Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

483 sonuç · toplam 483 · “ma'âd” · 1/21

01
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

ma'âd

“Dönüş.” anlamında olan bu terim, ahiret ve hesap günü için kullanılmıştır. Bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de “Bakara suresi” inde geçmektedir.

↗
02
Kaynak · Ad / başlık eşleşmesi

Tasavvuf Literatüründe Etvâr-ı Seb‘a ve Harîrîzâde'nin Fecru'l-Esmâ ve Subhu'l-Müsemmâ Adlı Risalesi

Furkan Ustakurt · 2018

↗
03
Eser · Ad / başlık eşleşmesi

SEMÂ ÂDABI

Avârifü’l-Maârif · 25. bölüm · Bu bölüm, semâ’ın edeblerini, sema yaparken düşen hırkayı parçalamanın hükmünü, bu hususta büyüklerin işâretlerini, bu konuda tavsiye edilen ve sakındırılan durumları içine almakta

↗
04
Eser · Ad / başlık eşleşmesi

GÜNDÜZÜ KARŞILAMA ÂDABI

Avârifü’l-Maârif · 49. bölüm · Allahu Teâlâ buyurur ki: “Gündüzün iki tarafında namaz kıl ’’ (Hûd (11), 114.) Müfessirler, Allahu Teâlâ’nın, günün bir tarafı ile sabah namazını kastettiği hususunda ittifak hâlin

↗
05
Şahsiyet · Bağlam eşleşmesi

Ebû Nasr Abdullah b. Ali es-Serrâc et-Tûsî

Ebû Nasr es-Serrâc et-Tûsî (ö. 378/988), el-Lüma‘ adlı eseriyle erken sûfî mirasını Kur’an, sünnet, makamlar, hâller, semâ ve tasavvufî ıstılahlar etrafında derleyen en önemli klasik müelliflerden biridir.

↗
06
Şahsiyet · Bağlam eşleşmesi

Lebeni Şeyh Beşir Ağa

Beşir Ağa" derler. Fukara ve ahbabını dil.ima adab-ı şeriat u tarikat ile terbiyeye çalışırlar imiş. Erbab-ı a'razın te'slriyle doksan yaşında şehiden irtihal eylemiştir. Cidden eazımdan dır. Rical-i Hamzaviyye içinde müteferridlerdendir. H…

↗
07
Eser kaydı · Bağlam eşleşmesi

Şerh ale’r-Risâleti’l-Kefevî fi’l-âdâb

Ahterî Mustafa Efendi · İlim ve tartışma âdâbına ilişkin risale şerhi.

↗
08
Eser kaydı · Bağlam eşleşmesi

Mir’âtü’l-esmâ’daki aktarımı

Seyyid Muhammed Cemâleddin-i Uşşâkî · Cemâleddin-i Uşşâkî’nin on iki esmâlı seyrüsülûk tertibi, halifesi Abdullah Salâhî’nin Mir’âtü’l-esmâ adlı eserinde açıklanır.

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Aynu’s-sey Cİ

عين Bir şeyin özü; kendisi tas. Hak Teala. Ibn Arabi Futuhat'ta, “Tenzih ederim o zatı ki eşyayı icat etti, kendisi bu eşyanın aynısı olduğu halde,” demiştir, “Hak, zahir olanın aynısı olup halk ismini almıştır” (iv 187; kı 34). Bir vücuddu…

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Delk

9) Cübbe, aba, bir tür giysi. tas. Süfilerin giydiği hırka veya cübbe. Bu cübbe yamalı olursa delk-i murakka, renkli olursa delk-i mülemma adını alır (KTi 73). Delk-puş Aba-puş, cübbeli, abalı.

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Dergâh

(« (دركا +. Eşik, atebe. 2. tas. Tekke, âsitâne, zaviye. Ne dünyadan sâfâ bulduk ne ehlinden recâmız var Ne dergâh-ı Huda’dan maâde bir ilticamız var Nef'i Bu şek, bağrımda hergün gah u bigâh Dolaştım “Ha, deyup dergah dergah Yahya Kemal

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hayal

ل) >) Masiva, Allah'tan maada. tas. Mutasavvıflar, Hak hariç diğer tüm varlıkların gerçek bir varlığı bulunmadığı, bunların birer hayal, akis ve gölge varlıklar olduğunu söylerler. Özellikle vahdet-i vücut anlayışına bağlı olanlar bu görüşt…

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hazret

(5 (حضر Huzur, ilâhî dergâh. tas. Makam, mertebe, Hakk'ın huzuru. Hazret-i ahadiyet Allah'ın saf ve halis zatı, /â-taayyün mertebesi. Hazret-i esmâiye Hazret-i vahidiyetten sonra gelen ve onun mazharı olan mertebe. Hazret-i hüviyet Buna Haz…

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Samt

+. Killet-ı kelâm, Süküt, susmak, hamüş olmak. 2. tas. Tasavvufta süküt etmek ve bir mecburiyet olmadıkça konuşmamak, konuşunca da gerektiği kadar konuşmak esastir. Samt iki türlüdür: zahiri sükat, lisanın konuşmamasıdır; batini süküt, zihn…

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Tesbih

a Hakk'ı takdis ve tenzih etmek, onun her türlü kusurdan arınmış olduğunu dile getirmek, b Bu maksatla sübhânallah (Allah'ım, seni tenzih ve takdis ediyorum) demek, ¢ Tarikat ehlinin belli sayıda sübhânallah deme. d Tevâcüd Misbâha da denil…

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

müvelledûn

müvelledûn ç. a. bk. muhdesûn müteverrî a. [Ar. ] fik. Şeri hükümlerine göre yasak, güna ve haram olan veya haram olm şüphesi bulunan şeylerden s kınan kimse. mütkın a. [Ar. ] Hadis bi minde, sağlam, dikkatli, güven lir ravi veya muhaddis a…

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

müfredât

müfredât ç. a. [Ar.] Hadis biliminde, isim, takma ad ve lakapları başkalarına benzemeyen veya ender görülen muhaddisler.

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

esmâ

GL-I) [Ar. ism’in ç. b.] “İsimler" anlamındaki bu söz, başka kelime ve terkiplerle birleşerek yeni terimler oluşturur. § tam. esmâ-i hüsnâ a. Ç^ı^ o Uçul) bk. esmâ'ü’l-hüsnâ esmâ-i İlâhiyye a. (^11 fLJ) bk. esmâ-i hüsnâ esmâ-i nebi a. (^. U…

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

esmâ-i şerîfe

Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır. ” ve “Ta ha suresi” nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isim…

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ehliyet-İ Vücûb

İnsanın, lehine ve aleyhine olan hakların doğmasına elverişli olması. Vücûb ehliyeti Her insanda zimmet (mükellef, yükümlü olma) özelliği bulunur. İnsanlar daha rûhlar âleminde iken Allahü teâlâ; "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" buyurunca,…

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kütüb-İ Sâlife

Allahü teâlâ tarafından, Peygamber efendimizden önce gelmiş olan peygamberlere gönderilen fakat sonradan tahrif edilmiş, değiştirilmiş olan ilâhî kitablar. Bunlara semâvî kitablar da denir. Kütüb-i sâlifeden bildirilenler, Kur'ân-ı kerîm il…

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Nazarlık

Nazar isabetine engel olacağına inanılan ve elbiseye takılan mavi renkli boncuk vb. şeylere, nazarlık denir. Nazar takımı denen özel bir nazarlık daha vardır ki, bu, mavi boncuk, muska, çörekotu ve maşallâh’tan oluşur. Nazarlık böcek boynuz…

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Akl

Arapça men’, hacr ve nehy manasınadır, insandaki idrak kabiliyetine verilen addır. İslam’da dinin emirlerine uymak, yasaklarından kaçınmak için insanda akıl ve ergenlik şarttır. Eskilerin tarifiyle akıl, zatında maddeden mücerred, fiilinde…

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Çarupkeş

Farsça, Çârûb, süpürge demektir. Peygamber Efendimizin (s) türbesini süpüren kimse için kullanılır. Tasavvufta da, tarikat şeyhleri için terim olmuştur. Şeyhler, müridlerinin kalbinde, Allah’a ulaşmayı engelleyecek yetmiş bin perdeli maniay…

↗