ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
29 sonuç · “Bâtın”
01Şâbâniyye
Şâbâniyye, Halvetiyye'nin Cemâliyye kolundan Şeyh Şâbân-ı Velî'ye nispet edilen; halvet, zikr-i dâimî, aşk, irfan, hizmet ve zâhir-bâtın dengesi etrafında gelişen tasavvuf yoludur.
Ebû Necîb Ziyâüddin Abdülkāhir es-Sühreverdî
Ebû Necîb es-Sühreverdî (490–563/1097–1168), Şâfiî fıkhını ribât terbiyesiyle birleştiren; Âdâbü’l-mürîdîn, Bağdat’taki Dicle ribâtı ve yeğeni Ebû Hafs Ömer üzerinden Sühreverdiyye’nin kurumsal temelini atan âlim–mürşiddir.
Ezelîzâde Abdurrahman b. İbrâhim
Ezelîzâde Abdurrahman b. İbrâhim (ö. 972/1565), Şeyh Cemâl Efendi’den Halvetî terbiyesi alan; Konya Sâhib Ata Zâviyesi’nde zâhirî ve bâtınî ilimleri okutan, Vişne Efendi’nin irşadını tamamlayan ve Bahrü’l-ulûm adlı tefsiri kaleme alan âlim-şeyhtir.
Şeyh Hasan Ünsi Efendi
Şeyh Hasan Ünsi Efendi b. Recep b. Şehid Muhammed, ilm-i zahir ü batında kemal sahibi idi. Zühd ü takva ile daima halayıktan münkat ı' ve münzevi olup, elli seneden mütecav iz dışarı çıkmamışt ır. Ahir ömrüne değin mücahede ve inz iva üzere id i . Kiiimü'l-leyl ve müstecabü'd-da've olup, Alay Köşkü kurbunda Aydınoğlu Tek kesi'nde şeyh id i . "A'rec Hasan…
Tâceddin İbrâhim b. Hamza
Tâceddin İbrâhim b. Hamza (ö. yaklaşık 970/1562-63), zâhirî ve bâtınî ilimleri bir arada tahsil eden; Edirne Noktacı Camii'nde vaaz, hadis ve tefsir dersleri veren müelliftir.
Ahkâm-ı bâtına
İç dünyaya ve kalbe ilişkin hükümler. Niyet, ihlâs, riya, kibir, tevekkül ve benzeri mânevî-ahlâkî konuların hükümlerini ifade eden klasik bir tabirdir. “Bâtınî fıkıh” diye de anılan bu alan, ibadet ve davranışların yalnız dış biçimini değil niyetini ve kalpteki etkisini ele alır; zâhirî hükümleri geçersiz sayma anlamına gelmez.
Bâtın
İç, gizli, derun, iç nihan, gizli âlem. tas. a Allah'ın dort isminden biri: Evvel, Ahir, Zahir, Bâtın (Hadid Suresi, 2). Bunlara ‘ana adlar denir. Bu halde zahir-bâtın, aşikâr-pinhan, açık-gizli, iyannihan O'dur (Git ros, EK 1 305, KTA 87). Ben bilmez idim gizli iyân hep sen imişsin Tenlerde vu canlarda nihân hep sen imişsin 7 CE _ 6
Bâtıniye
Bâtına ve iç yoruma ağırlık veren zümreler için farklı dönemlerde kullanılan genel ad. Kelime tek ve değişmez bir topluluğu göstermediği için bağlamına dikkat edilmelidir. Tasavvuf literatüründeki kullanım Bazı tasavvuf kaynaklarında şeriatın dış hükümlerini önemsiz sayıp yalnız iç mânayı esas aldığını ileri süren çevreler eleştirel biçimde Bâtıniye veya ehl-i bâtın diye adlandırılır. Bu kullanım, tarihî İsmâilî-Bâtınî hareketlerle her zaman aynı anlamı taşımaz. Kalenderî, rind veya Melâmî çevrelerin tamamını bu kategoriye sokmak doğru değildir; kaynaklardaki polemik dili ile tarihî topluluk kimlikleri birbirinden ayrılmalıdır.
Bozdoğan medresesi ve tekkesi
Sefîne'ye göre Bozdoğan'a ilim ve irfan için gelenler zâhirî ilim için medreseye, bâtınî ilim için tekkeye devam ederdi; dervişlerle zikr-i şerîf ve âyin burada icra olunurdu. Metin Bozdoğan'ın hangi vilâyete bağlı olduğunu belirtmediğinden şehir ve koordinat boş bırakılmıştır.
Hacı Bektâş-ı Velî Dergâhı
Nevşehir · Türkiye · Gelenekte uzun müridlik yıllarını geçirdiği ve cihâz-ı fakr ile bâtın kılıcını aldığı dergâh. Kaynak bu bağı kronolojik olarak mümkün bulmaz. İlişkili kişi dosyası Hacım Sultan : Hacım Sultan, XIV. yüzyılda Germiyan sahasında yaşadığı anlaşılan; 1321 tarihli Susuz zâviyesi, konar göçer Türkmen çevresi ve erken Vilâyetnâmesi üzerinden tanınan, daha sonra Bektaşî geleneğin başlıca halife şahsiyetlerinden biri kabul edilen Kalenderî-Haydarî şeyhidir.
Teke-ili (Antalya)
Antalya · Türkiye · Rivayetlerin Aydın üzerinden gelip yerleştiği bölge; kaynak burayı “koyu bir Şiî-Bâtınî merkezi” diye tarif eder ve Tahtacılar zümresinin yoğunluğuna dikkat çeker. İlişkili kişi dosyası Abdal Mûsâ : Abdal Mûsâ, tarihî şahsiyeti menkıbelerle iç içe geçen; Bursa ve Teke çevresindeki hatırası, Kaygusuz Abdal ile irşad bağı ve Elmalı'da büyüyen dergâhı sayesinde Anadolu-Bektaşî hafızasının başlıca düğümlerinden biri olan derviştir.
Emîr Sultan Türbesi, Bursa
Bursa · Türkiye · Bâtınî ilimlerden nasibi olduğu söylenince başvurduğu Emîr Sultan'ın makamı; Emîr Sultan onu ihtiyarlığından söz ederek Hacı Bayrâm-ı Velî'ye yönlendirdi. İlişkili kişi dosyası Eşrefoğlu Rûmî : Eşrefoğlu Rûmî (ö. 874/1469-70), Hacı Bayrâm-ı Velî ve Hüseyin Hamevî’den yetişen, Kādiriyye’nin Anadolu’daki Eşrefiyye kolunu kuran mutasavvıf şairdir.
Şâbân-ı Velî: Hayatı ve Kastamonu'daki İrşadı
İhtilaflı doğum kayıtlarından 1569'daki vefatına uzanan kaynaklı biyografi üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Celvetî Zikrinde Devrân Meselesi
Sükûn, sınırlı hareket ve tarih içinde değişen uygulama. Ecvibe ve karşılaştırmalı makaleden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Desûkıyye'nin Usulü: Yâ Dâim, Helâl Lokma ve Mücahede
Şeriat ve hakikat İbrâhim ed-Desûkî'nin öğretisinde zâhirî hükümlere bağlılıkla bâtınî arınma birbirinin alternatifi değildir. Helâl lokma ve kul hakkı, olağanüstü hallerden önce gelir. Yâ dâim Tilâvet ve cehrî zikir meclislerinde “yâ dâim” ismi tekrar edilir. Bu zikir süreklilik, kullukta sebat ve
Tefsir Literatüründe Tasavvufa Bakış
İşârî tefsirin sınırı İşârî yorum, âyetin zahir anlamını iptal etmeyen ve dinin açık ilkelerine aykırı düşmeyen mânevî çağrışım olarak savunulmuştur. Her bâtınî iddia aynı yöntem içinde değildir. Müfessirlerin farklı tavırları Bazı müfessirler sûfîlerin ahlâk ve zühd yorumlarını benimserken teknik vahdet, velâyet veya keşif iddialarına ihtiyatla yaklaşır. 'T
İstanbul Bayramiyyesi: Şemsiyye, Celvetiyye ve Melâmiyye
Bayramiyye'nin İstanbul'daki kurumsal, ilmî ve siyasî görünümünü üç tarihî gelişme hattı üzerinden okur.
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI
Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims
TASAVVUFUN MÂHİYETİ
Avârifü’l-Maârif · 5. bölüm · Abdullah İbnu Ömer (r.a), Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Her şeyin bir anahtarı vardır; Cennetin anahtarı da miskinleri ve fakirleri sevmektir. Çünkü sa
Sayfalar 4–13
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 10–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · (YÂ RAHMANÜ ism-i celilini, her farz namazdan sonra 100 kerre okuyan kimseler, gaflet ve unutkanlıktan ve gönül darlığından emin olurlar.) Er Rahiymü Celle Celâluhu Pek ziyade merh
Sayfalar 18–25
Muzaffer Ozak Külliyatı · (YA GAFURU ism-i celilini, hummaya ve başağrısına uğrayanlarla, gam ve keder içinde bulunanlar devamlı okurlarsa kurtulurlar.) 3EJE3, Eş Şekûrü Celle Şanühu Kendi rızâsı için yapıl
Sayfalar 18–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,
Sayfalar 26–33
Muzaffer Ozak Külliyatı · SEJ prati El Mukaddimü Celle Sanühu İstediğini ileri geçiren, öne alan. (YÂ MUKADDIMÜ ism-i celilini savaş alanında veya korkulacak bir yerde okuyanlara hiç bir zarar gelmez.) El M
Sayfalar 34–41
Muzaffer Ozak Külliyatı · Birincisi; gökyüzüdür. Güneşi, ayı, yıldızları ve daha güremediğimiz, bilemediğimiz diğer varlıkları ile enginleşen o muhteşem gökyüzünü bir düşününüz. Düşününüz ki, insanoğlu, en