Ara
Menü
ذ

Hidayet

هد اية

Köken ve kullanım

i. ar,

هد اية

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

(هد اية) Maksada götüren yolu gösterme, gayeye vardıran yolu tutma (cr).

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

İslâm ina cına göre dünya ve ahret mutl luğunu sağlayacak doğru yo gösterme ve bu yol için kılavu luk etme, doğru yol. Bu kavram kaynaklarda zikredildiği üzer Kur’ân-ı Kerîm'de (“A'râf su resi” 7 / 43) genellikle Allah izafe edilmekte; ayrıca İlâ vahye, peygamberlere, melekl re, insana ve ümmetlere de ni pet edüdiği söylenmektedir. 319 hilâl

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

1. Doğru yolu gösterme, doğru, Allahü teâlânın râzı olduğu yolda bulunma.

Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki:

Hidâyeti vererek, dalâleti satın aldılar. Bu alışverişlerinde birşey kazanmadılar. Doğru yolu bulamadılar. (Bekara sûresi:16)

Hidâyet yolunu öğrendikten sonra, peygambere uymayıp mü'minlerin yolundan ayrılanı, saptığı yola sürükleriz ve çok fenâ olan Cehennem'e sokarız. (Nisâ sûresi: 114)

İbâdetlerini ihlâs ile ( Allahü teâlânın rızâsı için ) yapanlara müjdeler olsun. Bunlar hidâyet yıldızlarıdır. Fitnelerin karanlıklarını yok ederler. (Hadîs-i şerîf-Berîka)

İnsan yaratılışta; hidâyet ve dalâlet olmak üzere iki taraflıdır. Ona hidâyet, üstünlük tarafını tanıtabilmek ve bunu kuvvetlendirmeye çalışmasını sağlamak için bir hoca, bir üstâd lâzımdır. (Muhammed Hâdimî)

2. Cenâb-ı Hakk'ın insanın kalbinden her sıkıntı ve darlığı çıkarıp, yerine rahatlık, genişlik verip, kendi emir ve yasaklarına uymada tam bir kolaylık ihsân etmesi ve kulun rızâsını kendi kazâ ve kaderine tâbi eylemesi.

Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:

Kendilerine ilim ve hidâyet verdiğimiz kimseler, ilimlerini insanlardan saklarsa, Allah'ın ve lânet edenlerin lânetleri bunların üzerine olsun. (Nisâ sûre: 106)

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, irşad etmek, doğru yolu göstermek anlamında bir masdar. Hedefe ulaştıran yolu gösterme, ona varan yolu tutma.

Sözlüğe dön