ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
20 sonuç · “kâhin”
01Abdüllatîf en-Nakşibendî
Abdüllatîf en-Nakşibendî (ö. 1563-64), Emîr Buhârî’nin halifesi Hâce Mahmud Efendi’nin müridi, damadı ve Fâtih’teki hânkāhın halefidir; İstanbul’daki erken Ahrârî-Nakşibendî mirasını tekke, sohbet ve kitap hizmetiyle sürdürmüştür.
Ali Sırrî Efendi
Ali Sırrî Efendi (ö. 28 Safer 1322/30 Nisan 1904), Bursa İncirli Dergâhı ve İznik Eşrefiyye Hankāhı’nda hizmet ettikten sonra Ahmed Gazzî Dergâhı postnişini olan; Osman Şems Efendi’den icâzet alan Eşrefî-Kādirî şeyhi ve ta‘lik hattatıdır.
Baba Yûsuf Hakîkî
Baba Yûsuf Hakîkî (ö. 893/1488), Somuncu Baba’nın oğlu; Hacı Bayrâm-ı Velî’nin terbiyesinde yetişen, Aksaray’daki Melik Mahmud Gazi Hankahı’nın şeyhi ve Hakîkî-nâme ile Muhabbetnâme’nin müellifidir.
Ebû Saîd Şah el-Fârûkî
Ebû Saîd Muhammed b. Safiyyi’l-kadr el-Fârûkî el-Müceddidî (1196/1782–1250/1835), Râmpûr’da yetişip Şah Dergâhî ve Abdullah ed-Dihlevî’den hilâfet alan; Delhi Mazhariyye hankāhında dokuz yıl irşad makamında bulunan ve Hidâyetü’t-tâlibîn’i yazan Nakşibendî-Müceddidî şeyhidir.
Enverî Dede
Enverî Dede (ö. 953/1546-47), medrese tahsilinden sonra Nakşibendî icazeti alan; Seyyid Battal Gazi Zâviyesi ile Bursa Orhan Gazi Hânkāhı’nda görev yapan Bursalı şeyh ve şairdir.
Fahreddin Irâkī
Fahreddin Irâkī (1213-1289), Bahâeddin Zekeriyyâ’nın Mültan hankahında yetişen; Sadreddin Konevî ve Mevlânâ çevresiyle buluşarak Lemaât’ı kaleme alan Farsça tasavvuf şiirinin büyük temsilcisidir.
Ferîdüddin Mes‘ûd Genc-i Şeker
Baba Ferîd Genc-i Şeker (ö. 664/1265), Kutbüddin Bahtiyâr Kâkî’nin halifesi; Hânsî ve Pâkpattan’daki hankahları, riyâzet ve semâ terbiyesi, Nizâmeddin Evliyâ ile Alâeddin Sâbir’e uzanan halife ağıyla Çiştiyye’yi Pencap ve Kuzey Hindistan’da kökleştiren sûfîdir.
Hattat Hâfız Osman Efendi
Hattat Hâfız Osman (1642–1698), sülüs ve nesih yazıda Osmanlı hat üslûbunu yenileyen; mushaf ve hilye tertibinde kalıcı tesir bırakan, Sünbül Efendi Hânkāhı’nda zâkirbaşılık yapan sanatkâr ve derviştir.
Neccâr-zâde Mehmed Sıddık Efendi
Neccâr-zâde Mehmed Sıddık Efendi (ö. 1208/1793-94), babası Mustafa Rızâ’nın ardından 1746’da Beşiktaş’taki hankâhın postuna geçen; Esfâr-ı Erba‘a adlı eseri ve Makālât-ı Sıddıkiyye’de korunan sohbet çevresiyle tanınan Nakşibendî-Müceddidî şeyhidir.
Nizâmeddin Evliyâ
Nizâmeddin Evliyâ (Bedâûn – 18 Rebîülâhir 725 / 3 Nisan 1325, Gıyâspûr); Hindistan'da Çiştiyye'nin önde gelen şeyhlerinden ve Nizâmiyye kolunun pîri . Yetiştirdiği 700 halife ile Çiştiyye'yi Hindistan'ın en yaygın tarikatı hâline getirmiştir.
Şeyh Ebü’l-İşrâk Seyyid Hacı Mustafa Beyzâde el-Ahıskavî
Ahıskalı Beyzâde Mustafa Efendi (ö. 1199/1785), on sekiz yıllık tedrisin ardından Nakşibendî sülûkunu tamamlayan; Murad Molla Hânkâhı’nın ilk postnişini ve Arapça eserler müellifidir.
Şeyh Hâşim-i Evvel
Hâşim-i Evvel, Balat şeyh ailesinden; 1729–30’da Ferah Kethüdâ Zâviyesi postuna geçen, daha sonra Kocamustafapaşa Hankahı’na nakledilen Halvetî şeyhidir.
kâhin
Bilinmezliklere den haber veren kimse, “arrâf’ k (bk. bu madde) tan ayrılan yönü, e zan ile haber veren kimsedir. n Hz. Peygamber, bu kimseleri. pek iyi karşılamamıştır: “Her. kim arrâfa veya kâhine giderse ve onun dediğini tasdik ederse o m Ebulkasım’a küfretmiş olur.” i
Sayfalar 73–78
Muzaffer Ozak Külliyatı · — 73 _ Hızır Aleyhisselâm, Cenab-i Allaha münacaat edip: «Yarabbi! Bana bir defter verip, o defterde sevdiklerinin ismini bildirdin. Bu zatın ismi burada yok. Bu kimlerdendir?» ded
Sayfalar 373–378
Muzaffer Ozak Külliyatı · Taberiye gölünün ise suları taşmıştı. Kâbe'de bulunan putların hepsi yüz üstüne kapanmış; Lât, Uzzâ, Menât denilen üç büyük put, parça parça olmuş, Kâbe'nin duvarlarından sesler ge
Sayfalar 379–384
Muzaffer Ozak Külliyatı · dül-Muttalip, Kâbe'yi tavafa gitmişti. Acaip mehuf bir şey bana göründü. Bir seda işittim ve korktum. Bir beyaz kuş zuhur edip, benim gögsümü sıvadı. Korku benden zail oldu. Bende
Sayfalar 385–391
Muzaffer Ozak Külliyatı · bu kuvvete malik değiliz. Bahreynde, Rebir ibni Pebia namında bir kâhin vardır. Ona sorun» dediler. Nuşirevân. Abdül-Mesih namındaki bir adamını bu kâhine gönderdi. Bu kâhinin vücu
Sayfalar 414–420
Muzaffer Ozak Külliyatı · Ilerinin asaletini kazdıranlar, on binlerce lira harcayarak dışını özene bezene süsleyenler ise, o kabir çukuruna girince alandıklarını hemen anlarlar, kabirlerinde ne tevhid, ne z
Sayfalar 459–465
Muzaffer Ozak Külliyatı · El-yevme nahtimü alam efvahihim ve tükellimûnâ eydiyhim ve teşhedü ercülühüm bima kânu yeksiban…..; Ya - Sin: 65 (O gün, onların ağızlarını mühürleriz. Kazançları ne ise, bize elle
Sayfalar 751–758
Muzaffer Ozak Külliyatı · Kız çocuklarına nasıl muamele edilmelidir? Komşularına eza ve cefa edenlerin âkibetleri .... Kör ve kötürüm misali nedir? Kör dilencinin niçin ve nagıl kör olduğu Kötülükler ve köt