Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
GjU) [Ar.] Arapçada sözlük anlamı, “dua ve namaz” olan, daha çok Hz. Peygamber’e Allah’tan rahmet ve selâm temennî eden, O’nun şefaatini dileyen, ayrıca aile büyüklerine dua ifadeleri içeren besteli veya serbest tarzda cuma günleri öğle ezanı öncesinde okunan veya cenaze olduğunu duyuran salâvat sözü. Bunlar okunduğu zamana veya yere göre değişik adlarla anılmıştır: sabah salâsı, Cuma salâsı, bayram salâsı, cenaze salâsı, salât-ı ümmiyye, salât ü selâm gibi.
Dinî Terimler Sözlüğü
Minârelerde Cumâ ve cenâze namazı için okunan salât u selâm.
Salâ okunması asr-ı seâdette olmayıp, sonradan dîne sokulan bir bid'attır. Okunması mûteber kaynak kitablarda yazılı değildir. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça. Ezandan önce, özellikle Cum’a günleri, Hz. Muhammed (s)’i övmek maksadıyla okunan na’at. Bu bir Mevlevi tâbiridir. Mevleviler davet anlamında kullanırlar. Sebebi çağırana göre değişirdi. Somatçılık (Sofracılık) görevi yapan derviş (can) “sala” diye bağırırsa bu “yemek hazır, buyurun” anlamına gelirdi. Kandilci olan derviş “sala” diye bağırsa, bu, “camiye, namaza buyurun” demekti. Zikir töreninin icra edildiği mukabele günleri, dış meydancı her kapıyı vurur ve “mukabele olacak, tennurenizi giyin, hazır olun” manasında olmak üzere “Destur tennureye, sala yahu” diye bağırırdı. Sala, Mevlevî-hânenin ortasında yüksek bir sesle bağırılırdı.Mestân-ı harâbâbâda saladır ne dururlar, Zühhâda tegallüb idecek dem bu zamandır.Nef’îBu tâbir, meydan okuma manasında da kullanılmıştır. Bu cümleden olmak üzere, meydan okununca “benimle başa çıkacak kişi varsa, sala” denirdi.