HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı ve irşad çevresi
Şeyh es-Seyyid Muhammed Ârif Bey
Hasan Efendi nam zatın oğludur. Şeyh Şerefeddin Efendi hazretlerinin hulefasın dandır. İkinci Ordu ser-baytarı miralay idi. Edirne'de bulunduğu sinin-i medide zarfında Hz. Şeyh'in daire-i irfanına dahil olup, ikmal-i süluka muvaffak olarak hilafet almıştır. 1 324/( 1 906) senesinde Edime'ye azimetimde kendileriyle görüştüm, bir pir-i fa ni idi. Azizimin mazhar-ı muhabbeti olduklarından ale'l-ekser nezd-i arifiinelerinde bulunur, sohbet-i şerifesinden müstefid olur ve huzur-ı latiflerinde cemaline bakar da ağlardı.
Şerefeddin Efendi'nin terceme-i halleri sırasında arz u beyan eylediğim vechile fakirin Edirne'de bulunduğum zaman aziz-i müşarünileyhi hanelerinde keşide ettikle ri bir ziyafete da'vet etmişler, onlar da fevka'l-ade olarak da'vete icabetle teşrife rağ- bet buyurmuşlardı. Rikab-ı arifanelerinde bu abd-i ahkar dahi bulunmuştum. Azize o mertebe hürmet ü tazim asarı gösterdi ki, bununla kendi kemali ru-nüma idi. Bir in san-ı kamile nasıl hizmet edileceğini o gece Arif Bey'den öğrenmiş idim. A lem-i l slamiyyet'te sinn-i piriye vasıl olmuş olan Arif Bey, huzı1r-ı Hazret'te bir gençten daha çevik bir halde idi.
Her gün nezd-i arifanelerine gelir, edeb-i fevka'l ade ile oturur, lisan-ı dürer-barından dökülen kelam-ı ah-dara hayran olurdu. Edir ne'ye gittiğim zaman bu abd-i kem-ter-i ru-siyahı görmek hevesine düşmüş, nezd-i azize şitaban olmuş idi. Fakire o mertebe meveddet ü muhabbet göstermesi, azizine karşı senelerce ani'l-gıyab beslediğim hürmet ve şiddet-i aşka mukabil idi. "Bu adam azlzimi set1miş . " diye o da fakiri fart-ı aşkla sevmiş idi. Ne yolda iltifat edeceğini şaşır mış idi. "Sen azizimin Üt1eysiyyü'l-Karani'sisin. Ancak sende maddeten de cemal-i azizi görmek şeref-i mahsüsu tecelli etti.
Aşk u muhabbet ceniib-ı risalet-penfıh-ı a'zamadır. Mu habbet-i aziz ona mwıl bir sefine-i himmettir. " diye latife ve ızhar-ı hakikat buyururlar dı. "Siz benim fıhiret oğlum olunuz, ben de sizin fıhiret babanız olayım. " diye muahede yaptılar. Edirne'den mufarakatim günü fakire, Aşık Paşa Divanı gibi kıymetli yazma eser ihda ederek gönülden çıkarılmamasını rica ve ihtar etmişlerdi. Azizimizin alem-i cemale intikalinde şiddet-i iftiraka tahammül edemeyerek, ağ laya ağlaya ettiği duaların eser-i icabeti zuhı1r edip, ona peyrev olmuş, hayat-ı sı1riden tecerrüd etmiştir.
"Cenazesindeki kalabalığı Edirne hayiitı az gönnüştür." diye nakl eyle diler. (Kaıldesa'Ufıhu sırrahu) Fakire hitaben yazdıkları bir mektub hatıra-i namı olarak raht edildi: "Huzür-ı ali-i kerem-kiirilerine , el-Ma'rılz: Müliikit- ı illilerinden mutahassal safvet-i kalbiyyem siiikasıyla diiimii mun tazıru'l-iltifiitımz iken lutfeıı irsiil buyurulan muhabbet-niime-i kerlmiineleri vürUdıyla mün şerihü'l-biil oldum. Hakikaten şu alem-i bi-kariirda müliikit- ı ihvan, şılyiin-ı iğtinam bir ni'met-i uzmiidır . Bii-husüs ziit-ı alileri gibi safvet-i derun erbabı ile te'yid-i uhuvvet cidden bii s-i hatt-ı vefir dir.
Alem-i gurbette husUl-i ünsiyyet mutlakii kurbiyyet-i rUhiiniyyeye muhtiicdır. el-Ham dü li'Ufıh ki, az zamanda bu derece muhabbetin zuhuru, bu kurbiyyetin ezelen vukuunu teb şir eyledi. Nitekim bir luutis -i şerifde buyurulmuştur: 1 60. "Ruhlar bir araya toplanmış askerler, ordu gibidir; onlardan birbirini tanıyanlar hemen kaynaşır lar, birbirinden hoşlanmayanlar da ayrılıp giderler." Buharı, Sahih, Enbiya, 2; Müslim, Sahih, el Birr, 1 59; Ebu Davud, Sünen, Edeb, 1 6. (H)
Asker, halife, dost
Sefîne-i Evliyâ, Muhammed Ârif Bey'i Hasan Efendi adlı bir zâtın oğlu ve Şeyh Şerefeddin Efendi'nin halifelerinden biri olarak tanıtır. Askerî hayatta İkinci Ordu'nun ser-baytarı, yani baytar miralayıdır. Edirne'de bulunduğu uzun yıllar boyunca şeyhinin dairesine girmiş, sülûkunu tamamlayarak hilâfet almıştır.
Hüseyin Vassâf onunla 1324/1906'da Edirne'ye gittiğinde görüşmüş, o sırada yaşlı bir zât olduğunu yazmıştır. Ârif Bey'in şeyhine bağlılığı, huzurunda ağlayacak kadar derindi; Vassâf'ın Edirne'de bulunduğu günlerde evinde verdiği ziyafete şeyhi de icabet etmişti.
Bir mektup, bir yazma, bir veda
Ârif Bey, Vassâf'ın Edirne'den ayrıldığı gün ona Âşık Paşa Dîvânı gibi kıymetli bir yazma hediye etmiş, gönülden çıkarılmamasını rica etmişti. Aralarındaki muhabbeti “Siz benim âhiret oğlum olunuz, ben de sizin âhiret babanız olayım” sözüyle tarif ederdi.
Vassâf, ondan aldığı bir mektubu da eserine almıştır. Ağır inşâ diliyle yazılan bu mektupta Ârif Bey, gurbette ünsiyetin rûhânî yakınlığa muhtaç olduğunu söyler ve kısa zamanda doğan muhabbeti, ruhların toplanmış ordulara benzetildiği hadisle açıklar.
Şeyhi Şerefeddin Efendi'nin vefatından sonra ayrılığa dayanamamış, kısa süre içinde onun ardından göçmüştür. Cenazesindeki kalabalık için “Edirne hayatı az görmüştür” denildiği nakledilir.