ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
32 sonuç · “kısas”
01Dâvudzâde Ahmed Efendi
Dâvudzâde Ahmed Efendi (ö. 18 Zilhicce 1135/1723), ulemâ ailesinden gelerek İstanbul ve İznik medreselerinde yükselen, Trablusşam kadılığına tayin edildikten kısa süre sonra orada vefat eden Osmanlı âlimidir.
İstanbullu Ali Sabîh Ağa
İstanbullu Ali Sabîh Ağa (ö. Receb 1134/1722), mülâzemet aldıktan kısa süre sonra genç yaşta vefat eden şairdir.
İstanbullu Hayrullah Hayrî Efendi
İstanbullu Hayrullah Hayrî Efendi (ö. 1135/1722-23), çavuşlar kâtipliği yapan ve kısa şiir örnekleri tezkirede korunan Osmanlı şairidir.
Muhammed Ârif Hikmet Gālibzâde
Muhammed Ârif Hikmet, Şeyh Yahyâ Gālibzâde’nin oğludur. Babasının vefatından sonra dergâh meşihatı kendisine verildi; 1337/1919’da görev Şeyh Zâhid Efendi’ye devredildi.
Râşid Efendizâde Seyyid Abdülbâkī Efendi
Râşid Efendizâde Seyyid Abdülbâkī Efendi (ö. 1729), İstanbul kadılığı yapmış Râşid Mehmed Efendi'nin oğlu ve kısa süre Defterdar İbrahim Efendi Medresesi müderrisi olan âlimdir.
Şeyh Hüseyin b. Şerif Abdurrahman Eşrefî
Hüseyin b. Şerif Abdurrahman (ö. 1126/1714), babasının ardından yaklaşık üç yıl post hizmetinde bulunan ve onun yanına defnedilen şeyhtir.
Şeyh İsmâil Necâ Efendi
İsmâil Necâ Efendi, babası Süleyman es‑Sıdkî’nin yetiştirdiği halifesi; kısa süren post hizmetinden sonra Gümüşsuyu’nda inzivaya çekilen Sa‘dî şeyhidir.
afv an-il-kat'
afv an-il-kat' a. [Ar.] fik. Bir uzvu kesilmiş olan bir kimsenin bundan dolayı oluşacak kısas ya da diyetten vazgeçmesi, yani kısas ya da diyet istememesi.
afv an-il-şecce
afv an-il-şecce a. (4-ül ûW Wr-1 fik. Başı veya yüzü yaralanan bir kimsenin bu olaydan dolayı oluşacak olan kısas ya da diyetten vazgeçmesi, yani kısas ya da diyet istememesi.
domuz
İslâm dinînin yenmesini yasak kıldığı hayvan. İnsanı maddî ve manevî pisliklerden ve zararh maddelerden korumak için birtakım kurallar ve yasaklar koyan İslâm dinînin bu konudaki temel kaynağı Kur’ân-ı Kerîm'dir. Kaynak almarak kısastan diyete geçilmesi benimsenmeye başlanmıştır. Nitekim “Bakara suresi”, “Mâ'ide suresi”, “En'âm suresi”, “Nahl suresi” nde domuzdan pis olarak söz edilmiş ve yenmesi haram kılınmıştır. İlâhî dinlerden Yahudilikte de bu hayvanm eti yine haram kılınırken Hristiyanlıkta bu konuda açık bir hüküm söz konusu değildir. Domuzun haram kılınmasının en belirgin sebebi olarak bu hayvanın birçok hastalığın insana geçmesine vesile olduğu, özellikle onda kolesterin, yağ asitleri, kükürt, histamin, trişin hastahğı, domuz şeridi, domuz vebası, kuduz, şarbon, ruam, şap, tüberkiloz gibi pek çok hastalığm taşıyıcısı olduğu tıp dünyasmca kabul edilmiş durumdadır.
kısmet (II)
kısmet (II) a. U...,») [Ar.] Miras 78hukukunda, hisseli mallarm or “Ey taklar arasında dengeli olarak nler bölünmesi, özellikle de terekeana nin mirasçılar arasında hakkakaniyet ölçülerine göre paylaştınra rılması işi. nde al kıssa a. [Ar.] (ç. b. kısas) ara Kur’ân-ı Kerîm’de yer alan ve bu anlatılan dinî veya tarihî şahsiya yetler ile olaylar. Eskiden “hikâye” için kullanılan terim. Bir hadisin söylenmesine veya b.] yazılmasına sebep olan olay. ar.” eli kıtâl a. [Ar.] bk. cihât eni Kıtâl suresi a. bk. Muhammed suresi Lûl kıyâm a. ÇLî) [Ar.] Sözlük anlamı, ey “Kalkma, ayağa kalkma, ayakta ele durma.” olan bu söz, namazda yet iftitah tekbiri ile başlayıp her çin rekâtta Kur’ân okunması gereken süre ayakta durmayı ifade eden terim. jîjî yer
ta'zîr
İslâm hukukunda, kısas-diyet ve had cezaları dışında kalan ve kanun koyucunun takdirine bırakılmış olan cezalara verilen genel ad ve bunun için kullanılan terim.
diyet
İslâm hukukuda adam öldürme veya yaralama hadiselerinde mağdur olan tarafa ceza veya kan bedeli olarak ödenen para veya mal karşılığı kullanılan terim. Diyet insanlık tarihinin en eski dönemlerinden başlayarak var olan ve uygulanan bir olgudur. Özellikle İslâmiyet öncesinde kabileler arasmda baş gösteren öldürme hadiselerinde mağdur tarafa diyet ödeme genellikle mal karşılığı olmakta, mal için de ölçü deve kabul edilmekteydi. İslâm hukukunda ise Kur’ân-ı Kerîm kaynak ahnarak kısastan diyete geçilmesi benimsenmeye başlanmıştır. Nitekim “Bakara suresi” ndeki bir ayette, “Ancak kim (din) kardeşi tarafından affedilirse o zaman ma’rûfa (ölçüye) uymak, güzel ve tam olarak ödeme yapmak gerekir. ” sözü bunun en açık belgesidir. Ayrıca yine Kur’ân-ı Kerîm'deki bir ayette “hatâen adam öldürme” sözü geçmektedir. Bu durumda müminin bir esir azat etmesi ve ölenin varislerine teslim edilecek bir diyet vermesi, eğer öldürülen düşman bir kavimden ise öldürenin mümin bir esir azat etmesi ifade edilmektedir. Hadislerde ise bu konuda oldukça ayrıntı söz konusudur. Diyet için yüz deve, alün, gümüş, sığır, koyun, kıymetli mallar verilmesine ilişkin pek çok rivayetin varlığı kaynaklarda zikredilmektedir. Geç dönem İslâm hukukunda ise diyet, adam öldürme, yaralama ve sakat bırakma hadiselerine göre farklı diyet ödenmesini hükme bağlamıştır.
afv an-il-cerâha
afv an-il-cerâha a. [Ar.] fik. Bir kimsenin kendisini kısas ya da diyet gerektirecek biçimde yaralayan bir kimse üzerinde olan bakından, yani kısas veya diyet hakkından vazgeçerek o kimseyi affetmesi durumu.
kefaret
UjliS) [< Ar. küfr] îslâm inancma göre, günah ve hataları örtücü nitelikte olan kurban, sadaka, oruç gibi malî ve bedenî ibadetler. Kur’ân-ı Kerîm’de bu terim, üç ayette geçmektedir. “Mâide suresi” nde kısasa kısas hükmündeki kusurlar için kefaret ödenmesi; “Mâide suresi” nde bilerek yapılan yeminin bozulması için kefaret ödenmesi; yine “Mâide suresi” nde avlanma yasağının ihlâli için kefaret ödenmesi biçiminde ifade edümektedir. Ayrıca yine Kur’ân-ı Kerim’deki pek çok ayette de kefarete atıf söz konusudur. Söz gelişi, “yemin kefareti” (bk. bu madde), “ihram kefareti” (bk. bu madde), “zıhâr keffâreti” (bk. bu madde) bu konuda önemli kefaretler arasmda gösterilmiştir. Ayrıca bunlar ve benzeri ibadetlerin yerine getirilmemesi konusunda hadislerde de açık yorumlar ve açıklamalar yapılmıştır.
sâs
Şeriat hukukuna göre, kasten adam öldürme veya işlenen müessir fiil suçlarmda, suçlunun ya da eylemi gerçekleştiren kişinin işlediği eyleme veya davranışa denk b ceza ile cezalandırılma Kur’ân-ı Kerîm’de “kısâs” iç önce “Bakara suresi” nde mealen şu ifadeler: “ iman edenler! Size, öldürülen için kısâs farz kılındı. Hür ola karşı hür, köleye karşı köle, k dına karşı kadın kısâs...” son da “Mâ'ide suresi” n şu bilgi ve açıklamalar yer maktadır: “ (Tevrat’ta) onla cana can, göze göz, buruna b run, kulağa kulak, dişe diş ve y ralara karşı kısâsyazdık.” kısas a. [Ar. kıssa’nın ç. “Hikâyeler, sergüzetler, kıssala anlammdaki bu söz, başka ke me ve kelime gruplarıyla ye terimler oluşturur.
had, -ddi
Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet’te ifade edilmiş ve çerçevesi belirlenmiş, kısas ve diyet dışında kalan cezaî yaptırımlar. 2. Bir kavramın özünü tanıtan ve başka kavramlardan farkını ortaya koyan tanımlama için kullanılan kelâm terimi. § tam. hadd-i bagy a. (^ k) fık. Devlete karşı isyan hareketine katılan kimseye uygulanacak ceza. hadd-i bülûğ a. (^jLk) Çocukluk çağmın sona ermesi ile ergenlik çağınm başlaması. hadd-i hamr a. (^ k) fık. İslâm hukukunda, bilerek az veya çok miktarda şarap içene uygulanacak ceza. hadd-i kazf a. (jji k) fık. İslâm hukukunda, hür ve Müslüman iffetli bir kadına zina suçlaması yapan bir kimseye uygulanması gereken ceza. hadd-i sekr a. (jL»k) fik. İslâm hukukunda, şarap dışında az veya çok miktarda sarhoşluk verici içki içene uygulanacak ceza. hadd-i sirkat a. (^^ k) fık. İslâm hukukunda, bir hırsızlıktan dolayı hırsızlığı yapan kimsenin elinin kesilmesi cezası. hadd-i şer'î a. (^^ k) fık. İslâm hukukunda, şeriat kurallarına uygun olarak verilen ceza. hadd-i şürb a. (^^d, k) bk. hadd-i hamr hadd-i zinâ a. GLj k) fık. İslâm hukukunda, zina suçu işleyenler için uygulanacak ceza. Bir kavramın özünü tanıtan ve başka kavramlardan farkını ortaya koyan tanımlama için kullanılan kelâm terimi. § tam. hadd-i bagy a. (^ k) fık. Devlete karşı isyan hareketine katılan kimseye uygulanacak ceza. hadd-i bülûğ a. (^jLk) Çocukluk çağmın sona ermesi ile ergenlik çağınm başlaması. hadd-i hamr a. (^ k) fık. İslâm hukukunda, bilerek az veya çok miktarda şarap içene uygulanacak ceza. hadd-i kazf a. (jji k) fık. İslâm hukukunda, hür ve Müslüman iffetli bir kadına zina suçlaması yapan bir kimseye uygulanması gereken ceza. hadd-i sekr a. (jL»k) fik. İslâm hukukunda, şarap dışında az veya çok miktarda sarhoşluk verici içki içene uygulanacak ceza. hadd-i sirkat a. (^^ k) fık. İslâm hukukunda, bir hırsızlıktan dolayı hırsızlığı yapan kimsenin elinin kesilmesi cezası. hadd-i şer'î a. (^^ k) fık. İslâm hukukunda, şeriat kurallarına uygun olarak verilen ceza. hadd-i şürb a. (^^d, k) bk. hadd-i hamr hadd-i zinâ a. GLj k) fık. İslâm hukukunda, zina suçu işleyenler için uygulanacak ceza.
veliyy-i cinâye
veliyy-i cinâye a. fik. Kısas ettirme hakkına malik olan kimse.
afv an-il-cinâye
afv an-il-cinâye a. [Ar.] fik. Bir kimsenin kendisine karşı kısas ya da diyet gerektirecek bir cinayet teşebbüsünden dolayı oluşacak hakkmdan vazgeçmesi, yani kısas ya da diyet istememesi.
Ahmed Şaban Şifâî: Tıp, İlmiye ve Şiir
Ahmed Şaban Şifâî'nin hekimliğini, medrese kariyerini, tıp risalelerini ve şiirini aynı biyografik çerçevede okur.
SÛFİLERİN AHLÂKI
Avârifü’l-Maârif · 30. bölüm · 1-TEVÂZU. Sûfilerin en güzel ahlâkı Tevâzudur. Kul, tevâzu elbisesinden daha güzel bir elbise giymemiştir. Tevâzu ve hikmet hâzinesine sahip olan bir kimse, herkes onu nasıl görüyo
Sayfalar 10–15
Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel
Sayfalar 36–43
Muzaffer Ozak Külliyatı · yüz mü çevireyim? Hayır!.. Ne kadar kötü ve günahkâr bir kul olsam da, Rabbimle münasebetimi kesmem ve kulluğumu unutmam, der ve oradan uzaklaşır. Bir kaç yıl sonra, Şeyh Şibli haz
Sayfalar 34–41
Muzaffer Ozak Külliyatı · Birincisi; gökyüzüdür. Güneşi, ayı, yıldızları ve daha güremediğimiz, bilemediğimiz diğer varlıkları ile enginleşen o muhteşem gökyüzünü bir düşününüz. Düşününüz ki, insanoğlu, en
Sayfalar 48–55
Muzaffer Ozak Külliyatı · Hz. Omer, çocuğa cevaben cinayeti işlediğini söyledin. Sana islâm şeriatında kısas lâzım geldi buyurdular. Delikanlı hükmü şer'iye göre öldürülecegini bildigi halde evvelki sükûnet
Sayfalar 79–83
Muzaffer Ozak Külliyatı · Resûl aleyhisselâmın son günlerinde idi. Hazreti Bilal'e, bütün eshabın ve ensarın Mescidi nebeviyede toplanmalarını emr eylediler. Hazreti Bilâl radiyallahu anh, nâsı Mescide topl
Sayfalar 96–103
Muzaffer Ozak Külliyatı · - 96 _ yaklaştığında mübarek bir zatın kendisine havzı nebiyden bir kâse doldurup uzattığında «Kimsiniz?» diye sorar. O zatı muhterem de «Ben ol kişiyim ki, Resûlü-Ekreme büyüklerd
Sayfalar 150–154
Muzaffer Ozak Külliyatı · kalıntılarını da görüyor da, kendi âkıbetinin de aynı olacağını hatırlamak bile istemiyor. Hakkı bilmiyor, bilmediği için de bulamıyor, bulamayınca olamıyor, üç günlük fâni dünya h
Sayfalar 177–184
Muzaffer Ozak Külliyatı · - 177.gösterici, nuru evvel. bâ'si sonra Muhammed Mustafa. Müctebâ. Mürtezâ, Fe-kabe kavseyn-i ev-edna. Taki. Naki. Kureyşiyyül-Hâşimiyyül-Arabi, Mekki, Medeni. Haseneynil-ahseneyn
Sayfalar 155–160
Muzaffer Ozak Külliyatı · bur ve muztar kalmadıkça kimseye kıymadık. Oysa, insan kılıgında yaratılan bu hayâsızlar, hemcinslerinin hayâ duygularına insafsızca kıyarak, bizlerden çok aşağılık olduklarını isp
Sayfalar 221–227
Muzaffer Ozak Külliyatı · Yapılan tövbelerin kabul olunup olunmadığı da şöyle anlaşılır. Evvelce, yani tövbe ve nedametinden önce nefsinin hoşlanarak işlediği kötülükleri ve günahları hatırladığında bunları
Sayfalar 216–222
Muzaffer Ozak Külliyatı · tigim için bana kızma. Aleyhimde bulunma. Bunları bana Allah söyletiyor. Söyleyene bakma söyleteni gör. Sana nimeti verene bakma, verdirene nazar et. Sana sopayı vuranı nazar-ı iti