ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
59 sonuç · toplam 59 · “hibe” · 1/3
01hibe
fık. Sözlüklerde, “Bağışlamak, karşılıksız vermek.” anlamında geçen bu söz, İslâm hukukunda bir malm bedelsiz veya karşılıksız bir başkasma temliki için kullanılan bir terimdir.
Ömrî Hibe
Bir kimseye; "Ömrün boyunca evim senin olsun" diyerek yapılan hibe. Ömrî hibe câizdir. Hibe yapılan kimse vefât edince ev sâhibine, ölmüşse mîrâsçılarına verilir. (Abdullah Mûsulî)
Râhibe
Kadın râhib. Hiç evlenmeyen, yalnız ve bekâr olarak yaşayan, kilisede ibâdetle meşgûl olan görevli kadın. Şehvet nazarı ile kadınlara bakmanın aynen zinâ olduğunu Îsâ aleyhisselâm bildirmiş iken, hıristiyanlar kadınlarını örtmemişlerdir. Bu…
Abdullah-ı Berzişâbâdî
Abdullah-ı Berzişâbâdî (789/1387–872/1467-68), Muhammed Pârsâ ve Ya‘kūb-i Çerhî’den Hâcegân-Nakşibendî terbiyesi, İshak Huttalânî’den Kübrevî hilâfeti alan; Horasan’daki irşad hattı daha sonra Zehebiyye silsilelerince geriye dönük olarak sa…
Şeyh Hüseyin Rûhî Berzencî
Erzurumlu Seyyid Hüseyin Rûhî Efendi (ö. 1288/1871), Berzenciyye-i Kādiriyye’ye mensup; Tokatlı Şeyh İsmâil Efendi ile Mustafa Şerîf Efendi’nin irşad çevresinde yer alan ve Haseki’de medfun bir şeyhtir.
Mezar taşındaki tarihi Belîğ Efendi söyledi
Yağlıkçızâde Mehmed Efendi · Selânik'teki mezar taşına Bursalı Belîğ Efendi'nin söylediği bir tarih mısraı işlendi.
Bir ilâhî beyti
Sivâsîzâde Şeyh Abdülbâkī Efendi · Vefeyât derlemesinin koruduğu iki mısra, onun şairliğinden geriye kalan örnektir.
râh-ı bekâ
Cen ve nete giden yol. ste râh-ı fenâ a. (lü »IJ bk. râh-ı nâ”- adem
Sütûhiyye
Ahmed el-Bedevî’nin Tantâ’daki dam inzivasına ve “dam ehli” diye anılan ilk çevresine nispet edilen tarihî Bedevî kolu.
Ebû Muhammed Yûnus b. Yûsuf eş-Şeybânî el-Buhârî
Ebû Muhammed Yûnus b. Yûsuf eş-Şeybânî (ö. 682/1283-84), Kahire’de hankahı belgelenen Yûnusiyye çevresinin pîri; Sa‘deddin el-Cebâvî’nin baba ve mürşid halkası olarak Sa‘diyye geleneğine bağlanan sûfîdir.
Tokatlı Şeyh İsmâil Efendi
Tokatlı Şeyh İsmâil Efendi (ö. 1897 veya 1899), Hüseyin Rûhî Berzencî’nin terbiyesinde yetişen; Erzurum Hasan Basrî Mahallesi’ndeki tekkede irşad eden âlim ve ârif bir Kādirî şeyhidir.
Uyûnü’l-mezâhib şerhi
Arabzâde Abdurraûf Efendi · Atâyî, Arabzâde Abdurraûf Efendi’nin Uyûnü’l-mezâhib’e bir şerh yazdığını bildirir.
Eserleri ve metinleri
Abdurrahman Câmî · Mensur olarak Şevahidü'n-Nübüvve namıyla te'lif-i güzinleri pek mühimdir. Sair Asar-ı Aliyyeleri: " ,__ • -- ... :ı:o ... Tefsir-i Ayet-i ( .:.ı r."' J \.j ı; !i) 1 1 8 , Nefehatü'l-Üns min Hazarati'l-Kuds, Risale-i Tarik…
mu'âmelât
biLLu) [Ar.] fık. Sözlük anlamı, “alış veriş yapnmak.” olan bu terim, insanlar bu arası ilişkilerde ticaret, kira, şirye ketler, hibe, evlilik, miras, vekâ ’llet, kefalet, vasiyet gibi hukukî et işlemleri düzenleyen kuralların an tamamı içi…
râfi
Hadis biliminde, m’in bir hadisi “merfû” (bk. bu mad nnet de) olarak rivayet eden kimse. dilr’in rağbet ve rehbet a. (c^j j cuij bk. [Ar.] tas. “Arzu etme, ihlâs ile, C. yalvarıp yakarma.” anlamındaki “rağbet” sözü üe “Korkma, çekinme, endi…
ifk hadisesi
ifk hadisesi a. Adını Kur’ân-ı Kerîm’de “Nâr suresi” nde geçen “ifk” sözünden alan bu terim, iftira, en kötü ve çirkin yalan anlamında kullanılmıştır. Bu yalan ve iftira, Hz. Âişe’ye “Mustalik Gazvesi” sırasmda atılmıştır. Savaş sonrasında…
ef âl
“İşler, eylemler.” anlamındaki bu söz, başka kelime ve terkiplerle yeni terimler oluşturur. § tam. efâl-i ibâd ç.a. (jU Jl*jl) İnsan için iradeye dayanan ve bireye sorumluluklar yükleyen iş ve eylemler. efâl-i mükellefin ç.a. (jjâL JLûl) “M…
umrâ
İslâm h kukunda bağış yapan kimsen hayatta kaldığı süre ile sını olan hibe türü
Rabb-i bâkî
Ebedî ve kalıcı Rab; Allah. Yaratılmışların faniliğine karşı ilâhî bekāyı vurgular.
Rukbî
İki kişinin karşılıklı olarak, öldükten sonra sâhib olmaları şartıyla birinin malını diğerine bağışlaması yâni sen ölürsen evin benim olsun, ben ölürsem evim senin olsun şeklindeki hibe. Rukbî hibe, tarafeynin (İmâm-ı a'zam ve İmâm-ı Muhamm…
Ümm-İ Veled
Efendisinden (sâhibinden) çocuğu olan câriye, köle kadın. Ümm-i veled satılamaz ve hibe olunamaz. Efendisi vefât edince âzâd (hür) olur ise de, zevce gibi vâris olamaz. Oğlu ise, mîrâsçı ve hür olur. (M. Zihni Efendi)
Cem‘
2.3.2. Cem‘ ve Fark Tasavvufta kulun, mahlûkât ve rabbi ile olan ilişkisini anlatmak için kullanılan kavramlardan cem‘ ( ع مجلا) ve fark (ق رفلا) tasavvuf klasiklerinin ekseriyetinde yer almaktadır. Bunlardan Serrâc, Kelâbâzî, Kuşeyrî ve Hü…
Belâgat
1. Sözün düzgün, kusursuz ve yerinde söylenmesi. Kur'ân-ı kerîm gibi ilâhî belâgat ve îcâza (az sözle çok mânâ ifâde etme özelliğine) sâhip bir kitap, yalnız Türkçeye değil, hiç bir dile hakkıyla çevrilemez. (H. Hüsnü Erdem) Kur'ân-ı kerîmi…
Vakf (vakıf)
1. Mükellef (akıllı, müslüman ve ergenlik çağına erişmiş)kimsenin kendi mülkü olan mütekavvim (belli, kıymetli ve dayanıklı)malının menfaatini (faydasını) hiçbir şarta bağlamadan, müslüman veya zımmî (gayr-i müslim vatandaş), bütün veya bel…