Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

18 sonuç · “Şarap

01
Şahsiyet

İbnü’l-Fârız

İbnü'l-Fârız (576/1181 – 632/1235), “sultânü'l-âşıkīn” diye anılan Mısırlı mutasavvıf şair; Mukattam dağında ve Mekke çöllerinde çile çıkarmış, ilâhî aşkı şarap ve sevgili diliyle anlatan Tâiyye ile Hamriyye kasideleri asırlarca hem şerhedilmiş hem tekfir edilmiştir.

02
Şahsiyet

Mehmed Çelebi (Emir Şah'ın Biraderi)

Mehmed Çelebi (ö. 977/1569), Hamid yöresinden yetişmiş; Manastır, Edirne ve İstanbul medreselerinde ders vermiş, Arap dili ve güçlü muhakemesiyle anılmış Osmanlı âlimidir.

03
Şahsiyet

Suûdîzâde Abdülkādir Kadrî

Suûdîzâde Abdülkādir Kadrî (yaklaşık 1572-1596), medrese öğretimi yanında bazı Kur’an sûrelerine hâşiye yazmış, Arapça, Farsça ve Türkçe şiirleriyle tanınmış Osmanlı âlimidir.

04
Sözlük

Şarap

Meşrubat, içki, mey, bade. tas. Coşkun aşk halleri ki, sahibini kınanmayı gerektirecek hal ve hareketlerin içine sokar, Bu da sülûkün sonuna gelen kemal ehline mahsustur (us). Tasavvufta şarap aşkı, mahabbeti, şevki ve vecdi temsil eder. Şarap gibi aşk da insanı kendinden geçirir, aklını, mantığını ve şuurunu kullanmasına engel olur. Âşıkla ayyaşın dış görünüşleri birçok yönden birbirine benzer. Dilâ kayfiyet-i aşkı yürü meyhor olandan sor Icip vahdet şarıbını ebed mahmur olandan sor Zati Süleyman Efendi Bazen bir velinin elindeki kadehte bulunan şarap bir keramet olarak bal haline gelir, buna kalb-ı a'yân denir. | Bir bakışta bâdeyi bal eyledi Bâli Baba

05
Sözlük

Şaraphane

Melekat âlemi, kâmil arifin bâtını. Şatah — Sathiye i ar شطحيه) — eles) 1, Hareket, kıpırdama, köpürme. tas. a Üzerinde benlik ve dava kokusu bulunan söz (cr). “Ene'l-Hak”, “Sübhâni mâ a'zame sani,” “Bir denize daldım ki, nebiler sahilinde durdu” gibi. b Bir sözdür ki, dil onu söylemekten kaçınır, kulak onu dinlemekten hoşnutsuz olur. c Zahiri itibariyle şeri hükümlere aykırı düşen söz. d Ne kasdedildiği kolay kolay anlaşılmayan kapalı veya sembolik ifade. Çıktım erik dalına anda yedim üzümü Bostan 1ssı kakıyıp der: Ne yersin kozumu Yünus Şeb-i bâr e İlahi feyz ve kuvvetli tecellilerle kendilerinden 8ecen, coşan ve taşan velilerin, Sayr-i ihtiyari Söyledikleri sözler ki, Goğu şeriata aykırı gibi görünür. Bu yüzden veliler kendilerine geldikleri zaman 0 sözleri Söylediklerine pişman olarak tevbe ederler (Bg 56-58; SL 422, 453; Gİ 1:74; TK 1:880; İFM 11:509). İyi ve samimi bir dini hayat yaşayanların ağzından çıkan şathiyeler kabul edilmeyebilir fakat onu Söyleyenlere Saygı göstermek ve kendilerini anlamaya çalışmak gerekir, İyi ye samimi bir dini hayatı olanların veya Şuurları yerindeyken sahy halinde sathiye Söyleyenlerin veya söylenmiş şathiyeleri delil olarak kullananların davranışları anlamsızdır. Bu tür sözlere tammat, türrehât (Saçma söz, ipe sapa gelmeyen laf) denir. Bunların bir kısmı küfür, Tanrı'yla alay etme mahiyetindedir. Erliği ile anılır filan oğlu Jilân deyu Anan yoktur, baban yoktur, sen benzersin P... Tanrı Kaygusuz Abdal

06
Makale

Divan Şiirinde Tasavvuf: Kavram, Mecaz ve Eşya

Şiir kaynak olarak nasıl okunur? Divan şiirindeki tasavvuf dili doğrudan tekke yönetmeliği değildir. Şair, teknik kavramı estetik mecaza dönüştürebilir; aynı mazmun dinî, beşerî ve tasavvufî anlamları birlikte taşıyabilir. Tevhid ve aşk Vahdet-kesret, benlik, mâsivâ, tecellî ve ayna mecazları varlık anlayışını; âşık, sevgili, rakip, şarap ve meyhane dili aşk

07
Eser

Sayfalar 18–24

Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,

08
Eser

Sayfalar 29–35

Muzaffer Ozak Külliyatı · rulan cennet ve cemale ererler ve bu yüce mükâfata bir ân önce kavuşabilmek için de tabutlarının içinde cemaatlerine (KADDIMUNI... KADDIMÜNI...) diye seslenirler. Kâfirler, münafık

09
Eser

Sayfalar 49–56

Muzaffer Ozak Külliyatı · Birinci tevhid; ehl-i şeriatin ve avamın, tkinci tevhid; ehl-i ilmin ve havassın, Ücüncü tevhid; ehl-i hakikatin yani havassül - havassın tevhidleridir. MÜRŞİD KIMDEN OLUR? Sâlik-i

10
Eser

Sayfalar 65–72

Muzaffer Ozak Külliyatı · — Biz, yeryüzünün Allahıyız, demişler ve hallak-ı âlem olan Allahu zül-celâli inkâr etmemişlerdir. Belki: (0, GÖK- LERIN ALLAHI..) demişlerdir. Firavunun bile, gündüz yaptıklarına

11
Eser

Sayfalar 85–92

Muzaffer Ozak Külliyatı · inkâr ederse, kâfir olur. Zira, farzlar kesin delillerle sabit olmuştur. Vâcipler ise zanni delillerle sübut bulmuştur. Bundan dolayı vâcibi inkâr eden kâfir olmaz, fakat işlemeyen

12
Eser

Sayfalar 94–100

Muzaffer Ozak Külliyatı · cak mahkûma veya kesilecek kurbana ikrâm çoğalır, ama ansızın bıçak boğazına, ip de boynuna geçiverir. Bunların durumları bu misale benzer. Dikkatle oku tekrar tekrar oku. Allah si

13
Eser

Sayfalar 133–140

Muzaffer Ozak Külliyatı · yatıyor ve biraz sonra da onu bu son yolculuğuna hazırlayacaksınız, amel sandığı olan mezarında amelleriyle başbaşa kalacak... Onun haline bakın da ibret alın, bu dünya âleminde bo

14
Eser

Sayfalar 116–121

Muzaffer Ozak Külliyatı · — Haydi, şimdi bana işledigin günahı söyle! buyurdu. O genç, gözyaşlarıyla konuşmağa başladı: — Yâ Resülallah! Ben, alçak ve igrenç bir insanım. Benim işlediğim günahı, hayvanlar b

15
Eser

Sayfalar 157–163

Muzaffer Ozak Külliyatı · Bismillâhirrahmanirrabiym. Sallû alâ Soyyidinâ Muhammed, Sallû alâ Mürşidinâ Muhammed, Sallû af şemsiddüha Muhammed, Sallû alâ Bedriddüca Muhammed. Sallû alâ Nuril-Hüda Muhammed. E

16
Eser

Sayfalar 206–213

Muzaffer Ozak Külliyatı · Diğer bir âyet-i kerimede de, cennet ve cennet ni'metleri şöyle tarif ve tavsif buyurulmaktadır: Mesel-ül-cennet-illetiy v'idel-müttekun tecriy min tahtihel enhârü külühâ dâ'imün t

17
Eser

Sayfalar 191–196

Muzaffer Ozak Külliyatı · Alim olur isen, ilmini ihlâs ile işle! İlmin ile âmil ol, ihlâs ile yap. Büyük mükâfata erersin. Mukaddesatın için gözünü budaktan sakınma! Allahın, Peygamberin Muhammed, Kur'an, d

18
Eser

Sayfalar 237–244

Muzaffer Ozak Külliyatı · cüsü madenlerden, toplanan vergilerdir. (Padişahın bu sözünden anlaşılıyor ki, o devirde madenlerimiz işletilmekte imiş.) Yoksa. milletim Karun kadar zengin olsa, ellerinden zulüm