Ara
Menü

Seyyid Muhammed Cemâleddin-i Uşşâkî

Seyyid Muhammed Cemâleddin-i Uşşâkî (ö. 1751), Edirne’den İstanbul’a gelerek Hırâmî Ahmed Paşa Zâviyesi’nde irşad eden, Uşşâkî seyrüsülûkünü on iki esmâ tertibiyle geliştiren pîr-i sânîdir.

Vefat
1751
Unvan
Uşşâkiyye’nin pîr-i sânîsi · Hırâmî Ahmed Paşa Zâviyesi şeyhi

Edirne’de yetişmesi

Ebû Nizâmeddin es-Seyyid Muhammed Cemâleddin-i Uşşâkî, Edirnelidir ve kaynaklarda Seyyid Muhammed Efendi diye de anılır. İlk mürşidi Edirne’de medfun Hamdî-i Bağdâdî’dir. Onun vefatından sonra Hasan Sezâî-i Gülşenî’nin sohbet ve irşad çevresine girdi. Sezâî’nin bir mektubunda “Cemâlî Efendi oğlumuz” diye selâm gönderdiği kaydedilir.

İstanbul’a gelişi

Hamdî-i Bağdâdî’nin vefatından on dokuz, Hasan Sezâî’nin vefatından yaklaşık dört yıl sonra, mânevî bir işaret üzerine 1155/1742’de İstanbul’a geldi. Eğrikapı dışındaki Savaklar’da bulunan Hırâmî Ahmed Paşa Zâviyesi’nin meşîhatine getirildi. Zâviyenin önceki şeyhi Muhammed Efendi’nin vefatından sonra 1164/1751’e kadar burada irşad etti.

Pîr-i sânî oluşu

Uşşâkiyye’nin zayıflayan irşad çevresini yeniden canlandırdığı ve yedi esmâya beş fer‘ ekleyerek seyrüsülûkü on iki isimli bir tertibe kavuşturduğu için yolun pîr-i sânîsi kabul edilir. En önemli halifesi ve damadı Abdullah Salâhaddîn-i Uşşâkî’dir. Salâhî, Mir’âtü’l-esmâ adlı eserinde bu tertibin mânalarını ve makamlarını açıklamıştır.

On iki esmâ ile seyrüsülûk

İlk yedi isim kelime-i tevhid, Allah, Hû, Hak, Hayy, Kayyûm ve Kahhâr’dır; bunlar nefsin emmâreden safiyeye uzanan yedi tavrıyla ilişkilendirilir. Uşşâkî tertibinde bunlara Fettâh, Vâhid, Ehad, Samed ve nidasız “Allah” isimleri eklenir. Bu beş fer‘ yalnız ezberlenecek adlar değil; açılma, birlik, teklik, mutlak ihtiyaç ve cem‘ makamlarının terbiyesi olarak yorumlanır.

Kaynak, hilâfetin yalnız zikir sayısını tamamlamakla verilmediğini; ehliyet, istidat ve ahlâkî olgunluğun arandığını özellikle vurgular. Cemâleddin Efendi’nin yeniliği bu bakımdan bir isim listesi değil, Uşşâkî terbiyesini daha uzun ve denetimli bir eğitim düzenine bağlamasıdır.

Vefatı ve kabri

Seyyid Muhammed Cemâleddin 1164/1751’de vefat etti. Hırâmî Ahmed Paşa Zâviyesi’nde mihrab tarafına defnedildi. Müstakimzâde, Abdullah Salâhî ve diğer şairler vefatı için tarih manzumeleri yazdı. Türbe ve dergâhın daha sonraki dönemde Hamdi Bey tarafından yenilendiği kaydedilir.

Şiir ve hatıra

Abdullah Salâhî ile İbrâhim Nazîrâ’nın manzumeleri onu Uşşâkî yolunu ihya eden, sohbeti ve sözüyle gönüllere tesir eden bir mürşid olarak anar. Bu şiirler biyografik tarihin yerine geçmez; pîr-i sânînin kendi çevresinde nasıl hatırlandığını gösteren edebî tanıklıklardır.

COĞRAFÎ HAFIZA2 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi2 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Eserleri ve metinleri

İlk 2 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Mir’âtü’l-esmâ’daki aktarımı

Cemâleddin-i Uşşâkî’nin on iki esmâlı seyrüsülûk tertibi, halifesi Abdullah Salâhî’nin Mir’âtü’l-esmâ adlı eserinde açıklanır.

Metni gösterMetni daralt

Metin ilk yedi esmâyı nefsin yedi tavrıyla, beş fer‘i ise Fettâh, Vâhid, Ehad, Samed ve nidasız Allah isimleriyle ilişkilendirir. Bu eser pîr-i sânînin usulünü tanımak için temel yazılı kayıttır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 4.
TARİHÎ KAYIT

Salâhî ve Nazîrâ’nın manzumeleri

Abdullah Salâhî ile İbrâhim Nazîrâ’nın şiirleri Cemâleddin-i Uşşâkî’nin pîr-i sânî olarak çevresinde nasıl hatırlandığını gösterir.

Metni gösterMetni daralt

Manzumelerde onun sözü, sohbeti, Uşşâkî yolunu ihyası ve irşad mirası anlatılır. Bunlar tarihî biyografiyi tamamlayan edebî tanıklıklardır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 4.

Öğütleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Ehliyet ve istidat

Uşşâkî terbiyesinde zikir mertebelerini tamamlamak tek başına hilâfet için yeterli değildir; ehliyet, istidat ve ahlâkî olgunluk aranır.

Metni gösterMetni daralt

Kaynak yolu “metin ve çetin” diye niteler; hatıra ve geçici gönül hâllerinden çok, mürşid gözetiminde sürdürülen disiplinli terbiyeyi öne çıkarır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 4.

Kavram dünyası

İlk 4 kayıt gösteriliyor

KAVRAM

On iki esmâ: yedi tavra eklenen beş furûat

Uşşâkî sülûkü onun zamanında yedi esmâya beş esmâ eklenerek on iki esmâ üzerine kurulmuştur.

Metni gösterMetni daralt

Sefîne, tarîk-ı Uşşâkî’nin sönmeye yüz tuttuğu bir dönemde Cemâleddin Efendi’nin yolu ihyâ ettiğini ve usûl-i esmâ-i seb‘aya beş furûat ekleyerek neşrettiğini kaydeder. Bu sebeple Uşşâkîlikte seyrüsülûk on iki esmâ üzerinedir: yedisine atvâr-ı seb‘a, beşine furûât-ı hamse denir.

Furûât-ı hamse şu esmâdan ibarettir: Yâ Fettâh, Yâ Vâhid, Yâ Ehad, Yâ Samed ve Allah. Sefîne farkı açıkça belirtir: Halvetiyye’nin diğer kollarında sâlike yedinci tavrın sonunda hilâfet verilirken, Uşşâkî yolunda bu beş tavır da tamamlanmadan hilâfet verilmez. Abdullah Salâhî’nin Mir’âtü’l-Esmâ’sındaki tarife göre son menzilde sâlik, ilâhî isimlerin tamamını ruh ve kalp makamından toplayarak insân-ı kâmil mertebesine erişir ve halkı Hakk’a davete memur olur.

Çerçeve. Bir kolu ana yolundan ayıran şey çoğu zaman bir kavram değil, bir sıralamadır. Buradaki beş esmâlık ilâve, hem sülûkü uzatan hem de hilâfeti zorlaştıran kurumsal bir düzenlemedir; Cemâleddin Efendi’ye “pîr-i sânî” denilmesinin sebebi de budur. Esmânın anlamlarına dair izahlar Salâhî’nin eserinden nakledilir; yani usûlün yazıya geçişi bir kuşak sonradır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
KAVRAM

Edirne’den İstanbul’a: 1155’teki geçiş

Şeyhinin vefatından on dokuz, Hasan Sezâî’nin vefatından dört yıl sonra işaret üzerine İstanbul’a göçmüş ve Hırâmî Ahmed Paşa Zâviyesi’ne şeyh olmuştur.

Metni gösterMetni daralt

Edirneli olan Cemâleddin Efendi’nin şeyhi, Edirne’de medfun Hamdî-i Bağdâdî’dir. Şeyhinin vefatından sonra on dokuz, Hasan Sezâî’nin vefatından sonra dört yıl daha Edirne’de kalmış; ardından mânevî bir işaret üzerine 1155/(1742) senesinde İstanbul’a hicret etmiştir.

Bu sırada Eğrikapı dışında Savaklar’daki Hırâmî Ahmed Paşa Zâviyesi’nin meşîhati kendisine verilmiştir. Zâviyenin önceki şeyhi Kasımpaşa’da Piyale Camii vaizi olup kırk bir yıl meşîhatte kalmış ve 1155/(1742)’de vefat etmişti. Cemâleddin Efendi 1164/(1751) senesine kadar burada meşîhat yürütmüştür.

Çerçeve. Kayıt, bir kolun merkezinin Edirne’den İstanbul’a taşınmasının tarihini verir. Uzun süre Edirne’de beklemesi ve göçü bir işarete bağlaması, tekke geleneğinde yer değiştirmenin kişisel karar sayılmadığını gösterir; buna karşılık meşîhat devri, boşalan bir kadroya tayin biçiminde işleyen kurumsal bir süreçtir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
KAVRAM

Zâviyenin adı: Harâmî değil Hırâmî

Sefîne, zâviyenin adının yaygın söylenişiyle değil Hırâmî Ahmed Paşa olarak doğru kaydedilmesi gerektiğini bir dipnotla belirtir.

Metni gösterMetni daralt

Metne düşülen notta zâviyenin adı hakkında bir tashih yer alır: adın “Harâmî” değil “Hırâmî” olduğunu vilâyet müftüsü Hasan Fehmi Efendi söylemiştir.

Çerçeve. Küçük bir harf farkı, bir semt kurumunun adını neredeyse tersine çeviren türden bir yanlış anlamaya yol açmaktadır. Sefîne’nin bu tashihi kaynağıyla birlikte vermesi, eserin yalnız rivayet toplamadığını, yerel bilgiye başvurarak doğrulama da yaptığını gösterir; kurum adı kayıtlarda bu şekilde yazılmalıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
KAVRAM

Hasan Sezâî’nin mektubundaki selam

Hasan Sezâî bir mektubunda ondan “Cemâlî Efendi oğlumuz” diye söz ederek selam gönderir.

Metni gösterMetni daralt

Sefîne, Cemâleddin Efendi’nin Hasan Sezâî’nin irfan dairesine dahil olduğunu, hakkıyla yetiştiğini ve onların sırlarını da taşıdığını söyler. Bunun delili olarak Sezâî’nin bir mektubundaki ifade nakledilir: “Cemâlî Efendi oğlumuza selâm.”

Çerçeve. Tek cümlelik bir selam, silsile şemalarının gösteremediği bir yakınlığı belgeler: Uşşâkî bir şeyhin Gülşenî muhitiyle kurduğu bağ, resmî bir intisap kaydından çok mektup diliyle görünür hâle gelir. Sefîne bu tür ayrıntıları, bir kişinin çevresini tarif etmek için bilinçli olarak toplar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul · TürkiyeHırâmî Ahmed Paşa ZâviyesiEğrikapı dışında Savaklar’da bulunan ve 1155/(1742)’de meşîhati Cemâleddin Efendi’ye verilen zâviye; 1164/(1751)’e kadar burada irşadda bulunmuştur. Sefîne, adın Harâmî değil Hırâmî olduğunu ayrıca kaydeder.Edirne · TürkiyeEdirneDoğduğu ve yetiştiği şehir; şeyhi Hamdî-i Bağdâdî burada medfundur ve Hasan Sezâî’nin çevresine burada dahil olmuştur. Şeyhinin vefatından on dokuz yıl sonrasına kadar burada kalmıştır. İlişkili kişi dosyası Seyyid Muhammed Cemâleddin-i Uşşâkî : Seyyid Muhammed Cemâleddin-i Uşşâkî (ö. 1751), Edirne’den İstanbul’a gelerek Hırâmî Ahmed Paşa Zâviyesi’nde irşad eden, Uşşâkî seyrüsülûkünü on iki esmâ tertibiyle geliştiren pîr-i sânîdir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ
  2. [2]Sefîne-i Evliyâ - Cilt 4
  3. [3]Kişi dosyasının kaynakları — Seyyid Muhammed Cemâleddin-i Uşşâkî
Ortak kaynak kataloğunu aç →