HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve Karamânî nisbesi
Habîb-i Karamânî, XV. yüzyılda Anadolu’da Halvetiyye’yi yayan ilk büyük şeyhlerdendir. Niğde yakınındaki Ortaköy’de doğdu. Doğduğu bölge o sırada Karaman vilâyetine bağlı olduğu için Karamânî nisbesiyle tanındı. Anne tarafından Hz. Ebû Bekir’e, baba tarafından Hz. Ömer’e ulaşan soy rivayetleri menâkıb geleneğine aittir; çağdaş nesep belgesi gibi sunulmamıştır.
İlk tahsili
Ailesi ve çocukluğu hakkında ayrıntı bilinmez. Lâmiî’nin, Şirvan’a vardığında akaid şerhi okumakta olduğunu bildirmesi, memleketinde medrese öğrenimi gördüğünü ve zâhirî ilimlerde belirli bir seviyeye ulaştığını gösterir.
Yahyâ-yı Şirvânî’ye intisabı
Halvetiyye’nin pîr-i sânîsi Yahyâ-yı Şirvânî’ye bağlanmak için Şirvan’a gitti. İlk karşılaşmasına dair tokat ve pencere önündeki rüya anlatıları Lâmiî’nin aktardığı irşad menkıbeleridir. Tarihî çekirdek, Yahyâ’nın yanında on iki yıl hizmet edip hilâfet almasıdır.
Anadolu’ya dönüş ve Akşemseddin
Akşemseddin’le görüşüp sohbet ettiğine göre 1450-1455 dolaylarında Anadolu’ya dönmüş olmalıdır. Bu temas çağdaş iki irşad çevresinin buluşmasıdır; Habîb’i Akşemseddin’in halifesi yapmaz. Ankara’da Hacı Bayrâm-ı Velî’nin kabrini sık sık ziyaret etti.
Seyahatlerle kurulan irşad ağı
Tek bir merkeze hemen yerleşmeyerek Aydın, Kayseri, Konya ve Karaman bölgelerinde dolaştı. Lâmiî onunla Konya’da görüştüğünü bildirir. Kayseri’de İbrâhim Tennûrî ve Nakşibendî Emîr Efendi ile görüştü. Bu temaslar, Halvetî irşadının Anadolu’daki farklı zühd ve ilim çevreleriyle alışverişini gösterir.
Hac yolculukları
Üç defa hacca gitti. Mekke’de Zeyniyye şeyhlerinden Abdülmutî Efendi ile sohbet etti. Hac kayıtları onun Anadolu içi dolaşımını Hicaz’a bağlar; ancak güzergâhın ara durakları bilinmediği için haritaya tahminî yol çizilmemiştir.
İskilip yılları ve ailesi
İskilip’te Şeyh Yavsî’nin kızı, Ebüssuûd Efendi’nin kız kardeşi Rukiye Hatun’la evlendi. Kayınpederiyle çıkan anlaşmazlığın sebebi kesin değildir. Vakfın aile evlâdına mı yoksa liyakatli şeyhlere mi bırakılacağı konusundaki ihtilaf, sonraki kaynakların açıklamasıdır.
İskilip vakıfları
İskilip Tabakhâne mahallesinde 881/1476’da Şeyh Habib Camii’ni yaptırıp vakfetti; cami çevresinde medrese, zâviye ve kütüphane kurdu. Vakfiye VGMA Mücedded Anadolu Defteri’nde korunur. Medrese yapıları 1925’ten sonra yıkılmış, fakat kurumun 1900’de altmış yedi talebesi bulunduğu kaydedilmiştir.
Amasya’ya yerleşmesi
Şeyh Yavsî ile anlaşmazlığından sonra İskilip’ten ayrılarak Amasya’ya yerleşti. Burada zâviye kurup ilim, ibadet ve irşadla meşgul oldu. Mehmed Paşa tarafından 890/1485’te cami, medrese, imaret, tekke ve türbeden oluşan külliye çevresi onun faaliyetine tahsis edildi.
Halifeleri ve devamı
Yahyâ-yı Şirvânî’nin beş meşhur halifesinden biri olarak Anadolu Halvetîliğinin yayılmasında etkili oldu. Halifeleri arasında Seyyidüddin Ali Halvetî ve Cemâleddin İshak Karamânî öne çıkar. Amasya’daki postuna Seyyidüddin Ali geçti; oğlu Hasan Efendi ve sonraki şeyhler tekke-vakıf devamını sürdürdü.
Halvetiyye içindeki konumu
Pîrdaşları Şükrullah, Alâeddin Rûmî, Dede Ömer Rûşenî ve Muhammed Bahâeddin Erzincânî ile birlikte tarikatın Anadolu’ya taşınmasında rol oynadı. “Karamânî kolu” ifadesi tarihsel etki alanını anlatır; sonraki büyük Halvetî şubeleri gibi müstakil ve kesintisiz bir kurumsal kol varsayılmamıştır.
Eserleri
Kaynaklar Kitâbü’n-Nesâyih adlı bir eserinden söz eder, fakat nüshası bulunamamıştır. Risâle-i Makāmât-ı Sülûk adıyla da tanınan Etvâr-ı Seb‘a ve Vuslatnâme nispetleri modern araştırmalarda tartışılmıştır. Özellikle Vuslatnâme’nin Akşemseddin’e yanlış nispet edilmiş olabileceği gösterildiğinden eserler kesinlik dereceleriyle ayrılmıştır.
Vefatı ve doğru türbe
902/1496’da Amasya’da vefat etti ve Mehmed Paşa İmareti içindeki türbeye defnedildi. Evliya Çelebi’nin mezarı Çankırı Kurşunlu’nun Karacalar köyünde göstermesi yanlıştır. Haritada Amasya’daki belgeli mezar esas alınmış, Karacalar’a makam noktası eklenmemiştir.
Tarihî önemi
Habîb-i Karamânî’nin hayatı Ortaköy’den Şirvan’a, oradan Ankara, Batı ve Orta Anadolu, Mekke, İskilip ve Amasya’ya uzanan hareketli bir irşad çizgisidir. On iki yıllık Şirvan terbiyesini Anadolu’ya taşıması, kurduğu vakıflar ve yetiştirdiği halifeler onu erken Osmanlı Halvetîliğinin kurucu aktörlerinden biri yapar.