Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

25 sonuç · “Secde

01
Sözlük

Aşk

Sevginin insanın bütün varlığını kuşatan en ileri derecesi. Tasavvuf dilinde aşk, sâliki benlik iddiasından çıkarıp sevgilinin iradesine yönelten güçlü muhabbeti; varlığın yaratılışındaki sevgi sırrını ve Hakk’a kavuşma arzusunu anlatır. Sevginin dereceleri Klasik kaynaklar sevginin hâllerini tek bir değişmez sıraya bağlamaz. Bununla birlikte şu kavramlar sıkça birlikte anılır: Meveddet Sevgi sebebiyle kalbin özlem ve bağlılık içinde bulunması. Hevâ Gönlün sevgiliye yönelmesi; denetlenmediğinde nefsânî arzu anlamı da taşır. Hillet Sevginin kalbin bütün katlarına işlemesi ve dostluk. Muhabbet Kötü huylardan arınıp sevgiliye lâyık olma çabası. Şağaf Kalbin zarına kadar ulaşan yakıcı sevgi. Garâm Ayrılmayan, sürekli ve bağlayıcı sevgi. Heyâm Âşığı kendinden geçiren sevgi taşkınlığı. Valeh Sevgilinin güzelliği karşısında hayret ve vecd. Hakikî ve mecazî aşk Hakikî aşk Hakk’a yönelen sevgidir. Mecazî aşk yaratılmış güzelliğe duyulan sevgiyi ifade eder. Sûfîler mecazî sevginin insanı hakikate taşıyabileceğini söylemekle birlikte, kişiyi bağımlılık, zulüm veya sorumsuzluğa götüren her tutkuyu mânevî aşk saymaz. Aşkın ateş, şarap, deniz ve delilik mecazlarıyla anlatılması onun dönüştürücü kuvvetini ifade eder. Ateş benliği yakar; şarap sıradan idrakin sınırlarını aşan vecdi; deniz ise sevginin kuşatıcılığını temsil eder. Bu ifadeler çoğunlukla şiirsel ve semboliktir. Aşk ve kulluk Tasavvufta aşk şeriatın ve ahlâkın yerine geçen sınırsız bir taşkınlık değildir. Sevginin doğruluğu sadakat, merhamet, hizmet, edep ve kul hakkına riayetle ölçülür. Âşık sevdiğini iddia etmekten çok, sevgisinin gerektirdiği güzel huyları taşımaya çalışır. Şeriat tarikat yoldur varana Hakikat mârifet andan içeru Mevlevî kullanım “Aşk olsun” Mevlevî çevrelerinde selâm, dua ve mânevî gayret temennisidir. Muhatap “Aşkın cemâl olsun”, ardından “Cemâlin nûr olsun” ve “Nûrun alâ nûr olsun” gibi karşılıklar verebilir. Buradaki aşk, kişisel romantik duygudan ziyade Hakk’a yöneliş ve hizmet neşesidir. Okuma notu Sevgi mertebelerinin adları ve sırası kaynaklara göre değişir. Madde bu farklı tasnifleri tek ve zorunlu bir psikoloji şeması gibi sunmaz.

02
Sözlük

Etvâr-ı dil

Kalbin tavırları ve mertebeleri. 2. tas. Kalbin cilveleri ve mazharları. Kalbin tavırlarından her biri diğer tavrın cevheri ve madenidir. “Altın ve gümüş gibi, insanlar da maden ocakları halindedirler,” hadisiyle bu hususa işaret edilmiştir. Madenler kat kat olduğu gibi kalbin tavırları da kat kattır. Bu tavırlar sırasıyla şöyledir: Sadr (göğüs), İslam cevherinin madeni. Allah'ın göğsünü İslama açtığı kullar ile öbürleri arasında fark vardır (Zümer Suresi, 39). “Allah, hidayete erdirmeyi dilediği kimsenin göğsünü İslama açar” (En'am Suresi, 125). İslam nurundan mahrum kalan bir kalp, küfür karanlığının madeni haline gelir (Nahl Suresi, 106). Sadr, şeytanın insana vesvese verdiği mahaldir. Sadr, kalbi örten deri mesabesindedir. Kalbin derununa İblis için yol yoktur; çünkü kalp, Hak Teala'nın özel haremidir. Hiç kimse başka birinin kendi haremine girmesine izin veremez. Şeytan, meleklerin haremi olan semaya bile yol bulamazken (Hicr Suresi, 17) ulu ve yüce Allah'ın haremi olan kalbe nasıl nüfuz edebilir? (Hicr Suresi, 42). Kalp, yürek iman cevherinin madeni, akıl nurunun mahalli (Mücadele Suresi, 22; Hac Suresi, 46). Şegâf, kalbin zarı. Yaratıklara karşı duyulan aşk ve sevgi bunun ilerisine geçemez (Yusuf Suresi, 30). Fuat, ilâhî tecellileri seyr ve temaşa (müşahede ve rüyet) cevherinin madeni ve mahallidir (Necm Suresi, 11). Habbetü'-kalp, kalbin içi, gönül. Hazret-i uluhiyete muhabbet mahallidir; artık orada Allah sevgisinden başka hiçbir sevgiye yer yoktur. Süveyda (sevda), gaybı mükaşefe, ledün ilmi; hikmet menbaı ve ilâhî esrar hazinesi ve madeni, isimlerin ilmi (Bakara Suresi, 31). Burada meleklerin bile mahrum olduklan çeşitli keşfi ilimler vardır. Muhceti’lkalp, kalbin içinin içi. Tecelli nurlarının ve bütün ilâhî sıfatların madeni ve zuhur mahallidir. Gaybü'l-gayb burada zuhur eder. Insanın en şerefli mahluk oluşu bundandır. Hiçbir kalp hastalığı bulaşmayacağından burası tam sıhhat halindedir. Sıhhat alameti ise yukarıda sayılan kalbin her tavrında kulluğun gereklerinin tam olarak yerine getirilmesi ve kendilerine has olan anlamların gerçekleştirilmesidir. Bedendeki yedi organ üzerine secde nasıl farz ise kalbin yedi tavır üzerine secde etmesi de öylece vaciptir. Birinci tavrın secdesi tevbe, ikincisinin nefs tezkiyesi, üçüncüsünün kalp tasfiyesi, dördüncüsünün kalbin ilâhî hakikat ve hullelerle süslenmesi, beşincisinin kalbin ilâhî cilveler ve tecellilerle cilalanması, altıncısının kalbin mâsivâdan tamamıyla arındırılması, yedincisinin kalbin secde edip gönül makamına ermesidir. Burada artık kalem kırılır, ne bir şey söylenir ne de yazılır, lisan lal olur (NM 110). Atvar-ı seba (4a! sb!) 1. Yedi tavır: tab (tabiat), nefs, kalp, ruh, sır, hafi, ahfa. Allah'ın insanı yedi tavırda yarattığını (Nuh Suresi, 14) dikkate alan bazı mutasavvıflar bu tavırları yedi kat semaya, yedi gezegene, yedi vadiye ve yedi iklime benzetirler (NM 109). Attâr'ın Mantıku”t-Tayr'ında bu yedi tavır ve yedi vadi şu şekilde tespit edilmiştir: aşk, marifet, istigna, tevhit, hayret, fakr, fena (aM 89). Yedi tavrı daha başka şekillerde gösterenler de vardır (sme 35). Yedi tavır: tab (tabiat), nefs, kalp, ruh, sır, hafi, ahfa. Allah'ın insanı yedi tavırda yarattığını (Nuh Suresi, 14) dikkate alan bazı mutasavvıflar bu tavırları yedi kat semaya, yedi gezegene, yedi vadiye ve yedi iklime benzetirler (NM 109). Attâr'ın Mantıku”t-Tayr'ında bu yedi tavır ve yedi vadi şu şekilde tespit edilmiştir: aşk, marifet, istigna, tevhit, hayret, fakr, fena (aM 89). Yedi tavrı daha başka şekillerde gösterenler de vardır (sme 35).

03
Sözlük

Baş kesmek

Eğilmek. tas. Mevlevilikte dervişlerin, canların ve semazenlerin | şeyhlerinin önünde özel bir şekilde durup baş eğmeleri. Baş kesmek teslimiyetin | — simgesidir. Bkz. İnhina, Secde. Baş okutmak Bektaşilikte her yıl muharrem ayında mürşidin ve ihvanın huzurunda yapılan rıza alma töreni, 5 Bâtıl sar. (با طل) >. Asılsız, temelsiz, geçersiz; yokluk. tas. Mâsivâ, mümkün varlıklar, yaratılmış âlem, saf yokluk. Hakk'ın, cebbar ve kahhar sıfatı yanında her şey yok olur, hiçbir şey var olarak gözükmez. Bu halde gölge varlık, Hakk'ın dışındaki şeyler bâtıl ve hayal olarak görülür. Çü ba'z-ı zuhurat-1 Hak âmed bâtıl Pes münkir-i bâtıl neseved cüz câhil CN 434 Vakt olur ki hak çıkar vaktiyle bâtıl sandığın Talii Bâtıl hemişe bâtıl u bihadedir veli Müşkil odur ki suret-i Hak'tan zuhur ede Baki

04
Sözlük

Burcu'l-evliya

= en-i evi i 3 evliya (برج الاوليا) Medfen-i evliya, evliyası ve yatırı çok olan yer. Bürhan-ı Hak (5> le») Hakk’ı ran gi Öpme, Öpücük. 2. as. a Baunda feyz ve cezbe. b Alınan müjde (Sr). Burhan halkın, cezbe ise nebi v ee bans meee e Bilgi ve uygulama, anlama ve anlatma yö- Bit i. fars. (بت) 1. Put, sanem. 2. tas.: ten sözün keyfiyetini kabul etme yetene i (ts), d Ruhun:ا a 5 haste ‘ igi ne zevk, 7 (hevâ hevesi ve) nefsidir. Hakikati ic EREN ll il iş n elini öpme. Dâmen-büs: Şeyhin eteğini öpmek, önünde yer öpmek, yer öpen. Bkz. Secde n nâz-perversin dilârâsın ma ki gayet bi-mahabbasın n destini büs etse âşıklar bir padişâh-ı âlem-ârâsın G. Dede fha. 2. tas. Gönlün ilgi ve bağlantıdan (alâka ve esasen başlangıçta cem makamındayken vardır ve eğişik bir halde mevcuttur (us). 1. Bedel, karşılık, denk, bir şeyin halefi ve değişiludur (aKa 111, 1168). 2. tas, Yediler. Bunlardan her çok uzak mesafelere giderler. Gözden kaybolduken kendilerinin tıpkısı olan canlı bir beden bırakırundan aslından ayırt edilmeyen bu bedene bedel ve ine sahip olan velilere büdelâ denir (kr). Bkz. Yeşı dökme, girye. 2. tas. Zahitler ve süfiler yaptıklaara, içinde bulundukları bela ve musibetlere, ahde icran haline, ahiret hesabına ağlar, bir damla göz ine bu yüzden ibadetten daha hayırlı olduğuna ina-," sözü bunu ifade eder. Aglamakla ünlü zahit ve r (si 300). Zahitler üzüntüden, arifler sevinçten lak memesi. 2. tas. Sevgilinin kulak vermeden ve yan sözü, ince ifadesi, (dakika-i mahbüp) (11s; TK e olan sözü. nan. I. Kanıt, delil. 2. tas. Rifailerin bedenlerine akk'ın delili. 2. tas, Kur’ân veya Hz. Peygamber ebi ve velilerin yoludur. tas. a Nefs, nefs-i, emmare. Herkesin putu kendi ati idrak etmek için Hz. İbrahim'in putu kırması Put, sanem. 2. tas.: ten sözün keyfiyetini kabul etme yetene i (ts), d Ruhun:ا a 5 haste ‘ igi ne zevk, 7 (hevâ hevesi ve) nefsidir. Hakikati ic EREN ll il iş n elini öpme. Dâmen-büs: Şeyhin eteğini öpmek, önünde yer öpmek, yer öpen. Bkz. Secde n nâz-perversin dilârâsın ma ki gayet bi-mahabbasın n destini büs etse âşıklar bir padişâh-ı âlem-ârâsın G. Dede fha. 2. tas. Gönlün ilgi ve bağlantıdan (alâka ve esasen başlangıçta cem makamındayken vardır ve eğişik bir halde mevcuttur (us). 1. Bedel, karşılık, denk, bir şeyin halefi ve değişiludur (aKa 111, 1168). 2. tas, Yediler. Bunlardan her çok uzak mesafelere giderler. Gözden kaybolduken kendilerinin tıpkısı olan canlı bir beden bırakırundan aslından ayırt edilmeyen bu bedene bedel ve ine sahip olan velilere büdelâ denir (kr). Bkz. Yeşı dökme, girye. 2. tas. Zahitler ve süfiler yaptıklaara, içinde bulundukları bela ve musibetlere, ahde icran haline, ahiret hesabına ağlar, bir damla göz ine bu yüzden ibadetten daha hayırlı olduğuna ina-," sözü bunu ifade eder. Aglamakla ünlü zahit ve r (si 300). Zahitler üzüntüden, arifler sevinçten lak memesi. 2. tas. Sevgilinin kulak vermeden ve yan sözü, ince ifadesi, (dakika-i mahbüp) (11s; TK e olan sözü. nan. I. Kanıt, delil. 2. tas. Rifailerin bedenlerine akk'ın delili. 2. tas, Kur’ân veya Hz. Peygamber ebi ve velilerin yoludur. tas. a Nefs, nefs-i, emmare. Herkesin putu kendi ati idrak etmek için Hz. İbrahim'in putu kırması Bedel, karşılık, denk, bir şeyin halefi ve değişiludur (aKa 111, 1168). 2. tas, Yediler. Bunlardan her çok uzak mesafelere giderler. Gözden kaybolduken kendilerinin tıpkısı olan canlı bir beden bırakırundan aslından ayırt edilmeyen bu bedene bedel ve ine sahip olan velilere büdelâ denir (kr). Bkz. Yeşı dökme, girye. 2. tas. Zahitler ve süfiler yaptıklaara, içinde bulundukları bela ve musibetlere, ahde icran haline, ahiret hesabına ağlar, bir damla göz ine bu yüzden ibadetten daha hayırlı olduğuna ina-," sözü bunu ifade eder. Aglamakla ünlü zahit ve r (si 300). Zahitler üzüntüden, arifler sevinçten lak memesi. 2. tas. Sevgilinin kulak vermeden ve yan sözü, ince ifadesi, (dakika-i mahbüp) (11s; TK e olan sözü. nan. I. Kanıt, delil. 2. tas. Rifailerin bedenlerine akk'ın delili. 2. tas, Kur’ân veya Hz. Peygamber ebi ve velilerin yoludur. tas. a Nefs, nefs-i, emmare. Herkesin putu kendi ati idrak etmek için Hz. İbrahim'in putu kırması

05
Sözlük

Base

(«- (بو Öpme, Öpücük. tas. a Bâtında feyz ve cezbe, b Alınan müjde sonunda hasıl olan haz. c Bilgi ve uygulama, anlama ve anlatma yönünden sözün keyfiyetini kabul etme yeteneği. d Ruhun vasıtasız aldığı zevk,

06
Sözlük

Bit

لل لل لل ل ل ا ل haz. Dest-bas: Şeyhin elini öpme. Damen-bas: Şeyhin eteğini öpmek, Zemin-büs: Şeyhin önünde yer öpmek, yer öpen. Bkz. Secde.» Güzelsin bi-bedelsin ndz-perversin dilârâsın Değilsin bt-vefa amma ki gayet bt-mahabbasin Ne mânldir uzatsan destini bas etse âşıklar Kolun bükmezlere bir padişâh-ı âlem-ârâsın G, Dede (بو ى) Koku, nefha 2. tas, Gönlün ilgi ve bağlantıdan (alâka ve ) haberdar olması ki, esasen başlangıçta cem makamındayken vardır ve tefrika makamında değişik bir halde mevcuttur (115). (9 4) veya Budala, 1, Bedel, karşılık, denk, bir şeyin halefi ve değişina gelen bedelin çoğuludur (aka 111, 1168). 2. عم Yediler. Bunlardan her 'n kaybolur, bir anda çok uzak mesafelere giderler. Gözden kaybolduk- 1, yerlerine her yönden kendilerinin tıpkısı olan canlı bir beden birakirareket ve şekil bakımından aslından ayırt edilmeyen bu bedene bedel ve. Bedel bırakma gücüne sahip olan velilere büdelâ denir (xr). Bkz. Yedal. &) 1. Ağlama, gözyaşı dökme, girye, 2. tas, Zahitler ve süfiler yaptıklaere, girdikleri günahlara, içinde bulundukları bela ve musibetlere, ahde eyişlerine, firkat ve hicran haline, ahiret hesabına ağlar, bir damla göz k çok sorunu çözeceğine bu yüzden ibadetten daha hayırlı olduğuna ina-: gülün, çok ağlayın,” sözü bunu ifade eder, Ağlamakla ünlü zahit ve kha (ç. bekkdun) denir. Zahitler üzüntüden, arifler sevinçten kz. Ağlama, ars. كلو ش) Ly) r. Kulak memesi. 2. tas Sevgilinin kulak vermeden ve nlenmeden anlaşılmayan sözü, ince ifadesi, (dakika-i mahbap) (11s; TK evgilinin kulağa küpe olan sözü. (U (بى veya Burhan. r. Kanıt, delil, 2. tas Rifailerin bedenlerine şiş. uk (بر ها ن حق) 1. Hakk'ın delili, 2. tas Kur'tn veya Hz Peygamber | n halkın, cezbe ise nebi ve velilerin yoludur. 9 1. Put, sanem. 2. tas. a Nefs, nefs-i, emmare. Herkesin putu kendi si ve) nefsidir. Hakikati idrak etmek için Hz. İbrahim'in putu kırması —ş—-—--................... LL. rr.” ”— I Base İki cihan bostan ise gerek bana zindan ola | Ayruk bana ne gam gussa çün indyet dosttan ola Yünus Bostan-ı lütuf İlahi lütuflara verilen makam, sâlikin dikkatini muradında topladığı mertebe. “Lütuf bostanında bulunanlar zahirde amel ve ibadetle, bâtında temaşa ile meşgul olurlar” (sr). | Ağlama, gözyaşı dökme, girye, 2. tas, Zahitler ve süfiler yaptıklaere, girdikleri günahlara, içinde bulundukları bela ve musibetlere, ahde eyişlerine, firkat ve hicran haline, ahiret hesabına ağlar, bir damla göz k çok sorunu çözeceğine bu yüzden ibadetten daha hayırlı olduğuna ina-: gülün, çok ağlayın,” sözü bunu ifade eder, Ağlamakla ünlü zahit ve kha (ç. bekkdun) denir. Zahitler üzüntüden, arifler sevinçten kz. Ağlama, ars. كلو ش) Ly) r. Kulak memesi. 2. tas Sevgilinin kulak vermeden ve nlenmeden anlaşılmayan sözü, ince ifadesi, (dakika-i mahbap) (11s; TK evgilinin kulağa küpe olan sözü. (U (بى veya Burhan. r. Kanıt, delil, 2. tas Rifailerin bedenlerine şiş. uk (بر ها ن حق) 1. Hakk'ın delili, 2. tas Kur'tn veya Hz Peygamber | n halkın, cezbe ise nebi ve velilerin yoludur. 9 1. Put, sanem. 2. tas. a Nefs, nefs-i, emmare. Herkesin putu kendi si ve) nefsidir. Hakikati idrak etmek için Hz. İbrahim'in putu kırması —ş—-—--................... LL. rr.” ”— I Base İki cihan bostan ise gerek bana zindan ola | Ayruk bana ne gam gussa çün indyet dosttan ola Yünus Bostan-ı lütuf İlahi lütuflara verilen makam, sâlikin dikkatini muradında topladığı mertebe. “Lütuf bostanında bulunanlar zahirde amel ve ibadetle, bâtında temaşa ile meşgul olurlar” (sr). | Hakk'ın delili, 2. tas Kur'tn veya Hz Peygamber | n halkın, cezbe ise nebi ve velilerin yoludur. 9 1. Put, sanem. 2. tas. a Nefs, nefs-i, emmare. Herkesin putu kendi si ve) nefsidir. Hakikati idrak etmek için Hz. İbrahim'in putu kırması —ş—-—--................... LL. rr.” ”— I Base İki cihan bostan ise gerek bana zindan ola | Ayruk bana ne gam gussa çün indyet dosttan ola Yünus Bostan-ı lütuf İlahi lütuflara verilen makam, sâlikin dikkatini muradında topladığı mertebe. “Lütuf bostanında bulunanlar zahirde amel ve ibadetle, bâtında temaşa ile meşgul olurlar” (sr). | Put, sanem. 2. tas. a Nefs, nefs-i, emmare. Herkesin putu kendi si ve) nefsidir. Hakikati idrak etmek için Hz. İbrahim'in putu kırması —ş—-—--................... LL. rr.” ”— I Base İki cihan bostan ise gerek bana zindan ola | Ayruk bana ne gam gussa çün indyet dosttan ola Yünus Bostan-ı lütuf İlahi lütuflara verilen makam, sâlikin dikkatini muradında topladığı mertebe. “Lütuf bostanında bulunanlar zahirde amel ve ibadetle, bâtında temaşa ile meşgul olurlar” (sr). |

07
Sözlük

Büt

Put, sanem. tas. a Nefs, nefs-i, emmare. Herkesin putu kendi nefsidir. Hakikati idrak etmek için Hz. İbrahim'in putu kırması Büt vahdet Ye me ———.. N gibi nefs putunu kırmak gerekir. Fütüvvet ehli fetâyı (yiğit), put kıncı (biit-siken) olarak tanımlar Nefs put: Halk tarafından övülme arzusu Zünnardır. b Sevgili, yâr, maşuk, matlup, Hayret ey büt suretin gördükte lal eyler beni Suret-i halim gören suret hayal eyle beni Fuzüli Büt-gede (e (بتكد 1, Mabet, puthane, dua edilen makam, 2. tas. İlahi bilgilere (marifet-i ilahiyye) şiddetle özlem duyan kâmil arifin bâtını, gönlü (TK n:1153) Kangı büttür bilmezem imanımı gâret kılan Sende iman yok ki sen aldım deyem imanımı Secdedir her kanad bir büt görsem âyinim benim Hah kâfir u hah mü'min dut budur dinim benim | Fuzüli |

08
Sözlük

Gevher

Cevher, mücevher ve kıymetli taş. Tasavvuf şiirinde mâna, sır, ilâhî sıfatların tecellisi ve insanın saklı mânevî kabiliyeti için kullanılan bir mecazdır. Denizin içindeki inci gibi, hakikatin de görünüş kabuğu içinde aranması gerektiğini anlatır. Bazı Bektaşî çevrelerinde “gevher” veya “mühür” sözü, Kerbelâ toprağıyla ilişkilendirilen secde taşları için de kullanılmıştır; bu özel kullanım genel tasavvufî anlamdan ayrıdır.

09
Sözlük

Heft-endam

هفت | ند | م) Yedi organ: baş, göğüs, karın, iki el, iki bacak. tas, Arif yedi organıyla Allah'ı zikreder (sr). Üzerine secde edilen bedendeki organ sayısı da yedidir.

10
Sözlük

Iblis

T. Şeytan. Allah'ın huzurundan kovulan ve rahmetinden uzaklaştı- | rılan varlık. Kovulma sebebi Âdem'e secde etmemesiydi. Asi, asiliğinde ısrarlı | ve iddialı yaratık tipi. Adem ise asi, ama suçunu kabul edip özür dileyen yaratık | tipidir. Biri bencilliği ve kibri, diğeri tevazuu ve mahviyeti temsil eder, Nefs. Dıştan gelen vesvesenin kaynağı ve sebebi Iblis, içten gelen vesvesenin kaynağı ve sebebi nefs şeytanıdır (sm). |

11
Sözlük

İnhina

نحناء) (7, Eğilmek, ser-furü, boyun eğmek, tas. Müridin şeyhini veya halifesini veyahut başka bir müridi eğilerek selamlaması (KM 16. bahis). Bu tür selamı secde sayıp, reddedenler “Ne senden bana rüku ne benden sana kıyam, selamün aleyküm, aleyküm selam,” derler. Mevlevilerde başkesmek, niyaz etmek ve niyaz vaziyeti denilen şey bu tarikat mensuplarına özgü özel bir inhinadır. Bkz. Secde. Çerhe kılma ser-furü ikbal için gayret budur Hem gedâ hem padişah-ı âlem ol devlet budur Cevri Etmez tarik-i Hak'ta olan halka ser-furü Eğmez minâre kametini bâd eserse de Ragib Pasa Inkata i ar, نقطاع) 1) 7, Kesilme, kopma. tas. a Masivadan kopma. Halktan kopan Hakk'a erer. b İnziva; halktan ayrılıp tek başına yaşamak. |

12
Sözlük

Mescit

Secde edilen, namaz kılınan yer, musalla, namazgâh, küçük | tas. a İlk zahitler ibadet etmek için çekildikleri köşelere (küşe-i inzivaya) mescit derlerdi. b Daha sonra hankah ve tekkelerde namaz kılmak için ayrılan ye- re de mescit denilmiştir. ¢ Mescit tekke mukabili olarak cami anlamında da kulla- nılır. d Ermislerin gönlü, velilerin kalbi. Bkz. Mey, Meygede.

13
Mekân

Efûgāl köyü

Şeyâzıme · Fas · Asfi'den sürülünce birçok müridiyle Şeyâzıme bölgesindeki Efûgāl köyüne yerleşti. 16 Rebîülevvel 870'te (6 Kasım 1465) sabah namazını kılarken secdede vefat etti ve burada yaptırdığı camiye defnedildi. Köyün konumu kaynakta verilmediğinden koordinat üretilmemiştir.

14
Eser

SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI

Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş

15
Eser

SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI

Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims

16
Eser

Sayfalar 4–13

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist

17
Eser

Sayfalar 2–9

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,

18
Eser

Sayfalar 11–17

Muzaffer Ozak Külliyatı · Aleyküm bis-sünneti ve sünneti hulefâ-ir-râşidiyn. (Sünnetim üzere ve rüşt sahibi halifelerimin sünnetleri üzerine olunuz.) Hadis-i şerifi buna delâlet etmektedir. Resûl-ü zişâna h

19
Eser

Sayfalar 10–15

Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel

20
Eser

Sayfalar 17–24

Muzaffer Ozak Külliyatı · Inned-diyne indallâh-il-islâm Al-i-Imran: 19 Allah katında makbul olan din, Islâmdır. Yüz suhuf, dört kitap, Hazret-i Adem'den beri gelen bütün Enbiyânın talimini ve neş'esini, kul

21
Eser

Sayfalar 21–28

Muzaffer Ozak Külliyatı · Evet, Hz. Musa aleyhisselâm sadrının şerholunmasını, işlerinin kolaylaştırılmasını, lisanındaki tutukluğun giderilmesini, sözünün daha iyi anlaşılmasını, ehlinden ve akrabasından b

22
Eser

Sayfalar 19–24

Muzaffer Ozak Külliyatı · çimleri dar, vakitleri dar, ömürleri acı bir zarar içinde geçer. Onlar, daha burada hamiym suyundan içer. Her ne ka dar zâhiren, yani dış görünüşleri itibariyle rahat ve huzur için

23
Eser

Sayfalar 34–41

Muzaffer Ozak Külliyatı · Birincisi; gökyüzüdür. Güneşi, ayı, yıldızları ve daha güremediğimiz, bilemediğimiz diğer varlıkları ile enginleşen o muhteşem gökyüzünü bir düşününüz. Düşününüz ki, insanoğlu, en

24
Eser

Sayfalar 29–34

Muzaffer Ozak Külliyatı · Dikkat edilirse; evlât, ana ve babasına itaât edecek, hem de Hz. Ismail gibi boynunu verircesine, canını ortaya koyarak, itaât edecek. Fakat şart; Allah yolunda, Allah'ın emirlerin

25
Eser

Sayfalar 44–50

Muzaffer Ozak Külliyatı · O salih ve ârif zat-1 şerifin ruhu kabzolununca, beşyüz rahmet meleği cesedinin yanında kalırlar, yakınları kendisini gasletmeden melekler o velinin cesedini yıkarlar, cennetten ge