HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Denizli’den Kula’ya
Nüzûlî Mustafa Efendi, Denizli çevresindendir. Kaynakta “Lazkiyeli” nisbesi geçer; Bursalı Mehmed Tâhir bunun Suriye’deki Lazkiye değil, Denizli’nin eski adı Laodikeia ile ilgili olduğunu belirtir. Kula’da dergâhı bulunmuş, kabri şehrin girişinde ziyaretgâh olarak tanınmıştır.
Uşşâkî silsilesi
İrşad hattı Abdullah-ı Kulavî, Seyyid Hacı Mûsâ, Arslan Efendi, Muhyiddin-i Siyâhî, Muhammed Zuhûrî, Ömer Mazharî ve Abdülvehhâb-ı Ümmî üzerinden Uşşâkî geleneğine bağlanır. Bu zincir kişi dosyasındaki ana aidiyetin Halvetiyye’nin Uşşâkiyye kolu olduğunu gösterir.
Divanı
İki divanı bulunduğu kaydedilir. Mürettep divanı, sonraki Uşşâkî şeyhlerinden Muhammed Emin Tevfîkī’nin gayretiyle basılmıştır. Şiirlerinde aşk, irfan, teslimiyet ve mürşid terbiyesi öne çıkar; Niyâzî-i Mısrî’nin gazellerine tahmisler yazmıştır.
Es-salâ her kim gelir meydân-ı aşka es-salâ,
Es-salâ her kim yanar nîrân-ı aşka es-salâ.
Dil mülküne hükm eyleyen uçtan uca,
Can içinde cân olan cânân-ı aşka es-salâ.
Ailesi ve vefatı
Babası Seyyid Mustafa Çelebi, dedesi Şeyh Hacı Mûsâ Efendi’dir; ailenin Denizlili olduğu belirtilir. 1157/1744’te vefat etti. Eski dosyada şiirlerinden sonra başlayan Sinâniyye bölümü ve diğer şeyh biyografileri Nüzûlî Mustafa’ya ait değildir ve ayrılmıştır.
Lazkiyeli mi, Denizlili mi?
Nüzûlî Mustafa Efendi'nin basılmış Divanında adının yanına “Lazkiyeli” kaydı düşülmüştür. Sefîne, bu kaydın karşısına Bursalı Tâhir Bey'in tetkikini koyar: nisbe Suriye'deki Lazkiye ile ilgili değildir; Denizli kasabasının nâm-ı kadîmi olan Laodikiya'dan kinâyedir.
Böylece matbû bir eserdeki tek kelimelik bir kayıt, şairi Anadolu'dan Suriye sahiline taşıyacakken yerine iade edilmiş olur. Vassâf bu tashihi benimseyerek nakleder ve kendi metnine yerleştirir.
Divanı ve basımı
Sefîne'ye göre Nüzûlî'nin Divanını tab' ve neşretme himmetini gösteren, sonraki devir Uşşâkī meşâyihinden Muhammed Emîn-i Tevfîkī Efendi'dir. Vassâf eser hakkında kendi hükmünü de verir: Divan mürettebdir ve “hakikaten ârifâne ve sâfiyâne”dir.
Aynı maddede sekiz isimlik bir şeyhler dizisi de sıralanır — Mustafa Efendi'den başlayıp Şeyh Abdullah-ı Kulavî, Şeyh Seyyid el-Hâc Mûsâ Efendi, Arslan Efendi diye anılan Şeyh Esedullah Velî el-Hamîdî, Muhyiddîn-i Siyâhî diye anılan Şeyh el-Hâc Muhammedî, Zuhûrî diye anılan Şeyh Muhammed ve Mazharî diye anılan Şeyh Ömerü'l-Hamîdî üzerinden Şeyh Abdülvehhâb-ı Ümmî'ye uzanır. Metin halkalar arasındaki bağı ayrıca açıklamaz.