ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
17 sonuç · “Dostluk”
01Dostluk
Maddî veya mânevî bir karşılık beklemeden kurulan sevgi ve bağlılık. Tasavvuf dilinde kulun Hakk’a muhabbetini ve Hakk’ın kuluna yakınlığını anlatır; çıkar ilişkisine değil sadakat, vefa ve teslimiyete dayanır.
Konya
Konya · Türkiye · Hactan sonra Anadolu'ya geçen Irâkī'nin Sadreddin Konevî'nin hizmetine girdiği şehir. Konevî'nin İbnü'l-Arabî'nin Fusûsü'l-hikem ve el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye sini şerhettiği derslerine katıldı; Lemaât 'ı burada kaleme aldı. Mevlânâ Celâleddin ve Mevlevî çevreleriyle yakın dostluklar kurdu, Mevlânâ'nın medresesindeki semâ törenlerinde bulundu.
Kahire
Kahire · Mısır · 1039-1040 (1629-1631) arasında kadılık yaptığı ve sonradan sadrazam olacak Sultanzâde Mehmed Paşa ile dostluk kurduğu şehir. İlişkili kişi dosyası Muîd Ahmed Efendi : Muîd Ahmed Efendi (1648-1725), İstanbul medreselerinden Diyarbakır, Galata ve Edirne kadılıklarına yükselen; Mekke kadılığı yolunda vefat eden Osmanlı âlimidir.
Lâmiî Çelebi'nin Nefehât'a Katkıları
Mukaddime, minhuvât, Anadolu sûfîleri ve müellif tanıklığı üzerinden Lâmiî'nin gerçek payı
Konevî ile Mevlânâ: Temas, Dostluk ve Ayrı Yollar
Aynı şehir, farklı öğretim dilleri Konevî'nin hadis ve metafizik dersleriyle Mevlânâ'nın sohbet, şiir ve semâ çevresi XIII. yüzyıl Konya'sında temas halindeydi. Biri diğerinin “kolu” değildir. Karşılıklı katılım Erken kaynaklar Mevlânâ'nın Konevî'nin derslerine, Konevî'nin semâ meclislerine katıldığını; aralarında öğrenciler ve dostlar üz
RIBAT VE TEKKELERDEKİ SÛFİLERİN ÖZELLİKLERİ
Avârifü’l-Maârif · 15. bölüm · Bil ki; rıbat ve tekkelerin (mânevi bir eğitim müessesesi olarak) te’sisi, hidayet üzerindeki İslâm ümmetinin bir süsü (iftihar tablosudur). Rıbat ve tekkelerde yaşayan sûfilerin,
SEFERDEN DÖNME ÂDABI.
Avârifü’l-Maârif · 18. bölüm · Sûfi, seferden döndüğü zaman, seferin meşakkatlerinden Allah Teâlâ’ya sığındığı gibi, ikâmet hâlindeki âfetlerden de O’na sığınması gerekir. Bu hususta, hadis-i şerifte şöyle bir d
SEMÂ HAKKINDA SÛFİLERİN GÖRÜŞÜ
Avârifü’l-Maârif · 22. bölüm · Allahu Teâlâ buyurmuştur ki "Sözü dinleyip de en güzeline uyan kullarımı müjdele! Onlar Allah’ın hidâyete ulaştırdığı kimselerdir. Ve onlar, gerçek akıl sahipleridir.” (Zümer (39),
Sayfalar 29–34
Muzaffer Ozak Külliyatı · Dikkat edilirse; evlât, ana ve babasına itaât edecek, hem de Hz. Ismail gibi boynunu verircesine, canını ortaya koyarak, itaât edecek. Fakat şart; Allah yolunda, Allah'ın emirlerin
Sayfalar 37–42
Muzaffer Ozak Külliyatı · birligine şehadet ederler, hakkı tesbih, tekbir ve tahmid eylerler. Sen de, hakkı birle! Hakkın varlıgına ve birligine şehadet et! Bu şehadetin aslâ boşa gitmez, hak da senin şehad
Sayfalar 88–95
Muzaffer Ozak Külliyatı · -- Yâ Resûl.. Benim dostlarım da on sınıf kimsedir: Birincisi, zâlim hükümdar ve beylerdir, halkın üzerine âmir olanlardır. Ikinci dostlarım, kibirlilerdir. Üçüncüsü, zâlimlere uşa
Sayfalar 126–134
Muzaffer Ozak Külliyatı · kapıda görününce kadınların hepsi bıçakları ile meyvaların jerine parmaklarını kesmeğe başladılar ve bunun farkına dahi varmadılar. Bunu gören Züleyha, Yusuf Aleyhisselâmı dışarıya
Sayfalar 141–146
Muzaffer Ozak Külliyatı · Nebisidir. Bütün güzel ahlâklarla, sıfat-ı cemile ile muttasıftır. Ve bütün müttakilerin, salihlerin imamıdır. Bütün meleklerin. peygamberlerin, mü'minlerin sevdiği ve âhirette, ce
Sayfalar 210–215
Muzaffer Ozak Külliyatı · RAHMAN VE RAHIM OLAN ALLAHU TALÂ'NIN ISMIYLE Allahu teâlânın yarattığı taneler sayısınca LÂ ILÂHE ILLALLAH derim. Allahu teâlânın hayatı sayısınca LÂ İLÂHE İLLALLAH derim. Allahu t
Sayfalar 216–220
Muzaffer Ozak Külliyatı · mâ'bud-u bil-hak yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, rızık verenlerin en hayırlısıdır. Mâ'bud-u bil-hak yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, fâtihlerin en hayırlısıdır. Mâ'bud-u b
Sayfalar 182–188
Muzaffer Ozak Külliyatı · hem hazretlerinin kim olduğu haber verilince de adamda şafak attı. Zira, bilindiği gibi Ibrahim Edhem hazretleri saltanatı ve tâc-ü tahtı terketmişti ama, ülkenin padişahı oğlu idi
Sayfalar 281–287
Muzaffer Ozak Külliyatı · habım? Ezvâc ve evlâdım neredeler? Hani; Fatıma'm, Rukiyye'm, Zeyneb'im, Ibrahim'im, Kasım'ım, Abdullah'ım? Ummetlerim neredeler, söyle ey Cibril-i emin söyle ümmetlerim nerede? bu