Ara
Menü

Ümmî Sinân

Ümmî Sinân / Sinân-ı Ümmî (Yûsuf b. İbrâhim, ö. 25 Cemâziyelâhir 1067 / 10 Nisan 1657), Elmalılı Halvetî şeyhi ve mutasavvıf şair; Niyâzî-i Mısrî'yi dokuz yıl yanında yetiştiren mürşid. Sinâniyye pîri İbrâhim Ümmî Sinan (ö. 976/1568) ile karıştırılmamalıdır.

Vefat
1657
Unvan
Halvetî şeyhi · Niyâzî-i Mısrî’nin mürşidi, şair ve müellif

Önce bir uyarı: iki ayrı Ümmî Sinan

Kaynaklarda — hem eski hem yenilerinde — iki ayrı zat birbirine karıştırılmıştır:

  • Ümmî Sinân / Sinân-ı Ümmî (Yûsuf b. İbrâhim, ö. 1067/1657) — bu kartın konusu; Elmalılı, Niyâzî-i Mısrî'nin mürşidi.
  • İbrâhim Ümmî Sinan (ö. 976/1568) — Halvetiyye'nin Sinâniyye kolunun pîri, İstanbul Şehremini'de faaliyet göstermiştir.

Karışıklık yazma kataloglarına kadar sirayet etmiştir: İstanbul Kitaplıkları Yazma Divanlar Kataloğu'nda (İÜ Ktp., TY, nr. 512; Beyazıt Devlet Ktp., nr. 3356) bu zatın divan nüshaları İbrâhim Ümmî Sinan adına kaydedilmiştir. Şiirlerinde hem “Ümmî Sinan” hem “Sinân-ı Ümmî” mahlaslarını kullanması karışmayı büsbütün kolaylaştırmıştır.

Adı ve doğumu

Antalya Elmalı'da doğdu. Adı Yûsuf, babasının adı İbrâhim'dir. Bazı eserlerde adının Muhammed şeklinde verilmesi yanlıştır.

Vakıf muhasebe defterlerinde kendi adıyla anılan cami Şeyh Ümmî Sinan Camii olarak geçer; Evliya Çelebi de bunu Ümmî Sinan Efendi Camii diye kaydeder ve kendisinden Ümmî Sinan Sultan diye söz eder. Bu iki kayıttan, iki mahlas arasında “Ümmî Sinan” adlandırmasının daha doğru olacağı anlaşılmaktadır.

Öğrenimi hakkında ne biliniyor, ne bilinmiyor

Ailesi ve öğrenim durumu hakkında bilgi yoktur. Son yıllarda yapılan bazı çalışmalarda Elmalı'da tekke ile medreseyi birlikte yürüttüğü ileri sürülmekteyse de eski kaynaklarda Elmalı'da böyle bir medreseden söz edilmez. Bir medreseye devam edip etmediği, medresede ders verip vermediği bilinmemektedir.

Buna karşılık etkisi ölçülebilirdir: Niyâzî-i Mısrî gibi bir sûfînin Uşak'ta kendisine intisap edip onunla birlikte Elmalı'ya gitmesi ve 1647-1656 yılları arasında — dokuz yıl — yanında kalarak seyrüsülûkünü tamamlaması, devrinde geniş bir çevreyi etkisi altına aldığını gösterir.

Silsilesi

Halvetiyye'nin Ahmediyye kolunun kurucusu Yiğitbaşı Ahmed Şemseddin'in halifelerinden Abdülvehhâb (Vehhâb) Ümmî'nin halifesi Eroğlu Nûrî'ye (ö. 1012/1603) intisap ederek hilâfet aldı.

Niyâzî-i Mısrî'nin Mevâidü'l-irfân'ını istinsah eden halifesi Mustafa Efendi'ye göre Ümmî Sinan, Eroğlu Nûrî'nin vefatı üzerine fürûat esmâsını Denizlili Mazharî (Mazhar) Sultan'dan tamamlamış, daha sonra hilâfet makamına geçmiştir. Divanında, Abdülvehhâb Ümmî'nin halifelerinden olduğu anlaşılan Mazharî Sultan'ı metheden iki şiiri bulunur.

Şöhreti ve çevresi

Şöhretinin saray çevrelerine kadar ulaştığı, devlet ricâlinin isteğiyle oğullarından birini halifesi Niyâzî-i Mısrî ile İstanbul'a gönderdiği rivayet edilir.

Niyâzî-i Mısrî ondan övgüyle bahseder; mürşid-i kâmil olduğunu, âyet ve hadislerin esrarını bildiğini söyler. Halifelerinden Şeyh Muslihuddin Mustafa Uşşâkī, Gülaboğlu Mehmed Askerî, Uşaklı Ahmed Matlaî, Çavdaroğlu Müftî Derviş gibi mutasavvıf şairler de onu “kâmil bir mürşid, zamanın kutbu, velâyet tahtının sultanı, mârifet kânının ummanı” gibi sıfatlarla methetmiştir. Hüseyin Vassâf'ın kaydettiği Kâşif ve Suphi Hasan efendiler de halifeleri arasındadır.

Başta Niyâzî-i Mısrî olmak üzere Uşşâkī, Askerî ve Matlaî gibi müntesiplerinin ondan hilâfet almaları; Antalya ve Elmalı'nın yanı sıra Afyon, Denizli, Uşak ve Kütahya'da tanınıp sevilmesinde etkili olmuştur. Bazı ilâhilerinin çeşitli mecmualarda bulunması ve bir kısmının bestelenmesi, şiirlerinin değişik meclislerde okunageldiğini gösterir.

Hakkındaki ağır ithamlar

Halvetî-Sivâsî şeyhi Mehmed Nazmi Efendi — Niyâzî-i Mısrî ile arası, Mısrî'nin kendisinden Hz. Îsâ ve Mehdî olduğuna şahitlik etmesini istemesi üzerine açılan zat — onun hakkında ağır sözler sarfetmiş, ardından Yiğitbaşı kolu şeyhleri Tâlib Ümmî, Eroğlu Nûrî ve Ümmî Sinan'ın cahil ve Şeyh Bedreddin itikadında olduklarını söylemiştir.

Bu ithamların ne derece gerçeği yansıttığı tartışmalıdır; sözlerin sahibinin, aynı çevreyle zaten çatışma hâlinde olduğu göz önünde tutulmalıdır.

Vefatı ve ailesi

25 Cemâziyelâhir 1067'de (10 Nisan 1657) vefat etti. Mezarı Elmalı'da kendi adını taşıyan caminin bitişiğindeki türbededir. 1926'da yıkılan cami ve türbe 1959'da yeniden yapılmıştır.

Süleyman ve Selâmi Halil adlarında iki oğlu vardır. Babalarından eğitim alan ve her ikisi de şair olan oğulları şiirlerinde “Hakîrî” ve “Selâmî” mahlaslarını kullanmıştır.

COĞRAFÎ HAFIZA8 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi8 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 2 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Saraya gönderilen oğul

Devlet ricâlinin isteğiyle oğullarından birinin Niyâzî ile İstanbul'a gönderilmesi.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Şöhretinin saray çevrelerine kadar ulaştığı, devlet ricâlinin isteğiyle oğullarından birini halifesi Niyâzî-i Mısrî ile İstanbul'a gönderdiği rivayet edilmektedir.

Çerçeve. Elmalı gibi bir taşra merkezinden İstanbul'a uzanan bu bağ, adının Afyon, Denizli, Uşak ve Kütahya'ya yayılmasının da izahıdır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Mustafa Lutfî, s. 17.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Mehmed Nazmi Efendi'nin ithamları

Yiğitbaşı kolu şeyhlerine yöneltilen “cahil ve Şeyh Bedreddin itikadında” suçlaması.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Halvetî-Sivâsî şeyhi Mehmed Nazmi Efendi, Ümmî Sinan hakkında ağır sözler sarfettikten sonra Yiğitbaşı kolu şeyhleri Tâlib Ümmî, Eroğlu Nûrî ve Ümmî Sinan'ın cahil ve Şeyh Bedreddin itikadında olduklarını söylemiştir.

Çerçeve. Bu ithamların ne derece gerçeği yansıttığı tartışmalıdır. Nazmi Efendi'nin, Niyâzî-i Mısrî ile — Mısrî'nin kendisinden Hz. Îsâ ve Mehdî olduğuna şahitlik etmesini istemesi yüzünden — zaten arası açıktı; söz aynı çatışmanın içinden gelmektedir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Mehmed Nazmi Efendi, Hediyyetü'l-ihvân, vr. 81a-b.

Hayatından kayıtlar

İlk 3 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Niyâzî-i Mısrî'nin dokuz yılı

Uşak'ta intisap edip Elmalı'ya birlikte gitmeleri ve 1647-1656 arası sülûk.

Metni gösterMetni daralt

Niyâzî-i Mısrî, Uşak'ta Ümmî Sinan'a intisap ederek onunla birlikte Elmalı'ya gitmiş, 1647-1656 yılları arasında yanında kalıp seyrüsülûkünü tamamlamıştır.

Çerçeve. Bu dokuz yıl, hakkında en az bilgi bulunan bir şeyhin etkisini ölçmenin en sağlam yoludur: XVII. yüzyılın en tanınmış Halvetî şairi onun elinde yetişmiştir. Niyâzî ondan “mürşid-i kâmil, âyet ve hadislerin esrarını bilen” diye söz eder.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ümmî Sinan”, c. 42, s. 310-311.
BİYOGRAFİK KAYIT

Eksik kalan esmânın tamamlanması

Şeyhi vefat edince fürûat esmâsını Mazharî Sultan'dan alması.

Metni gösterMetni daralt

Niyâzî-i Mısrî'nin Mevâidü'l-irfân'ını istinsah eden halifesi Mustafa Efendi, Ümmî Sinan'ın şeyhi Eroğlu Nûrî'nin vefatı üzerine fürûat esmâsını Denizlili Mazharî (Mazhar) Sultan'dan tamamladığını, daha sonra hilâfet makamına geçtiğini kaydeder.

Çerçeve. Divanında Mazharî Sultan'ı metheden iki şiiri bulunması bu kaydı destekler. Sülûkün yarıda kalması hâlinde başka bir mürşidde tamamlanması, Halvetî geleneğinde yerleşik bir uygulamadır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Niyâzî-i Mısrî, Mevâidü'l-irfân (Mawaidu'l-irfân), s. 95.
BİYOGRAFİK KAYIT

Yıkılan ve yeniden yapılan türbe

1926'da yıkılan cami ve türbenin 1959'da yeniden inşası.

Metni gösterMetni daralt

Mezarı Elmalı'da kendi adını taşıyan caminin bitişiğindeki türbededir. Cami ve türbe 1926'da yıkılmış, 1959'da yeniden yapılmıştır.

Çerçeve. Bugün ziyaret edilen yapı, XVII. yüzyıl eserinin kendisi değil yerine kurulan yenisidir; adın ve yerin sürekliliği yapının sürekliliğinden ayrı düşünülmelidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ümmî Sinan”, c. 42, s. 310-311.

Eserleri ve metinleri

İlk 2 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Divan

145'i aruzla toplam 200 şiir; tenkitli neşri A. Azmi Bilgin tarafından yapılmıştır.

Metni gösterMetni daralt

Tevhid, münâcât, na't-istişfâ, methiye, mersiye, nasihatnâme, silsilenâme, devriyye ve şathiye türlerinde, 145'i aruzla toplam 200 şiir vardır.

Şiirini irşad vasıtası olarak kullanmış, zaman zaman öğütler vermiştir. Çağındaki aksaklıkları ve bozuklukları eleştirmekten geri durmamış, bunun için müstakil bir şiir yazmıştır — toplumun dertleriyle ilgilendiğinin işareti sayılır. İstanbul'da 1299'da basılan divanın dört yazma nüsha esas alınarak yapılmış tenkitli neşri A. Azmi Bilgin'e aittir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Ümmî Sinan Divanı (haz. A. Azmi Bilgin); ilk baskı İstanbul 1299.
TARİHÎ KAYIT

Kutbü'l-meânî

Yedi bölümlük mensur devriyye; tek nüshası İzmir'dedir.

Metni gösterMetni daralt

Yedi bölümden oluşan, devriyye türündeki mensur eser. Kendi ifadesiyle “insanın âlem-i ervâhtan âlem-i süflîye ne tarikle nüzûl edip ne tarikle urûc edeceğini beyan etmek” için yazılmıştır.

Tek nüshası bilinmektedir. Eser üzerine Mehmet Erdem tarafından yüksek lisans çalışması yapılmıştır (Dokuz Eylül Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi, 1997).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Ümmî Sinan, Kutbü'l-meânî, İzmir Millî Ktp., nr. 2011/5, vr. 63b-74a.

Kavram dünyası

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Ümmî mahlası

Yiğitbaşı kolunda “Ümmî” nisbesini taşıyan şeyhler zinciri.

Metni gösterMetni daralt

Silsilesinde art arda Ümmî nisbesi taşıyan isimler yer alır: Abdülvehhâb Ümmî, Tâlib Ümmî ve kendisi. Bu nisbe, medrese tahsili olmayan yahut ilmini kitaptan değil mürşidden aldığını vurgulayan sûfîler için kullanılmıştır.

Ümmî Sinan'ın öğrenim durumu hakkında bilgi bulunmaması bu adlandırmayla uyumludur; buna karşılık Elmalı'da bir medrese yürüttüğü yolundaki yeni iddialar eski kaynaklarca desteklenmez.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ümmî Sinan”, c. 42, s. 310-311.
TARİHÎ KAYIT

Esmâ ve fürûat esmâsı

Halvetî sülûkünün isim isim ilerleyen basamakları.

Metni gösterMetni daralt

Halvetî sülûkünde sâlik belirli ilâhî isimleri sırayla alır; usûl esmâsının ardından gelen fürûat esmâsı yolun ileri basamağını teşkil eder.

Ümmî Sinan'ın, şeyhi Eroğlu Nûrî vefat edince bu kısmı Denizlili Mazharî Sultan'dan tamamlaması, sülûkün mürşide değil yola bağlı olduğunu gösteren bir örnektir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Niyâzî-i Mısrî, Mevâidü'l-irfân, s. 95.
TARİHÎ KAYIT

Devriyye

Ruhun inişini ve yükselişini anlatan tasavvufî tür; Kutbü'l-meânî bu türdendir.

Metni gösterMetni daralt

Devriyye, ruhun âlem-i ervâhtan aşağı âleme inişini ve oradan yeniden yükselişini anlatan tasavvufî türdür. Ümmî Sinan'ın mensur Kutbü'l-meânî'si, kendi ifadesiyle “insanın âlem-i ervâhtan âlem-i süflîye ne tarikle nüzûl edip ne tarikle urûc edeceğini beyan etmek” için yazılmıştır.

Divanında da devriyye türünde şiirleri bulunur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Ümmî Sinan, Kutbü'l-meânî, İzmir Millî Ktp., nr. 2011/5, vr. 63b-74a.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Elmalı, Antalya · TürkiyeÜmmî Sinan Camii ve TürbesiDoğduğu, irşad ettiği ve defnedildiği yer. Vakıf defterlerinde “Şeyh Ümmî Sinan Camii”, Evliya Çelebi'de “Ümmî Sinan Efendi Camii” olarak geçer. 1926'da yıkılan yapı 1959'da yeniden inşa edilmiştir. İlişkili kişi dosyası Ümmî Sinân : Ümmî Sinân (ö. 1657), Elmalı merkezli Halvetî şeyhi; Niyâzî-i Mısrî, Muslihuddin Mustafa Uşşâkī, Çavdaroğlu Müftî Derviş ve Eroğlu Nûrî gibi isimlerin yetiştiği irşad çevresinin merkez şahsiyetidir.Uşak · TürkiyeUşakNiyâzî-i Mısrî'nin kendisine intisap ettiği yer; birlikte buradan Elmalı'ya gittiler. Halifelerinden Ahmed Matlaî de Uşaklıdır. İlişkili kişi dosyası Ümmî Sinân : Ümmî Sinân (ö. 1657), Elmalı merkezli Halvetî şeyhi; Niyâzî-i Mısrî, Muslihuddin Mustafa Uşşâkī, Çavdaroğlu Müftî Derviş ve Eroğlu Nûrî gibi isimlerin yetiştiği irşad çevresinin merkez şahsiyetidir.Antalya · TürkiyeAntalyaElmalı ile birlikte adının en çok tanındığı çevre. İlişkili kişi dosyası Ümmî Sinân : Ümmî Sinân (ö. 1657), Elmalı merkezli Halvetî şeyhi; Niyâzî-i Mısrî, Muslihuddin Mustafa Uşşâkī, Çavdaroğlu Müftî Derviş ve Eroğlu Nûrî gibi isimlerin yetiştiği irşad çevresinin merkez şahsiyetidir.Denizli · TürkiyeDenizliFürûat esmâsını tamamladığı Mazharî (Mazhar) Sultan'ın şehri. İlişkili kişi dosyası Ümmî Sinân : Ümmî Sinân (ö. 1657), Elmalı merkezli Halvetî şeyhi; Niyâzî-i Mısrî, Muslihuddin Mustafa Uşşâkī, Çavdaroğlu Müftî Derviş ve Eroğlu Nûrî gibi isimlerin yetiştiği irşad çevresinin merkez şahsiyetidir.Afyonkarahisar · TürkiyeAfyonkarahisarHalifeleri vasıtasıyla adının yayıldığı şehirlerden. İlişkili kişi dosyası Ümmî Sinân : Ümmî Sinân (ö. 1657), Elmalı merkezli Halvetî şeyhi; Niyâzî-i Mısrî, Muslihuddin Mustafa Uşşâkī, Çavdaroğlu Müftî Derviş ve Eroğlu Nûrî gibi isimlerin yetiştiği irşad çevresinin merkez şahsiyetidir.Kütahya · TürkiyeKütahyaHalifeleri vasıtasıyla adının yayıldığı şehirlerden. İlişkili kişi dosyası Ümmî Sinân : Ümmî Sinân (ö. 1657), Elmalı merkezli Halvetî şeyhi; Niyâzî-i Mısrî, Muslihuddin Mustafa Uşşâkī, Çavdaroğlu Müftî Derviş ve Eroğlu Nûrî gibi isimlerin yetiştiği irşad çevresinin merkez şahsiyetidir.İstanbul · TürkiyeİstanbulDevlet ricâlinin isteğiyle oğullarından birini halifesi Niyâzî-i Mısrî ile buraya gönderdiği rivayet edilir. İlişkili kişi dosyası Ümmî Sinân : Ümmî Sinân (ö. 1657), Elmalı merkezli Halvetî şeyhi; Niyâzî-i Mısrî, Muslihuddin Mustafa Uşşâkī, Çavdaroğlu Müftî Derviş ve Eroğlu Nûrî gibi isimlerin yetiştiği irşad çevresinin merkez şahsiyetidir.Bursa · TürkiyeBursa (Niyâzî-i Mısrî'nin sonraki merkezi)Yanında yetiştirdiği Niyâzî-i Mısrî'nin sonraki yıllarda irşad merkezi; onun üzerinden tesirinin ulaştığı şehir. İlişkili kişi dosyası Ümmî Sinân : Ümmî Sinân (ö. 1657), Elmalı merkezli Halvetî şeyhi; Niyâzî-i Mısrî, Muslihuddin Mustafa Uşşâkī, Çavdaroğlu Müftî Derviş ve Eroğlu Nûrî gibi isimlerin yetiştiği irşad çevresinin merkez şahsiyetidir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ümmî Sinan”, c. 42, s. 310-311
  2. [2]Mustafa Lutfî, s. 17
  3. [3]Niyâzî-i Mısrî, Mevâidü'l-irfân (Mawaidu'l-irfân), s. 95
  4. [4]Mehmed Nazmi Efendi, Hediyyetü'l-ihvân, vr. 81a-b
  5. [5]Niyâzî-i Mısrî, Mevâidü'l-irfân, s. 95
  6. [6]Ümmî Sinan, Kutbü'l-meânî, İzmir Millî Ktp., nr. 2011/5, vr. 63b-74a
  7. [7]Ümmî Sinan Divanı (haz. A. Azmi Bilgin); ilk baskı İstanbul 1299
  8. [8]Kişi kartı kaynak paketi — Ümmî Sinân
Ortak kaynak kataloğunu aç →