ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
21 sonuç · “ni'met”
01Ni‘metî Şeyh Ahmed Efendi
Ni’metî Şeyh Ahmed Efendi Ali Efendi-zâdedir. 23 sene meşîhati vardır. İrtihâli 1203/(1788-89)’tedir. Semâ’-hânenin kapısı karşısında medfûndur. (Kuddise sırruhû) Şeyh Zeyneddîn Efendi Ahmed Efendi-zâdedir. 29 sene meşîhati vardır. İrtihâli 1232/(1817)’dedir. Hicâz’da beyne’l-Haremeyn vefât etmiştir. Bursa’da hem reîsü’l-kurrâ, hem reîsü’l- hattâtîn idi. (Kuddise sırruhû) Şeyh Ahmed Şemseddîn Efendi Zeyneddîn Efendi-zâdedir.…
Nimetullah bin Ali Rûşenîzâde
Nimetullah bin Ali Rûşenîzâde (ö. Şâban 969/1562), Bursa, Trabzon, Bağdat, Halep ve İstanbul ilmiye çevrelerinde görev yapan; son olarak Medine kadılığına getirilen Osmanlı âlimidir.
İbrahim bin Ni‘metullah Rûşenîzâde
İbrahim bin Ni‘metullah Rûşenîzâde (ö. 971/1563-64), Saçlı Emir Efendi'nin yanında yetişmiş; Kastamonu ve İstanbul medreselerinden sonra kazâ yoluna geçmiş Osmanlı âlimidir.
Lugat Sahibi Nimetullah
Lugat Sahibi Nimetullah (ö. 969/1561-62), Sofya'dan İstanbul'a gelip Emîr Buhârî Zâviyesi'nde hizmet eden, zâviye kütüphanesinden yararlanarak Farsça sözlük hazırlayan Nakşibendî müelliftir.
Naîmî Çeşmecizâde Nimetullah
Naîmî Çeşmecizâde Nimetullah (ö. Ramazan 974/Mart-Nisan 1567), İstanbul doğumlu; vakıf muhasebesi, medrese eğitimi, hat, inşâ ve şiir alanlarında tanınan Osmanlı âlimidir.
ni'met
“Maddî manevî imkânlar, bolluk anlamında olan bu terim Kur’ân-ı Kerîm’de seksen a ayette Allah’a izafe edilmekted {bk. M. F. Abdülbâkî, el-Mu'cem “n'am” maddesi). Nisâ suresi a. Ç^j^ »U) Ar. “Sûretü’n-Nisâ” GUll s^) Kur’ân-ı Kerîm’in dördünc iniş sırasma göre doksan ikin suresi olup Medine dönemind “Mümtehine suresi” inde sonra nazil olmuş ve yüz yetm altı âyetten meydana gelmekt adını ise pek çok ayette geçme te olan “nisâ” (kadınlar) sözü den almaktadır. Ayrıc “Suretü’n-nisâ es-suğrâ” den len ve yaygın adı “Talâk sures olarak bilinen sureden ayı edilmek için buna, “Suretü’ nisâ el-kübrâ” adı da verilm tir. Kur’ân-ı Kerîm’in uzun s relerinden biri olan bu sured kadm erkek ilişkilerinden, ev lik faziletinden, çocuklara ve y timlere adil davranılmasında söz edilir ve son peygamber son kitaba uymaları öğütlen Hz. Peygamber’in “Nisâ sur sinin tefsiri için bk. Sahîh 541 niyâbet ML Buhârî ve Tercemesi, C. 9, s. an 4283-4322. ve
Trablusşam
Trablusşam · Lübnan · 1135 Şâban'ının 21. günü Sadreddinzâde Ni'metullah Efendi'nin yerine Trablus-ı Şâm kazâsı verildi; aynı yılın Zilhicce'sinin 18'inde vefat edip “kazâ-yı mezbûrda”, yani bu şehirde defnedildi. İlişkili kişi dosyası Dâvudzâde Ahmed Efendi : Dâvudzâde Ahmed Efendi (ö. 18 Zilhicce 1135/1723), ulemâ ailesinden gelerek İstanbul ve İznik medreselerinde yükselen, Trablusşam kadılığına tayin edildikten kısa süre sonra orada vefat eden Osmanlı âlimidir.
Mısrî Dergâhı (Hânkâh-ı Mısrî)
Bursa · Türkiye · Sefîne, Ni'metî Ahmed Efendi'nin semâhânenin kapısı karşısında medfun olduğunu söyler ama dergâhın adını bu cümlede vermez. Aynı bölümdeki komşu kayıtlar (Hânkâh-ı Mısrî için söylenen tarih, 'Mısrî şeyhi Şemseddîn Efendi' ifadesi ve Bursa'daki görevler) diziyi Bursa'daki Mısrî hankahına bağlar; bu sebeple mekân bu adla ve çıkarım olduğu belirtilerek kaydedilmiştir.
Sirhind
Sirhind · Hindistan · Tanınmaya başlayınca Lahor'u bırakıp gittiği şehir; hastalanınca müridi Ni'metullah Sirhindî'ye hilâfet verip dönmüştür. İmâm-ı Rabbânî'nin de merkezidir. İlişkili kişi dosyası Miyân Mîr : Miyân Mîr (ö. 1045/1635), Lahor'da altmış yılı aşan irşadı, geniş halife çevresi ve hükümdarlar karşısındaki bağımsız tavrıyla Hindistan Kādirîliğinin başlıca temsilcilerindendir.
Sayfalar 4–13
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist
Sayfalar 1–10
Muzaffer Ozak Külliyatı · Elhac Muzaffer OZAK colli ZİYNET-UL-KULÜB KALPLERİN ZİYNETİ] Aşık sohbetleri ve evradı şerifeler AYRICA ASKÎ DİVANI SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ Ali BİLİCİ Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Işha
Sayfalar 14–20
Muzaffer Ozak Külliyatı · BEtSsü; Ve lekad kerremna beni-Âdeme... El-İsrâ: 70 (Andolsun, biz azim-üş-şân Âdem oğullarını, diğer bütün yarattıklarımızdan üstün kıldık.) sırrına ve tecellisine mazhar olabilsi
Sayfalar 13–20
Muzaffer Ozak Külliyatı · tün kâ'inat ve mevcudat, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin yüzü suyu hürmetine halk ve icat buyurulmuş ve Habib-i adib-i Kibriyâ on sekiz bin âleme
Sayfalar 9–16
Muzaffer Ozak Külliyatı · Okuduğum âyet-i celile, işte o günü yani ölüm gününü, başka bir tâ'birle zâlimin mazlûmun eline geçeceği kıyâmet gününü anlatmaktadır. Bu şiddetli ve dehşetli günün başlangıcı düny
Sayfalar 10–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · (YÂ RAHMANÜ ism-i celilini, her farz namazdan sonra 100 kerre okuyan kimseler, gaflet ve unutkanlıktan ve gönül darlığından emin olurlar.) Er Rahiymü Celle Celâluhu Pek ziyade merh
Sayfalar 21–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · (Cennette, gözlerin göremediği, kulakların işitemediğı ve insan kalbinin idrak ve ilata edemediği ni'metler vardır..) Fazl-ı ilâhi ile cennete girecek bazı zevatı, Allahu sübhanehu
Sayfalar 18–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,
Sayfalar 21–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · Evet, Hz. Musa aleyhisselâm sadrının şerholunmasını, işlerinin kolaylaştırılmasını, lisanındaki tutukluğun giderilmesini, sözünün daha iyi anlaşılmasını, ehlinden ve akrabasından b
Sayfalar 17–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · Inned-diyne indallâh-il-islâm Al-i-Imran: 19 Allah katında makbul olan din, Islâmdır. Yüz suhuf, dört kitap, Hazret-i Adem'den beri gelen bütün Enbiyânın talimini ve neş'esini, kul
Sayfalar 25–32
Muzaffer Ozak Külliyatı · Inkarını libas ile örteceklerini zannederler. Aslında, bu gibi ler insan değil, belki muzır bir hayvandan daha aşağı derekededirler. Böyle olan kişiler; terzinin, berberin, elbisen
Sayfalar 29–35
Muzaffer Ozak Külliyatı · rulan cennet ve cemale ererler ve bu yüce mükâfata bir ân önce kavuşabilmek için de tabutlarının içinde cemaatlerine (KADDIMUNI... KADDIMÜNI...) diye seslenirler. Kâfirler, münafık