Ara
Menü
ذ

Şüpheli Şeyler

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-9216
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Dinî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Helâl ve haram olduğu açıkça bildirilmeyen şeyler; şüpheliler.</p><p>Helâl olan şeyler bellidir, haram olan şeyler de bellidir. İkisi arasında örtülü bulunan şüpheli şeyleri tanımak güçtür. Şüpheli şeylerin etrâfında dolaşan harama düşer. (Hadîs-i şerîf-Kimyây-ı Seâdet)</p><p>Şüphelilerden sakınmaya vera', haramlardan sakınmaya takvâ denir. Şüpheli olmak korkusu ile mübahların (yapılıp yapılmamasında serbest bırakılanların) çoğunu terk etmeğe de zühd denir. Ebû Bekr radıyallahü anh buyurdu ki: &quot;Biz, harama düşme korkusundan yetmiş helâli terk ederdik.&quot; (İbn-i Âbidîn)</p><p>Allahü teâlâ lutf ederek, kerem ederek, acıyarak kullarına çok şeyleri mubâh (serbest) etmiş, izin vermiştir. Rûhu hasta, kalbi bozuk olduğu için, mübahlarla doymayıp, bitmez tükenmez mübahları bırakarak İslâmiyet'in hudûdundan dışarı taşanlar, şüpheli ve haramlara uzananlar ne kadar bedbaht (kötü tali'li) ve zavallıdır. Âdet üzere, alışkanlık ile namaz kılan ve oruç tutan çoktur. Fakat İslâmiyet'in hudûdunu gözeten, haram ve şüphelilere düşmemeye dikkat eden pek azdır. Doğru ve hâlis ibâdet edenleri, âdet (alışkanlık) üzere bozuk ibâdet edenlerden ayıran fark; Allahü teâlânın emirlerini gözetmektir. Çünkü namaz ve orucun hâlisi de, bozuğu da görünüşte berâberdir. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: &quot;Dininizin direği, temeli verâ'dır.&quot; Başka bir hadîs-i şerîfte de; &quot;Hiçbir şey verâ' gibi olamaz&quot; buyurdu. (İmâm-ı Rabbânî)</p><p>İbâdetlerden lezzet alamamanın sebeblerinden biri de haram ve şüpheli yemeklerdir. Eğer yenilen lokma şüpheli ise, ondan, hırs, şehvet, hased, adâvet, düşmanlık ve riyâ doğar. Âlimler buyurdu ki: &quot;Kim şüpheli bir şey yerse, Allahü teâlâya giden yolu doğru olarak bulamaz. Kim haram yerse, kendisine o yol kapanır. (Abdullah İsfehânî)</p><p>Şüpheli olan bir dirhemi sâhibine geri vermeyi, bin dirhem sadaka vermekten daha çok severim. (Abdullah bin Mübârek)</p><p>Kırk gün şüpheli lokma yiyenin kalbi kararır ve lekelenir. (İmâm-ı Gazâlî)</p><p>İnsan mubâh olan, dünyâ işlerine çok dalarsa, şüpheli şeyleri yapmaya başlar. Belki helâlden çok yiyen, müttekîlerin (takvâ sâhiplerinin) derecesine eremez. Çünkü mîde helâl ile dolunca, şehvet harekete gelir. Böylece, câiz olmayan şeyler yapılabilir. (İmâm-ı Gazâlî)</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-10219
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Dinî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Helâl ve haram olduğu açıkça bildirilmeyen şeyler; şüpheliler.</p><p>Helâl olan şeyler bellidir, haram olan şeyler de bellidir. İkisi arasında örtülü bulunan şüpheli şeyleri tanımak güçtür. Şüpheli şeylerin etrâfında dolaşan harama düşer. (Hadîs-i şerîf-Kimyây-ı Seâdet)</p><p>Şüphelilerden sakınmaya vera', haramlardan sakınmaya takvâ denir. Şüpheli olmak korkusu ile mübahların (yapılıp yapılmamasında serbest bırakılanların) çoğunu terk etmeğe de zühd denir. Ebû Bekr radıyallahü anh buyurdu ki: &quot;Biz, harama düşme korkusundan yetmiş helâli terk ederdik.&quot; (İbn-i Âbidîn)</p><p>Allahü teâlâ lutf ederek, kerem ederek, acıyarak kullarına çok şeyleri mubâh (serbest) etmiş, izin vermiştir. Rûhu hasta, kalbi bozuk olduğu için, mübahlarla doymayıp, bitmez tükenmez mübahları bırakarak İslâmiyet'in hudûdundan dışarı taşanlar, şüpheli ve haramlara uzananlar ne kadar bedbaht (kötü tali'li) ve zavallıdır. Âdet üzere, alışkanlık ile namaz kılan ve oruç tutan çoktur. Fakat İslâmiyet'in hudûdunu gözeten, haram ve şüphelilere düşmemeye dikkat eden pek azdır. Doğru ve hâlis ibâdet edenleri, âdet (alışkanlık) üzere bozuk ibâdet edenlerden ayıran fark; Allahü teâlânın emirlerini gözetmektir. Çünkü namaz ve orucun hâlisi de, bozuğu da görünüşte berâberdir. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: &quot;Dininizin direği, temeli verâ'dır.&quot; Başka bir hadîs-i şerîfte de; &quot;Hiçbir şey verâ' gibi olamaz&quot; buyurdu. (İmâm-ı Rabbânî)</p><p>İbâdetlerden lezzet alamamanın sebeblerinden biri de haram ve şüpheli yemeklerdir. Eğer yenilen lokma şüpheli ise, ondan, hırs, şehvet, hased, adâvet, düşmanlık ve riyâ doğar. Âlimler buyurdu ki: &quot;Kim şüpheli bir şey yerse, Allahü teâlâya giden yolu doğru olarak bulamaz. Kim haram yerse, kendisine o yol kapanır. (Abdullah İsfehânî)</p><p>Şüpheli olan bir dirhemi sâhibine geri vermeyi, bin dirhem sadaka vermekten daha çok severim. (Abdullah bin Mübârek)</p><p>Kırk gün şüpheli lokma yiyenin kalbi kararır ve lekelenir. (İmâm-ı Gazâlî)</p><p>İnsan mubâh olan, dünyâ işlerine çok dalarsa, şüpheli şeyleri yapmaya başlar. Belki helâlden çok yiyen, müttekîlerin (takvâ sâhiplerinin) derecesine eremez. Çünkü mîde helâl ile dolunca, şehvet harekete gelir. Böylece, câiz olmayan şeyler yapılabilir. (İmâm-ı Gazâlî)</p>

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

Helâl ve haram olduğu açıkça bildirilmeyen şeyler; şüpheliler.

Helâl olan şeyler bellidir, haram olan şeyler de bellidir. İkisi arasında örtülü bulunan şüpheli şeyleri tanımak güçtür. Şüpheli şeylerin etrâfında dolaşan harama düşer. (Hadîs-i şerîf-Kimyây-ı Seâdet)

Şüphelilerden sakınmaya vera', haramlardan sakınmaya takvâ denir. Şüpheli olmak korkusu ile mübahların (yapılıp yapılmamasında serbest bırakılanların) çoğunu terk etmeğe de zühd denir. Ebû Bekr radıyallahü anh buyurdu ki: "Biz, harama düşme korkusundan yetmiş helâli terk ederdik." (İbn-i Âbidîn)

Allahü teâlâ lutf ederek, kerem ederek, acıyarak kullarına çok şeyleri mubâh (serbest) etmiş, izin vermiştir. Rûhu hasta, kalbi bozuk olduğu için, mübahlarla doymayıp, bitmez tükenmez mübahları bırakarak İslâmiyet'in hudûdundan dışarı taşanlar, şüpheli ve haramlara uzananlar ne kadar bedbaht (kötü tali'li) ve zavallıdır. Âdet üzere, alışkanlık ile namaz kılan ve oruç tutan çoktur. Fakat İslâmiyet'in hudûdunu gözeten, haram ve şüphelilere düşmemeye dikkat eden pek azdır. Doğru ve hâlis ibâdet edenleri, âdet (alışkanlık) üzere bozuk ibâdet edenlerden ayıran fark; Allahü teâlânın emirlerini gözetmektir. Çünkü namaz ve orucun hâlisi de, bozuğu da görünüşte berâberdir. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Dininizin direği, temeli verâ'dır." Başka bir hadîs-i şerîfte de; "Hiçbir şey verâ' gibi olamaz" buyurdu. (İmâm-ı Rabbânî)

İbâdetlerden lezzet alamamanın sebeblerinden biri de haram ve şüpheli yemeklerdir. Eğer yenilen lokma şüpheli ise, ondan, hırs, şehvet, hased, adâvet, düşmanlık ve riyâ doğar. Âlimler buyurdu ki: "Kim şüpheli bir şey yerse, Allahü teâlâya giden yolu doğru olarak bulamaz. Kim haram yerse, kendisine o yol kapanır. (Abdullah İsfehânî)

Şüpheli olan bir dirhemi sâhibine geri vermeyi, bin dirhem sadaka vermekten daha çok severim. (Abdullah bin Mübârek)

Kırk gün şüpheli lokma yiyenin kalbi kararır ve lekelenir. (İmâm-ı Gazâlî)

İnsan mubâh olan, dünyâ işlerine çok dalarsa, şüpheli şeyleri yapmaya başlar. Belki helâlden çok yiyen, müttekîlerin (takvâ sâhiplerinin) derecesine eremez. Çünkü mîde helâl ile dolunca, şehvet harekete gelir. Böylece, câiz olmayan şeyler yapılabilir. (İmâm-ı Gazâlî)

Sözlüğe dön ←