ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
31 sonuç · “mûm”
01Abdülmü’min Efendi
Abdülmü’min Efendi (ö. 1004/1595), Bosna’dan İstanbul’a gelerek Nûreddinzâde’nin yanında Halvetî terbiyesini tamamlamış; Tercüman Yûnus Zâviyesi’nde irşad yürütüp Vizeli Ömer Efendi’yi yetiştirmiş şeyhtir.
Cihânârâ Begüm
Cihânârâ Begüm (1614-1681), Şah Cihan ile Mümtaz Mahal’in kızı; Padişah Begüm unvanıyla Bâbürlü sarayında siyasî sorumluluk üstlenen, Kādirî şeyhi Mollâ Şah Bedahşî’ye intisap eden, Çiştî hafızasını Müʾnisü’l-ervâḥ’ta derleyen tasavvuf müellifi ve büyük hayır sahibidir.
Ebû İshak Şâmî el-Çiştî
Ebû İshak Şâmî el-Çiştî (ö. 329/940-41), Bağdat’ta Mumşâd ed-Dîneverî’nin yanında yetişip Çişt’e gönderilen, Ebû Ahmed Abdal’ı yetiştirerek Çiştiyye nispetinin erken çevresini kalıcılaştıran sûfîdir.
Molla Tevfîk bin Mehmed
Molla Tevfîk bin Mehmed (ö. 1010/1601-02), Gîlân’dan Diyarbakır ve İstanbul’a uzanan ilmî yolculuğunda umuma açık dersler vermiş; Türkçe ve Farsça edebiyatla, kitap istinsahıyla ve muallimlikle tanınmış âlimdir.
Müneccim Mehmed Çelebi
Müneccim Mehmed Çelebi (ö. Zilhicce 1040/Temmuz 1631), İstanbul’da yetişmiş; şehzade muvakkitliğinden reisülmüneccimînliğe yükselmiş Osmanlı astronom ve takvimcisidir.
Noktacı Ali Efendi
Noktacı Ali Efendi (ö. 982/1574-75), Midilli'den Şam'a gidip Ümeyye Camii'nde noktacılık yapan; ardından Şeyh Üveys-i Halvetî'ye bağlanarak irşadla meşgul olan bir Halvetî şeyhtir.
Şeyh Nâfiz Eşrefî Efendi
Fahreddîn Efendi-zâde’dir. Beyne’l-meşâyih, mümtâz bir mevki'e sâhib imiş. Eşrefî âsitânesinde neşr-i feyz ettiler. Kibâr-ı meşâyihden Şeyh Abdüllatîf Efendi hazretlerinin kerîmeleri Zehrâ Hanım’ı tezevvüc edip bir hayli zamân muammer olduktan sonra 1282/(1865) senesi âzim-i dâr-ı bakâ oldular. Mezâr taşında menkûş târîhleri: H
Şeyh Osmân Abdülmennân Efendi
Şeyh Osmân Abdülmennân Efendi Meşayıh-ı Halidiyye'nin ileri gelenlerinden 0lan bu zat, Karahisar-ı Sahib (Afyonkarahisar) sancağı dahilinde Yaka karyesinde 1 244/( 1 828) senesinde doğdu. Pederi Yakalı Muhammed Emin Hoca, onun pederi ulemadan Muhammed Efendi'dir. Mukaddimat-ı ulumu memleketinde tahsil ettikten sonra İstanbul'a gelip meşhGr Şehri Hoca Hafız…
Ümmî Sinan
İbrâhim Ümmî Sinan (ö. 976/1568), Halvetiyye'nin Ahmediyye kolundan doğan Sinâniyye'nin pîri; 1551'de Şehremini'de kurduğu tekkeyle İstanbul'da bir yol başlatmış, üç yüz kadar halife yetiştirmiştir. Aynı adı taşıyan Elmalılı Ümmî Sinân (ö. 1657) ile karıştırılmamalıdır.
Ümmî Sinân
Ümmî Sinân / Sinân-ı Ümmî (Yûsuf b. İbrâhim, ö. 25 Cemâziyelâhir 1067 / 10 Nisan 1657), Elmalılı Halvetî şeyhi ve mutasavvıf şair; Niyâzî-i Mısrî'yi dokuz yıl yanında yetiştiren mürşid. Sinâniyye pîri İbrâhim Ümmî Sinan (ö. 976/1568) ile karıştırılmamalıdır.
Vizeli Ömer Efendi
Vizeli Ömer Efendi (ö. Şâban 1033/Haziran 1624), Debre’den yetişmiş; Abdülmümin Efendi’nin ardından Tercüman Zâviyesi postuna geçmiş, selâtin camilerinde vaaz ve tefsir dersleri vermiş Halvetî şeyhidir.
mûm
Ç^) [F.] tas. Mum Allah’ı onun etrafında dönen kelebek ] de âşığı sembolize eder. n,
mûm alayı
mûm alayı a. Ramazanda teravih a namazmdan sonra Ravza-i e Mutahhara (Hz. Muhammed’in z, türbesi) çevresinde yapılan tön ren. ti e munfasıl a. [Ar.] Hadis e biliminde, senedinden iki veya a daha fazla ravî düşürülmüş ya a, da atlanmış hadis. l-
emûm
“Dokunduğu yeri zehir gibi yakan sıcak rüzgâr.” anlamındaki bu söz, cehennem için kullanılan terimlerden biridir ve Kur’ân-ı Kerîm’de “Tûr suresi” nde geçmektedir.
afv-ı umûmî
Bir veya birden fazla suçtan dolayı tutuklu bulunan veya hakkında soruşturması devam eden kimselerin tamamen veya kısmen suçlarından bağışlanması
umûm
Ç^) [< Ar. âm’ın ç. Genel, bütün, bütün halk. § tam. umûmü’l-belvâ fık. Bilinm mümkün olmayan olaylar
ittihâd-ı umûmî
Genel birlik, bütün insanlarm birleşmesi
Mezmûm
Yerilen, kötülenen, beğenilmemiş, çirkin. Kâfirlerin yaptıkları ve kullandıkları şeyler iki kısımdır: Birisi âdet olarak yâni her kavmin her memleketin âdet olarak yaptıkları şeylerdir. Bunlardan haram olmayıp, insanlara faydalı olanları yapmak ve kâfirlere benzemeği düşünmeyerek kullanmak günâh değildir. Pantolon, fes ve çeşitli ayakkabı, çatal, kaşık kullanmak, yemeği masada yemek ve herkesin önüne tabaklar içinde koymak ve ekmeği bıçaklarla dilimlere ayırmak ve çeşitli eşyâ ve âletleri kullanmak, hep âdete bağlı şeyler olup, mübâhtır, serbesttir. Bunları kullanmak, bid'at olmaz, günah olmaz. Bunlardan faydalı olmayanları, mezmûn olanları kullanmak ve yapmak harâm olur. Kâfirlerin kullandıkları şeylerin ikinci kısmı, onların ibâdet olarak yaptıkları, kâfirlik alâmeti olan şeylerdir ki, bunları yapmak ve kullanmak küfr (îmânsızlık) olur, haramdır. (İbn-i Âbidîn, İmâm-ı Birgivî)
Medîne-i Münevvere
Medine · Suudi Arabistan · Harb-i Umûmî sırasında Filistin cephesine hareket eden Mevlevî mücahidleri arasında mümtaz sınıfın başında olarak Şam üzerinden geldiği ve Ravza-i Mutahhara’da bulunup na‘tini yazdığı şehir. İlişkili kişi dosyası Ahmed Remzî Akyürek : Ahmed Remzî Akyürek (1872–1944), Kayseri'de yetişip Kütahya, Kastamonu, Halep ve Üsküdar Mevlevîhânelerinde hizmet eden; Mesnevî öğretimi, üç dilde şiiri, tercümeleri ve kütüphaneciliğiyle son dönem Mevlevî kültürünü taşıyan başlıca şahsiyetlerdendir.
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
SEMÂ HAKKINDA SÛFİLERİN GÖRÜŞÜ
Avârifü’l-Maârif · 22. bölüm · Allahu Teâlâ buyurmuştur ki "Sözü dinleyip de en güzeline uyan kullarımı müjdele! Onlar Allah’ın hidâyete ulaştırdığı kimselerdir. Ve onlar, gerçek akıl sahipleridir.” (Zümer (39),
SÛFİLERİN AHLÂK ANLAYIŞI
Avârifü’l-Maârif · 29. bölüm · Sûfiler, Rasûlullah (a.s) Efendimize uyma konusunda insanların en ileride bulunanları ve O’nun sünnetini ihyaya en fazla lâyık olanlarıdır. Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) ahlâkı ile ahl
EHLULLAHIN İLÂHÎ HUZURDAKİ EDEBİ
Avârifü’l-Maârif · 32. bölüm · Bütün edebler, Rasûlullah Efendimiz’ den (s.a.v) alınıp öğrenilir. Çünkü Efendimiz (sav), zâhiren ve bâtınen bütün edeplerin kaynağıdır. Allahu Teâlâ, O’nun huzûr-u ilâhiyedeki güz
MÜRŞİDİN RİÂYET EDECEĞİ ÂDÂB
Avârifü’l-Maârif · 52. bölüm · Bir mürşid-i kâmilin müridlerine karşı dikkat ve riâyet edeceği pek çok edebler vardır. Biz burada en önemlilerini zikredeceğiz: 391- Bkz: Beğâvi, Meâlimü’t-Tenzil, VIII, 60;Taberî
SOHBETİN FAYDA VE TE’SİRLERİ
Avârifü’l-Maârif · 53. bölüm · İki şahıs arasındaki beraberliği ve sohbeti te’min eden şey, aralarındaki ortak cinsiyettir. Kişiyi, bir diğeri ile sohbet ve berâberliğe, bazen aralarında mevcut olan en umûmî vas
Sayfalar 44–51
Muzaffer Ozak Külliyatı · at eden kimse, Allahu azim-üş-şânın ve Resûl-ü zişânın sevdiklerini sevmekle mükelleftir. Allah ve Resûlünü seven, kıyamet gününe inanan kişi âhir zaman peygamberinin bütün yakınla
Sayfalar 279–287
Muzaffer Ozak Külliyatı · olur?.. Zirâ, zerre miktarı amelimiz dahi, ister kötü, ister iyi, mutlaka önünüze getirilecekdir. Bizlere gösterilecektir. Yazıklar olsun o kimseye ki; yetim malını bigayri - hakkı
Sayfalar 308–315
Muzaffer Ozak Külliyatı · Akıl yönünden tevfik-i ilâhiyye sahip olan kimse, o günlere ve o vartalara varmadan, daha bu âlemde iken bu âyet-i kerimeleri hatırlamalı ve günahlarının affını Rabbinden niyaz etm
Sayfalar 333–339
Muzaffer Ozak Külliyatı · caktır ama, kimsenin de yaptığı yanına kâr kalmayacaktır. Her kul yaptığının karşılığını muhakkak görecektir. Herkes, kaybettigini sandığı hakkını orada alacaktır. O, öyle bir günd
Sayfalar 395–401
Muzaffer Ozak Külliyatı · Veliyyullah, mübarek ellerini o zatın gözlerine sürerek gaflet perdesini kaldırdı. Medine-i-münevvereye gidip, orada ölmek isteyen zat dehşetle müşahede eyledi ki, o belde-i mübare
Sayfalar 406–413
Muzaffer Ozak Külliyatı · — Bana rakip olan komşumun dükkânı da yandı da, onun için seviniyorum, demez mi? Rabbim, cümlemizi bu çeşit hasetçilerin şerlerinden hıfz-u emin eylesin. (Amin). HİKÂYE Hak veliler