HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı ve irşad çevresi
ŞEYH MUSTAFA ENVERİ EFENDİ
"Şeyh Mustafa Bey" diye meşhurdur. Hicret-i nebeviyyenin tahminen l 240İ( l 824- 2 5 ) senesinde lstanbu l 'da zlnet-saz- ı mehd- i şühud olmuştur. Bidayeten Büyük Ayasof- 1 28 Sefine-i Evl iya ya civarında sakin olmuştur. Zaman-ı tahsilin hululünde Ayasofya başimamı merhum Hacı Abdi Efendi'den Besmele-keş olup, makasıd-ı ulumu tahsil için şeriki Şevket Efen di merhum ile Karlnabadlı Hace Abdurrahman Efendi'nin dahil-i halka-i tedrisatı olup, mumiiileyhin irtihalinde Üsküdar müderrislerinden Kara Hüseyin Efendi'den tekmll-i nüsah ile icazet almıştır.
Ulum-ı Arabiyyede yed-i tula sahibi idi. En çetin ibareyi en da kik manayı suhuletle okur, anlardı. Lisan-ı Arabideki kudret-i tahririyyesine Hariri-za de merhumun, Fethu'l-Esrar Şerhu Virdi's-Settar üzerine Arabiyyü'l-ibare yazdıkları takriz-i beliğ şahid-i adildir. Teberrüken ve aynen nakl ediyorum: J \.S'.) \ıı_, )\ J J\ıı .... _,ı..u:: I <..!" J jJ ) })' 1_, .l,,> _,:]4 jll WI # .s.il l ....U ..L.,;l\ . ) ı_,... \ıı_, .... t.a.ı ı ) h .:_o;) w ı er _, ).,;\ıı_, ..::.ı ı (::! ıfi w ı Y .,a ) ; _, ..:.r-.il l "!b...> İ_, ..ıl Js- _, J t,:.:. \ıı )ı J ! i ..L.!.
) .s.il ı ..L..>.o li...l,.- Js- r ')LJI _, ö')l.&1 1_, . ).r- \ıı ) ) w ı ....; r. ı_,Jli ..:.r-.il ı w ı_, }A:i)' ı_, ..r.-.J 4 JW ....u ı J ! a... ı_,ı. ı ır,:ı ıJ _,ı... ı _,Jı r-6 [o:- J J ..L..> \ıı ö _r.-l l y )İJ 9_,...l l ıJ )JI İ i.,;_,l;L- 1 )JI .:.ı .Mı J r-P L._,-> I :.l_,L. )İ 4$ _;:.i l_, 4 ıJ_,icl l \ ':ı' _,J I \Jy. \ J ) JLi.J I .r"' ...r ...li l_, _rll 1 ..l,,-) 1 Jl::..1 1 ) J ) ....,_,. L.., l_,l l ö _r.--!J I j.PI J I ö }b o t>. ı} r _, ....U ı J- \ .s\J ;,;\ı .
4 1 a.J...J I _, _,l;L- 1 )JI _;.1.S'İ ıY .:.ı l.S' J .r.A-- ....A.ı r ) J ) ...?' _, el:-,.> JS' ıJ .r-J ı ..:.,; _, ıJ ) ı) _,\ıı . lı İfi .:.ı i _, . ) ...li J W. ı . ..yı J-İ ..l... 1..4. t" u _, wı Jııi .ı;w. t" to:- _, rı '"WJı_, rı.?Jı wı v Ş İ o) \j .s f- J \ ..:.r-..UI J W- ..4>.> ı i.,,; I )JI W... .y- .ı.>- _r!. ...li _, - 4...ü .:.ı Ş-..,) 4..uı ı w4 _;.ı ı ı).!.) ı_,_, 9 _;ı ı .:.ıUJ4 '-::ı ..rJ I ı }ş· - • ) j -' 4 ....u ı ı_, ı Jııi ıY 4>- ) Ll. .:.ı i H ;i_, .__AJ er ılı _, . l.t ı .r:-i 4S )tAJ _, L.t>. ....lA>- J ! ....u ı li..L.!. ) .
rli\ıı ; rı)ı ; ı r- c:P _,i_, .._..,_ı ı ı ıY ...,; 1... ) ) ) c..r>- i ..;\ı . 0,;A,,] I \i ) J ) l:..L.,., _,İ J ..:.r-..U I .s.ı.a l .._kl> -.s""' J l j ı} JUi _; I )J I r) l:l- \ J _,;İ \ı ı I 65 '5 ).D:... ':J\ 65. "Mü'minlerin yolunu tevhid ve ikrar ile tertemiz k ılan, kendi yoluna girenlerin nefislerini zikir ve vird lerle tezkiye eyleyen, aşıkların kalplerini tecel liyatıyla ve nuruyla aydınlatan, ariflerin kalpleri ni de esrarıyla genişleten Allah'a hamd olsun. l brahimiyye- i Şa'baniyye 1 29 Mustafa Bey böyle bir takriz-i Arabi yazacak kadar kudret-i ilmiyye vü irfaniyye ye sahib olmuştu.
Sinni henüz oniki raddesinde iken ve Defter-hane ketebesin den pederi, yanına almakla hem buraya devam, hem tahsile ikdam ederdi. Mustafa Bey'in kalemde bir refikı vardı. Her hafta perşembe günleri gelmediğinden bu hal Mustafa Bey'in mucib-i merakı olmakla, ba'de'l-istizah tekkeye gittiğini anlamış ve ricası üzerine ertesi hafta refakatine alarak onu da götürmüştür. Gittikleri tekke Üs küdar'da lnadiyye ismi mesbuk Nalçacı Halil Efendi Dergahı'dır. Bu zat-ı muhterem Yiğitbaşı Ahmed Efendi hazretlerinin halifesi Yahhab Ümmi halifesidir. Tercüme-i halinden orada bahs edeceğim inşaa'llah.
Ol vakit şeyhi pişva-yı arifin Reşid Efendi idi. Onun şeyhi Muhammed Rüşdü Efendi, onun şeyhi Nasuhi hafidi Şeyh Muhammed Fazlullah Efendi'dir. (Bkz. s.48) Reşid Efendi'nin tarih-i irtihali 1 280/( 1 863-64) 'dir. Reşid Efendi tekkeye gelen Mus tafa Bey'in kim olduğunu anladıkta, her hafta getirmesini arkadaşına emr eylemekle ve Mustafa Bey zaten bu yola meyyal bulunmakla oniki yaşında iken Reşid Efen di'den feyz almıştır. Bir zaman sonra pederlerinin irtihali üzerine Ayasofya'daki evi satıp, tekkenin yanında bir haneye nakl eylemiştir.
Alayık-ı dünyeviyyeden ümidini kesip, beş vakti tekkede cemaatla edaya başlamıştır. Sabahları namazı tekkede ba'de'l-eda evradım okuyup, derse çalışır ve salat-ı zuhru edadan sonra kıra çıkar, boş durmayıp gezdiği yerde derse çalışır, vakt-i asrın hululünde tekkede isbat-ı vücud edip, saliit-ı mağribten sonra akşam evradıyla ba'de'l-iştiğal salat-ı işayı eda ile hane sine çekilirdi. Salat ü selam ise, ümmetini e n güzel yola irşad eden efend imiz Muhammed ( a.s. )'ın üzerine olsun. Ayrıca Cenab-ı Hakk'a vuslat yollarını beyan eyleyen ashab-ı kiramının ve kendi alinirİ üzerine ol sun.
Yine onun yoluna tabi olma şerefine nail olan tabiin ehline de dua ve selam olsun. Halvetiyye tarikatı, sufi tarikatlarının en büyüklerinden ve Hz. Peygamber' in yoluna en yakın olan lardandır. Halveti ricali ise, Hz. Peygamber'in yoluna süluk ederek tasfiye ve tezkiye ile onun vela yetinin varisleri olmak suretiyle hakikate vasıl olmuşlardır. Bunlar arasında, özellikle Virdü's-Set tar sahibi olan, vuslata ermiş muhakkıkların kutbu sayılan Şeyh Seyyid Yahya-yı Şirvan! (k.s. ) , Halveti tarikatının ulularından olup, Şabanı tarikatının da menbaıdır. Çünkü Seyyid Yahya-yı Şir van!, Hz.
Peygamber'i rüyasında görmüş ve kendisine bu Virdü's-Settar'ı öğretip her sabah seher vaktinde okumasını emretmiştir. Bu vird-i şerif, u lema ve meşayıhın büyükleri arasında pek makbuldür. Aynı zamanda bu vird, Ehl-i Sünnet akaidine uygun olup, bid'at ehlinin mefasidine de karşı durmuştur. Bu Arapça v irdi, Şaba n! tarikatı meşiiyıhından Hariri-zade Şeyh Muhammed Kemaleddin Efendi, Türkçe olarak şerh er miştir. Bu tercümeyi, içerisindeki birtakım garip manalardan daha çok kişinin faydalanması ve oku yanların ettiklerin dualarına nail olabilmeleri için yapmıştır.
Bu güzel ve latif şerhten, şiirihinin ehl-i teftiş ü tahkik olduğu anlaşı lmaktadır. Çünkü o, eserindeki mana inc i lerini, sanki derin deniz lerden elde eder gibi çıkarmış, bazı sırları açıklamış ve halkın gözünü açmıştır. Cenab-ı Hak, bizi dinin hakikatına eriştirip yakin mertebesine ulaştırsın. Bu takrizi Şaban! tarikatı hadimlerinden ve Üsküdar'daki Nalçacı Halil Efendi Dergahı şeyhi Mus tafa Enver yazmıştır." ( H ) 1 30 Setlne-i Evliya Daha sonraları uzleti ihtiyar etmekle tekkede bir odada halvet-güzin olup, bir çok mücahedat ve riyazat u ibadat ile iştigal eylemiştir. Bunun üzerine şeyhi hilafet vermiştir.
Bu sırada Kuşadalı hazretlerinin meslek-i ali'l-al ve tercüme-i haline muttali' olup, zamanı idrak edemediği bu veliyy-i zi-şanın hiç olmazsa nfül-i sohbeti olmuş olan Kadıköylü Çavuşbaşı muavini Naşir Efendi merhumun sohbetine hayli zaman müdavemet ederek ondan da hisse-yab-ı feyz olmuştur. Naşir Efendi ulema-yı Mısriy ye ve meşayıh-ı Nakşiyye'den Şeyh Mustafa Efendi'den Molla Cami'ye kadar oku muş, bi-zatihi onun mazhar-ı feyzi olmuştur. l. cildde ismi geçen Ahmed el-Buhar! hazretlerinin kabrini keşf eden, müşarünileyh Mustafa Efendi ile, bu Naşir Efendi'dir. Kuşadalı'ya çok hizmeti vardır.
Yevmen mine'l-eyyam Hammami Tevfik Efendi, Üsküdar' da ihvanından birinin hanesine misafir olup, Hz. Nasuhi asitanesine giderler. Reşid Efendi de orada imiş. Hammami hazretleriyle sohbetten lezzet-yab olup, hal-i vecde duçar olmuş ve ağlaya ağlaya tekkesine avdet etmiştir. Hammami hazretleri bu ülfet üzerine yevm-i mahsu sunda Reşid Efendi'nin tekkesine gider. Kendilerini istikbal eden Mustafa Bey'e, "Evliıdım! Şeyh Efendi yok mu! " dedikte, "Efendim! Bir hastayı okumaya gitti." cevabı nı verdikte, Hammami hazretleri Mustafa Bey'e hitaben, "Evliıdım!
Bizim matlübumuz sensin." diyerek, ikisi de bir odaya kapanıp, bir saat kadar sohbet ederler. Mustafa Bey, Hammami'nin uluvv-ı ka'bını görünce şeyhinin ma'lumatı olmaksızın teslim olup, bir buçuk sene hafiyyen görüşmüş ise de şayi' oldukta Reşid Efendi, Mustafa Bey'i Nalçacı Tekkesi'nde ve hulefasından Hüsnü Efendi'yi de Yakacık'ta bulunan diger dergahında posta oturdup, kendisi guşe-gir-i uzlet oldu. Nasuhi-zade Seyyid Kerameddin Efendi buyurdular ki: "Yakacık Dergahı, esasen Hz.
Pir Nasfıkı-ziide Alxlurrahnılln Şemseddin Efendi'nin uhdesinde iken , vefatıyla mahlulünden her nasılsa Reşid Efendi'ye intikal etmiş ve Şemsed din Efendi'nin hukUkuna riayet edilmemiştir. Dergô.h-ı mezkur, Seyyid Alxlurrahman Şem seddin Efendi tarafından ta'mlr ve ihya edilmiştir ki, şu manzfrme-i atiye söylenmiştir: Resimyci iste me'mulün ııazar-gô.h-ı Huda' dır bu Nasfıkı-ziide şems-i himmetiyle oldu nev-ihya Hüsnü Efendi'ye gelince: Hizmeti merhum Reşid Efendi'yedir. Hilafeti Nasuhi zade Seyyid Muhammed Muhyidd!n Efendi'dendir. Hatta post cem'iyyetinin icrasın da orada bulundular.
İbrahimiyye-i Şa'baniyye 131 Hüsnü Efendi gibi, Köşeli Muhafız Mustafa dahi müşarünileyh Muhyidd!n Efen di'den müstahleftir. Bu Mustafa Efendi, Hz. Pir Nasuhi Hankahı'nda çok zaman ima met ve hitabet vekaletinde bulunmuştur. Mustafa Bey, üçbuçuk sene Hammam! hazretlerine hizmet ve ondan iktisab-ı feyz ü rif'at eylemiştir. Hammam!'nin irtihali üzerine, Mustafa Bey onu Nalçacı Dergahı ha z!resinde ihzar eylediği kabre defo eylemiştir ki, elyevm ziyaret-gahtır. Hammam! haz retlerine intisabında sinni kırka kar!b idi. Hammam!'nin irtihalinde kırküç yaşında idi.
Hammam!'nin irtihalinden sonra Mustafa Bey altı sene kadar muammer olmuştur. Hammam!'nin esrarı tamamen Mustafa Bey'de zuhGr etmekle, cümle ihvan onun başına toplanmıştır. Hammam! hazretleri de Kuşadalı'nın mesleği gibi kimseye ilbas-ı tac u kemer eylememiştir. Arz ettiğim gibi Mustafa Bey'de nefes-i nefisi şeref zahir olmuştur. 1 2 89/( 1 872) senesine kadar irşad-ı ibad ile meşgul olup, sene-i mez kure Receb'inin ondokuzuncu ve 10 Eylül 1 288/( 22 Eylül 1 872) tarihine müsadif Pa zar günü dar-ı cemale azim olmuştur. Na'ş-ı münlfleri Nalçacı Halil Efendi türbesin de defn edilmiştir.
(Kaddesa'lliilıu esrarahüm) Mustafa Enver! Efendi, nam-ı diğerle Mustafa Bey hazretleri eazım-ı sufiyyeden dir. Uzun boylu, beyaz yüzlü, kara gözlü, uzunca ve siyah sakallı, tenasüb-i enda ma malik bir insan güzeli idi. Fevka'l-ade talakat ve selaset-i kelama malik, nazik, ha luk idi. Lakırdıyı hafif söyler, herkesi meclub ederdi. Beyaz arakıyye üzerine ba'zan be yaz, ba'zan yeşil sarık sararlar; daima siyah cübbe ve sarı mest giyerler idi. Usul-i mü nazara ve mübahese, kuvvet-i kelamiyyeye sahih olup, meclis-i sohbetlerinde erbab ı muhabbet lal olurlardı. Bu menkulatım Hz.
Şeyh'in hem-sohbeti olan Şeyh Şua' ve Şeyh Mahmud Ce laleddin Efendi'lerdendir. Asarı: Üçü bir yerde tab'edilen, Tercüme-i Usfıl-i Aş ere ve Tercüme-i Kelimat-ı Kü meyi b. Ziyad ve Tercüme-i Babu'ş-Şuyfıh min Fütfıhati'l-Mekkiyye risaleleriyle, gayr-ı matbu' Mecmfıa-i İlahiyyat. Şu muhammes-i arifane kendilerinindir.
İştiyakı böyle mehcilr olmayınca bilmedim Kadr-i vasl-ı yarı ben dur olmayınca bilmedim Neş' e-i dtdlirı mestur olmayınca bilmedim Clim-ı aşkı saf billur olmayınca bilmedim Zevk-ı Hakk'ı zikr-i mezkur olmayınca bilmedim 1 32 Setine- i Evliya Kays'ı hayran Leyli'yi giryan iden aşk iiıeşi Güllerin bağrın yakıp elvan iden aşk iiıeşi Bülbülü ol nar ile suzan iden aşk ateşi Mahv idüp pervaneyi büryan iden aşk ateşi Cezbe-i zikr ile tennur olmayınca bilmedim Ceyş-i nefse galib ü ınansuM Yezdan olmayı Tiic-ı fakr ile ser-efraz-ı cihan-ban olınayı Mülk-i tende hükm ider bir özge sultan olınayı Şehr-i dilde calis-i taht-ı Süleyman olmayı Yok olup bu darlığım mur olmayınca bilmedim Tiilib-i dU:liir olup durdum der-i divanda Feyz-i Mevla vasıl oldu mecma' -ı irfanda Sendedir gafil ararsan sen seni yabanda Aradım envar-ı lahutu dil ü vicdanda Kayd-ı niisılt aradan dur olınayınca bilmedim Bayezid'in cezbesinde 'celle şcini' remzini Ziit-ı Ahmed' den tecelll 'men racini' remzini66 ' İz rameyte' nassı pakinde ınaiinl remzini Ru'yet-i dU:liir -ı Hak'dan 'len tercini' remzim-67 Cism-i zarım aşkile Tur olınayınca bilmedim Sa'y ü gayret eyleyüp anla şerıat sırrım Bab-ı Haydar' dan duhUl it bil inabet sırrım Arif-i remz-i fena ol gör tarikat sırrım Kisve-i Al-i Aba Enver hakikat sırrım Vuslat-ı mürşidle mesrur olınayınca bilmedim Müşarünileyhin yed-i mürşidanelerinden şarab-ı hali içenler çoktur.
Onlar dahi Kuşadalı hazretlerinin mesleğini ta'klb etmişler, kimseye sGrl hilafet vermemişler, Hammami hazretlerinden müntakil ihvan, Mustafa Bey'in kadr ü kıymetini bi-hak kın takdir, dil Ü can-ı aşıkanelerini tenvir eylemişlerdir. 66. (._;J-1 <.>İ; .ü rU.ı ,_} .jl; if ) "Beni rüyada gören gerçekte görmüş olur." el-Aclunl, Keşfü'l-Hafa, il, 2 50; bkz. <'.\hıı:ıı;t "f !ldı_rı\T). '[asayyufu_n J.'i!11! rei\erini liadsler_eki Dayanakları, s. 268. (H) 67.
( JIJ J J\j ..:J,,l) _,h;I J) y J J\j <ı; .ı...15' J \:.ili,,.) ı5" r .1>,- W J ) "Musa tayin ettiğimiz va kitte gelip Rabbı onunla konuşunca demişti ki, "Rabbim! Bana ( kend ini) göster, Sana bakayım" ( Rabbi de ona şöyle buyurmuştu: Sen Beni asla göremezsin .. . " 7. A'raf süresi, 1 43. (H) l brahimiyye- i Şa'baniyye l 33 Müntesiblerinden olup, zamanımıza vasıl olan hayli zevat-ı kiram ile şeref mülaki oldum. Müşarünileyhin meclis-i zikr ü sohbetlerindeki zevk u neş'eyi anlata anlata bitiremezlerdi.
Bir gün huzG.r-ı alilerinde mutaassıblardan biri, "Tekke rruıhillle rini kırk arşın katmadıkça cami' yapılıp ıuınıiiz kılınmaz.'' dedikte , "Efendi! Zikru'IJ.ah kırk arşın yere te'slr ediyor da, sizin kalbinize te'slr etmedi/tine uuıccüp olunur." cevab-ı latifi ni vermişlerdir. Kendilerinden "Pir nedir?" diye sormuşlar, "Pir, şeyhin terbiyesiyle sü luk edip, iktiza-yı zaman ve sair hikmete mebni kendi neş' esi üzerine , ya canib-i Celll- i illi h'iden veya enbiya ve evliya tarafından kendisine bir ayın ihsan buyurulan kimselere derler. Plrlikte , gavsiyyet şart de!tildir.'' buyurmuşlardır.
Henüz genç yaşında denilecek derece de ufGlü bfüs-i te'Sır-i azim olmuştur. (Kaddesa'IJ.ahu sırrahu) ŞEYH TAYYAR EFENDİ "Tayyar Bey" diye meşhurdur. Mustafa Bey merhumun büyük mahdumudur. Pe der-i mükerremlerinin intikalinden sonra, sinni kemale gelince Nasuhi-zade Şeyh Muhyiddin Efendi merhumdan süluk görüp, mazhar-ı hilafet olmuştur. Atide tercü me-i hali ile tezyin-i sahife olunacak olan ve Mustafa Bey merhumdan sonra varis-i esrar olduğu tahakkuk eden Ya'kub Han hazretlerinin şeref-i sohbetine erişmiş ve mazhar-ı feyzi olmuş idi.
Nalçacı Dergahı'nın meşihati Tayyar Bey'e teveccüh edip, fakat hilafet-i suriyye olmayınca ya'ni bir şeyhten icazet-name almadıkca, tac u hır ka giymedikçe, Meclis-i Meşayıh kimseye tekke tevcih etmediğinden Kuşadalı mes leğine göre batın! hilafete intizar lazım gelince tekke meşihatinin meşayıh-ı rüsum dan birine intikal etmesi tehlikesine karşı Ya'kub Han hazretlerinin müsaadesiyle Tayyar Bey, müşarünileyh Şeyh Muhyiddin Efendi'den suri hilafet almış, meşihata nfül olmuş idi. Hayli seneler seccade-nişin olup, 10 Cemaziye'l-evvel 1 328/(20 Ma yıs 1 9 1 0 ) tarihinde irtihal-i dar-ı naim eylemiştir.
Sinnen elli çağlarında idi. Kumrl sakallı, esmerü'l-levn, mütenasibü'l-endam olup, kisve-i meşihat pek yakışır idi. Nazik, haluk, mültefit idi. Peder-i alilerinin ya nında türbe-i şerifede defo olunmuştur. Şeyh Tayyiir Bey ki azm-i alem-i llihut idüp İftirakıyla dil-i yaram 1ıallin eyledi Pek edlb hem ehl-i dil gayet sahiyyü't-tab' idi Şeyh-i alı-cah idi ısar-ı irfan eyledi Suretinde slretinde salik-i rah-ı hüda Akıbet kendisini canana kurban eyledi