Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

32 sonuç · “ıfz

01
Şahsiyet

Hâfız Kāsım Yağcıoğlu (Kāsım Baba)

Hâfız Kāsım Yağcıoğlu (Mart 1934–9 Mart 2025), Alucra ve Boyluca’dan Samsun, Trakya ve İstanbul’a uzanan hayatında hıfz, imamet, Kur’an tedrisi, talebe hizmeti ve sohbeti birleştiren; Haydar Baba’dan gelen Halvetî-Şâbânî irşad hattının son dönem postnişinlerindendir.

02
Şahsiyet

Muarrifzâde Mehmed Efendi

Muarrifzâde Mehmed Efendi (ö. 1003/1595), Ankaralı müderris; Sahn-ı Semân'a kadar yükseldikten sonra görevden çekilerek Koğacı Dede Mescidi civarına defnedilmiştir.

03
Şahsiyet

Şeyh Ahmed bin Muhammed Ârif Zeynî

Ahmed b. Muhammed Ârif Zeynî (ö. 971/1563-64), İzmit’te irşad eden, Nüzhetü’l-Muvahhidîn adlı manzum eserin müellifi ve Muhammed Ârif Zeynî’nin oğludur.

04
Şahsiyet

Şeyh el-Hâc Hâfız Mustafa Nüri İlhâmi Efendi

Mustafa Nûri İlhâmî Efendi, “Küçük Hâfız” adıyla tanınmış; Kur’an hıfzı, kıraat ve medrese tahsilini tamamlamış İstanbul şeyhlerindendir.

05
Şahsiyet

Şeyh Emîn b. Sırrî Eşrefî

Sırrî Efendi’nin dâmâdıdır. Otuzdokuz sene post-ı pîrâ-yı meşîhat oldular. Mübârek bir zât imiş. Cenâb-ı Hak rahmet eylesin. 1261/(1845)’de rahmet-i Rahmân’a kavuşup, cesed-i lâtîfi civâr-ı Hazret’de hıfz edilmiştir. Emîn Efendi’nin zamân-ı meşîhatinde, 1238/(1823) senesi, Tophâne harîk-ı kebîrinde, hânkâh muhterik oldu. Sultân

06
Şahsiyet

Şeyh Muhammed Ârif Zeynî

Şeyh Muhammed Ârif Efendi, Denizli’den İstanbul’a gelerek Zeyniyye sülûkünü tamamlayan, İzmit’te irşad faaliyeti yürüten ve Ravzâtü’t-Tevhîd adlı eseri bulunan sûfîdir.

07
Şahsiyet

Şeyh Muhammed Nidâi Efendi

Muhammed Nidâî Efendi (d. 1871), babası Atâullah Efendi'nin ardından meşihatı üstlenmiş; dinî ilimler, hıfz ve mûsiki tahsilini tekke hizmetiyle birleştirmiş Şâbânî-Çerkeşî şeyhidir.

08
Şahsiyet

Şeyh Mustafa Hilmî-i Sâfî Efendi

Mustafa Hilmî-i Sâfî Efendi (d. 1858), Burdur doğumlu; ailesinden gizli başladığı hıfzını tamamlayan ve daha sonra İstanbul’daki Halvetî çevresinde tanınan hâfız ve şeyhtir.

09
Sözlük

Hıfz-ı ahd

7, Sözde durma, vaadi yerine getirme. 2. tas. Sâlikin, Allah'ın kulları için belirlediği sınırda durması, hiçbir zaman yasaklanan sahada görülmemesi, daima emredilen hususların yanında olması (kn). Hıfz-ı ahd-i rububiyet ve ubüdiyet r. İlahi ve beşeri ahdi muhafaza etme. 2. tas. Sâlikin daima kemali Rabb'a, kusuru kula nispet etmesi. Mürit Allah ile yapugi sözleşmeye (mudhede) sonuna kadar sadık kalmak zorundadır. Tasavvufta ahdi bozmak ve yapılan muahedeye uymamak (nakz-i ahd) dindeki riddete ve irtidada benzer.. A Hifz-1 enfas (حفظ | نفا س) Nefesleri denetim altında tutmak, alınan ve verilen solukları korumak, her nefeste şuurlu olmak, Süfiler, her nefeste Allah'ın anılmasını ve hatırlanmasını isterler. Bkz. Huş der-dem. Her nefeste Allah adın de müdâm Allah adıyle olur her iş tamam Hifz-1 nispet — Hıfz-ı tarik بق) pb (حفظ نسبة - حفظ Silikin şeyhine ve tarikatine bağlılığını samimiyet ve sadakatla sürdürmesi, mürşidinden aldığı ahde ve misaka, ezkar ve evrada bağlı kalması. Hırka 1 ar. Yamalı elbise, çeşitli kumaş parçaları birbirine dikilerek yapılan elbise, murakkaa; dervişlerin toplu zikir yaptıkları esnada giydikleri yelek. Bir mürit adayı belli bir deneme ve hazırlık döneminden sonra tarikate ehil ve şeyhe layık görülürse ona tekkede yapılan bir törenle hırka giydirilir. Hırka giyen talip artık bundan böyle şeyhin müridi, tarikat mensubu ve diğer müritlerin kardeşidir. tarikatın kural ve ilkelerine uymak, kendisine verilen görevleri seve seve yerine getirmek zorundadır, Hırka giymek, mürit adayını şeyhin kabul ettiğinin, dolayısıyla Hakk'ın da kendisini kabul ettiğinin simgesidir. Hırka giyen talip ar- uk belli bir derneğin üyesidir (-102). Hırka atma Remy-i hırka, semâ esnasında müridin üzerindeki hırkayı atması, tarh-ı hırka. Bazen bir hırka parçalanır ve dervişlere dağıtılır (Nür 296). Hırkanın rengi siyah, mavi veya beyaz olabilir. Tarikate yeni girenler siyah, belli bir dereceye ulaşanlar mavi, sülükunu tamamlayanlar beyaz hırka giyer. Bkz. Murakka. Hırka vu tac ile zâhid kerem et sikleti ko Ademe cübbe vu destâr kerâmet mi verir Ş. Yahya 166 | Hicabu'lizzet Atlas-ı çarha da değişmezdin ey hoca sen Ger bulaydın bulduğum ben hırka-ı peşimenede Nef'i Hırka-i iradet Müritlik hırkası. Bu hırkayı giyen talip mürit olmuş ve sülüka başlamış sayılır. Hırkasi teberrük Fahri hırka, onur hırkası. Belli bir şeyhten hırka giyen ve onun tarikatine giren talip daha sonra diğer bir şeyhten de hırka giyer, ama onun tarikatine girmezse giydiği hırkaya teberrük hırkası denir. Tarikate girmemiş ve şeyhe intisap etmemiş bir kimse dervişlere benzemek ve onlar gibi yaşamak isterse onlara da teberrük hırkası giydirilebilir. Bu şekilde hırka giyen daha sonra irade (müritlik) hırkası da giyebilir. Buna muhip hırkası ve muhip kisvesi de denir. Hırka-i tevbe Günahlarına tevbe eden ve nefslerini ıslaha azmeden taliplere giydirilen hırka. Bunlar henüz tarikate girmiş sayılmazlar. Hırka-i velayet Müritlere giydirilen hırka.

10
Sözlük

ıfz

Tasavvuf ehlinin inancına göre, Allah’ın ermiş veya velî kullarını, günahta ısrar etmekten koruması.

11
Sözlük

Hıfzu’l-Ahd

Arapça, sözleşmeyi korumak anlamında bir isim tamlaması. Kulun, Allah’ın kendisine çizdiği emir ve yasaklara riayet etmesi.

12
Mekân

Alucra

Giresun · Türkiye · Giresun'un Alucra ilçesinde, yedi çocuklu bir ailenin altıncı evlâdı olarak dünyaya gelmiştir. İlişkili kişi dosyası Hâfız Kāsım Yağcıoğlu (Kāsım Baba) : Hâfız Kāsım Yağcıoğlu (Mart 1934–9 Mart 2025), Alucra ve Boyluca’dan Samsun, Trakya ve İstanbul’a uzanan hayatında hıfz, imamet, Kur’an tedrisi, talebe hizmeti ve sohbeti birleştiren; Haydar Baba’dan gelen Halvetî-Şâbânî irşad hattının son dönem postnişinlerindendir.

13
Mekân

Cedîd Ali Paşa Mahallesi

Eyüp, İstanbul · Türkiye · Zekâi Dede 1240'ta (1824-25) İstanbul Eyüp'te Cedîd Ali Paşa mahallesinde doğdu. Babası mahalle camiinin imamı hâfız Süleyman Hikmetî Efendi, annesi Zînetî Hanım'dır. İlk eğitimini Lâlîzâde Seyyid Abdülbâki Efendi İbtidâî Mektebi'nde aldı, hıfzını amcası hâfız İbrahim Zühdî Efendi'nin yanında tamamladı ve hat icâzetini babasından aldı. Koordinat semt düzeyindedir; mahallenin sınırları kaynakta tarif edilmemiştir.

14
Mekân

Kızıltaş Camii

İstanbul · Türkiye · Sefîne'nin kaydına göre Lâleli civarında bulunan ve Mustafa Nûri İlhâmî Efendi'nin müezzinlik yaptığı cami. İlişkili kişi dosyası Şeyh el-Hâc Hâfız Mustafa Nüri İlhâmi Efendi : Mustafa Nûri İlhâmî Efendi, “Küçük Hâfız” adıyla tanınmış; Kur’an hıfzı, kıraat ve medrese tahsilini tamamlamış İstanbul şeyhlerindendir.

15
Mekân

Bergama

Bergama · Türkiye · Tercüme-i hâl doğum yerini Aydın vilâyetinin Bergama kazası olarak verir; hıfzını da burada tamamlamıştır. Nisbesi buradan gelir. İlişkili kişi dosyası Abalı Hâfız Muhammed Haydar Bergamavî : Muhammed Haydar Efendi; Bergama veya Kırkağaç nispetiyle anılan, Mehmed Emin Kırkağacî’den hilâfet alan, Aksaray Şekerci Sokağı’ndaki dergâhta irşad eden ve Yahyâ Âgâh İstanbulî’ye Zenbûrî mirası aktaran şeyhtir.

16
Mekân

Seyyid Mahmud Çağırgân-ı Velî Türbesi

Giresun · Türkiye · Alucra'nın eski adı Zun olan Boyluca köyündedir. Kāsım Baba kabrin yerini tespit ettirip türbeyi inşa ettirmiş ve burada türbedarlık yapmıştır; kendi ifadesiyle bu yıllar onun “irfan okulu”dur. İlişkili kişi dosyası Hâfız Kāsım Yağcıoğlu (Kāsım Baba) : Hâfız Kāsım Yağcıoğlu (Mart 1934–9 Mart 2025), Alucra ve Boyluca’dan Samsun, Trakya ve İstanbul’a uzanan hayatında hıfz, imamet, Kur’an tedrisi, talebe hizmeti ve sohbeti birleştiren; Haydar Baba’dan gelen Halvetî-Şâbânî irşad hattının son dönem postnişinlerindendir.

17
Mekân

Üsküp

Üsküp · Kuzey Makedonya · 1839'da Koçana'dan ayrılıp yerleştiği ve 1874'e kadar irşad faaliyetini sürdürdüğü şehir. Buraya, Koçana'daki müderrisliği sırasında ilk müntesiplerinden olan Üsküp Valisi Hıfzı Paşa'nın daveti üzerine gelmiş ve şehrin ulemâsıyla tanışmıştır. Nakşibendî-Müceddidî şeyhi Kazanlı Abdülhâlik Efendi'ye burada intisap etti; 1843'te hacca kalabalık bir kafileyle Üsküp'ten çıktı. Vahdet-i vücûd esasına dayanan irşadı sebebiyle 1868'de buradan İstanbul'a şikâyet edildi. Fâtih türbedarı Ahmed Amiş Efendi de kendisini Üsküp'te ziyaret ederek icâzetnâme almıştır.

18
Mekân

Karaköy Arap Camii Kur'an Kursu

İstanbul · Türkiye · Köye gelen bir Diyanet müfettişinin, maaşsız bir köy imamının köyü imar edişine duyduğu hayranlık üzerine buraya tayini yapılmış; uzun yıllar bu kursta hizmet ederek pek çok hâfız yetiştirmiştir. İlişkili kişi dosyası Hâfız Kāsım Yağcıoğlu (Kāsım Baba) : Hâfız Kāsım Yağcıoğlu (Mart 1934–9 Mart 2025), Alucra ve Boyluca’dan Samsun, Trakya ve İstanbul’a uzanan hayatında hıfz, imamet, Kur’an tedrisi, talebe hizmeti ve sohbeti birleştiren; Haydar Baba’dan gelen Halvetî-Şâbânî irşad hattının son dönem postnişinlerindendir.

19
Mekân

Koçana

Kočani · Kuzey Makedonya · Üsküp Valisi Hıfzı Paşa'nın yaptırdığı medresede müderrislik yaptığı, “Emâlî” kasidesini Türkçe şerhederek dikkat çektiği ve fenâ makamlarının kendisine rüyada öğretildiğini söylediği kasaba. İlişkili kişi dosyası Seyyid Muhammed Nûru'l-Arabî : Mısır'da doğan, Ezher'de eğitim gören ve irşad faaliyetlerini ağırlıkla Rumeli'de sürdüren Muhammed Nûru'l-Arabî; Nakşibendî, Halvetî-Şâbânî ve Ekberî birikimi tevhid merkezli bir eğitim dili içinde birleştirdi.

20
Mekân

Mekke

Mekke · Suudi Arabistan · 1249 Ramazanında (Ocak 1834) ortanca oğlu Şah Abdülganî ile hacca çıktı, aynı yılın zilhicce başlarında Hicaz'a ulaştı. Hacdan sonra Mekke'de humma hastalığına yakalandı; eserinin Mehmed Hıfzı Efendi tarafından yapılan Arapça tercümesini de burada gördü.

21
Eser

SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI

Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş

22
Eser

Sayfalar 21–28

Muzaffer Ozak Külliyatı · Evet, Hz. Musa aleyhisselâm sadrının şerholunmasını, işlerinin kolaylaştırılmasını, lisanındaki tutukluğun giderilmesini, sözünün daha iyi anlaşılmasını, ehlinden ve akrabasından b

23
Eser

Sayfalar 65–72

Muzaffer Ozak Külliyatı · ninle mezarda kalmak istemez. Hattâ, ruhunu teslim eder etmez, seni evinde bile tutmazlar, alelacele yıkatıp bir kefene sarar, tabuta koyar, önce musallâ taşına ve daha sonra da dü

24
Eser

Sayfalar 73–80

Muzaffer Ozak Külliyatı · ENVÂR-ÜL-KULÛB (Kalblerin Nurları) DERS: 21 MUNDERECAT! El-Bakara sûre-i celilesinin 186. âyet-i kerimesinin tefsiri- Kur'an-ı aziyı, Levh-i mahfuzda olduğu gibi tertip ve tanzim e

25
Eser

Sayfalar 62–68

Muzaffer Ozak Külliyatı · -- Yat, öyle ise yat... Senin gerçekten uyumağa hakkın var. Yaptıgın ibadet ne güzel ve Hak katında ne ulvi bir iba- Gettir. Ibn-i Mes'ud radıyallahu anh buyurmuşlardır ki: — Dünya

26
Eser

Sayfalar 93–99

Muzaffer Ozak Külliyatı · öyle ise, ELLi DÖRT' FARZ'1 mutlaka öğrenelim, icabını yerine getirelim, Hakkın rizasına erelim, cennetine girelim ve cemalini görelim. ELLİ DÖRT FARZ şunlardır: bilmek, ria gire o

27
Eser

Sayfalar 96–105

Muzaffer Ozak Külliyatı · ve felâketlere ma'ruz kalır mı idik? Artık, ilelebet burada kalacak, bu korkunç azabı tadarak yanacağız. Bizi sen idlâl ettin, hak yolundan sen alıkoydun, ebedî saadetten mahrum et

28
Eser

Sayfalar 96–102

Muzaffer Ozak Külliyatı · peygamberler o güneşten nur alan ay ve yıldızlar gibidirler. Nebiyyi ins-ü can aleyhi ve âlihi salâvatullah-ir-Rahman, ruh mesâbesinde ve bütün diger peygamberler vücuttaki diger u

29
Eser

Sayfalar 100–105

Muzaffer Ozak Külliyatı · 31) LOKMAN sûresini, yedi kerre okuyan kimsenin, maddî ve manevî hastalığı ve karın ağrısı ve benzeri illetlerine Allah şifa ihsan eder. 32) SECDE sûresini, yazarak bir şişeye koys

30
Eser

Sayfalar 96–103

Muzaffer Ozak Külliyatı · - 96 _ yaklaştığında mübarek bir zatın kendisine havzı nebiyden bir kâse doldurup uzattığında «Kimsiniz?» diye sorar. O zatı muhterem de «Ben ol kişiyim ki, Resûlü-Ekreme büyüklerd

31
Eser

Sayfalar 110–115

Muzaffer Ozak Külliyatı · dir. Dünya zorluğu mukabilinde, dünya ve âhiret kolaylığını ihsan buyurur. Hastalık karşılığı sıhhat ve âfiyyet veya günaha kefaret yahut derecâta nailiyyet kolaylığı verilir. Küfü

32
Eser

Sayfalar 103–108

Muzaffer Ozak Külliyatı · lle çalınan ve gösterilen istidrâclar ise ruhânî ve kameridir. Nasıl ki, ay nurunu güneşten alıyorsa, gayr-i müslimlerden zuhur eyleyen olağanüstü haller de Hak velilerinden aldıkl