Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

60 sonuç · “ölü

01
Kol

Anadolu Abdalları Çevresi

Bektaşiyye'nin teşekkülünden önce ve sırasında Hacı Bektâş hafızasına bağlanan gezgin derviş, zâviye ve ocak çevreleri.

02
Kol

Arvâs Kolu

Fehim Arvâsî'nin Van-Arvâs medrese-tekkesi çevresinde gelişen halka.

03
Kol

Gayda Kolu

Sıbgatullah Arvâsî'nin Hizan-Gayda merkezli halkası.

04
Kol

Küfrevî Kolu

Muhammed Küfrevî'nin Bitlis merkezli irşad halkası.

05
Kol

Nehrî Kolu

Şemdinli'nin Nehrî köyünde Seyyid Tâhâ çevresinde teşekkül eden; Türkiye, İran ve Irak'a yayılan Hâlidî şube.

06
Kol

Norşin Kolu

Abdurrahman Tâğî'nin Norşin'deki medrese-tekke merkezinden yayılan Hâlidî halka.

07
Kol

Sûrsûre Kolu

Tâhâ Harîrî'nin Irak'taki Sûrsûre Dergâhı merkezli halkası.

08
İlişkili kol

Âciziyye

Süleyman Âcizî Baba'nın Prizren merkezli Balkan kolu.

09
İlişkili kol

Âfâkıyye / Akdağlık Hâceleri

Hidâyetullah Âfâk Hoca çevresinde Kaşgar ve Doğu Türkistan'da siyasî-mânevî güç kazanan; Akdağlık Hâceleri diye de bilinen Kâsânî kolu.

10
İlişkili kol

Alâviyye-Derkāviyye

Ahmed el-Alâvî’ye nispet edilen modern Derkāvî-Şâzelî kolu.

11
İlişkili kol

Aleviyye-Derkāviyye

Ahmed el-Alevî'nin XX. yüzyıl başında Müstegānim merkezli olarak teşkilâtlandırdığı Şâzelî-Derkāvî irşad kolu.

12
İlişkili kol

Âşûriyye

Sâlih Âşûr el-Mağribî'ye nispet edilen Desûkî kolu.

13
Şahsiyet

Abdal Mûsâ

Abdal Mûsâ; menkıbeleri Osmanlı Devleti'nin kuruluşuyla ilgili rivayetlere karışan ve Bektaşî an'anesinde önemli bir yeri olan Anadolu abdallarından biri . Kaynak, gerçek şahsiyetinin “çok müphem” olduğunu belirtir.

14
Şahsiyet

Abdullah Salâhî Uşşâkî

Abdullah Salâhî Uşşâkī (1117/1705, Kesriye – 29 Muharrem 1197 / 4 Ocak 1783, İstanbul); Halvetî-Uşşâkī şeyhi, şair ve şârih. Uşşâkıyye'nin Salâhiyye kolunun pîri ; on iki tarikattan nasip aldığı için “câmiu't-turuk” denmiştir. İbnü'l-Arabî'yi metinden değil ruhaniyetinden istimdadla anladığını söyler.

15
Şahsiyet

Abdullah-ı İlâhî

Abdullah-ı İlâhî (Molla İlâhî, Simavî; ö. 896/1491), Ubeydullah Ahrâr'a intisap edip Nakşibendiyye'yi Anadolu ve Rumeli'de yayan mutasavvıf; Şeyh Bedreddin'in Vâridât 'ının ilk şârihidir.

16
Şahsiyet

Abdurrahman en-Niyâzî

Abdurrahman en-Niyâzî (ö. 1311/1894), Kādiriyye'nin Mısır'da teşekkül eden Niyâziyye koluna adını veren pîr ve İskenderiye'deki bir Kādirî tekkenin şeyhidir. Tarihî yeri, Osmanlı derviş dolaşımı ile Mısır'ın resmî tekke idaresinin kesişiminde belirginleşir.

17
Şahsiyet

Abdülahad Nûrî Sivâsî

Abdülahad Nûrî Sivâsî (1594/95-1651), Abdülmecid Sivâsî’nin ilmî ve tasavvufî terbiyesinde yetişen; Midilli’den İstanbul’a uzanan irşadı, Mehmed Ağa Tekkesi, selâtin camilerindeki vaazları, Kadızâdelilere karşı kaleme aldığı risaleleri ve Dîvân-ı İlâhiyyât’ıyla Sivâsiyye’nin Nûriyye koluna adını veren mutasavvıf, vâiz ve şairdir.

18
Şahsiyet

Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi

Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi (ö. 1568), Ebüssuûd ve Kemalpaşazâde çevresinde yetişen; müderrislik, kadılık ve Anadolu kazaskerliği yapan, tefsirden nahve uzanan eserler ve Arapça Kasîde-i Mîmiyye kaleme alan Osmanlı âlimidir.

19
Şahsiyet

Abdürrahîm el-Kınâî

Abdürrahîm el-Kınâî (1127–1196), Mağrib’de yetişip Ebû Medyen çevresinden aldığı irşadı Kınâ’ya taşıyan; Mâlikî ilmi, helâl kazanç, hizmet ve sohbeti birleştirerek Yukarı Mısır’da kalıcı bir tesir oluşturan âlim ve mürşiddir.

20
Şahsiyet

Abdürrezzâk Şâban Efendi

Abdürrezzâk Şâban Efendi (ö. 1098/1686-87), İnebolu çevresinden İstanbul'a gelerek Kasımpaşa Kızanlık Çeşme Mescidi imamlığı yapan; 1668'den vefatına kadar Eyüp Sultan Camii kürsüsünde hadis, tefsir ve vaaz hizmeti yürüten âlimdir.

21
Şahsiyet

Abdüsselâm eş-Şeybânî es-Sa‘dî

Abdüsselâm eş-Şeybânî es-Sa‘dî (ö. 1165/1752), Şam'dan İstanbul'a gelerek Koska'daki Sa‘dî Âsitânesi'nin postnişini olan; Ayasofya'daki Sa‘dî görünürlüğünde rol oynayan ve oğlu Gālib Behcetüddin ile süren Abdüsselâmiyye/Selâmiyye koluna adını veren şeyhtir.

22
Şahsiyet

Ahmed Celâleddîn Dede (Baykara)

Ahmed Celâleddîn Dede (1853–1946), Gelibolu'da doğup Kahire Mevlevîhânesi'nde yetişen; Üsküdar ve Galata postlarında Mesnevî, mûsiki ve şiir geleneğini sürdüren son dönem Mevlevîliğinin başlıca temsilcilerindendir.

23
Şahsiyet

Ahmed el-Alevî el-Müstegānimî

Ahmed el-Alevî (1869–1934), Müstegānim'de Muhammed el-Bûzîdî'nin terbiyesinde yetişen; Şâzeliyye-Derkāviyye içindeki Aleviyye kolunu Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Avrupa'ya taşıyan Cezayirli sûfî müelliftir.

24
Şahsiyet

Ahmed-i Bîcân

Ahmed-i Bîcân (ö. 870/1466’dan sonra), Gelibolu’da Hacı Bayrâm-ı Velî’nin irşad çevresinde yetişen; Envârü’l-âşıkīn başta olmak üzere Türkçe dinî, tasavvufî ve ansiklopedik eserleriyle Anadolu ve Balkan halk kültürünü etkileyen müelliftir.

25
Sözlük

Tevhîd-i zât

tevhîd-i zât a. GJj ^ji) tas. Tasavvuf inancma göre, Allah’ın birliğini ifade eden terim. Bunun karşıhğı “Lâ mevcûde illallah” tır. tevhîdât ç. a. [Ar. tevhîd ç. b. ] Tevhitler, bk. tevhîd tevhîdhâne a. [< Ar. tevh + F. hâne] tas. Bağımsız mes leri olmayan tekkelerde ay yapmak, namaz kılmak ve zi ya da dua etmek için ayrılm bölümlere verilen ad ve bun için kullanılan terim. tevhîd ilmi a. AUah’m zatı ve sıf ları açısmdan birliği başta mak üzere inanç esaslarını neUikle Selef akîdesi çerçe sinde ele alan ve inceleyen bü dalı. te'vîl a. [Ar. ] Naslarda geç bir sözü bir delüe dayanarak lî anlammın dışında taşıd öteki anlamlardan birine yü leme. tevkî (I) a. [Ar. ] İslâm devl lerinde, hükümdarın karan, b nun yazıh belgeleri ve müh anlamında resmî yazışma te mi. tevkî (II) a. (^jA [Ar. ] İslâm h sanatında, “sülüs” (bk. bu ma de) yazı türünden geUştirüm ve geneUikle sultanların res yazışmalarmda kuUanılmış ol yazmın adı ve bu yazı için k lanılan terim. Bu yazı türü, h sanatmm altı yazı çeşidi arasında yer almaktad bk aklâm-ı sitte 659 Tevvâb ’tan tevkîl a. [Ar. ] ftk. Bir kimsey herhangi bir işte veya konuda kendisi adına vekü tayin etme. d’in

26
Sözlük

Terk (tâc)

Tâc kubbesini meydana getiren dilim veya dikiş bölümlerinden her biri. Terk sayıları kaynaklarda farklı dinî ve tasavvufî kavramlarla ilişkilendirilmiştir; yorumlar her çevrede aynı değildir.

27
Sözlük

Lenger

Tâcın başa oturan, çoğu zaman destarın çevresine sarıldığı alt bölümü. Bazı sembolik açıklamalarda şeriat evi, üst kubbe ise tarikat kubbesi olarak yorumlanır.

28
Sözlük

Etvâr-ı Seb‘a

Sözlük anlamı: “Yedi tavır” veya “yedi evre”. Tasavvuf terimi: Nefsin kötü sıfatlardan arındırılması ve mânevî olgunluğa yönelmesi sürecini yedi ana mertebede açıklayan seyrüsülûk tasnifi. Yaygın sıralama nefs-i emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râziyye, marzıyye ve kâmiledir. Halvetî geleneklerin bir bölümünde bu mertebelere Lâ ilâhe illallah, Allah, Hû, Hak, Hay, Kayyûm ve Kahhâr isimleri bağlanır. Renk, nur, makam, seyr ve peygamber kademi eşleştirmeleri müellif ve kola göre değişebilir; bütün tarikatlar için tek ve değişmez şema sayılmaz.

29
Sözlük

Ab-ı hayat

ب > ة) İ) x. Can suyu, içene ebedi hayat veren çeşme. 2. efs. Bir Ab-keş: damlası bile içildiğinde insanı ölümsüzleştiren ve ebedileştiren su. Bu suyun doğuda karanlık bir yerde bulunduğuna, Hızır ve İlyas'ın bu çeşmeden içip ölümsüzlüğün sırrına erdiğine inanılır. İskender-i Zülkameyn bu suyu bulmak için Hızır'ı kılavuz yaparak günlerce karanlıklar içinde yürümüş, ancak onu gözden kaybedince yolunu şaşırmış ve perişan bir halde geri dönmüş. 3. mec. İçimi hoş, soğuk ve berrak su, 4. Maşukun ağzı, dudağındaki ıslaklık. 5. Sevgilinin sözü ve sohbeti. 6. tas. a Evliyanın sözü, öğüdü ve nefesi. b Aşk ve muhabbet çeşmesi ki, ondan içen asla yok (madum ve fani) olmaz. Ab-ı hayata başka isimler de verilir: ab-ı cavid, ab-ı cavidan, ab-ı beka, mau'l-beka, mau'l-hayat, aynu'l-hayat, ab-ı hayvan, ab-ı zindegi, ab-ı zindegani, ab-ı Hızır, ab-ı Iskender. Sûfî şairler ve yazarlar ab-ı hayattan söz ederken ebediyet, zulmet, güneş, Hızır, Iskender, meşakkat ve hüsran gibi hususlara doğrudan ya da dolaylı olarak işaret ederler. Gün yüzünden utanıp âb-ı hayat Mesken itti verây-ı zulmat Hâkani

30
Sözlük

Âb-ı hayvân

Hayat suyu, ölümsüzlük suyu. Tasavvuf şiirinde mârifet, ilâhî aşk ve hakikat bilgisi için kullanılan bir mecazdır. Hızır ile İlyas’ın karanlıklar ülkesinde bu suyu bulduğu anlatısı çevresinde, gönlü dirilten irfanı ve mânevî hayatı temsil eder.

31
Sözlük

Akabe

Yokuş, engel, sarp yerlerden geçen daracık ve tehlikeli yol, barikat. tas, Hakk’a giden yolda karşılaşılan zorluklar ve aşılması gereken engeller. İbrahim Ethem, salihlerin derecesine ulaşmak için şu altı engeli aşmanın şart olduğunu belirtmiştir: refah kapısını kapat, sıkıntı kapısını aç; izzet kapısını kapat, zillet kapısını aç; gevşeklik kapısını kapat, gayret kapısını aç; uyku kapısını kapat, uykusuz kalma kapısını aç; zenginlik kapısını kapat, fakirlik kapısını aç; uzun ömür sürme emeli kapısını kapat, derhal ölüme hazırlanma kapısını aç. Diğer süfilerin de kendilerine göre söz konusu ettikleri akabeler vardır.

32
Sözlük

Âlem

Kâinat; Allah dışında yaratılmış bütün varlıklar. Kelime ayrıca ortak bir niteliğe sahip varlıkların meydana getirdiği topluluk için kullanılır: insanlar âlemi, ruhlar âlemi ve hayvanlar âlemi gibi. Âlem, yaratıcısına işaret eden bir eser ve alâmet olarak açıklanır. Sanatın sanatkâra delâlet etmesi gibi, yaratılmışlar da onları var eden Hakk’ın kudretine delil sayılır. Tasavvufî çerçeve Tasavvuf metinlerinde âlem tek bir sınıflandırmayla ele alınmaz. Dünya ve âhiret; mülk ve melekût; şehâdet ve gayb; cismânî ve rûhânî; ulvî ve süflî gibi karşılıklı kavram çiftleri, varlığın farklı mertebelerini anlatır. Başlıca âlem tasnifleri Âlem-i ceberût İlâhî isim ve sıfatların, kudret ve mâna mertebesinin anlatıldığı âlem. Âlem-i melekût Şehâdet âlemi ile ceberût arasında düşünülen; ruhlar ve gayb ile ilişkilendirilen mertebe. Âlem-i mülk veya şehâdet Madde, zaman ve duyularla kavranan cisimler âlemi. Âlem-i hayal veya misal Maddî sûretlerle sırf mânevî hakikatler arasında bağ kuran ara mertebe. Âlem-i kebîr ve âlem-i sağîr Kâinat büyük âlem, insan küçük âlem kabul edilir. İnsan, maddî bedeni ve mânevî ruhuyla farklı varlık mertebelerini kendinde topladığı için iki âlem arasında bir berzah olarak görülür. Okuma notu Basılı kaynaklarda geçen âlem tasnifleri, bütün sûfîlerde değişmeyen tek bir kozmoloji değildir. Terimlerin kapsamı müellife ve tasavvuf ekolüne göre farklılaşabilir.

33
Sözlük

Aynu’l-cem

عين | لجبع) Tam cem hali. Bu halde bulunan sûfî her şeyi fani, yalnızca Allah'ı baki olarak görür. Bütün varlıkları ya Allah veya Allah'tan gören sûfî, bu hal için de tam olarak fani (aynu'l-fena) olduğundan her işi Allah’a nispet eder ve “Allah'tan başka fail yoktur,” der. Bâyezid Bistâmi bu haldeyken, “Kendimi tenzih ederim, şanım ne yüce!”; Hallâc ise, “Ene’l-Hak” demiştir. Hak'ta fani olduklarından bu sözleri onların diliyle söyleyen Allah'tır ( 549; SA 525; وه 628). Aynu'l-cem, tevhide verilen çeşitli isimlerden biridir. Aynu'l-cem halinde sûfî her şeyi Hak olarak görür. Ben bu suretten ileri adım Yünus değil iken Ben ol idim ol ben idi bu aşkı sunandaydım Yünus Emre gözün aç bak iki cihan dopdoludur Hak Gümanı sıdk oduna yak şöyle âşikâre nihandadır Yünus Yine bu hal içinde sûfî her şeyi kendi olarak görür, ama o Hak'ta fani olduğundan Hak'la aralarında ayrılık gayrılık değil, vahdet vardır. Bu fani, o bakidir. Benem ol ışk bahrisi denizler hayran bana Derya benim katremdir, zerreler umman bana Yünus Aynu’1-fena )' (عين | لفنا Tam fena hali. Fena içinde fena (fena ender fena); fenadan

34
Sözlük

Baba

Peder, ata. tas. a Şeyh, mürşit. Baba Arslan, Baba Maçin, Baba Simmâsi, Baba Tahir Uryani ve benzeri birçok şeyh Baba unvanıyla tanınmıştır. Iki tür babalık söz konusudur; cismani babalık, yani soy ve nesep babalığı ve ruhani/manevi babalık. Tasavvufta şeyh müridin hakiki babası sayılır. b Bektaşilerde Hacı Bektaş Veli'nin soyundan geldiklerini iddia edenlere, Alevi dedelere bel evladı veya çelebi, Bektaşiliğin gerçek temsilcileri olduklarını iddia eden bu tarikatın şeyhlerine de yol evladı veya baba denir. c Telli Baba, Gani Baba gibi yaur, ziyaretgâh veya evliya türbeleri. Sağlığında Baba olarak tanınan şeyh ve mürsitlerin kabirleri ölümlerinden sonra bu unvanla anılmıştır. d Gazi, örn. Okçu Baba ve Ata ismin başına ya da sonuna gelebilir; Baba Hasan denildiği gibi Hasan Baba da denilebilir. Bkz. Veladet, Nesep, Dedebaba, Ata.

35
Sözlük

Beççe-i Türkân

Türklerin çocukları veya gençleri. Tasavvuf şiirinde güzelliğiyle can alan ve gönül yakan ay yüzlü sevgililer için kullanılan Farsça bir terkiptir.

36
Sözlük

Bed-nami- Bed-nam

eb) Bir kimsenin adinin kötüye çıkması; adı kötüyü çıkan, kınanan, yerilen, karalanan. tas, Melamet mertebesi ye hali. “Al lah yolunda mücâhede ederler ve kınayanların kanımasından korkmazlar.” Bilmeyesin bed-nâm u nam bir ola sana hâsu âmm Bildinse ilmi temam gel imdi oku bir varak Yünus _

37
Mekân

Ferruh Kethüdâ Tekkesi

İstanbul · Türkiye · Babasının ölümü üzerine Muharrem 1100'de (Kasım 1688) şeyhliğine getirildiği Balat'taki Sünbülî tekkesi. Vefatından sonra postu oğlu Feyzullah Efendi'ye geçmiştir. İlişkili kişi dosyası Vahyî Seyyid Mehmed Efendi : Vahyî Seyyid Mehmed Efendi (ö. 1130/1718), babası Balat Şeyhi Seyyid Hasan'dan terbiye almış; Ferruh Kethüda Zâviyesi postnişini, vâiz, muhaddis, müfessir ve şairdir.

38
Mekân

Ümmüabîde (türbesi ve tekkesi)

Vâsıt çevresi · Irak · Batâih bölgesindeki doğum yeri; dayısının işaretiyle yerleşip ölünceye kadar irşad ettiği tekke buradaydı. Türbesi Bağdat'ın güneyinde Vâsıt yakınlarındadır. İlişkili kişi dosyası Ahmed er-Rifâî : 512/1118’de Batâih bölgesindeki Ümmüabîde’de doğan Ahmed er-Rifâî, Şâfiî fıkhı, hadis, hizmet, fakr ve irşadı aynı rivâk çevresinde birleştirdi. XII. yüzyılda teşkilâtlanan Rifâiyye onun ilmî ve ahlâkî mirası etrafında Irak’tan geniş bir coğrafyaya yayıldı.

39
Mekân

Galata Mevlevîhânesi

İstanbul · Türkiye · Hüseyin Dede'nin 1192/1778 ile 1196/1782 arasında postnişinlik yaptığı mevlevîhâne; Sefîne kendisinin türbede medfun olduğunu kaydeder. Metnin bu bölümü mevlevîhânenin şeyhler silsilesi içinde yer alır.

40
Mekân

Ömer Dede Sikkînî Mezarı

Bolu · Türkiye · Hacı Bayrâm-ı Velî'nin ölümünün ardından Göynük'e yerleşmiş, hayatının bundan sonraki kısmı hakkında kaynaklarda bilgi bulunmamakla birlikte mezarının Göynük'te olduğu kaydedilmiştir. İlişkili kişi dosyası Ömer Dede Sikkînî (Bıçakçı Emîr Dede) : Ömer Dede Sikkînî (Emîr/Bıçakçı Dede, ö. 1475), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin doğrudan halifesi, Göynük merkezli Bayramî-Melâmî irşad çizgisinin ilk kutbu ve taç-hırka yerine sohbet ile melâmeti öne çıkaran kurucu sûfîdir.

41
Mekân

Sünbül Efendi Âsitânesi (Kocamustafapaşa Sünbülî Dergâhı)

İstanbul · Türkiye · Sünbüliyye'nin merkez tekkesidir; kaynaklarda Sünbül Efendi Tekkesi ve Kocamustafapaşa hankâhı adlarıyla da anılır. Nûreddin Efendi burada âsitânenin on birinci postnişini olarak altmış dokuz yıl yedi ay görev yapmış, bu süre ile âsitânede en uzun süre şeyhlik eden kişi olmuştur. Buhûrîzâde-i Sânî Abdülkerîm Efendi bu tekkede yetişip zâkirbaşı olmuş, halifesi Mehmed Nebî Efendi'nin nesli ise İstanbul'un en büyük Sünbülî ailesini meydana getirmiştir. Vefatının ardından cenaze namazı Fâtih Camii'nde kılınmış, bir müddet sonra mezarının üzerine türbe yaptırılmıştır.

42
Mekân

Muîd Ahmed Efendi Medresesi ve Türbesi

İstanbul · Türkiye · Fâtih Camii'nin Haliç tarafında Kadı Çeşmesi sokağı başında, sağlığında inşasına başlanıp vasiyeti üzerine ölümünden sonra tamamlanan medrese; yanındaki türbeye defnedilmiştir. Bugün odalarından sadece biri ayaktadır. Konum yaklaşıktır.

43
Mekân

Musul

Musul · Irak · Kaynaklarda “Musullu Şeyh Seyyid Yûnus”un tekke açtığı belirtilen şehir; kurucusunun ölümünden sonra tekke başka bir tarikata geçmiştir. Bu kişiyle özdeşlik doğrulanmamıştır. İlişkili kişi dosyası Şeyh Yûnus-ı Bahrî Efendi : Yûnus-ı Bahrî Efendi (d. 1260/1844), Köstendil’de Şeyh Ali Efendi’nin yanında otuz yıl yetişen; İştip ve Selânik’ten İstanbul’a göç ederek türbedarlık yapan Ramazânî-Halvetî şeyhidir.

44
Mekân

Sûlikān köyü

Rey / Tahran · İran · Şâhruh'un ölümünden (850/1447) sonra serbest kalıp yerleştiği ve 14 Rebîülevvel 869'da (14 Kasım 1464) vefat ettiği köy; hayatının son dönemini burada geçirmiştir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Muhammed Nûrbahş : Muhammed Nûrbahş, İshak Huttalânî çevresindeki Kübrevî terbiyesi, mehdîlik iddiası etrafındaki siyasî gerilimler ve sonraki Nurbahşiyye kollarıyla XV. yüzyıl İran tasavvuf tarihinin tartışmalı ismidir.

45
Mekân

Vardar Yenicesi (Giannitsa)

Giannitsa · Yunanistan · Evrenoszâde Ahmed Bey'in yaptırdığı hankaha yerleşip ölümüne kadar ayrılmadığı, Selânik'e yaklaşık 40 km. uzaklıktaki kasaba. Evliya Çelebi buradaki türbesinden uzun uzun bahseder; ancak Semavi Eyice ve Ekrem Hakkı Ayverdi türbeye dair herhangi bir ize rastlayamamışlardır — bu yüzden verilen konum kasaba ölçeğinde ve yaklaşıktır.

46
Mekân

Hâce Yûsuf Ziyaretgâhı

Merv · Türkmenistan · Bâmeîn'de defnedildikten sonra İbnü'n-Neccâr adlı bir müridi tarafından Merv'e nakledilen kabrinin bulunduğu yer. Bugün Türkmenistan sınırları içinde, Merv yakınlarındaki Bayramali denilen mevkide Hâce Yûsuf adıyla bir ziyaretgâhtır.

47
Mekân

Hasîrîzâde Dergâhı

İstanbul · Türkiye · İstanbul’daki en meşhur Sa‘dî dergâhlarından biri olan bu tekkenin son şeyhidir. 1880’den 1925’e kadar burada şeyhlik yapmış, Mesnevî, şemail, hadis ve dinî ilimleri okutmuş; II. Abdülhamid’in iradesiyle 1887’de yeniden inşa edilen binaların mimarlığını da kendisi üstlenmiştir.

48
Mekân

İznik Medresesi (Orhan Gazi Medresesi)

İznik, Bursa · Türkiye · 1336'da inşaatı biten ilk Osmanlı medresesi; Orhan Gazi onu 30 akçe maaşla ilk müderris tayin etti ve ölümüne kadar on beş yıla yakın burada ders verdi. İlişkili kişi dosyası Dâvûd-i Kayserî : Dâvûd-i Kayserî (yaklaşık 1260-751/1350), Abdürrezzâk el-Kâşânî'nin öğrencisi, İbnü'l-Arabî ve Sadreddin Konevî çizgisinin güçlü şârihi ve İznik'teki ilk Osmanlı medresesinin yaklaşık on beş yıl müderrisliğini yapan âlim-mutassavvıftır.

49
Makale

Bahâeddin Nakşibend: Hayatı, Yolu ve Kaynakları

Bahâeddin Nakşibend'in hayatını, Hâcegân geleneği içindeki yerini ve öğretisinin ana kavramlarını üç farklı nitelikteki kaynağı birbirine karıştırmadan ele alan kaynaklı giriş.

50
Makale

Vâhib Ümmî Dîvânı ve Elmalı İrfan Çevresi

Vâhib Ümmî'nin dîvânını, silsilesini ve Elmalı'da oluşan şiir-irfan halkasını birlikte okumak için giriş.

51
Makale

Şâbân-ı Velî: Hayatı ve Kastamonu'daki İrşadı

İhtilaflı doğum kayıtlarından 1569'daki vefatına uzanan kaynaklı biyografi üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

52
Makale

Halvetiyye'den Şâbâniyye'ye Silsile

Şirvan, Erzincan, İstanbul, Bolu ve Kastamonu arasında ilerleyen eğitim zinciri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

53
Makale

Kastamonu'dan Üç Kıtaya Şâbâniyye

Anadolu, Balkanlar, Hicaz ve Afrika'ya uzanan halife ağları üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

54
Makale

Şâbâniyye'nin Kolları ve Yenilenme Hatları

Karabaşiyye, Nasûhiyye, Bekriyye, Çerkeşiyye, Kuşadaviyye ve Halîliyye üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

55
Makale

Şâbâniyye Adabı ve Miyâr Geleneği

Değişebilen şekiller ile kalıcı ahlâk amacını ayıran tarikatnâmeler üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

56
Makale

Şâbânî Seyr ü Sülûk Haritası

Tevbe ve kelime-i tevhid telkininden İslâm-iman-ihsan mertebelerine üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

57
Makale

Halvet, Erbaîn, Zikir ve Devrân

Şâbânî uygulamalarının anlamı, düzeni ve değişen biçimleri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

58
Makale

Şâbânî Kıyafet ve Sembol Dünyası

Hırka, renk, sarık, tâc, risâle, asâ, post ve seccadenin tarihî dili üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

59
Makale

Şâbâniyye'nin Edebiyat ve Musiki Hafızası

Nutuklar, divanlar, ilâhiler, bestekârlar ve hat eserleri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

60
Makale

Şâbân-ı Velî Külliyesi, Hazireler ve Hafıza Mekânları

Kastamonu merkezinden İstanbul ve Anadolu dergâhlarına uzanan maddî miras üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.