ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
707 sonuç · toplam 3917 · “sa'd” · 5/30
01Faide
Feyz, marifet. Bkz. Fevâit. Fail-i hakiki Gerçek fail, Allah. Bkz. Tevhit. Fakd (453) 1. Kaybolma, yitme, yok olma. 2. tas. Vecd halindeki sâlikin hissini ve duyarlılığını yitirmesi. Buna fakd-i his veya fikdan-1 his adı verilir. Safi fakd…
Fakr
Yoksulluk. tas. a Dervişlik, sâlikin hiçbir şeye malik ve sahip olmadığının şuurunda olması, her şeyin gerçek malik ve sahibinin Allah olduğunu idrak etmesi. İnsan Allah'ın kulu olduğundan; insan da, ona nispet edilen diger şeyler de hakika…
Felek
ع Eflak Gök, gökyüzü, sema. 2. Talih, baht, kader. 3. Her gezegenin bulunduğu gök tabakası. Batlamyus'un kozmolojik sisteminden kaynaklanan bu tasavvura göre, dünya evrenin merkezidir ve çevresinde iç içe geçmiş bir şekilde dokuz felek bulu…
Feth
Açmak, açılmak, açılış. 2. tas. a Sâlike zuhur eden kemal halleri. Bu haller onun çeşitli menzillere ulaşmasını ve üstün makamlara yükselmesini sağlar. Nefsteki feth tam bir ilim, ruhtaki feth marifet verir. Ber şeyin fetholmasına “kalp müş…
Feyz-i akdes
فيض | قد س) En kutsal feyz. tas. Önce ilim, sonra ayn mertebesinde şeylerin ve istidatlarının var olmasını gerektiren zat-ı hubbi tecelli (ct; iru 49). Halkın istidadına vâbestedir âsâr-ı feyz Ebr-i nisandan sadef dürdâne, ef'i sim kapar Be…
Galebat
Galebe halleri; sâlikin muradına ulaşmak için şiddetli bir arzu duyması, Öyle ki maksadına erdireceğini sansa, denize dalma veya ateşe girme hususunda bile hiç dereddüt etmez. “Allah işinde galiptir” (Yünus Suresi, 21). Haline mağlup ve mah…
Gayb
Görünmeyen, örtülü, gizli. tas. a Duyu organları ve akılla bilinmeyen, görülmeyen varlıklar ve bunların bulundukları âleme gayb âlemi, veya
Gurbet
Maksada ulaşmak için vatandan ayrılmak; eşten, dosttan ve tanıdıklardan uzak kalmak. Sûfîlere göre insanın aslî vatanı ruhlar âlemidir; dünya hayatındaki yabancılık duygusu ruhun geldiği âleme duyduğu özlemle açıklanır. Mevlânâ’nın Mesnevî…
hizmet
a Farsça kökenli bu terim, “Sahip, t efendi, iyi eğitim görmüş kimse. ” a anlamında kullanılırken sonrau dan kadılar, imamlar, ticaretle ir uğraşanlar da bu ad ile anılıyork du. Türkçede ise lakap olarak ş kullanılması Eski Türkiye Türku çe…
Hamd
Nimetini, lütfunu ve yüce vasıflarını dile getirerek yapılan övgü. Saygıyla yapılan güzel ve samimi medih. Ezeli ve ebedi sevgilinin 4 kemallerini, ona hürmet ve tazim maksadıyla cemal ve celal sıfatları halinde dile getirme (sr). Bkz. Kavl…
ibâdet
Sözlük anlamı, “İtaat, kulluk, ale, çak gönüllülük, tapma. ” olan bu eterim, insanm Allah’a saygı, sevir gi ve bağlılığını ifade etmek, a O’nun hoşnutluğunu kazanmak nç üzere benimsediği ve uyguladığı davranışları ifade etmektedir. ç. Bu an…
Hatem
Çı. Mühür, yüzük, son. tas. Sâlikin bütün makamları katetmesi ve nihayete ermesi (sr). Hâtemü'lenbiya Son peygamber. Hatm-ı nübüvvet zamanla sınırlı olup Hz. Peygamber'le sona erdiği halde, hatm-ı velayet zamanüstüdür; ezelden ebede kadar s…
Hatve
(e (خطو Adım. tas. Sâlikin tasavvuf yolunda attığı adım (sr). Havas i ar. س) ١ (خو Mutasavvıflar insanları önce ikiye ayırır: Avam yani halk, havas yani nitelikli kişiler. Genellikle süfi olmayanlar, âlim bile olsalar avam sayılr, Havas ise…
Hayal
ل) >) Masiva, Allah'tan maada. tas. Mutasavvıflar, Hak hariç diğer tüm varlıkların gerçek bir varlığı bulunmadığı, bunların birer hayal, akis ve gölge varlıklar olduğunu söylerler. Özellikle vahdet-i vücut anlayışına bağlı olanlar bu görüşt…
Hayret
Şaşmak, şaşırmak. 2. tas. Kalbe gelen bir tecelli (vârit) sebebiyle sâlikin düşünemez ve muhakeme edemez hale gelmesi. Hayret ya delilde olur veya medlulde. Allah'ın varlığını ispatlayan delilde hayrete düşmek zindikhk ve mülhitliktir. Medl…
Hazm
Sindirme, katlanma. tas. Ufak tefek hataları mesele yapmamak, basit hususları yakınma ve sızlanma vesilesi yapmamak, alıngan olmamak, gönlü geniş olmak (sia-1 sadr). Hazre (e (حضر Şazeliye tarikatinde semâ ve zikir ayini (hazre, hazret). Ha…
Hıfz-ı ahd
7, Sözde durma, vaadi yerine getirme. 2. tas. Sâlikin, Allah'ın kulları için belirlediği sınırda durması, hiçbir zaman yasaklanan sahada görülmemesi, daima emredilen hususların yanında olması (kn). Hıfz-ı ahd-i rububiyet ve ubüdiyet r. İlah…
Hidayet
(هد اية) Maksada götüren yolu gösterme, gayeye vardıran yolu tutma (cr).
Hikmet
a Felsefe. b Düşünme melekesinin itidal halinde olması. c Uygulamayla birlikte olan bilgi, tecrübeyle kazanılan doğru bilgi. 4 Hakka uygun düşen söz. e Söz ve davranıştaki isabet. Her şeyin en mükemmeli. g Olanı olduğu gibi bilmek. Hikmet A…
Himmet
2. Bir kemal halini veya diger bir şeyi elde etmek için bütün ruhani güçleriyle birlikte kalbin Hakk’a yönelmesi. 2. Halis ve iyi niyet. İsabetli ve sıhhatli karar her şeyden önde gelir, her şey buna bağlıdır (sr 388) 3. Ermiş kişilerin mak…
Hort
ör. Zillet, meskenet. 2. tas. a Tevazu, alçak gönülü olmak. b Ulu Allah'ın huzurunda zelil olan aziz olur. Nefsini zelil bilen Hakk'ın izzetiyle izzetlenir (sr). “Allah kendini aşağı göreni yükseltir, yüksek göreni alçaltır” (ax 11:242). Bk…
Hü
O; üçüncü şahıs zamiri. tas. a Allah'ın mutlak gayb olan hüviyeti, künhü; temaşası mümkün olmayan zatı. Gir semâa zikr ile gel yana yana Hü deyü Ir safâ-i aşk-ı Hakk’a yana yana Hü deya Zat-ı Hakk'ı buldular buluştular bir Ha ile Dost görün…
Hubb-i dünya
د نيا) or. Dünya sevgisi ve hırsı. tas. Zahit ve süfiler dünyayı ve maddeyi Allah'ın düşmanı sayar. Onu sevmenin dostun düşmanını sevmek anlamına geleceğini vurgularlar (Gi 11:197). “Her türlü günahın kaynağı dünya sevgisidir,” “dünya bir l…
İcâzetnâme
Bir kimseye belirli bir ilmi öğretme, eseri rivayet etme veya tarikatta irşad ve hilâfet görevini yürütme yetkisinin verildiğini gösteren yazılı belge. Tarikat icâzetnâmelerinde yetkiyi veren şeyh, icâzet alan kişi, silsile, izin verilen zi…