi etrafında birlikte tutmaya bağlıdır.

COĞRAFÎ HAFIZA10 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi10 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Hayatından kayıtlar

İlk 6 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Karagöz perdesinin arkasındaki tasavvuf

Perde gazeli yazan bir Mevlevî.

Metni gösterMetni daralt

Geleneksel Türk halk tiyatrosunun önemli ürünlerinden olan Karagöz oyunlarının giriş kısmında Hacivat tarafından okunan şiirlere “perde gazeli” denir.

Klâsik Türk edebiyatı nazım biçimlerinden gazel şeklinde yazılan bu şiirler, gölge oyununun tasavvufî yönü ile ilişkilendirilerek açıklanabilir.

Çerçeve. Gölge oyununun tasavvufî okuması yerleşiktir: perde âlem, ışık vücûd-ı mutlak, tasvirler a'yân, hayâlî ise fâil-i hakîkîdir. Bir Mevlevî şairin perde gazeli yazması, halk tiyatrosu ile tekke düşüncesinin aynı dili konuştuğunu gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Tuğba Aydoğan – Kenan Erdoğan, “Manisalı İki Sûfî Şair… Perde Gazellerinin Şerhi” (2013).
BİYOGRAFİK KAYIT

Bir asır sonra yazılan nazîre

İbn Îsâ Akhisarî'ye cevap.

Metni gösterMetni daralt

Manisalı iki şairin, İbn Îsâ Akhisarî'nin (ö. 1531) perde gazeli tarzındaki bir şiiri ve Birrî Mehmed Dede'nin (ö. 1715?) bu şaire nazîre olarak yazdığı bir başka perde gazeli birlikte şerhedilmiştir.

Çerçeve. İki şair arasında yaklaşık iki asır vardır; nazîre, bir şiire aynı vezin ve kafiyeyle karşılık yazmaktır. Manisa'nın iki sûfî şairinin aynı türde buluşması, şehrin kendi edebî geleneğini kurduğunu gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Tuğba Aydoğan – Kenan Erdoğan (2013).
BİYOGRAFİK KAYIT

Âyeti şiire yerleştirme hüneri

“Ahsen” ve “hasen” iktibas.

Metni gösterMetni daralt

Birrî, iktibâsın “ahsen” ve “hasen” tiplerine örnekler vererek bu konudaki hünerini ortaya koyar; şiirdeki anlamı öne çıkaran anlayışın, âyetleri kullanma yoluyla örneklerini verir.

Bu durum onun bu kaynağı, şiirde kullanabilecek derecede iyi bildiğini gösterir.

Çerçeve. Belâgatte iktibas üçe ayrılır: ahsen (en güzel — âyet aynı yüce mânada kullanılır), hasen (güzel — mecazî fakat uygun bir mânada) ve mekbûl olmayan (âyetin hafife alındığı kullanım). Birrî'nin yalnız ilk iki tipte örnek vermesi, sınırı bilinçli koruduğunu gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Rasih Erkul, “Birrî Mehmed Dede Divânı'nda Âyetlerden İktibâslar” (2017).
BİYOGRAFİK KAYIT

Her türde âyet

Na'tten tarih manzumesine.

Metni gösterMetni daralt

Şair, na't, medhiyye, fahriyye gibi kaside çeşitlerinin yanı sıra gazel ve tarih manzumesi gibi şiir örneklerinde de âyetlere yer verir.

Çerçeve. Tarih manzumesi, ebced hesabıyla bir olayın yılını veren şiirdir ve teknik bir türdür; buraya bile âyet yerleştirmek, iktibasın onda bir üslûp alışkanlığı hâline geldiğini gösterir. Divan şiirinde âyet iktibası her şairin başaramadığı bir hünerdir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Rasih Erkul (2017).
BİYOGRAFİK KAYIT

Ölüm tarihindeki soru işareti

“1715?”

Metni gösterMetni daralt

Akademik kaynak vefat tarihini “ö. 1715?” şeklinde, soru işaretiyle verir.

Çerçeve. Soru işareti, tarihin kesinleşmediğini gösterir; CMS kaydında verilen 1669-1715 aralığı da bu tahmine dayanmaktadır. Divan şairlerinin çoğunda ölüm tarihi tezkirelerden ya da tarih manzumelerinden tesbit edilir; Birrî'de bu kayıt eksiktir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Tuğba Aydoğan – Kenan Erdoğan (2013).
BİYOGRAFİK KAYIT

Manisa'nın Mevlevî muhiti

Bir şehrin şair geleneği.

Metni gösterMetni daralt

Birrî Mehmed Dede, Manisalı iki sûfî şairden biri olarak İbn Îsâ Akhisarî ile birlikte incelenir.

Aynı muhitte Manisa Mevlevîhânesi şeyhi Nakşî Ali Dede'nin oğlu Lütfî Mehmed Dede (ö. 1737) de yetişmiştir; babasının vefatından sonra aynı mevlevîhânede şeyhlik yapmış ve Mevlânâ hilyelerinin Türk edebiyatındaki ilk örneği olan Hilye-i Mevlânâ'yı yazmıştır.

Çerçeve. XVII-XVIII. yüzyıl Manisa'sı, mevlevîhânesi etrafında bir şair muhiti barındırmaktadır; Birrî bu muhitin bir halkasıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Akademik dergi kayıtları.

Eserleri ve metinleri

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

XVIII. yüzyılın muharremiyye yazan şairleri arasında

Kerbelâ mersiyesi (muharremiyye) yazan XVIII. yüzyıl şairleri sayılırken ilk sırada onun adı geçer.

Metni gösterMetni daralt

Muharrem ayında Kerbelâ Olayı'nı konu edinen mersiyelere muharremiyye denir; bu tür XVI. yüzyılda Fuzûlî ile klasik örneklerini vermiş, XVII. yüzyılda ilgi artmıştır. XVIII. yüzyılda muharremiyye yazan şairler sıralanırken Birrî Mehmed Dede ilk anılan isimdir; Kâmî, Nazîm, İsmâil Belîg, Sezâî-yi Gülşenî, Cemâleddin Uşşâkî, Behiştî, Tâhir, Sükûtî, Hâşim Baba ve Zühdî ile birlikte sayılır. Klasik bir muharremiyyede matem ayının geldiğini belirten ifadelerin ardından Kerbelâ'nın tasviri, feleğe sitem ve Ehl-i beyt'in övgüsü gelir; manzume Ehl-i beyt'e zulmedenlere lânetle sona erer. Bu kayıt, Birrî'nin şiirinin gazel ve mesnevi dışında mersiye türünde de eser verdiğini gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Türkçe bülbülnâme geleneğindeki halkası

Manzum ve mensur karışık yazdığı Bülbülnâme, Türk edebiyatında XVI. yüzyıldan itibaren gelişen bülbülnâme-Gül ü Bülbül dizisinin bir halkası olarak anılır.

Metni gösterMetni daralt

Bülbül, İran edebiyatında bu adla neredeyse tek bir esere konu olmuşken Türk edebiyatında XVI. yüzyıldan başlayarak "Bülbülnâme", "Bülbüliyye" ve "Gül ü Bülbül" adlarıyla beşten fazla müstakil eser kaleme alınmıştır. Bu alanda bilinen ilk Türkçe eser Kara Fazlî'nin (ö. 971/1563-64) Gül ü Bülbül mesnevisidir; onu Bahâî'nin (ö. 980/1572), Fuzûlî'nin Beng ü Bâde'sine nazîre olarak yazılan Gazi Giray'ın (ö. 1016/1607) Gül ü Bülbül'leri ve Ömer Fuâdî'nin (ö. 1046/1636) Bülbüliyye'si takip eder. Birrî'nin manzum ve mensur karışık olarak yazdığı Bülbülnâme'si (İstanbul 1265) bu dizide yer alır; kendisinden sonra Şeyhülislâm Mehmed Esad Efendi'nin (ö. 1166/1752) Bülbülnâme'si gelir. Eserin manzum-mensur karışık yapısı ve basılmış olması, türün diğer örnekleri arasında ayırt edici yanıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
ESER / METİN

Divan

Âyet iktibaslarıyla incelenen külliyat.

Metni gösterMetni daralt

Divanı, âyet iktibasları açısından müstakil bir çalışmaya konu olmuştur.

Şair, na't, medhiyye, fahriyye gibi kaside çeşitlerinin yanı sıra gazel ve tarih manzumesi gibi şiir örneklerinde de âyetlere yer verir.

Çerçeve. Sayılan türler divanın muhtevasını da verir: na't, medhiyye, fahriyye, gazel ve tarih manzumeleri.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Rasih Erkul, “Birrî Mehmed Dede Divânı'nda Âyetlerden İktibâslar” (2017).
ESER / METİN

Perde gazeli

Şerhedilen nazîre.

Metni gösterMetni daralt

İbn Îsâ Akhisarî'nin (ö. 1531) perde gazeli tarzındaki bir şiiri ve Birrî Mehmed Dede'nin (ö. 1715?) bu şaire nazîre olarak yazdığı bir başka perde gazeli şerh edilecektir.

Çerçeve. Şiirin tam metni ve şerhi bu çalışmada bulunmaktadır; Birrî'nin bugün en çok incelenen manzumesidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Tuğba Aydoğan – Kenan Erdoğan (2013).
ESER / METİN

Muhitindeki diğer eser

Lütfî Mehmed Dede'nin Hilye-i Mevlânâ'sı.

Metni gösterMetni daralt

Mevlânâ'nın soyundan gelen ve Manisa Mevlevîhânesi şeyhi Nakşî Ali Dede'nin oğlu olan Lütfî Mehmed Dede, babasının vefatından sonra aynı mevlevîhânede şeyhlik yapmış, 1737 yılında vefat etmiştir.

Lütfî Dede'nin Hilye-i Mevlânâ adlı mesnevî tarzında bir eseri vardır. Mevlânâ hilyelerinin Türk edebiyatındaki ilk örneği olan bu eser, yazma hâlinde ve 124 beyit uzunluğundadır. Lütfî Dede bu eserinde, Mevlânâ'nın fizikî ve manevî portresini çizmiştir.

Çerçeve. Birrî ile aynı muhitte, birkaç yıl arayla yaşamış bir başka Manisa Mevlevîsidir; şehrin mevlevîhâne çevresinin verimini gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Mustafa Erdoğan, “Lütfî Mehmed Dede ve Hilye-i Mevlânâ Adlı Eserine Göre Mevlânâ'nın Özellikleri” (2008).

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Kalemi zülfikara benzeten beyti

Divan şiirinde zülfikarın en çok kaleme teşbih edildiği örnekler arasında onun bir beyti gösterilir.

Metni gösterMetni daralt

Zülfikar, divan şiirinde Hz. Ali'nin kılıcı olarak gerçek anlamıyla anıldığı gibi teşbih, istiare, telmih ve mecaz yoluyla pek çok kavramın tanımlanmasında da kullanılmıştır. Bu teşbihlerin en yaygını kalemle kurulanıdır ve bunun örnekleri arasında Birrî Mehmed Dede'nin şu beyti verilir: "Kim alırsa destine tahrîr-i vasfınçün kalem / Gösterir a‘dâ-yı dîne zülfikar-ı Hayder'i." Beyitte, Hz. Ali'nin vasfını yazmak için eline kalem alan kişinin, din düşmanlarına Hayder'in zülfikarını göstermiş olacağı söylenir; yazı fiili ile kılıç böylece tek bir imgede birleşir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

İktibas

Âyet ve hadisi şiire alma sanatı.

Metni gösterMetni daralt

İktibas, âyet veya hadisten bir kısmı — âyet olduğu belirtilmeden — şiire yerleştirmektir.

Şairler, insanlara çeşitli şekillerde yol gösteren Kur'ân-ı Kerîm âyetlerini, mânâ veya söz yoluyla iktibâs ederek şiirlerinde kullanırlar. Çünkü bu âyetler, dinin sağlam ve sarsılmaz kuralları olarak, şairin kendisinin ve içinde yaşadığı hayatın düzenidir.

Çerçeve. İki türü vardır: lafzî (âyetin sözünü almak) ve manevî (mânasını almak). Divan şiirinin dinî metinlerle kurduğu bağın en teknik biçimidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Rasih Erkul (2017).
TARİHÎ KAYIT

Perde gazeli

Hacivat'ın okuduğu şiir.

Metni gösterMetni daralt

Karagöz oyunlarının giriş kısmında Hacivat tarafından okunan şiirlere “perde gazeli” denir.

Klâsik Türk edebiyatı nazım biçimlerinden gazel şeklinde yazılan bu şiirler, gölge oyununun tasavvufî yönü ile ilişkilendirilerek açıklanabilir.

Çerçeve. Perde gazeli, oyunun seyirciyi hazırlayan mukaddimesidir ve çoğu zaman “bu perde bir hayaldir” temasını işler. Şeyh Galib'den Niyâzî-i Mısrî'ye kadar pek çok mutasavvıf şairin şiiri bu maksatla okunmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Tuğba Aydoğan – Kenan Erdoğan (2013).
KAVRAM

Nazîre

Manisalı iki şairi bağlayan tür.

Metni gösterMetni daralt

Nazîre, bir şairin başka bir şairin şiirine aynı vezin, kafiye ve redifle karşılık yazmasıdır; divan edebiyatında saygı ve rekabetin birlikte ifadesidir.

Birrî Mehmed Dede'nin (ö. 1715?) bu şaire nazîre olarak yazdığı bir başka perde gazeli şerhedilmiştir.

Çerçeve. Aynı şehirden, iki asır önce yaşamış bir şaire nazîre yazmak, mahallî bir edebî silsileye bağlanma iddiasıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Tuğba Aydoğan – Kenan Erdoğan (2013).
KAVRAM

Gölge oyununun tasavvufî yönü

Perde, ışık ve tasvirler.

Metni gösterMetni daralt

Klâsik Türk edebiyatı nazım biçimlerinden gazel şeklinde yazılan bu şiirler, gölge oyununun tasavvufî yönü ile ilişkilendirilerek açıklanabilir.

Çerçeve. Bu okuma, vahdet-i vücûd düşüncesinin halk kültürüne yansıyan en yaygın biçimidir: görünen âlem bir perde üzerindeki gölgedir, hareketi kendinden değildir. Aynı temayı Hasan Hüsâmeddin Uşşâkī'ye nisbet edilen “bir hayaldir bu dünya” sözünde de görürüz.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Tuğba Aydoğan – Kenan Erdoğan (2013).
KAVRAM

Divan şiirinin kaynakları

Şairin arkasındaki birikim.

Metni gösterMetni daralt

Her edebî çığırın arkasında bir düşünce ve kültür birikimi vardır… Klâsik Türk edebiyatının da, edebiyatın duygu, düşünce, hayal ve sosyal yönlerini meydana getiren, çok zengin ve çeşitli kaynakları vardır.

Klâsik edebiyat şair ve yazarları da, eserlerinde, normal olarak, bu düşünce ve kültür birikimini ifade etmeye çalışmışlardır.

Çerçeve. Birrî'nin âyet iktibasındaki başarısı, bir Mevlevî dedesinin medrese birikimini de taşıdığını gösterir; tekke şairliği, dinî ilimlerden bağımsız bir uğraş değildir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Rasih Erkul (2017).

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Manisa · TürkiyeManisa MevlevîhânesiŞehrin Mevlevî muhitinin merkezi; Nakşî Ali Dede ve oğlu Lütfî Mehmed Dede'nin şeyhlik yaptığı, Birrî Mehmed Dede'nin de içinde yetiştiği çevredir. Konum şehir merkezine göre yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Birrî Mehmed Dede : Birrî Mehmed Dede (1080/1669-70–1128/1715-16), Manisa Mevlevîhânesinde bin bir günlük çilesini tamamlayan; attarlıkla geçindiği için Attâr Birrî diye anılan, Dîvân ve Bülbüliyye müellifi Mevlevî şairdir.Manisa · TürkiyeManisa“Manisalı iki sûfî şair” olarak İbn Îsâ Akhisarî ile birlikte anıldığı şehir; XVII-XVIII. yüzyılda mevlevîhâne etrafında bir şair muhiti barındırmıştır. İlişkili kişi dosyası Birrî Mehmed Dede : Birrî Mehmed Dede (1080/1669-70–1128/1715-16), Manisa Mevlevîhânesinde bin bir günlük çilesini tamamlayan; attarlıkla geçindiği için Attâr Birrî diye anılan, Dîvân ve Bülbüliyye müellifi Mevlevî şairdir.Manisa · TürkiyeAkhisarPerde gazeline nazîre yazdığı İbn Îsâ Akhisarî'nin (ö. 1531) nisbesini aldığı ilçe. İlişkili kişi dosyası Birrî Mehmed Dede : Birrî Mehmed Dede (1080/1669-70–1128/1715-16), Manisa Mevlevîhânesinde bin bir günlük çilesini tamamlayan; attarlıkla geçindiği için Attâr Birrî diye anılan, Dîvân ve Bülbüliyye müellifi Mevlevî şairdir.Konya · TürkiyeKonya (Mevlânâ Dergâhı)Mevleviyye'nin âsitânesi; taşra mevlevîhânelerinin bağlı olduğu merkez. İlişkili kişi dosyası Birrî Mehmed Dede : Birrî Mehmed Dede (1080/1669-70–1128/1715-16), Manisa Mevlevîhânesinde bin bir günlük çilesini tamamlayan; attarlıkla geçindiği için Attâr Birrî diye anılan, Dîvân ve Bülbüliyye müellifi Mevlevî şairdir.İstanbul · TürkiyeİstanbulKaragöz oyunlarının ve perde gazeli geleneğinin en yaygın olduğu merkez; türün edebî ölçüsü burada oluşmuştur. İlişkili kişi dosyası Birrî Mehmed Dede : Birrî Mehmed Dede (1080/1669-70–1128/1715-16), Manisa Mevlevîhânesinde bin bir günlük çilesini tamamlayan; attarlıkla geçindiği için Attâr Birrî diye anılan, Dîvân ve Bülbüliyye müellifi Mevlevî şairdir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Tuğba Aydoğan – Kenan Erdoğan, “Manisalı İki Sûfî Şair… Perde Gazellerinin Şerhi” (2013)
  2. [2]Tuğba Aydoğan – Kenan Erdoğan (2013)
  3. [3]Rasih Erkul, “Birrî Mehmed Dede Divânı'nda Âyetlerden İktibâslar” (2017)
  4. [4]Rasih Erkul (2017)
  5. [5]Akademik dergi kayıtları
  6. [6]Mustafa Erdoğan, “Lütfî Mehmed Dede ve Hilye-i Mevlânâ Adlı Eserine Göre Mevlânâ'nın Özellikleri” (2008)
  7. [7]Kişi coğrafyası kaynağı — dergipark.org.tr
  8. [8]Kişi kartı kaynak paketi — Birrî Mehmed Dede
Ortak kaynak kataloğunu aç →