ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
33 sonuç · “Câni”
01Dücâniyye
Şehâbeddin Ahmed ed-Dücânî'ye (ö. 1544'ten sonra) nispet edilen kol.
Ticâniyye
Ahmed et-Ticânî’nin XVIII. yüzyılın sonlarında Cezayir Sahrası ile Fas arasında teşekkül ettirdiği; istiğfar, salavat ve kelime-i tevhid merkezli evrâdıyla Kuzey ve Batı Afrika’da genişleyen tasavvuf yolu.
Mazhariyye
Mazhar Cân-ı Cânân’ın Delhi merkezli Müceddidî irşad kolu.
Zenbûriyye-i Sâdıkiyye
Muhammed Sâdık Erzincânî'nin Nakşibendiyye-Müceddidiyye'den aldığı beş letâif terbiyesiyle Kādiriyye-Abdülvehhâb nispetli yedi esmâ tertibini bir arada uygulamasıyla oluşan Osmanlı irşad kolu.
Çelebi Halife Cemâl-i Halvetî
Çelebi Halife diye tanınan Mehmed Cemâl-i Halvetî (ö. 899/1493-94), Pîr Muhammed Erzincânî’nin halifesi; Amasya’dan İstanbul’a uzanan irşad faaliyeti, Koca Mustafa Paşa Âsitânesi ve Sünbül Sinân başta olmak üzere halifeleriyle Halvetiyye’nin Cemâliyye ana koluna adını veren pîrdir.
Çeşmîzâde Tâbiî Hasan Efendi
Canik’ten İstanbul’a gelerek Çeşmîzâde Mehmed Sâlih Efendi’den mülâzemet alan Çeşmîzâde Tâbiî Hasan Efendi (ö. 1695), Ebü’l-Fazl Medresesi’nden Sahn-ı Semân ve Kalenderhâne’ye uzanan bir ilmiye kariyeri yürüttü.
Dıhkî Mustafa Efendi
Dıhkî Mustafa Efendi (ö. 1723), Bâdincânî Mehmed Efendi’den mülâzemet alan ve Bursa çevresindeki medreselerden Sahn derecesine yükselen Osmanlı müderrisidir; 1680’de ölen Sirozlu Rumeli kazaskeri Dahkî Mustafa’dan farklı kişidir.
Ebû Ali el-Fârmedî
Ebû Alî Fazl b. Muhammed el-Fârmedî (401-477/1010-1084), Kuşeyrî’nin öğrencisi, Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr’ın sohbetlerinden etkilenen, seyrüsülûkunu Cürcânî yanında tamamlayan ve sonraki Hâcegân-Nakşibendî silsilesinde iki kolu birleştiren Horasan sûfîsidir.
Erzincânîzâde Seyyid İbrahim Efendi
Erzincânîzâde Seyyid İbrahim Efendi (ö. 1141/1728), Erzincânî Seyyid Ali Efendi’nin oğlu; Îsâ Bey, Fîruz Bey, Fudayliyye, Mimar Sinan ve Gebze Mustafa Paşa medreselerinden Sahn-ı Semân’a yükselen Osmanlı müderrisidir.
Hacı Mahmûd b. Abdülgafûr
Sâdık Erzincânî'nin 1170/1756-57'de yanında tasavvufî eğitimini sürdürdüğü Kādirî şeyhi; kaynaklarda Şemsî Bitlisî adıyla da anılır.
İbrâhim Hamdi Ispartavî
Muhammed Sâdık Erzincânî'nin önde gelen halifesi ve ardından Alaca Minare Tekkesi postnişîni; Zenbûrî ve Şâbânî nispetleriyle anılır.
Karabaş-ı Velî
Karabaş Velî / Alâeddin Ali (1020/1611, Arapkir – 8 Safer 1097 / 4 Ocak 1686, Geylân, Kahire); Şâbâniyye'nin Karabaşiyye kolunun kurucusu . Silsilesinden Ticâniyye'ye kadar uzanan onlarca kol doğmuştur. Limni'ye sürgün edilmiş, hac dönüşü Mısır'da vefat etmiştir.
Koca Nişancı Celâlzâde Mustafa Beg
Koca Nişancı Celâlzâde Mustafa Beg (ö. Rebîülâhir 975/Eylül-Ekim 1567), Kanûnî devrinin divan yazısı ve kanun bilgisini temsil eden; tarih, ahlâk, siyer tercümesi ve şiir alanlarında eser veren devlet adamıdır.
Mazhar Cân-ı Cânân
Mirza Mazhar Cân-ı Cânân (1110/1699 – 1195/1781), Nakşibendiyye-Müceddidiyye'nin dört ana kolunu şahsında birleştiren Delhili mutasavvıf; tarikatın merkezini Sirhind'den Delhi'ye taşımış, Hinduizm hakkındaki alışılmadık değerlendirmeleriyle ve bir suikast sonucu vefatıyla tanınmıştır.
Mehmed Emin Kırkağacî
Kırkağaçlı Mehmed Emin Efendi, Muhammed Sâdık Erzincânî'nin halifesi; Zenbûrî aktarımı Abalı Hâfız Muhammed Haydar Bergamavî'ye ulaştıran şeyhtir.
Mevlânâ Nizâmeddin Hâmûş
Nizâmeddin Hâmûş (ö. 853/1449 civarı), Buhara ve Semerkant çevresinde yetişen, Alâeddin Attâr’ın önde gelen halifesi olan; Sa‘deddin Kâşgarî ve Seyyid Şerîf Cürcânî ile ilişkileri sayesinde Nakşibendî öğretisinin Semerkant ve Herat’a taşınmasında rol oynayan şeyhtir.
Câni
Ruhi. 2. tas, Hiçbir zaman fani olmayan ve ebediyen baki olan sıfat (tıs). Cârüb-u Ia i. fars (جاروبلا) 1. La süpürgesi. 2. tas. a Bu deyim “varlıklar üzerinde Allah'tan başka etkili olan yoktur” (Lâ müessir fil-vücud ilallah) cümlesine işaret eder. b Lâilahe illallah cümlesine işarettir. Hakk'ın bir olduğunu dile getirir. Mâsivâyı yok sayar (sr) Cefr Cavlak/Cevlak لاقى) gr). Tiras olmak. 2. tas, Kalender, kalender dervis (¢. Cevalika). Saçları, sakalları, bıyıkları ve kaşları tiraş edildiği için bu ismi almışlardır. Bkz. Cevlaki. La süpürgesi. 2. tas. a Bu deyim “varlıklar üzerinde Allah'tan başka etkili olan yoktur” (Lâ müessir fil-vücud ilallah) cümlesine işaret eder. b Lâilahe illallah cümlesine işarettir. Hakk'ın bir olduğunu dile getirir. Mâsivâyı yok sayar (sr) Cefr Cavlak/Cevlak لاقى) gr). Tiras olmak. 2. tas, Kalender, kalender dervis (¢. Cevalika). Saçları, sakalları, bıyıkları ve kaşları tiraş edildiği için bu ismi almışlardır. Bkz. Cevlaki.
Ukelâ-yı mecânin
öz ) Akıllı deliler. tas. Meczuplar, behlüller, hakim ama saf derun ermişler. Ulema-ı zahir Zahiri amel ve hükümler hakkında bilgisi olanlar.
Ticâniyye
Ahmed et-Ticânî’ye nispet edilen ve 18. yüzyıl sonlarında Kuzey Afrika’da teşekkül eden tarikat. Mağrip, Sahra altı Afrika ve Batı Afrika’da geniş ölçüde yayılmış; belirli evrâd, salavât ve zikir tertipleriyle tanınmıştır. Tarikatın farklı bölgelerde çok sayıda kol ve temsil biçimi oluşmuştur.
Dücâniyye
Ahmed ed-Dücinî (ö. X/XI. yüzyılın ikinci yarısı) tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu.
Fez (Ticâniyye)
Fes · Fas · Silsilesinden Bekriyye yoluyla doğan Ticâniyye'nin merkezi; Şâbâniyye'nin Kuzey Afrika'ya ulaştığı en uzak noktadır. İlişkili kişi dosyası Karabaş-ı Velî : Karabaş-ı Velî (1611–1686), Şâbâniyye içinde Karabaşiyye nispetinin pîri; seyrüsülûk, âdâb, halvet ve vahdet-i vücûd üzerine çok sayıda risalenin müellifidir.
Aynimâzî — Seyyid Ahmed et-Ticânî’nin doğum yeri
Aynimâzî · Cezayir · Doğum ve ilk tahsil çevresi Seyyid Ahmed et-Ticânî 1150/1737’de Aynimâzî’de doğdu. Kur’an, Mâlikî fıkhı, hadis ve Arap dili alanlarındaki ilk tahsilini aile ve bölge âlimleri çevresinde burada aldı. Sonraki merkez Pîrin oğulları ve nesli etrafında oluşan zâviye, Fas ve Temmâsîn merkezleriyle birlikte Ticâniyye’nin erken tarihindeki başlıca odaklardan biri oldu.
Seyyid Ahmed et-Ticânî Zâviyesi ve Türbesi
Fas · Fas · Fas’taki ana zâviye Seyyid Ahmed et-Ticânî’nin 1213/1798 sonrasında yerleştiği Fas’taki zâviye ders, zikir, misafirlik ve irşad merkezi olarak teşekkül etti. Türbe 1230/1815’te vefat eden pîr zâviyeye defnedildi. Yapı bugün Ticânî dünyasının başlıca ziyaret merkezlerinden biridir.
Medyeniyye'nin On Kolu: Teşkilat, Silsile ve Tesir
Adlandırılan kollar Abbâsiyye, Amûdiyye, Ayderûsiyye, Dücâniyye, Haccâciyye, Mehdâviyye, Meşîşiyye, Meymûniyye/Havâtıriyye, Sebtiyye ve Tâziyye klasik ve modern tasniflerde Medyenî nispetle kaydedilir. Aynı tür bağ değiller Bazısı doğrudan halife teşkilatı, bazısı sonraki silsile, teberrük veya çoklu icazet bağıdır. Ay
İstanbul'da Ticâniyye ve Desûkiyye
Ticâniyye ve Desûkiyye'nin İstanbul'daki sınırlı fakat siyasî ve coğrafî bakımdan dikkat çekici son dönem temsilini açıklar.
Sayfalar 166–172
Muzaffer Ozak Külliyatı · Innallâh'ester& min-el-mü miniyne enfüsehüm ve emv&lehum bi-enne le hüm-ül-cenneh yukatilûne fi sebilillahi fe-yaktülüne ve yuktelûne vâ'den aleyhi hakkan fit-Tevrati vel-inciyli v
Sayfalar 216–220
Muzaffer Ozak Külliyatı · mâ'bud-u bil-hak yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, rızık verenlerin en hayırlısıdır. Mâ'bud-u bil-hak yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, fâtihlerin en hayırlısıdır. Mâ'bud-u b
Sayfalar 221–230
Muzaffer Ozak Külliyatı · dır. Allahu teâlâyı noksan sıfatlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ederim. Ne acep kerim oldu Allahu azim-üş-şân.. Ne acep azım oldu Allahu azım-uş-şan, ne acep halım oldu
Sayfalar 335–342
Muzaffer Ozak Külliyatı · — Ey sâ 'il-i Hak.. Eğer, bizlerin kim olduğumuzu öğrenmek istiyorsan, söyleyelim.. Bizler, efdal-ül-Enbiyâ, Resûl-ü Kibriyâ, Sâdık-ül-Vâ'dül-emin Muhammed Mustafa sallallahü aleyh
Sayfalar 386–393
Muzaffer Ozak Külliyatı · minlere ise, dünya ve âhirette rahmet olduğu, tabii ve âşikârdır. Söze başlarken de açıklamaya çalıştığımız gibi, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz risâlet ve nüb
Sayfalar 379–384
Muzaffer Ozak Külliyatı · Param olduğu için elimi sallasam ellisi bana talip olur. Dilediğim gibi yakışıklı bir adamla evlenir, hayatın tadını çıkarırım, diyordu. Diger tarafta kocası da kalbinden şunları g
Sayfalar 579–586
Muzaffer Ozak Külliyatı · 8) Secde-i havf (Korku secdesidir ki, esrar-ı ilâhiyyeden bir şeyi müşahede edip, onun dehşeti ile Allahu tealâ'ya secde etmektir.) Secde-i münâcat; melâike-i kirâmın, Enbiyâ-i izâ
Sayfalar 648–655
Muzaffer Ozak Külliyatı · Hikâye: Bayezld-l Bestami hazretleri peşine takılan cocuklara nasıl mukabele etmişti Hikâye: Harun Reşid'e Fransa kralının hediye ettiği gül fidanı kıssası Hikâye: Emevi hükümdarla