Zînetü’l-Kulûb · kaynak sayfaları 216–220 mâ'bud-u bil-hak yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, rızık verenlerin en hayırlısıdır. Mâ'bud-u bil-hak yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, fâtihlerin en hayırlısıdır. Mâ'bud-u bilhak yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, yargılayıcıların en hayırlısıdır. Mâ'bud-u bil-hak yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, rahmet edenlerin en hayırlısıdır. Mâ'bud-u bil-hak yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, tektir. Va'dinde sadıktır, kullarına yardım eden O'dur. Kendi askerlerini galip eylemiştir. Kâfirlerin topluluklarına bozgunluk ve kırgın vermiştir. Ondan sonra hiç bir şey yoktur, bütün mahlükatın fenâsından sonra bâki kalacak O'dur. Mâ'bud-u bil-hak yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, bütün nimetlerin sahibidir. Fadl da onundur. En güzel senâlara lâyık ve müstehak olan da O'dur. LÂ ILÂHE İLLALLAH kelimesini, Allahu teâlânın mahlûkatı sayısınca, arşının ağırlığı miktarınca, O, razı oluncaya kadar, kelimeleri miktarınca söylerim. Mâ'bud-u bil-hak yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, vahdaniyyet ve ferdaniyyet sahibidir. Kadimdir, ezelidir, ebedidir. O'nun ulühiyyet emrinde karşı gelecek…
ÜYE KÜTÜPHANESİ
Okumaya kaldığınız yerden devam edin.
Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.