ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
24 sonuç · “Haşr”
01Atas
1, Susuzluk, teşne olma. 2. tas, a Umulana düşkün ve onun tesiri altında bulunma. b Şevk ve hasret halinin galebe çalması. c Şiddetli bir arzuyla muradın hararetli bir biçimde aranması,, Tasavvufta içmeye şürb, kanmaya reyy, kendinden geçmeye sekr ve susuz kalmaya ataş denir, İste peykânın gönül hecrinde şevkim teskin et Susüzem bir kez bu sahrada benimçün ara su Umduğum odur ki rüz-i haşr mahrum olmayam Cesme-i vaslın vere ben teşne-i didâre su Fuzüli Atebât-ı aliyye Şii ziyaret yerleri.
Gayb erenler
غيب!> « نلر) Göze görünmeyen veliler, Ricalw’l-gayb, malü'-gayb. Üçler, yediler, kırklar, abdallar gibi bazı veliler vardır ki, gâibtirler; göze görünmezler, kısa zamanda uzun mesafeler katettiklerine inanılır. Bkz. Tayy-i mekân, Tayy-i zaman. Gayb— Şehadet (5 (غيب — شها د Allah'ın insan vasıtasıyla baktığı her âlem şehadet âlemidir. Vasıtasız baktığı âlem ise gayb âlemidir. Ahadiyet mertebesine de gayb âlemi denir. Şehadet âlemine şehadet-i vücudiye, gayb âlemine gayb-ı ademiye adı verilir. İnsan bu âlemden o âleme göçünce bu sefer ona göre o âlem şehâdet, bu âlem gayb âlemi haline gelir. Dünyevi âlemin fani olması ve büyük kıyamet işte bu haldir. “Allah gaybı ve şehadeti bilir”.
Mevt
ت) 91. Ölüm 2, tas. Nefsin hevâ ve hevesinin kökünü kazımak. Nefsin canı bu hevâ ve hevestir. Onu maddi hazlara ve bedensel zevklere yönelten hevâ | ve hevesin yok edilmesi nefsin ölümü anlamına gelir. “Ölmeden evvel ölmek” budur. Nefs süfli âleme çekilince kalp ölür, ulvi âleme çekilince kalp ve ruh ha yat bulur. Nefsi öldürmek için açılan savaşa cihad-ı ekber denir (x1), Ölüm çeşitli türlere ayrılmıştır: Beyaz ölüm, nefsi AÇ VE Susuz bırakmak; kara ölüm, halkın eza | 244 |
Miskin
Zavallı, biçare, hor ve hakir görülen kimse. tas. Kendisine hiçbir varlık tanımayan, mahviyet sahibi derviş. Derviş olan kişilerin miskinliktir sermayesi Miskinlikten özge bize mal u mülk gerekmez Yünus “Allah'ım beni miskin olarak yaşat, miskin olarak öldür ve miskinler zümresinde haşr et”. Bkz. Garip, Fakir, Haksar. Mistik Sırri; veli, sûfî, ermiş, aziz. Mistisizm Sırrilik, tasavvuf.
müsâveme
Bir malm maliyeti ile kâr oranı arasmdaki durum söz konusu olmadan pazarlık yöntemiyle yapılan satış. müsebbihât a. [A Kur’ân-ı Kerîm’de yer alan Allah’ı tespih için kullanıl “sebh” sözünün türevleriy başlayan altı sure (“Hadîd s resi”, (“Haşr suresi” (5 {“Saf suresi”, (“Cum'a s resi”, {“Teg&bün sures, (“A'lâ suresi” ye ve len ortak ad. müsellemün fîh a. [A fik. Ticaret işinde satılan ma verilen ad. bk. selem ve semen müsellemün ileyh a. [A fik. Ticaret işinde satıcıya ve len ad. bk. selem ve semen müsellemât a. [Ar. ] Bili sel bir tertışma ortammda ka görüşü savunan kimsenin do ruluğunu benimsediği karşı rafin ortaya koyduğu veya s vunduğu tezler anlamında k lâm terimi. müselsel a. [Ar. ] Had biliminde, bir hadiste yer al Hz. Peygamber’in bir davranı nı veya sözünü ravîlerin bir rine vererek yaydıkları ve riv yet ettikleri hadis. müselsel hadis a. bk. müselsel müsennâ a. ^î,,,. ) [Ar. ] İslâm h sanatmda, yazıya konu bir s zün çift ve karşılıklı yazılmış çimi. Buna “aynalı yazı” da d nilmiştir. müskir a. [Ar. ] bk. iç Müslümanlık Ar. ] müskirât a. [Ar. ] bk. içki ve
Beyyine
Gerçeği açık biçimde ortaya koyan kesin delil ve belge. Kur’ân’da aklî veya naklî kanıt, mûcize, vahiy ve açık işaret anlamlarında kullanılır. Fıkıhta bir iddiayı ispatlayan delili; kelâm ve tasavvuf metinlerinde ise hakikati kuşku bırakmayacak biçimde gösteren hücceti ifade eder.
Haşîşiyye
Haşîş kullandığı iddia edilen kimseler için tarih kaynaklarında kullanılan ad. Ortaçağda Nizârî İsmâilîler hakkında düşmanca polemiklerde yaygınlaşmıştır. Okuma notu Terim tarafsız bir öz ad değildir. “Assassin” anlatıları ve uyuşturucu kullanımı iddiaları tarihî kaynak eleştirisiyle değerlendirilmelidir.
Mütekebbir
m, Sözlük anlamı, “Görkemli, ulu ve ini yüce.” biçiminde tanımlanan bu vasöz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın mışgüzel isimleri)dan olup “Pek yübn ce, ulu.” ifadesiyle Kur’ân-ı atî Kerîm’de dokuz İlâhî ismin topdilluca verildiği “Haşr suresi” nin 23. ayetinde geçmekte Lk dir. Bu isim, Aüah’ın doksan doen kuz ismini veren İbn Mâce ve rin Tirmizî rivayetlerindeki üstede de yer almıştır (Tirmizî, “Da'avât”, 82; İbn Mâce, “Du’â”, nîn 10) ve Allah’ın zatî-selbî sıfatlan rigrubu içinde zikredümektedir.
Mü’min
Allah’a, peygamberlerine ve bildirilen iman esaslarına inanıp tasdik eden kimse. Kelime güven veren ve güven içinde olan anlamlarını da taşır. el-Mü’min , kullarına güven veren ve onları korkudan emin kılan anlamıyla Allah’ın güzel isimlerindendir. İnsan için kullanıldığında iman yalnız sözlü ikrar değil; kalbî tasdik, sorumluluk ve ahlâkî davranışla birlikte düşünülür.
yevmü’l-fitr
OâJi Ramazan Bayramı günü. yevmü’l-fürkân a. bk. yevmü’l-cem' yevmü’l-hak a. (jJl ^ bk yevm-i kıyâmet yevmü’l-hasret a. Uj-J ^ bk. yevm-i kıyâmet yevmü’l-haşr a. (^iill ^ İs lâm inancına göre, kıyame gününü ifade eden terim. yevmü’l-hisâb a. ÇLJI İslâm inancma göre, insanla rın âhirette sorguya çekile cekleri günü ifade eden te rim. yevmü’l-hulûd a. GjUi ^ bk. yevmü’l-âhir yevmü’l-hurûc a. (y> Jl ^ bk. yevmü’l-âhir yevmü’l-ınkıtâ a. (^LküVl ^ bk. yevmü’l-âhir yevmü’l-kıyâmet a. GLLî ^^ bk. yevmü’l-âhir yevmü’l-mecmû a. bk. yevmü’l-âhir yevmü’l-meşhûd a. bk. yevmü’l-âhir yevmü’l-mev'üd a. GjcjJ ^ bk. yevmü’l-âhir yevmü’l-nahr a. (>dl ^j Kurban Bayrammm birinc günü. yevmü’n-nefîr a. (jâill ^j Hac ibadeti sırasmda hacıla rm Mina’dan Mekke’ye dön dükleri gün. 707 Yezîdiyye
Kuddûs
Sözlük anlamı, “Temiz olmak.” olan bu söz, Allah’a nipet edildiğinde “Tertemiz, kusurdan arınmış, her türlü eksikliklerden arınmış, kutsallıklarla övülen.” anlamında “esmâ'ü’l-hüsnâ” dan olup AUah’m doksan dokuz ismini veren İbn Mâce ve Tirmizî rivayetlerindeki listede bulunmakta ve O’nun zatî isimler gurubunda yer almaktadır. Bu terim, Kur’ân-ı Kerîm’de iki ayette (Haşr suresi, 59 / 23 ve Cum’a suresi, 62 / 1) Allah’a izafe edilmiş; bir ayette (Bakara suresi, 2 / 30) ise meleklerin Allah’ı kutsama sırasında geçmektedir.
nâkûr
G_^L>) [< Ar. nakr] Kıyametin kopmasını ve haşrın başladığını bildirecek olan iki meleğin üfleyeceği “sur” (bk. bu madde) için kullanılan bir başka terim.
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI
Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims
SÛFÎ KELİMESİNİN KÖKÜ
Avârifü’l-Maârif · 6. bölüm · Hz. Enes b. Mâlik (r.a) demiştir ki: “Rasûlullah (s.a.v), bir kölenin bile dâvetine gider, merkebe biner ve yün elbise giyerdi.” 31 Sûfîler, bu hadis-i şerife uyarak hem daha yumuş
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 2–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,
Sayfalar 9–16
Muzaffer Ozak Külliyatı · Okuduğum âyet-i celile, işte o günü yani ölüm gününü, başka bir tâ'birle zâlimin mazlûmun eline geçeceği kıyâmet gününü anlatmaktadır. Bu şiddetli ve dehşetli günün başlangıcı düny
Sayfalar 21–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · (Cennette, gözlerin göremediği, kulakların işitemediğı ve insan kalbinin idrak ve ilata edemediği ni'metler vardır..) Fazl-ı ilâhi ile cennete girecek bazı zevatı, Allahu sübhanehu
Sayfalar 34–41
Muzaffer Ozak Külliyatı · Birincisi; gökyüzüdür. Güneşi, ayı, yıldızları ve daha güremediğimiz, bilemediğimiz diğer varlıkları ile enginleşen o muhteşem gökyüzünü bir düşününüz. Düşününüz ki, insanoğlu, en
Sayfalar 42–50
Muzaffer Ozak Külliyatı · Allah celle celâluhu; bu âyet-i celillerle, kâfirlerin cehennemde görecekleri şiddetli âzabı beyan buyurmakta ve diğer bir âyet-i kerimede de: «innâ a'tednâ lil-kâfiriyne selasile
Sayfalar 37–42
Muzaffer Ozak Külliyatı · birligine şehadet ederler, hakkı tesbih, tekbir ve tahmid eylerler. Sen de, hakkı birle! Hakkın varlıgına ve birligine şehadet et! Bu şehadetin aslâ boşa gitmez, hak da senin şehad
Sayfalar 48–56
Muzaffer Ozak Külliyatı · bütün bu alâmetler ölen o kimse için rahmet-i ilâhiyyenin nüzulüne işarettir. Haberde vârid olmuştur ki, Allahu teâlâ bir mü'minin ruhunu kabzetmek murad buyurduğunda, Melek-ül-mev
Sayfalar 51–57
Muzaffer Ozak Külliyatı · den, senin âleme rahmet olduğundandır. Arş ve kürsi, yerler ve gökler, içlerinde bulunan mahlüklar ve bunların cümlesinin hilkatleri ve nimet bulmaları hep senin hürınetindendir. B