ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
42 sonuç · “Samed”
01Mevleviyye
Mevlânâ'nın ilim, sohbet, şiir ve semâ çevresinden doğan; Hüsâmeddin Çelebi, Sultan Veled ve Ulu Ârif Çelebi eliyle Konya merkezli teşkilata dönüşen; matbah, hizmet, Mesnevî, mûsikî ve mukabele geleneğini birleştiren tasavvuf yolu.
Abalı Şeyh Hüsâmeddin-i Sânî
Abalı Şeyh Hüsâmeddin-i Sânî (ö. 1150/1737-38), Bosnalı Mustafa Efendi’nin oğlu; Kasımpaşa Uşşâkî Âsitânesi’nin şeyhi ve türbedarı, Ahmed Hüsâmî Efendi’nin kayınpederidir.
Abdülfettah Çelebi
Abdülfettah Çelebi (ö. 977/1569), Şeyh Nasreddin’in oğlu ve Ebüssuûd Efendi’nin yeğenidir. Amcasından mülâzemet almış; Hacı Hasan ve Pîrî Paşa medreselerinde ders vererek hâric derecesine yükselmiştir.
Abdüssamed el-Câvî el-Pelimbânî
Abdüssamed el-Câvî el-Pelimbânî, Palembang ile Hicaz arasında kurduğu ilim ve irşad bağı; Gazzâlî'nin eserlerini Malayca yeniden işleyen Hidâyetü's-sâlikîn ve Seyrü's-sâlikîn'i; Semmânî evrâdı ve Nasîhatü'l-müslimîn'iyle XVIII. yüzyıl Güneydoğu Asya tasavvufunun başlıca müelliflerindendir.
Acem Hoca Sâdık
Acem Hoca diye tanınan İsfahanlı Sâdık (ö. 1132/1719-20), İstanbul Fethiye'deki Sinan Paşa Medresesi'nde talebelere Farsça öğreten; Türkçe ve Farsça şiir örnekleri Vekāyi‘u’l-Fuzalâ'da korunan şair ve hocadır.
Acem Seyyid Ömer Efendi
Acem Seyyid Ömer Efendi (ö. 4 Rebîülevvel 1138/1725), Mirza Mustafa Efendi'den mülâzemet alan; Hayreddin Paşa Medresesi'nin ilk müderrisliğinden Sahn-ı Semân ve altmışlı medreselere yükselen Osmanlı âlimidir.
Alâeddin Ali el-Manavî
Alâeddin Ali el-Manavî (ö. 974/1566-67), Kemalpaşazâde’den mülâzemet alan; İnegöl, İstanbul, Trabzon ve Manisa medreselerinden Bağdat kadılığına yükselen Osmanlı âlimidir.
Amasyalı Cuma Efendi
Amasyalı Cuma Efendi (ö. Zilhicce 972/Temmuz 1565), Müftü Sa‘dî Efendi çevresinde yetişen; Küçük Ağa ve Yörgüç Paşa medreselerinde ders veren, fetva, ta‘likat ve risaleleriyle tanınan XVI. yüzyıl Osmanlı âlimidir.
Atâzâde Ahmed Efendi
Atâzâde Ahmed Efendi (ö. 13 Rebîülâhir 1136/Ocak 1724), Atâullah Efendi’nin oğlu; 1686’da mülâzemet alıp Kadızâde, Ayasofya, İbrâhim Paşa, Kürkçübaşı, Sahn-ı Semân ve Pîrî Paşa medreselerinde ders veren Osmanlı âlimidir.
Bakkālzâde Bostan Hilmî Efendi
Bakkālzâde Bostan Hilmî Efendi (ö. 1004/1595-96), Bahâeddinzâde Abdullah Efendi’nin muîdi ve mülâzımı olarak yetişen; Üsküdar Rum Mehmed Paşa Medresesi’nde ders veren, şiirlerini bizzat Kınalızâde’ye gönderen Bursalı âlim ve şairdir.
Balıkesirli Kara Mehmed Efendi
Balıkesirli Kara Mehmed Efendi (ö. 1139/1726-27), Müfettişzâde Abdülkerîm Efendi’nin çevresinde yetişen; Bursa’nın çok sayıda vakıf medresesinde ve İnegöl İshak Paşa Medresesi’nde yaklaşık otuz beş yıl ders veren Osmanlı müderrisidir.
Bedreddin Mahmud el-Hâlî (Bengli Mahmud Efendi)
Bedreddin Mahmud el-Hâlî, “Bengli Mahmud” adıyla tanınan Larendeli Osmanlı müderrisidir; Bursa medreselerinde görev yapmış, 973’teki ilmiyye imtihanına katılmış ve Haydar Paşa Medresesi’nin ilk müderrisi olmuştur.
Bitlice Mustafa Efendi
Bitlice Mustafa Efendi (ö. Receb 972/Şubat-Mart 1565), Ahdî Çelebi’nin oğlu ve Şeyhülislâm Çivizâde Muhyiddin Mehmed Efendi’nin yeğeni; Kepenekçi Sinan ve Gebze Çoban Mustafa Paşa medreselerinde görev yapmış Osmanlı müderrisidir.
Samed
“Sıkıntıya düşüldüğü zaman kendisine baş vurulan kimse.” anlamında olan bu söz, “esmâ'ü’lhüsnâ” (Allah’ın güzel isimleri)dan olup Kur’ân-ı Kerîm’de “İhlâs suresi” (112 / 2) nde “Herkesin sığınacağı yegâne varlık” olarak geçmektedir. Bu söz, Allah’ın fiilî isimleri ve sıfatlan gurubunda sayılmıştır ve Allah’ın doksan dokuz ismini veren İbn Mâce ve Tirmizî rivayetlerindeki listede de yer almıştır.
Samediyyet
Arapça, herşeyin kendisine muhtaç olduğu, kendisinin de hiç bir şeye muhtaç olmadığını belirten bir kelime. Bu tâbiri, ilk defa kullananlardan biri olarak, Sühreverdi el-Maktûl gösterilmektedir. Ona göre samediyye, samedden türemiştir. O (yani Allah) yok olmayan Bakîdir. Yine bu kelimenin, doyurulmayan Dâim olduğu, ayrıca ihtiyaç halinde kendisine başvurulan ve bu durumuyla sürekli ihtiyaçların yöneldiği merkez olduğu söylenir. Herşeyin O’na ihtiyâcı var, O’nun hiç birşeye ihtiyâcı yoktur.
Samed (es-Samed)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Hiçbir kimseye, hiçbir şeye ihtiyâcı olmayan, bütün mahlûkâtın (yaratılmışların) kendisine muhtaç olduğu yüce Allah. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: ( Ey Resûlüm! ) De ki: O Allah tektir ( eşi ortağı yoktur ). Allah Samed'dir. (İhlâs sûresi: 1,2)
Abdu’s-Samed
es-Samed, arzu ve ihtiyaçları sebebiyle, herkesin yöneldiği ulular ulusu bir müstağni demektir. Hayırları yardım olarak ulaştırdığı, belâları kaldırdığı için, kendisine ihtiyâç duyulan, samediyyet’in zuhur ettiği kuldur. Onun vasıtası ile, sevabın verilmesi, azabın kaldırılması için, Allah’tan şefaat istenir. O, terbiye edildiği alanda (kendine ait rubûbiyyet tecellisi ile), Allah’ın âleme nazar ettiği mahaldir. Kur’an’da bir yerde geçer.
İğci Mehmed Hüsâmeddin Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Silsilenin başındaki İğci Mehmed Hüsâmeddin'in (ö. 1169/1755) kurduğu tekke; 1925'te hâlâ faaldi. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Pîr Abdurrahman Hilmî Efendi el-Cerrâhî : Pîr Abdurrahman Hilmî Efendi (1100/1688-89–1215/1800 çevresi), Süleyman Veliyyüddin ile Mehmed Hüsâmeddin Merdî irşad hatlarını şahsında birleştiren; türbedarlık ve imamlıktan Cerrâhî Âsitânesi postuna yükselen, on iki halife yetiştirmiş Cerrâhî şeyhidir.
Mevlânâ Türbesi, Konya
Konya · Türkiye · 12 Şâban 683'te (24 Ekim 1284) vefat edip Mevlânâ'nın baş ucuna defnedildiği yer. Vefatından sonra makama Sultan Veled geçmiştir. İlişkili kişi dosyası Hüsâmeddin Çelebi : Hüsâmeddin Çelebi, Mevlânâ’nın en yakın müridi ve halifesi; Mesnevî’nin ortaya çıkmasını teşvik eden, beyitleri yazıya geçiren ve Mevlânâ’dan sonra Konya’daki irşad postunu sürdüren şahsiyettir.
İğci (İplikçi) Mehmed Hüsâmeddin Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Hâcegî Mescidi'nde kurduğu tekke; XVIII. yüzyılın ilk yarısında açılmış, 1925'te hâlâ faal olan beş Cerrâhî tekkesinden biriydi. İbrâhim Fahreddin Efendi de 1905 sonrası burada vekâleten şeyhlik yapmıştır. Konum yaklaşıktır.
Hüsâmeddin Uşşâkî Türbesi
İstanbul · Türkiye · Abdülaziz Efendi'nin babası Hüsâmeddin Uşşâkî'nin türbesi, Uşşâkıyye'nin âsitânesi ve pîr evi olan Kasımpaşa'daki tekkenin bünyesindedir. Bu tekke III. Murad tarafından şeyh için yaptırılmış, Hüsâmeddin Uşşâkî ölümüne kadar burada irşadda bulunmuş, hac dönüşü Konya'da vefat edince cenazesi İstanbul'a getirilerek kendi tekkesine defnedilmiştir. Türbe kaynaklarda Kasımpaşa'nın Dolapdere yakası belirtilerek de anılır.
Hasan Hüsâmeddîn-i Uşşâkī Türbesi
İstanbul · Türkiye · Pir-zâde Mustafa Efendi'nin medfun bulunduğu türbe. Kabri, türbenin sokak cihetinde, Hz. Pîr'in sağ tarafındadır; ayak ucunda Ferah Sultan, Hz. Pîr'in sol tarafında kardeşi Abdülaziz Efendi, mihrap önünde Esmâ Hatun medfundur. Zemin yükseltildiği için kabir taşları döşeme altında kalmış, yalnız Mustafa Efendi'nin taşının önü görünür kalmıştır. Sefîne metni türbenin semtini vermez.
Himmet Efendi Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Bayramiyye'nin Himmetiyye kolunun âsitânesi olan XVII. yüzyıla ait tekkedir; Himmetzâde Tekkesi olarak da anılır. Fatih ilçesinde Şehremini'den Yenibahçe'ye inen yamaçta, Ördek Kasap mahallesi Himmetzâde Dergâhı sokağında yer almaktaydı. IV. Mehmed devri defterdarlarından İbrâhim Efendi'nin mescidinin içinde XVII. yüzyıl ortalarında onun tarafından faaliyete geçirilmiş, vakfiyesi torunu ve tekkenin üçüncü postnişini Himmetzâde Şeyh Abdüssamed Efendi tarafından 1135 (1723) yılında düzenlenmiştir. Vefatından sonra meşihat, 1925'e kadar Himmetzâdeler adıyla tanınan ailenin tasarrufunda kalmıştır. Tekke bütünüyle tarihe karışmış, arsası İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi'nin arazisine katılmış, mimari özellikleri tesbit edilememiştir; yalnız çekirdeğini oluşturan mescid-tevhidhânenin kâgir duvarlı ve kırma çatılı olduğu tahmin edilmektedir.
Hüsâmeddin Uşşâkī Dergâhı, Kasımpaşa
İstanbul · Türkiye · Konya'daki vefatının ardından vasiyeti üzerine getirilip defnedildiği yer; Uşşâkıyye'nin merkezidir. Menkıbede Kasımpaşalı bir esnafın her gün ziyaret ettiği kabir burasıdır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Hasan Hüsâmeddin Uşşâkî : Hasan Hüsâmeddin Uşşâkî (yaklaşık 1475–1001/1592-93), Buhara’dan Anadolu’ya gelerek Emîr Ahmed-i Semerkandî’ye intisap eden; Uşak ve İstanbul Kasımpaşa’daki pîr evi çevresinde Uşşâkiyye’yi kurumsallaştıran Halvetî pîridir.
Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi
Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi; 6 Receb 1115'te (15 Kasım 1703) III. Ahmed tarafından açtırılmıştır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası İğci Mehmed Hüsâmeddin Efendi : İğci Mehmed Hüsâmeddin Efendi (ö. 1755), Nûreddin Cerrâhî'nin yedi halifesinden biri; Fatih Otlukçu Yokuşu'ndaki Hâcegî Mescidi Tekkesi'nin kurucusu ve Cerrâhîliğin günümüze ulaşan ana irşad hatlarından birinin başlangıç halkasıdır.
İğci Mehmed Hüsâmeddin Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Silsilenin başındaki İğci Mehmed Hüsâmeddin'in (ö. 1169/1755) kurduğu tekke; 1925'te hâlâ faaldi. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Mehmed Ârif Dede Efendi : Mehmed Ârif Dede (1752–1823), Anabolu’daki Cerrâhî çevresinde doğup İstanbul’da yetişen; devlet hizmeti, Mora’daki tekke vakıfları ve Cerrâhî Âsitânesi postnişinliğini bir arada yürüten şeyhtir.
Konya
Konya · Türkiye · 622'de (1225) doğduğu şehir; babası buranın ve yöresinin ahî şeyhiydi, kendisi de bütün ahîlerle birlikte Mevlânâ'nın hizmetine girdi. İlişkili kişi dosyası Hüsâmeddin Çelebi : Hüsâmeddin Çelebi, Mevlânâ’nın en yakın müridi ve halifesi; Mesnevî’nin ortaya çıkmasını teşvik eden, beyitleri yazıya geçiren ve Mevlânâ’dan sonra Konya’daki irşad postunu sürdüren şahsiyettir.
Uşak
Uşak · Türkiye · Hocasının emriyle yerleşip şöhret bulduğu şehir; “Uşşâkī” nisbesi ve tarikatın adı buradan gelir. İlişkili kişi dosyası Hasan Hüsâmeddin Uşşâkî : Hasan Hüsâmeddin Uşşâkî (yaklaşık 1475–1001/1592-93), Buhara’dan Anadolu’ya gelerek Emîr Ahmed-i Semerkandî’ye intisap eden; Uşak ve İstanbul Kasımpaşa’daki pîr evi çevresinde Uşşâkiyye’yi kurumsallaştıran Halvetî pîridir.
İğci Mehmed Hüsâmeddin Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Silsilenin başındaki İğci Mehmed Hüsâmeddin'in (ö. 1169/1755) kurduğu tekke; 1925'te hâlâ faaldi. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Yahyâ Gālib Hayâtî Efendi : Yahyâ Gālib Hayâtî Efendi (1833–1897), Abdülaziz Zihnî’nin oğlu; klasik ilimler, hat, Farsça ve mûsiki tahsilini birleştiren, 1854–1897 arasında Cerrâhî Âsitânesi postunda bulunan şeyhtir.
Semmâniyye: Halvetî Ana Silsile, Çoklu İcazet
Muhammed es-Semmân'ın çoklu icazetlerini, öğretisini, eserlerini ve Sudan–Güneydoğu Asya yayılımını sınıflandıran dosya.
TASAVVUFUN MÂHİYETİ
Avârifü’l-Maârif · 5. bölüm · Abdullah İbnu Ömer (r.a), Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Her şeyin bir anahtarı vardır; Cennetin anahtarı da miskinleri ve fakirleri sevmektir. Çünkü sa
Sayfalar 4–13
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 18–25
Muzaffer Ozak Külliyatı · (YA GAFURU ism-i celilini, hummaya ve başağrısına uğrayanlarla, gam ve keder içinde bulunanlar devamlı okurlarsa kurtulurlar.) 3EJE3, Eş Şekûrü Celle Şanühu Kendi rızâsı için yapıl
Sayfalar 49–56
Muzaffer Ozak Külliyatı · Birinci tevhid; ehl-i şeriatin ve avamın, tkinci tevhid; ehl-i ilmin ve havassın, Ücüncü tevhid; ehl-i hakikatin yani havassül - havassın tevhidleridir. MÜRŞİD KIMDEN OLUR? Sâlik-i
Sayfalar 120–125
Muzaffer Ozak Külliyatı · Iyi Ahlâk Derneği; ayrıca «Fukaraya Yardım Cemiyeti» adı altında bir cemiyet kurarak, buraya verilecek olan, hayırperver zatların yardım ve sadakalarını başka maksat veya menfaatle
Sayfalar 134–145
Muzaffer Ozak Külliyatı · VE EZKÂ TAHİYYATİKE FADLEN VE ADEDEN Tahiyyatının sayı ve fazilet bakımlarından en pâk ve arınmışını ALÂ EŞREF-İL HALÂ'İK-İL İNSANİYYETİ İnsan olarak yaratılmışların en şereflisi V
Sayfalar 130–136
Muzaffer Ozak Külliyatı · nice mâ'murlar harap olmuştur, gelen gidiyor ve giden bir daha geri dönmüyor. Sana ve bana da bu sonsuz yolculuk çok yaklaştı, bizleri aldatıp avutan dünyadan ayrılmamız çok yakınd
Sayfalar 147–161
Muzaffer Ozak Külliyatı · el-lâtifü, eş-şekûrü, el-aliyyü, el-kebirü, el-hafizü, el-mukiytü, el-hasiybü, el-celilü, el-cemilü, el-kerimü, er-rakıybü, el-müciybü, el-vâsi'ü, el-hakimü, el-vedûdü, el-mecidü,
Sayfalar 141–148
Muzaffer Ozak Külliyatı · dirler. Günümüzde, müslüman geçinenlerin çoğu, zâhiri taharete dikkat ve riayet etmekte ve fakat bâtını temizliğe hiç mi hiç önem vermemekte ve hattâ bunu umursamamaktadır. Bazılar
Sayfalar 169–175
Muzaffer Ozak Külliyatı · le ya erham-er-râhimiyn.. Ehl-i-beyt-i Mustafa hürmetine, rahmet ve bereketinle bizleri islâh eyle ey ulu Allah! Ey Ehl-i-beyt! Allahu teâlâ, sizden bütün kirlilikleri (Günalları)
Sayfalar 152–158
Muzaffer Ozak Külliyatı · rur ve bunları da Allah yolunda savaşan gazilere verirdi. Dünya zevklerinden hiç hoşlanmaz ve haz almaz, bu fâni âlemde Allah ve Resûlüne lâyık olmaya ve milletini özellikle hristi